11.01.2017 13:51

Bakan Bozdağ'dan 'Adil Öksüz' açıklaması...

ADALET Bakanı Bekir Bozdağ, Adil Öksüz'ün birileri tarafından saklandığını söyledi.
Bozdağ, "Şu ana kadar öldüğüne yada öldürüldüğüne dair bir bilgi yok. Başkaları tarafından saklanıldığını düşünüyorum. Bu kadar bilinen birisinin ve herkesin de üzerinde hassasiyet gösterdiği birisinin kaçtığı zaman bir yerde mutlaka radara düşmesi görülmesi gerekirdi" dedi.

Adalet Bakanı Bozdağ, A Haber canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Bozdağ, "Kılıçdaroğlu çok laf söylüyor. Ama hep desteksiz söylüyor. Bunlarla kamuoyunu ve halkımızı yanlış bilgilendiriyor. ‘15 Temmuz kontrollü darbe’ lafı Fetullahçı Terör örgütünün propagandasıdır. Bu propagandanın Türkiye’deki dillendiricisi maalesef Sayın Kılıçdaroğlu olmuştur. O yapıyor bunu, o zaman milletin gözü önünde gerçekleşen bu kanlı hain darbe teşebbüsünü böyle takdim eden birisini ben anlamakta zorlanıyorum. Bu argümanı kim kullandı? Darbe teşebbüsünün başarısız olduğun anladığı an Fetullahçı Terör Örgütünün kurucu yöneticisi ve bu darbenin planlayıcısı ve uygulayıcısı talimatını veren Fetullah Gülen kullandı. Ondan sonra onun etrafında olanlar bunu yaymaya çalıştılar ve ona destek veren dışarıdaki güçler bunu yaymaya çalıştılar. İçeride de bunun taşeronluğun maalesef CHP yapıyor" diye konuştu.

"ÖKSÜZ’Ü BİRİLERİNİN SAKLADIĞI KANAATİNDEYİM"

Bakan Bozdağ, FETÖ soruşturmasında aranan Adil Öksüz ile ilgili açıklamalarda bulunarak, şöyle konuştu:

"Adil Öksüz aranıyor, yani Türkiye içinde her yerde didik didik aranıyor. Hem istihbarat örgütleri, hem kolluk güçleri hem de aziz milletimiz tarafından. Çünkü bu darbe teşebbüsünün içerisinde en önemli rol oynayanlardan bir tanesi bu. Görüntüleri de çıktı. Vatandaşımız onu herhangi bir yerde gördüğünde ben eminim ki görevli kolluk güçlerine hemen ihbar edeceklerdir. Şu ana kadar öldüğüne yada öldürüldüğüne dair bir bilgi yok. Başkaları tarafından saklanıldığını düşünüyorum. Bu kadar bilinen birisinin ve herkesin de üzerinde hassasiyet gösterdiği birisinin kaçtığı zaman bir yerde mutlaka radara düşmesi görülmesi gerekirdi. Şu ana kadar herhangi bir yerde radara düşmedi, görülmedi. Benim daha önce de ifade ettiğim görüşüm bu. Kendisinin kaçıp saklanmasından ziyade birilerinin sakladığı, kaçırmak için uygun bir zaman veya yol yöntem arayışı içinde olduğu kanaati bende var. Ama eninde sonunda yakalanacak ve yargıya hesap verecektir. Bundan kaçışı olmayacaktır"

YURT DIŞINA KAÇAN FETÖ ÜYELERİNİN YARGILANMASI

Bakan Bozdağ, yurt dışına kaçan FETÖ üyelerinin sayısı ile son KHK'da yayınlanan bir maddede, yurt dışına kaçan FETÖ üyelerinin vatandaşlıktan çıkarılması durumunda iadeleri ve Türkiye'de yargılanmalarıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Burada rakam veremeyiz. Çünkü şu anda yurtdışında kaç kişi var onu tam net olarak bilebilme imkanı yok. Soruşturma dosyalarında kırmızı bülten çıkarılması istenenler var veya iade talep edilenler var. Oradan biz bir veri elde edebiliyoruz ama total veriyi elde etme imkanı yok. Çünkü soruşturması başlayıp henüz bu kararlar alınmayanlar var. Henüz daha başlamamış olanlar var. Çünkü bilinmiyor o kişiler. Ona dairde süreç işleyecek. Zaman alacaktır. Rakam verme imkanı şu aşamada yoktur. İade konusuna gelince tabi baktığınızda 'siz vatandaşlıktan çıkardınız. Bunu niye iade edelim diyebilirler.' Bunu değerlendirebilirler ama bu arada şunu vatandaşlarımızın da çok iyi bilmesi lazım. Vatandaşlıktan çıkarılmış olması suçlarını ortadan kaldırmıyor. Türkiye'nin yargılama yetkisi ortadan kalkmıyor. Cezalandırma yetkisi ortadan kalkmıyor. Ceza alması halinde cezasını infaz yetkisi ortadan kalkmıyor. Başka ülkelerin Türkiye'ye bunların iade etme, hükümlü ise nakletme ve diğer adli yardımlaşma müesseselerindeki yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğu da ortadan kalmıyor. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Nerde olursa olsun. İster vatandaşlıktan çıksın ister çıkmasın Türkiye aleyhine suç işleyen birini yargılama yetkisi bağımsız Türk mahkemelerine aittir"


"TEKLİF 340-350 OY ARALIĞINDA KABUL GÖRECEK, DİYE İNANIYORUM"


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, anayasa değişikliği ve gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bozdağ, anayasa teklifinin Meclis’ten 340 ila 350 oy arasında kabul göreceğine inandığını belirterek, "Çok önemli bir anayasa reformu tartışılıyor, bu reformun hem içeriği hem de oylaması kamuoyu tarafından da çok dikkatle takip ediliyor. Teklifin altında 316 imza var. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’nin teklife verdiği destek var. Nitekim dün 1. Madde 347 çıktı 2. Madde 343 ama 4 milletvekili de o arada son oylamada bulunamadı. Onlar gelse ne olurdu? Belki 347 olacaktı belki farklı olacaktı. Bu iki maddenin görüşülmesi gösteriyor ki teklif 340-350 arası bir oy aralığında TBMM’de kabul görecek diye inanıyorum" diye konuştu.


"TBMM’DE OYLAMA GİZLİ YAPILIYOR"


Meclis’teki anayasa değişiklik teklifine ilişkin oylamaların gizliliğiyle ilgili yapılan eleştirilere de yanıt veren Bakan Bozdağ, "Esasında anayasadaki hüküm oylamanın gizli yapılmasıdır. Peki TBMM’deki oylama nasıl? O da oylamanın gizli yapılmasıdır. Şu anda 3 defa oylama yapıldı. Oylamanın 3’ünde de gizli oylama yapıldı. Milletvekilleri oylarını gizli kullandı. Bazıları kabine giriyor, bazıları kabinin dışında oy kullanıyor. ‘Gizli oylama’ demek, kabine girip perdeyi kapatıp, oy kullanmak anlamına gelmiyor. Oyunu gizli vermek. Adam oyunu dışarıda da kullanırken, çünkü sizin elinizdeki pulu kimse göremiyor zarf da öyle. Öyle tuttuğunuzda kullanabilirsiniz. Önemli olan onun gizli kullanılmasıdır. Kabinde kullanılması değildir" dedi.


"KABİNDE OY KULLANMAK ŞART DEĞİL"


Adalet Bakanı Bozdağ, şöyle devam etti: "CHP sanki gizli oy kullanma kabinde oy kullanma zorunluluğuymuş gibi bir taktik yapıyor ve bütün bu tartışmalar içinde ‘oylama gizliliği ihlal edilerek yapılıyor’ argümanını ispat etmeye dönük bir çalışma yapıyor. Kanunsuz bir şekilde, iç tüzüğe aykırı bir şekilde kamera konularak, görüntü alınarak bu yapılmaya çalışıyor. Benim gördüğüm 3 oylama oldu şu ana kadar, bu oylamaların 3’ü de gizlilik kuralına riayet edilmek suretiyle yapılan oylamalardır. Eğer anayasa koyucu bunun şekil şartının da gizlilik konusunu şekil şartı bakımından Anayasa Mahkemesi’nin denetlediği unsurlar arasına koymuş olsaydı bu madde de bir değişiklik yapılması gerekirdi. Ama oysaki 1987’de Anayasa değişikliği yapan irade 148. Maddede herhangi bir değişikliğe gitmemiştir. Burada bilinçli bir boşluk bırakmıştır. Neden? Çünkü bunu şekil şartı olarak denetim kapsamına alıp müeyyidelendirmemiştir"


"TUTUKLU BULUNAN KİMSENİN OY KULLANMA İMKANI YOKTUR"


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu milletvekillerinin oy kullanmasıyla ilgili talebini de değerlendiren Adalet Bakanı Bozdağ, "Anayasa, iç tüzük çok açık, oy kullanması için kişinin genel kurulda olması lazım. Vekaleten oy kullanmak ancak bakan veya Başbakan için söz konusudur. Onun dışındaki milletvekillerine vekaleten oy kullanma yetkisi verilmemiştir. Tutuklu bulunan birisinin hürriyeti kısıtlandığı için parlamentoya gelebilmesi ve bu oyunu kullanabilme imkanı yoktur. Kanunlarımız çok açık çok net. O nedenle bu siyasi bir değerlendirmedir. HDP’lilerin bu konu üzerinden bir siyasi duruş ortaya koymalarıdır. Bu tutumları anayasa ve kanunlara uygun değildir" diye konuştu.


BAYKAL’IN ELEŞTİRİLERİNE YANIT


CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı eleştiriler ve 'Partili bir devlet kurulması' yönündeki sözleri sorulan Bozdağ, şunları söyledi: "Abartılı bir çarpıtma. Çünkü CHP’nin bu görüşmeler sırasında ortaya koyduğu fikirler gerçekten teklifle örtüşmeyen şeyler. Kendi abartılarını teklif gibi takdim ediyorlar ve çarpıtarak Türkiye kamuoyuna takdim ediyorlar. Burada bir parti devleti kesinlikle kurulması veya partili bir devlet kurulması söz konusu değildir. Bu nereden tartışmaya getiriliyor. Özellikle ‘Cumhurbaşkanı partisiyle ilişiği kesilir’ ibaresinin yeni yasada olmayışından kaynaklanıyor. Onların abartılı yorumu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletvekili, partili ,üye , Genel Başkan, aynı zamanda Cumhurbaşkanı, İnönü hakeza öyle. Şimdi belediye başkanı için, belediye meclisi, İl Genel Meclisi üyeleri için milletvekili, bakanlar ve Meclis Başkanı için partili olmak görevlerini tarafsız yapmalarına engel değil. Ama söz konusu Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olursa o zaman partili olması Türkiye'de tarafsız görev yapmasına engeldir demek adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Bugün ABD'de Başkan partili Amerika da kıyamet mi kopuyor?"


ESAD ÇARPITMASI


Muhalefetten gelen 'Bu kadar yetki Esad’da yok' yönündeki eleştirilere de yanıt veren Bekir Bozdağ, şöyle konuştu:


"‘Bu kadar yetki Esad'da yok’ ifadesini kullanıyorlar, onu ajite etmek için kullanıyorlar. ‘Türkiye bir Cumhuriyettir’ diyor, Esad'ın Anayasasında da bu var. İşte bakıyorsunuz başka ülkelerin anayasalarında da var cumhuriyet ibaresi yani şimdi o ülkelerin anayasasında cumhuriyet var diye o ülkeler kötü yönetim örnekleri ortaya koyuyor diye biz anayasamızda ülke devletin yönetim şekline cumhuriyet demeyecek miyiz? Burada mesele ifadelerin olması değil onun içeriğidir. Bizim cumhuriyetimiz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan bir cumhuriyettir. Onun için İran’daki cumhuriyet ile de Irak’daki ile de veya Suriye’deki ile de veya başka bir ülkelerdeki ile de karıştırılamaz kıyaslanamaz. Esad'ın anayasasıyla bu anayasanın ilişkisini kurmak onu birbirinden kopya gibi takdim etmek gerçekten bu teklife büyük bir bühtandır"


"OHAL'DE ANAYASA GÖRÜŞÜLEBİLİR"


'OHAL’de anayasa görüşmesi yapılamaz' yorumlarını değerlendiren Bakan Bozdağ, "Bu akıl almaz bir değerlendirme. Ne demek OHAL’de anayasa görüşmesi yapılamaz o zaman OHAL’de biz Meclisi kapayacak mıyız? Anayasa görüşülemez de Mecliste diğer patent kanunları görüşülebilecek mi o zaman?" dedi.


Adalet Bakanı Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’yi OHAL sürecine getiren terör örgütünün devletten ayıklanması ve bu konuda alınacak tedbirlerin hızlı, etkin ve kararlı bir şekilde yerine getirilmesi için yapılıyor esasında hükümete yapıldı. Burada bir şeyi daha söyleceğim bizim 1921 anayasamız yapıldı. Ne zaman yapıldı? Savaş yıllarında yapıldı. Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Hiç kimse çıkıpta o zamanki meclise, meclisin içinden veya dışından birisi ‘Ne yapıyorsunuz memleketin dört bir yanı düşman tarafından işgal edilmiş, askerlerimiz cephede savaş veriyor siz Ankara’da anayasa tartışması yapıyorsunuz. Şöyle mi olsun böyle mi olsun diye uğraşıyorsunuz. Bırakın bakayım şunu bir kenara önce düşmanı yurttan atalım. Önce Kurtuluş Savaşı’nı başaralım sonra anayasa yapalım’ demedi"
Ümit KOZAN / ANKARA (DHA)