18.05.2017 17:27

Erdoğan'dan önemli mesajlar

*Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; "Biz kapı kulu değiliz. Bizim bir onurumuz, haysiyetimiz var hala bunlara yalvarıp yakarıp ne olur bizi içeri alın mı diyeceğiz?" "ABD'YE Rakka konusunda terör örgütleriyle beraber olduğunuz operasyonda olmayız hayırlı olsun dedik" "Bu terör örgütleri bizim ülkemize yönelik herhangi bir tehdit oluşturursa angajman kurallarından haklarımızı kullanırız dedik. Kimseyle konuşmayız danışmayız, ona göre adım atarız şimdiden peşinen söylüyoruz" "OHAL konusundaki endişelerinizi anlamakta biraz zorlanıyorum. Huzura kavuşmadan OHAL'i kaldıramayız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB sürecine ilişkin, 54 yıldır bu ülkeyi affedersiniz kapısında sürüm sürüm süründüren bir AB var. Bizden sonra kimler geldi geçti. Hepsini aldılar. Peki Türkiye'nin günahı ne de almıyorsunuz? Bizden çok çok sonra müracaat edenleri içeri alırken bunların özelliği ne? Bunlar Türkiye'den çok mu güçlü? Her türlü görüşmemizi yapıyoruz. Bu görüşmeler karşısında AB yetkilileri bizlere adil, olumlu yaklaşımlarını sürdürürlerse bu yola devam ederiz. Sürdürmedikleri takdirde tabi ki başımızın çaresine bakacağız. Biz kapı kulu değiliz. Bizim bir onurumuz, haysiyetimiz var hala bunlara yalvarıp yakarıp ne olur bizi içeri alın mı diyeceğiz?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan: "Türk ekonomisinde başlı başına bir marka olan TÜSİAD'a ve tüm üyelerine çalışmalarında başarılar diliyorum. Rekabetçi piyasa ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma ve katılımcı demokrasi konusunda verdiğiniz mücadeleyi desteklediğimi özelikle belirtmek istiyorum. Türkiye 3 kat büyümüşse buradaki iş adamlarımızın pek çoğunun da 5-10 kat büyümüştür. Özel sektörün lokomotifliğini çok önemsiyoruz. 2023 hedeflerimize sizlerin ve diğer tüm girişimcilerin çabaları, emekleri ile ulaşacağız. Devleti düzenleyici ve denetleyici rolünün sınırları içerisinde tutarak özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörümüzün de her şeyini borçlu olduğu devletine ve milletimize katkı sağlamak için şartlarını zorlamaktan çekinmeyeceğini ümit ediyorum. 2008 küresel ekonomik krizi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyayı kasıp kavururken Türkiye ile ilgili 'Bu kriz ülkemizi teğet geçecek' demiştim. O dönemde birileri kendilerince dalga geçmişlerdi. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin farkında olarak bu sözü söylemiştim. Dediğim gibi de oldu" diye konuştu.

"SON BİRKAÇ YILIN HEPİMİZ İÇİN ÇOK ZORLU GEÇTİĞİNİ BİLİYORUM"

Erdoğan, "Son birkaç yılın hepimiz için çok zorlu geçtiğini biliyorum. Çünkü içinde yaşıyorum. 2008 ekonomik krizine direnen Türkiye, 2013 yılından itibaren başlayan bir dizi saldırı karşısında çok ciddi bir mücadele yürütmek zorunda kalmıştır. Türkiye 35 yıldır bir terör mücadelesi ile içeride daha sonra da ilave dışarıda yine Suriye'deki iç savaşın bize yansıması ile ayrı bir terör mücadelesini vermektedir. Siyasi ve güvenliğin yanı sıra ekonomik boyutu da olan bir saldırıydı. Kimse bana örneğin gezi olaylarının amacının Taksim'deki 3-5 ağaç olduğunu söyleyemez. Kimse bana 17-25 Aralık sürecini adaleti sağlamak, hukuku uygulamak için yapıldığını söyleyemez. Kimse bana bölücü terör örgütünü ve onun güdümündeki partini başlattığı çukur eylemlerinin masum amaçlar taşıdığını söyleyemez. Kimse bana Suriye ve Irak'ta yaşanan hadiselerin Türkiye'yi hedefleyen yönlerini olmadığını öne süremez. imse bana 10 Ağustos ve 7 Haziran seçimlerinin ülkemizin tabi siyasi mecrası içerisinde gerçekleştirildiğini söyleyemez. Hele 15 Temmuz'un bu ülkeyi işgale ve milleti esir alamaya yönelik bir ihanet girişimi olmadığını öne süren varsa kusura bakmasın onun aklından ve izanından şüphe ederim. Bütün gerçekler ortada" ifadelerini kullandı.


"TÜRKİYE'NİN BİR PARÇA YORGUNLUK ALAMETİ GÖSTERMESİNİ NORMAL KARŞILAMAK GEREKİR"


Erdoğan, "16 Nisan halk oylamasında işlerin nasıl şirazesinden çıkartılmaya çalışıldığını hep birlikte yaşadık gördük. Başka herhangi bir ülkenin sadece tekini bile kaldıramayacağı bunca yükü sırtlanan Türkiye'nin bir parça yorgunluk alameti göstermesini normal karşılamak gerekir. Ancak şundan emin olunuz, en kötüsü geride kaldı. Bunca saldırıya rağmen, ayakları üzerinde dimdik duran Türkiye'nin önünde inşallah aydınlık bir gelecek vardır. İşte 16 Nisan bitti. Ardından o kampanya yorgunluklarına rağmen yurt dışında kendimize pazarlara aramaya başladık" açıklamasında bulundu.

"DEMOKRASİ VE EKONOMİDE YENİ BİR ATILIM DÖNEMİNİN HAZIRLIKLARINI YAPIYORUZ"

Ekonomik yatırımlara değinen Erdoğan, "Kuveyt'te 4,5 milyar dolarlık havalimanının temel atma törenini attık. Rusya, Çin, ABD seyahatimiz oldu. Belçika'da NATO liderler zirvesine katılacağız. Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi son yıllardaki sıkıntılarda yaşadığımız gibi yürümeyecek. Demokrasi ve ekonomide yeni bir atılım döneminin hazırlıklarını yapıyoruz" dedi.

"RUSYA PAZARINDAKİ KAYIPLAR GİBİ TALİHSİZLİKLER BİZİ YENİ ARAYIŞLARA YÖNELTTİ"

Erdoğan, "2014-2015 arasında yüzde 6,2'lik ortalama büyüme oranının sürükleyicisi ihracat olmuştur. Gelişmeler 2017 yılı ihracat artışı ortalamasının yüzde 10'un altına düşmeyeceğini gösteriyor. İhracat desteklerini en üst seviyeye çıkardık. Rusya pazarındaki kayıplar gibi talihsizlikler bizi yeni arayışlara yöneltti. Rusya ile hızla iyileşen ilişkileri mevcut kazancımız üstüne ilave ediyoruz. Enflasyonla mücadelenin ancak arzı artırıcı yöntemlerle mümkün olduğuna inanıyoruz. İşsizlikteki artış son dönemin en üzüntü verici gelişmesi oldu. İstihdam seferberliği kapsamında pek çok kurum sözler verdi. İlk fırsatta 81 ilin valisiyle yüz yüze görüşüp bu sözlerin ne kadarının yerine getirildiğini teker teker soracağım. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu yerde girişimcileri yatırıma yönlendirmek kolay olmuyor. Bu konuda sizlerden destek bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

"GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ GÜÇLENDİREREK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ"

"Gümrük Birliği'ni güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz" diyen Erdoğan, "Türkiye'yi ayağa kaldıracak finans sektörünün yüksek karlılığı değil, istihdam, üretim, ihracat ağırlıklı yatırımların büyütülmesidir. Türkiye Varlık Fonunu hayata geçirerek büyük projelerimizi destekleyecek kaynaklar üretmek için kolları sıvadık. Yatırımlarımız için ilave kaynak arayışlarımızı sürdürüyoruz. Ekonominin küreselleşmesi ve buna uygun hukuki altyapının kurulması mecburiyetini de getiriyor. Gümrük Birliği'nin yenilenmesiyle bununla ilgili görüşmeler olumlu bir şekilde seyrediyor. AB ile sıkıntılı giden siyasi ilişkilerimizden farklı olarak Gümrük Birliği'ni güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

"54 YILDIR BU ÜLKEYİ AFEDERSİNİZ KAPISINDA SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNDÜREN BİR AB VAR. BAŞIMIZIN ÇARESİNE BAKARIZ"

Türkiye'nin AB sürecine değinen Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "AB dediğimiz zaman AB kapısını, gönlünü Türkiye'ye açmış da Türkiye içeriye mi girmemiş? Böyle bir şey mi var? Sene 1963, sene 2017. 54 yıldır bu ülkeyi affedersiniz kapısında sürüm sürüm süründüren bir AB var. Bizden sonra kimler geldi kimler geçti. Türkiye'nin günahı ne de almıyorsunuz? Türkiye'den çok çok sonra müracaat edenleri içeri alırken bunların özelliği ne? Hiçbirisi bizden daha iyi değil ama hepsini aldılar. Hala da alıyorlar.

YUNANİSTAN'IN 400 MİLYAR EURO BORCU VAR. AMA EL BEBEK, GÜL BEBEK

Yunanistan'ın 400 milyar Euro borcu var. Ama el bebek, gül bebek her türlü desteği vererek ayakta tutmaya çalışıyorlar. Bu gerçekleri lütfen görelim. En son 16 Nisan referandumunda yaptıklarını gördünüz. Türkiye sıradan bir ülke değil.


BİZ KAPI KULU DEĞİLİZ. BİZİM BİR ONURUMUZ, HAYSİYETİMİZ VAR


Biz kapı kulu değiliz. Bizim bir onurumuz, haysiyetimiz var. Bununla oynanmasına müsaade edemeyiz. Alacaklarsa eyvallah girelim. Ben Başbakan olduğum zaman fasılların olduğu sayı 15'ti. Daha sonra Fransa'da Sarkozy, Almanya'da Merkel geldi. Bunlar gelince karar aldılar, artık liderler bu zirvelere katılmayacak. Çok daha çirkini, 15 fasılı 35 fasıla çıkardılar.


BU KADAR HAİNCE TÜRKİYE'YE KARŞI BÖYLE BİR KARARIN ALINMASI KARŞISINDA BİZ NE YAPACAKTIK


Bu kadar haince Türkiye'ye karşı böyle bir kararın alınması karşısında biz ne yapacaktık?

HALA BUNLARA YALVARIP YAKARIP NE OLUR BİZİ İÇERİ ALIN MI DİYECEĞİZ

Hala bunlara yalvarıp yakarıp ne olur bizi içeri alın mı diyeceğiz. Geldiğimiz fasıl şu anda hala 14. Fransa'nın bir Dışişleri Bakanı ismini vermeyeceğim 'boşuna çabalıyorsunuz sizi almayacaklar' dedi. Niye dedim, gerekçeleri açıkladı. Biz bazı şeyleri biliyoruz ama buna rağmen biz AB Bakanlığı'nı da kurduk. Elimizden gelen gayretleri gösteriyoruz. En son konseyin aldığı karar.

BEN BU MİLLETİN ŞEREFİNİ, İZZETİNİ AYAKLAR ALTINA ALDIRTMAM

Bu kararı alıyorsun da ne olacak? Bu kararı Rusya için de aldın. Bu mantıkla bir yere varmak mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına Almanya'da, Belçika'da şurada burada her türlü saldırı yapılacak. Dışişleri Bakanıma uçuş izni verilmeyecek, biz hala ne olur bizi alın mı diyeceğiz? Kusura bakmayın sizler ekonominin içinde bir güçsünüz. Sizleri kapısında bekleten muhatabınızla bir yere kadar konuşursunuz. Bir yerden sonra hadi arkadaş güle güle der yolunuza devam edersiniz. Ben bu milletin şerefini, izzetini ayaklar altına aldırtmam.

AB YETKİLİLERİ BİZLERE ADİL, OLUMLU YAKLAŞIMLARINI SÜRDÜRÜRLERSE BU YOLA DEVAM EDERİZ

Her türlü görüşmemizi yapıyoruz. Bu görüşmeler karşısında AB yetkilileri bizlere adil, olumlu yaklaşımlarını sürdürürlerse bu yola devam ederiz. Sürdürmedikleri takdirde tabi ki başımızın çaresine bakacağız. Avrupa pazarı bizim için ne kadar önemli ise biz de Avrupa için o kadar belki çok daha fazla önemliyiz. Bu çerçevede, Gümrük Birliği görüşmelerimizi sürdürüyoruz."


"ŞU SALONDAN BABAYİĞİT ÇIKARTAMIYORSAK DÜKKANI KAPATIP GİTMEMİZ LAZIM"


Türkiye'nin yerli otomobil konusunda arzu edilen noktaya gelemediğini belirten Erdoğan, "Ekonomide yapısal reformları kesintisiz sürdürmek gerekiyor. Yerli otomobil konusunda arzu ettiğimiz neticeye ulaşamamış olmaktan üzüntü duyuyorum. Kendi pazarımızın büyüklüğü ortadayken böyle bir adım atılmaması çok düşündürücü. TÜSİAD üyelerinden bu konuda cesaretli bir atılım bekliyorum. Şu salondan babayiğit çıkartamıyorsak dükkanı kapatıp gitmemiz lazım" diye konuştu.

"AMAN HİÇBİR ŞEYE KARIŞMAYALIM, BAŞIMIZ AĞRAMSIN DERSEK AĞRIYACAK BAŞIMIZ DAHİ KALMAYABİLİR"

Türkiye'nin dış politikasına değinen Erdoğan, "Aman hiçbir şeye karışmayalım, başımız ağrımasın dersek ağrıyacak başımız dahi kalmayabilir. Bölgemizde yaşananlar bir asır önce hazırlanan planların aynen devrede olduğunu gösteriyor. Bu planlarda Türkiye'nin payına düşenin ne olduğunun Sevr belgesinden hepimiz biliyoruz. Bu topraklardan bizi kazımak isteyenleri İstiklal harbimizde heveslerini kursaklarında bıraktık. Ama bunlar durmadı yine devam etti. Bugün de terör örgütleri ile siyasi oyunlarla bizi coğrafyamızdan kazımak isteyenlere aynı şekilde cevap vermek durumundayız" diye konuştu.

"MAALESEF SÖZÜN BİTTİĞİ YERE GELMİŞ DURUMDAYIZ. GELİŞMELERE GÖRE GEREKEN ADIMLAR ATILACAK"

Erdoğan, "Maalesef sözün bittiği yere gelmiş durumdayız. Gelişmelere göre gereken adımlar atılacak. Atılacak hiçbir adım Türkiye'yi zayıflatmayacak güçlendirilecektir. Sahada olmadan size masada yer verilmeyeceğini, masada olmadığınızda da kendinizi menüde bulacağınızı artık çok iyi biliniz, biliyoruz. Suriye ve Irak en son örnekleridir. Bizi terör örgütleri ile ekonomik sıkıntılar ile oyalayanların asıl gayesinin bölgede fiili durum oluşturmak olduğunu görmemek mümkün mü?" ifadelerini kullandı.

"ABD'YE RAKKA KONUSUNDA TERÖR ÖRGÜTLERİYLE BERABER OLDUĞUNUZ OPERASYONDA OLMAYIZ HAYIRLI OLSUN DEDİK"

Erdoğan, "Şimdi Rakka meselesi var. ABD ile görüşmelerimizi yaptık. Baktım ki, ABD, Rakka meselesinde çok hassas. Madem Rakka operasyonunu kendiniz yapacaksınız biz terör örgütleriyle beraber olduğunuz böyle bir operasyonda olmayız hayırlı olsun dedik. ABD, PYD ve YPG terör örgütleriyle operasyona giriyor, bize düşen hayırlı olsun demektir. Bu terör örgütleri bizim ülkemize yönelik herhangi bir tehdit oluşturursa angajman kurallarından haklarımızı kullanırız dedik. Kimseyle konuşmayız danışmayız, ona göre adım atarız şimdiden peşinen söylüyoruz. Verilen sözlerin hiçbiri tutulmadığı gibi terör örgütlerinin güçlendiği bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Türkiye bu muameleye rıza gösterecek bir ülke değildir. Fırat Kalkanı ile bu oyunu bozmak için attığımız ilk adım. Oraya noktaya koyduk. İhtiyaç duyduğumuzda he an benzer operasyonları gerçekleştirmekten çekinmeyeceğiz. Suriye ve Irak'ı birileri yürüttükleri güç savaşının sahası olarak görebilirler. Bin yıldır ayrılmaz parçamız. Beka meselemiz. Beka kaygısına herkesin saygı göstermesi gerekir. Sıkıntılarla pişe pişe geldik. Artık 20, 10 yıl öncesinin Türkiye'si yok" diye konuştu.


"OHAL KONUSUNDAKİ ENDİŞELERİNİZİ ANLAMAKTA BİRAZ ZORLANIYORUM. HUZURA KAVUŞMADAN OHAL'İ KALDIRAMAYIZ"

OHAL'e ilişkin Erdoğan, "OHAL konusundaki endişelerinizi anlamakta biraz zorlanıyorum. OHAL işadamlarının neyini engelledi? Ülkemizin yıkılmasına milletimizin yok edilmesine yönelik bir operasyon yapılıyor. 249 şehidimiz var, biz hala OHAL'i kaldıralım diyoruz. Her şey huzura, refaha kavuşmadan OHAL'i kaldıramayız. Bize şimdi bazı şeyler çok rahat geliyor. OHAL'i kaldıralım. Kusura bakmayın biz şu anda bu OHAL'İ ülkemizde her şey sağlıklı bir şekilde yürüsün diye devam ettiriyoruz. Herhangi bir işadamımızı engelliyorsa söyleyin gereken adımı atarız. Hala atacağımız çok adım var" dedi.

ÖZİLHAN: ÇÖZÜM SÜRECİNİN DEĞERİNİ ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUZ


TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan "OHAL koşullarında referandumu sonuçlandırdık. Yönetim sistemimizde köklü değişiklikler getiren bu sonucun ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz. Değişikliğe 'evet' denmesine karşılı 'hayır' oylarının 'evet' oylarına yakın olması, bundan sonraki süreçte değişikliğe karşı çıkanların endişe ve itirazlarının olabildiğince hesaba katılması gerektiğini gösteriyor. 2019 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar uyum yasaları çıkacak ve ülkemiz için yeni bir yönetim sistemine geçeceğiz. Herkesin ortak talebi olan özgürlük, refah, istikrar, huzur ve barış ortamının tesisi için başta uyum yasalarının çıkarılması olmak üzere her alanda ortak aklı, demokratik tartışmayı ve uzlaşmayı esas almak gerekiyor" dedi.




"AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİNDE İLERLEDİKÇE TÜRKİYE DÜNYANIN YÜKSELMEKTE OLAN ÜLKELERİ ARASINDA ÖNE ÇIKAR"

Özilhan, "AB üyelik süreci sağladığı rekabet gücü, sosyal refah, teknolojik ilerleme, finans, yatırım, ihracat, turizm ve öngörülebilir hukuk devleti düzeni unsurlarıyla Türkiye'nin öncelikli milli çıkarıdır. Diğer taraftan dünyanın tem bölgeleriyle güçlü ilişki kuran bir Türkiye'nin Avrupa'da da çok güçlü bir etkisi olmaktadır. bu karşılıklı menfaate rağmen geride bıraktığımız dönemde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde gerilim konjonktürel nedenlerden ötürü tırmanmıştır. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin Türkiye resmi makamlarıyla gerektiği gibi istişare bulunmadan verdiği 'Türkiye'yi yeniden denetim sürecine alma' kararı ilişkilerin iyice gerilmesine yol açtı. Ancak ticari ve jeopolitik ilişkilerin mantığı Türkiye Avrupa Birliği arasında gerilim değil iş birliği olmasını gerektiriyor. Bu mantık karşılıklı olarak tesis edilebilirse daha öncede olduğu gibi Avrupa birliği sürecinde ilerledikçe Türkiye dünyanın yükselmekte olan ülkeleri arasında öne çıkar, ekonomik cazibe ve demokratik referans kaynağı olur. Aynı şekilde dünyada güçlü bir Türkiye, Avrupa'da da muazzam etkili bir aktör olur. Bu sinerjiyi son 15 yılda ne zaman başardıysak o zaman Türkiye her alanda yükselen bir yıldız ülke oldu" dedi.

"KURDUĞU İLİŞKİLERİ ÇOK BOYUTLU DIŞ SİYASET ÇERÇEVESİNDE UMUTLA İZLİYORUZ"

Özilhan, son haftalardaki gelişmeleri bu doğrultuda yorumlamak istediklerini belirterek, "Hiç şüphesiz mesele sadece Avrupa Birliği değil. Ülkemizin değişen küresel dengelere uyum sağlaması bakımından diğer ülkelerle ilişkilerimizi güçlendirmemiz fevkalade önemli. Sayın Cumhurbaşkanımızın referandum sonrasında yaptığı ziyaretler ve kurduğu ilişkileri çok boyutlu dış siyaset çerçevesinde umutla izliyoruz" şeklinde konuştu.

"SANAYİ BÜTÜN SEKTÖRLERİ HAREKETE GEÇİREN BİR MOTORDUR"

Tuncay Özilhan, "Hukuk ve özgürlük Türkiye'nin toplumsal değerleridir. Dünyada ekonomik etkisi ve siyasal itibari için yani Türkiye'nin milli menfaatleri için en önemli güç kaynaklarıdır. Avrupa Birliği sürecinde de olduğu gibi son 10-15 yılda Türkiye ne zaman demokrasi ve özgürlük toplumu olarak ilerledi, o zaman bu başarı sayesinde dünyada daha güçlü bir ülke oldu. Ekonomi başlığı altında ise daha önce her fırsatta devlet yetkililerimizle paylaştığımız ve üzerlerinde ilerleme içerinde olduğumuz maddeler içerisinde 2 tanesine özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Birinci kamu ihaleleri mevzuatının AB standartlarında, rekabetçi, saydam ve verimli olacak şekilde yasalaşması. İkinci; piyasaları denetleyici ve düzenleyici kurum ve kuruluşların bağımsızlığının korunması. Unutmayalım ki kurumsallığın, hukukun üstünlüğünün, şeffaflık ve hakkaniyetin olduğu yapılarda ekonomik performans kağıt üzerinde kalmaz halka aş ve iş sağlar. Buna karşılık, yozlaşmanın, kayırmacılığın, ahbap çavuş ilişkilerinin olduğu ülkelerde görüntüdeki başarılar günü gelir sabun köpüğü gibi söner. Bir ekonominin gücünü sanayi üretimi belirler. Çünkü sanayi bütün sektörleri harekete geçiren bir motordur. Bu nedenle geçenlerde açıklanan sanayi üretim reformu, sıkıntılı alana hapsolmuş sanayi üretimini bir nebze ferahlık mutlaka getirecektir. Bu önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesine, ayrıca saydığım demokratikleşme, hukuk devleti ve kurumsallaşma süreçlerinde süratle mesafe alınmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN DEVLET YÖNETİMDE YÜRÜTME AYAĞININ OLDUKÇA GÜÇLENECEĞİ BİR DÖNEME GİRDİK"

Tuncay Özilhan, "Referandum sonrasında Türkiye'nin devlet yönetimde yürütme ayağının oldukça güçleneceği bir döneme girdik. Ancak güçlü devletler gücün bir yerde temerküz ettiği değil farklı organlar arasında dağıldığı ve birbirini dengelediği yapılardır. Güçlü devlet olmanın koşulu budur. Yürütme sütunu güçlenirken, yasama, yargı, bürokrasi, bağımsız medya ve bağımsız iş dünyası, sivil toplumunda çağdaş demokrasinin temel direkleri olarak güçlenmesi gerekir. Her birini dengelemeli ve hepsi diğerinin gücüne güç katmalı. Aksi takdirde organlar arasındaki dengesizlik vücuttaki ahengi bozar" dedi.

"BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU"

Özilhan, "Konuşmalarımda birlik ve beraberlik vurgusunu çok yaparım. Bunu lütfen naif bir temenni olarak algılamayın. Bunu Türkiye'nin en önemli meselesi olarak gördüğüm için tüm konuşmalarımda ısrarla vurguluyorum. Birlik ve beraberliğimiz hem sosyal ve siyasi istikrar hem de ekonomik istikrar ve refah artışı için çok önemli. Toplumsal iş birliğini sağlayan değerler, ilişki ağları ve örgütlenmelerin bütününü akademisyenlerin geliştirmiş olduğu bir kavram olan sosyal sermeye çerçevesinde düşünebilir. Sosyal sermaye toplumca bir şeyler üretmek bir şeyler başarmak, gelişmek ve kalkınmak açısından bildiğimiz sermaye kadar, teknoloji, bilgi ve emek kadar temel bir faktördür" dedi.

"MİLLİ MENFAATLERİMİZE VE DEMOKRASİMİZİN SAYGINLIĞINA DARBE VURMAKTADIR"

Tuncay Özilhan, "Sosyal sermayenin, finansal sermaye eksikliğini telafi edebilmesi, konuyu KOBİ ve yeni teknoloji alanları açısından daha da önemli kılmaktadır. Ekonomik büyüme ve refah için bu yüzden geleceğin zorlukları karşısında güçlü bir Türkiye için kutuplaşmayı azaltmak, birlik ve beraberlik ve uzlaşma zihniyetini egemen kılmak gerekiyor. Güçlü bir Türkiye'yi kurmanın belki de önündeki en temel engel çoklu terör tehdididir. Cani terör örgütlerine karşı en önemli güç kaynağımız milli beraberliğimiz ve demokrasidir. Bu noktada teröre karşı en sert şekilde önlemler almak, güvenlik güçlerini en yükse beşeri ve teknolojik imkanlarla donatmak her ülkenin en meşru politika tercihidir. Bunu yaparken Başta terörle mücadele yasası olmak üzere kanun ve uygulamalarda, düşünce suçu alanı yaratmamaya duyarlı olmakta yarar var. Dünya kamuoyunda Türkiye hakkında 'düşünce suçluları var, gazeteciler, akademisyen hapiste' şeklinde bahis olması, bizzat Türkiye düşmanı lobileri güçlendirmekte siyasi ve ekonomik, milli menfaatlerimize ve demokrasimizin saygınlığına darbe vurmaktadır" şeklinde konuştu.


"YENİ BİR MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK AÇILIMI..."

Özilhan, "Terör öncelikli bir milli güvenlik meselesidir. Sert ve kararlı güvenlik önlemleri gerektirir. Hükümetimizin terörizme karşı attığı her adımın yanındayız. Aynı zamanda terör eylemlerine başvuran hareketlerin, toplumun kimi kesimlerinde destek görmesi siyasi bir meseledir. Bunun çözüm yolu da siyasidir. Ak Parti hükümetlerinin siyasi vizyon ve cesaretle tasarlayıp hayata geçirdiği çözüm sürecinin değerini şimdi daha iyi anlıyoruz. Çözüm süreci ne yazık ki çeşitli nedenlerle akamete uğradı. Sorun bugün komşularımızdaki içi savaş ve kargaşa ortamı yüzünden daha da karmaşık hale geldi. Rusya ve İran'ın Esat rejimine desteği, ABD'nin PKK ilişkisi açık olan YPG'ye ağır silahlar vermesi, bölgemizin daha uzun bir süre rahat bir nefes alamayacağını gösteriyor. Buna karşılık çözüm sürecinden çıkarılan derslerle tahkim edilmiş yeni bir milli birlik ve kardeşlik açılımı ülkemize ve bölgemize yönelik oyunları bozan ve yeni oyun kuran, böylece bölgenin her etnik kökenden insanlarına umut veren atılım olabilir" dedi.


TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik'den OHAL bir kez daha uzatılmasın isteği

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin Sabancı Center'da düzenlenen toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önce konuşan Bilecik OHAL vurgusu yaptı. "On aydır, artık bir kez daha uzatılmayacağını umduğumuz Olağanüstü Hal koşullarında yaşıyoruz" diyen TÜSİAD Başkanı, " Türkiye'nin coğrafi konumu kadar, iç düzeni de dünyanın ilgi odağında bulunuyor. İç siyasetimizdeki gelişmelerimiz de bu bağlamda dünyada çok yankı buluyor. 16 Nisan günü gerçekleşen referandumda yüksek katılımla millet olarak oy kullandık. Siyasi ve idari yapılanmamızda, yeni bir yola girmiş bulunuyoruz. Bu sistem değişikliğine geçişin bir şekilde ülkemizi ve toplumumuzu ayrıştıran değil ortak amaçlar peşinde, ortak bir zeminde buluşmaya teşvik edecek tarzda gerçekleşmesini arzu ediyoruz" dedi.

19 MAYIS ANMASI

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor bayramını kutlayarak sözlerine başlayan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik Laikliğin önemine değindi. Bilecek,"Ortadoğu'nun bugünkü durumuna baktığımızda Cumhuriyet'in kurucularının yüksek bir öngörüyle laik bir devlet yapısını tercih etmelerinin önemini daha iyi kavrıyoruz" dedi.

TURMP GÖRÜŞMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son ABD ziyaretine değinen ve kendisine hitaben konuşmasını sürdüren Bilecik "Güçlü müttefikimiz ABD'nin Başkanı Donald Trump ile bölgemizdeki ateşin nasıl söndürüleceği konusunda verimli olduğunu düşündüğümüz bir görüşme gerçekleştirdiniz. NATO üyesi iki müttefikin ilişkilerindeki pürüzlerin bu görüşmelerin de katkısıyla kısa sürede giderilmesini ve ilişkilerin olması gereken işbirliği düzeyine gelmesini umuyoruz. İki tarafın da diğerinin kaygılarını, önceliklerini, beklentilerini daha iyi anlayacağı ve yanlış anlamalara meydan vermeyecek bir diyalog düzeyinin mutlaka bulunabileceğini ümit ediyoruz" diye konuştu.

OHAL VURGUSU

"15 Temmuz'daki hain darbe girişiminin sonrasında gerek içeride gerekse dış ilişkilerimizde çok çarpıcı gelişmeler yaşadık" diyen Başkan Bilecik OHAL vurgusu yaparak, "On aydır, artık bir kez daha uzatılmayacağını umduğumuz Olağanüstü Hal koşullarında yaşıyoruz. Türkiye'nin coğrafi konumu kadar, iç düzeni de dünyanın ilgi odağında bulunuyor. İç siyasetimizdeki gelişmelerimiz de bu bağlamda dünyada çok yankı buluyor. 16 Nisan günü gerçekleşen referandumda yüksek katılımla millet olarak oy kullandık. Siyasi ve idari yapılanmamızda, yeni bir yola girmiş bulunuyoruz. Bu sistem değişikliğine geçişin bir şekilde ülkemizi ve toplumumuzu ayrıştıran değil ortak amaçlar peşinde, ortak bir zeminde buluşmaya teşvik edecek tarzda gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Bugün için öncelikli beklentimiz, artık seçim ortamının geride bırakılmasıdır. Dış politikada özellikle AB ile iletişimdeki olumlu yaklaşımların gösterdiği üzere gösterdiği üzere, bu yöndeki adımların hızla atıldığını görmekten kuşkusuz büyük memnuniyet duyuyoruz. İçeride de referandum sonuçlarının sergilediği bölünmüşlük görüntüsünü tamamen değiştirecek tüm birleştirici adımların, hükümetin gündeminde olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.

HUKUKSAL ZEMİN BEKLENTİSİ

İş dünyası olarak öncelikli beklentilerinin Türkiye'nin yeniden bir reform dalgası yakalaması ve uzun zamandır ertelenen ve artık geciktirilmemesi gereken adımları atmaya başlaması olduğunu söyleyen TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, "Ekonomide; güvenilir, takip edilebilir bir programla birlikte, bu programın hayata geçirilmesini ve yatırım dünyasına da doğru mesajların verilmesini sağlayacak hukuksal zeminin tesisi öncelikli beklentimizdir. Bu yöndeki somut reform önerilerimizi, bizi Mart ayında kabul buyuran Sayın Cumhurbaşkanımızla ve hükümet üyelerimizle son derece verimli görüş alışverişi ortamlarında ve aynı zamanda 16 Nisan günü referandum sandıkları kapanır kapanmaz, açıkladığımız görüş belgemizde de paylaştık" dedi.

AB'YE TAM ÜYELİK

Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin milli refah, yerli ekonomi ve küresel rekabette daha güçlü bir Türkiye hedefi için, belirleyici öneme sahip olacağını söyleyen Bilecik "AB piyasası hala bizim en büyük ihracat pazarımız olma özelliğini koruyor. Dünyanın bizim için en önemli ekonomik gücü ile ilişkilerimizi, üyelik hedefinden asla feragat etmeden, daha fazla derinleştirmeye kendi refahımız ve menfaatlerimiz açısından ihtiyacımız var. Hepsinden önemlisi gençlerimizin kendilerini 21. yüzyılın dünyasında eşit şartlarda yarışacak bireyler olarak yer bulabilmeleri için, AB ile tam üyelik sürecinin devamı ve bu sayede sosyal yaşam standartları, mevzuat uyumu, ekonomi, bilim, teknoloji ve eğitim odaklı ilişkilerin geliştirilmesi çok önemlidir. Türkiye-AB ilişkileri hiçbir zaman sorunsuz olmamıştır ancak kopmamıştır da. Her iki taraf da sorunların üstesinden gelme kabiliyetine haizdir. Her iki tarafın siyasetçilerine geçmişin tatsızlıklarını bir kenara bırakarak, ortak bir geleceği kurmak üzere büyük bir sorumluluk düştüğü inancındayız. AB üyelik süreci, sağladığı sosyal refah, teknolojik ilerleme, finans, yatırım, ihracat, turizm ve öngörülebilir bir hukuk devleti düzeni unsurlarıyla Türkiye'nin öncelikli milli menfaatidir. Tam üyesi olduğumuz Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BusinessEurope'un bu ay başında gerçekleşen Malta zirvesinde, TÜSİAD adına AB'deki muadil kuruluşlarımızın başkanlarına hitap etme fırsatım oldu. Bu vesile ile Avrupa özel sektörü, Türkiye'nin AB üyelik süreci çerçevesinde Gümrük Birliği'nin güncellenmesine verdiği desteğin hiç değişmeden sürdüğünü teyit etti. AB üyelik süreci ikili ekonomik ilişkilerin ötesinde, dünyanın diğer bölgeleriyle ilişkilerimiz üzerinde de belirleyici etkiye sahiptir. Asya dinamizmine sahip bir Türkiye'nin Avrupa'nın içinde yer alması, küresel rekabette gücümüzü arttıracak olup, temel milli menfaatimizdir" şeklinde konuştu.

TÜRKİYE AVRUPA DEĞERLER KÜMESİNE AİTTİR

Mevcut Gümrük Birliği rejiminin, tam üyelik süreci çerçevesini kaybetmeden ve dijital ekonomi boyutunu da dikkate alacak bir yaklaşımla, stratejik öncelik olarak güncellenmesinin beklentileri arasında olduğunu söyleyen Bilecik diğer beklentilerini şu şekilde sıraladı: İkinci alan güvenliktir: Göç ve mülteci politikaları, örgütlü suç ve terörle mücadele ve vizesiz seyahat alanlarında, Türkiye'nin Avrupa iç güvenlik işbirliğine dahil olmasıdır. Üçüncü alan, enerji politikalarında uluslararası tedarik ağları, piyasa düzenlemeleri ve yenilenebilir enerji teknolojileri boyutlarında AB ile daha yakın bir işbirliğidir.Kıbrıs'ta çözüme yönelik irade ve desteğin sonuca ulaşması da diğer bir öncelikli alandır ve enerji boyutu ile de ilişkilidir.

TÜSİAD olarak Avrupa olgusunu hiçbir zaman bir kulübe üye olma çabası seviyesinde görmedik. Bu hedefi Osmanlı İmparatorluğu'nun modern çağların meydan okuması karşısında yaptığı ve doğruluğuna inandığımız tercihinin uzantısı olarak görüyoruz. Bize göre, İmparatorluğun varisi Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa değerler kümesine aittir.

GEREKLİ ADIMLARI ATMALIYIZ

Türkiye'nin 21. yüzyılın başlarındaki başarı hikayesini tazelemeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, "Aslında kendimizi, yani toplumumuzu özellikle de gençlerimizi dinlemeye, düşünmeye ve fikirlerimizi olgunlaştırmaya gerek duyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllar önce gündemimize getirdiği 2023 hedeflerine ulaşmak amacıyla, bu konulara hızla eğilmek zorundayız. Dünyayla irtibatını dijital olarak kuran bir gençliğimiz var. Fiziksel ve dijital dünya arasında sınırların kaybolduğu bir dönemde yetişiyorlar. Ekonomiye, siyasete, toplumsal hayata katılıma ilişkin algı ve deneyimleri, temelden farklılık gösteriyor. Onların özlemlerini ne ölçüde iyi anladığımızdan emin değilim. Yarın kutlanacak Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nın öznesi olan gençlerimizin önünü açmak; başarılı, nitelikli eğitim ve iş hayatları olmasını, ülkesini seven bireyler olarak yetişmelerini, sosyal sorumluluk sahibi olmalarını, kendilerini her alanda özgürce ifade edebilmelerini sağlamak için, gerekli adımları atmalıyız" diye konuştu.

İNTERNET YASAKLARI

Terörle yapılan mücadeleyi sekteye uğratmadan, suçla mücadelenin internet ortamına has yöntemleri elbette bulunacak" diyen Bilecik internet yasakları konusunda bir de eleştiride bulundu. Bilecik, "Her koşulda alınacak tedbirlerin ölçülü olması, yani önlenmeye çalışılan suçla orantılı olması gerekir. “Türkiye", “internet" ve “yasak" kelimelerinin sürekli bir arada anılması, maalesef ülkemiz için olumlu bir intiba vermiyor" dedi

KUR UYARISI

Son olarak ekonomi konularına ve beklentilerine değinen TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik konuşmasını şöyle tamamladı: Dünya ekonomisinin yavaş da olsa toparlanmaya başladığını az önce belirttim. Bu büyüme bir yandan dış talebi artırarak ihracat fırsatları yaratıyor. Diğer yandan ise sermayenin gelişmiş ülkelere geri dönmesine neden olarak finansman maliyetlerimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Amerikan Merkez Bankası faizleri artırmanın yanında artık yıl sonu ya da 2018 başında bilanço küçültmeye de başlayacak. Avrupa'da ise enflasyonun geri dönmesiyle önümüzdeki yıl faiz artışlarının başlaması muhtemel görünüyor. Bu politikaların Türkiye ekonomisinde hem faiz, hem de kurlarda yukarı yönlü hareketler yaratma ihtimali maalesef yüksek gözüküyor.

EKONOMİDE MERKEZİ SÖYLEM

Böyle bir ortamda yatırım ve üretimimizi desteklemek için piyasaya güven veren ekonomik söylem ve politikalara ihtiyacımız var. Bu amaçla ekonomi yönetiminde mümkün olduğunca merkezi bir söylem ihtiyacının altını çizmek istiyoruz; özellikle makro ekonomi alanına giren ve piyasa oyuncuları açısından büyük önem arz eden konularda, tek ses ve bütünlük önemli olduğunu vurgulamak istiyoruz.

ZAMAN REFORM ZAMANI

Küresel ekonomi hızlanırken rakiplerimiz de boş durmuyor. Dünyada dengeler yeniden kurulurken gelişmekte olan ülkeler arasında kimler en fazla reform yaptıysa, kimler rekabet gücünü ve verimliliği artırıcı politikalar geliştirdiyse önümüzdeki dönemde büyüyen dünya ekonomisinden en fazla payı da onlar alacak. Maalesef, uluslararası rekabet endekslerinde son dört yılda 43. sıradan 55. sıraya geriledik. Artık ucuz finansmana dayalı büyüme dönemi geride kaldı. Zaman tam anlamıyla reform zamanı.

REFORM ATMOSFERİNİ YAKALAMAK

Hemen yola koyulduğumuz takdirde, önümüzde 18 aylık bir reform aralığı bulunmakta. Hükümetimiz tarafından bugüne kadar hazırlanan birçok eylem planı ve strateji belgesi var. Artık ihtiyacını duyduğumuz şey reformları tespit etmek değil reform atmosferini yakalamak ve sorunların kaynağına yönelik adımları atmaktır. Bu vesile ile bugüne kadar birçok platformda dile getirdiğimiz ve öncelikli olduğuna inandığımız reform alanlarını yinelemek isterim. TÜSİAD'ın tüm sayacağım konu başlıkları hakkında birikiminin ve önerilerinin bulunduğunun ve bunların her vesileyle yetkili kurum ve kişilerle paylaşıldığının da altını çizmek isterim.

DESTEK OLMAYA HAZIR OLDUĞUMUZ HEDEFLER

Makroekonomik istikrar ve öngörülebilirlik gerek yatırım ortamının en önemli şartları gerekse bizlerin günlük operasyonlarımızda karar almamızı, iş yapışımızı kolaylaştıran çok önemli iki faktör. Bunları sağlamanın yolu ise kurallı bir ekonomiden geçiyor. Bu amaçla özel sektör olarak şu hedeflere destek olmaya hazırız:

· Enflasyon oranının kalıcı olarak %5 veya altına indirilerek fiyat istikrarının sağlanması;

· Kayıtdışı ekonomi ile mücadele ve vergi politikalarında sadelik, saydamlık ve etkinliğin tesisi;

· Sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve alternatif finansman araçları yoluyla reel sektöre kaynak yaratılması;

· Kamu ihaleleri mevzuatının AB standartlarında rekabetçi, saydam ve verimli olacak şekilde yasalaşması ve uygulanması..

Aynı yönde ekonomide verimliliği ve üretkenliği artırmak amacıyla da hedeflerimiz ve önerilerimiz bellidir:

· Sanayi stratejisinin, 21. yüzyılda ülkelerin gücünü belirleyecek olan 4.Sanayi Devrimi ve dijital teknolojik dönüşümle uyumlu somut hedeflerle güncellenmesi;

· Enerji sektöründe serbest, sürdürülebilir ve öngörülebilir piyasa hedefli reformların hayata geçirilmesi;

· İstihdam üzerindeki vergi ve prim yükünün OECD ülkeleri ortalamasına çekilmesi, güvenceli esnek çalışma biçimlerinin geliştirilmesi;

· Kobilerin verimlilik ve finansmana erişimde dijital çağın gereklerine uygun açılımlarına destek verilmesi;

· Toplumsal cinsiyet eşitliğinin eğitim, çalışma ortamı ve yönetime katılım başta olmak üzere hayatın her alanında sağlanmasına yönelik kararlı adımlar atılması.

TERÖRLE MÜCADELEYİ DESTEKLİYORUZ

Bu reformların başarısı için toplumsal desteği pekiştirecek ve Türkiye'nin uluslararası saygınlığını, çekim gücünü ve marka değerini yükseltecek bir iletişim stratejisine de ihtiyacımız mutlaka var. Başka ülkelerden daha yoğun olarak terörizm tehdidiyle yaşamak zorunda kaldığımızın idrakindeyiz. Terörle mücadeleyi de sonuna kadar destekliyoruz. Geçmişte de bu konuda daima devletimizin yanında olduk.

ŞİDDETTEN ARINDIRILMIŞ VE BİRLİĞİMİZİN KORUNDUĞU BİR ÇÖZÜM NOKTASININ ELBETTE BULUNACAĞINA İNANIYORUZ

Güneydoğu Anadolu bölgemizde toplumsal barışı sağlayacak adımların atılması, bireysel hakların korunması, can güvenliğinin sağlanması ve elbette refah politikalarının geliştirilmesi öncelik haline gelmelidir. Şiddetten arındırılmış ve birliğimizin korunduğu bir çözüm noktasının elbette bulunacağına inanıyoruz… Bu sonuca bölge halkımızın samimi tutumları ve inançları ile yaklaşmıştık, şimdi yine terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken, yeni yaklaşımları ve günümüz şartlarına uygun yeni atılımları düşünmek gerekir. Daha önceki girişimler bölgedeki yurttaşlarımızın ve aslında tüm halkımızın çözüme ne denli istekli olduğunu gösterdi. Bunun için siyaset kanalının önünün açılması ve siyasetin, diyalog ve çözümün mimarı olmasını sağlayacak koşulların oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda her zaman olduğu gibi üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız.

TÜSİAD NOTLARI

TÜSİAD toplantının açılışında önce TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ardından TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik birer konuşma yaptı.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcıları, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ümit Boyner, Ömer Aras da sahnede kendilerine ayrılan bölümden konuşmaları dinledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının ardından TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ile Başkan Yardımcıları, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ümit Boyner ve Ömer Aras'la tek tek tokalaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a günün anısına hediye takdim edildi.
Özgür ALTUNCU-Hakime TORUN-Yaşar KAÇMAZ/İSTANBUL,(DHA)-