Geri Dön
PolitikaBakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

Bakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ve İran'ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gelinen noktada ilişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir" dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise, "İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok, müzakere etmek istiyor; ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar ve yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan bir müzakere olarak ortaya koymalılar" diye konuştu.

Bakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul'da bir otelde bir araya geldi. Yaklaşık 1.5 saat görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakanlar açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

'HADİSELERİN BÜYÜK ÖLÇÜDE YATIŞMIŞ OLMASI MEMNUNİYET VERİCİDİR'

Ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Kasım ayında ben Tahran'ı ziyaret etmiştim. Daha sonrasında hem ikili ilişkileri hem bölgesel gelişmelere ilişkin konular ortaya çıktıkça kendisiyle sürekli iletişim halindeyiz. İki günde bir muhakkak hemen hemen konuşmamız gerekebiliyor bölgede olan gelişmelerden dolayı. Değerli kardeşimle bugün çok önemli gelişmeleri ele aldık, birçok bölgesel konuyu, ikili konuyu etraflıca tartıştık. Bölgemizin istikrar ve güvenliği dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Bölgesel sorunlara bölgesel sahiplenme anlayışıyla çözümler üretmemiz gerektiğini biliyorsunuz, her zaman savunuyoruz. Gerek Ortadoğu'da, gerek Balkanlar'da, gerekse Güney Kafkasya'daki çalışmalarımızı da tamamıyla bu prensip üzerinden yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede komşumuz İran'ın huzuru ve refahı bizim için de, bölge için de büyük önem taşımakta. İran'da yaşanmakta olan gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına başsağlığı dileklerimizi yinelemek isterim, dostuma da yineledim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükunetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran'ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK/PJAK terör örgütünün sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK'ya karşı ortak mücadele sergilememiz gerektiğini bu vesileyle tekrar hatırlatmak istiyoruz" İfadelerini kullandı.

Bakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

'SURİYE'DE, IRAK'TA, AFGANİSTAN'DA, GAZZE'DE YAŞANANLAR HAFIZAMIZDA TAZELİĞİNİ KORUMAKTA'

Bakan Fidan, “İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ve İran'ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gelinen noktada ilişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, İran'a yönelik bir askeri müdahale karşı olduğumuzu her fırsatta tüm muhataplarımıza aktardık. Cumhurbaşkanımız bu sabah da Pezeşkiyan ile telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz; sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız, bunun çok fazla işe yarayacağına da inanmıyoruz. Müzakereyi ve diplomasiyi savunuyoruz. Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Gazze'de yaşananlar hafızamızda tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur, istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi'ye bizzat aktardım. Türkiye'nin sorunların barışçıl yollarla çözümü için her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yineledim. Öte yandan İsrail'in ABD'yi İran'a askeri saldırı yapmaya ikna etmeye çalıştığını da görmekteyiz. İsrail'in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Buna fırsat vermeyeceğimizi ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" dedi.

'GAZZE'DEKİ TEMEL HEDEFLERİMİZ BELLİDİR'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “ Bugün Gazze'ye ilişkin son gelişmeleri de ele almaktayız. Bugün önümüzdeki acil mesele Gazze'deki kardeşlerimizin acılarının dindirilmesi ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamaktır. Gazze barış planının ikinci aşamasına geçilmiştir. Gazze'de ateşkesin sağlanmasına ülkemiz ciddi katkı sağlamıştır. Bundan sonraki süreçte de aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz. Barış kurumu mekanizmalarında yer almaktayız. Ben de Gazze'nin Yönetimi Ulusal Komitesini ve Yüksek Temsilci'nin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme Komitesi çalışmalarına katılacağım. Gazze'deki temel hedeflerimiz bellidir: Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze'nin sınırları değiştirilmemelidir. Gazze'de yeniden imar, Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve inisiyatif üstlenmekteyiz. Bugün gündem maddelerimiz arasında Suriye de yer aldı. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürüyoruz. Bilindiği gibi 24 Ocak'ta uzatılmış bulunan bir çatışmasızlık süreci yaşanmakta. Bugünden entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti. Bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye'nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor. Cezaevlerindeki tutukluların güvenli şekilde Irak'a transferinin tamamlanması büyük önem taşımakta. Diğer taraftan ortak komşumuz Irak'ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına yönelik süreci de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak'taki güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümetiyle bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığının sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil, bölgesel güvenlik ve refah için de yararlı olduğuna yürekten inanıyorum. Değerli dostum Arakçi'ye bugünkü ziyareti kapsamında yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Bugün toplantımızdan sonra Cumhurbaşkanımız da kendilerini kabul edecekler. Ben bir kez daha bu vesileyle İstanbul'a, ülkemize hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

'ÇÖZÜMSÜZLÜK DE SAVAŞ DA ÇÖZÜM DEĞİL'

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Fidan, “Cumhurbaşkanımızın dış politikamızla ilgili ortaya koyduğu en önemli ilkelerden biri de ki yıllardır bunu büyük bir tutarlılıkla ve azimle uygulamaya devam ediyoruz. Bölgesel bölgesel çatışmaların sönümlenmesi ve mümkünse yeni savaşların çıkmaması. Bunu biz Gazze'de, Suriye'de, Ukrayna Savaşı'nda, aynı şekilde Güney Kafkasya'da, bölgemizdeki bütün çatışmalarda ortaya koyduğumuz bir hareket tarzı. Çünkü çatışmalar devam ederse bu her türlü probleme zemin hazırlıyor; teröre zemin hazırlıyor, kitlesel göçlere zemin hazırlıyor, yoksulluğa zemin hazırlıyor ve ne zaman biteceği belli olmayan yoğun bir istikrarsızlık dönemi. Aynı mantıkla biz komşumuz, kardeşimiz olan İran'a yönelik böyle bir saldırıyı geçtiğimiz haziran ayında da tabii kabullenmedik. Bundan sonra olacak olan bir saldırıyı da bizim bu prensipler ışığında tabii ki benimsememiz mümkün değil. Diyalog yoluyla, çözüm yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz. Tabii ki iki taraf var; bunlardan biri İran, şu anda müzakereci kardeşimiz de yanımızda bulunuyor. Kendisiyle bu konuda çok yoğun görüş alışverişinde bulunduk. İran'ın hangi şartlar altında nasıl müzakere edebileceği, hangi noktalara ne kadar gidebileceği konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikrimiz var; yıllardır da takip ettiğimiz bir konu. Cumhurbaşkanımız, İran'la Amerika Birleşik Devletleri arasındaki temel anlaşmazlık sorunu olan özellikle nükleer dosya ve diğer birkaç konunun halli için yoğun bir mesai sarf etmekte. Biz de kardeşimizle bu konuda müzakere halindeyiz. Tabii ki dün Steve Witkof'la çok uzun bir görüşmem oldu kardeşimizle görüşmeden önce. Bölgedeki bazı arkadaşlarımızla görüşmelerim oldu ve bugün belli görüşleri paylaştık. Bundan sonra da Amerikalılarla görüşeceğiz. Çünkü biliyorsunuz, fikir oluşturmanın doğasında olan bir süreç; tartıştıkça, yeni perspektifleri içine aldıkça konu eviriliyor, evirildikçe yeni farkındalıklar, yeni idrakler ortaya çıkıyor. Bu size yeni somut adım atma imkanı sağlıyor. Bugün de birtakım yeni perspektifler üzerinde konuştuk kardeşimizle. Tabii ki kendisi bir sistemi, bir devleti temsil etmekte; tabi olduğu sınırlamalar ve talimatlar var. Onun ışığında kendisi görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Amerikan tarafında da hakeza aynı türden bir sistem var. Bütün bu sistemleri de göz önüne alarak bir ara yol inşallah buluruz. Bölgemiz ne gelmesi mümkün yıkıcı bir savaşın, ani bir savaşın sonuçlarını yaşar ne de İran'ın uzun yıllardır tutulduğu gibi yine böyle bir yalıtımla baş başa bırakılarak İran'ın da bölge tarafından benimsenmeyen birtakım politikalara başvurmasına sebep olur. Çözümsüzlük de savaş da çözüm değil. Olması gereken çözüm ve barış yoluyla buna var gücümüzle çalışıyoruz. Bölge ülkeleri de bu konuya destek veriyorlar. İnşallah bu konuda biraz mesafe kat ederiz diye düşünüyorum" dedi.

Bakan Fidan: İlişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir

'İSRAİL YAYILMACILIĞINI DA GÖRMEK İSTEMİYORUZ'

Bakan Fidan, “Bölgesel yayılmacılık konusundaki görüşlerimizi biliyorsunuz. Biz kendi bölgemizde herkesin birbirinin sınırına saygı duyduğu, birbirinin hakkına, hukukuna, emniyetine, ulusal güvenliğine saygı duyduğu bir artık kalıcı sistemin hayata geçmesini istiyoruz. Ulus devletler çağında yaşıyoruz. Dünyanın başka yerinde tesis edilmiş olan bu sistemin bölgemizde olmasını istemiyoruz. Dolayısıyla en baştan kendimize söylüyoruz: Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ne Fars yayılmacılığını istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail'in bölgede, özellikle Filistin konusunda, Lübnan'da, İran'a yaptığı saldırı, Suriye'deki işgalleri, Katar'a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri, delilleri. Bunları artık bir an önce sonlandırıp bölgede diğer ülkelerin, Filistin Devleti dahil sınırlarına saygı duyduğu bir zemine çekilmesi lazım. Bölgede artık ülkeler güçsüz, çaresiz ülkeler değil. Her ülkenin kendi çapında gücü, mücadele zemini ve azmi var. Ülkeler bir araya geliyorlar. Artık dönem iş birliği dönemi. İsrail'in bölgesel yayılmacılık politikalarından vazgeçip bölgede artık bölge ülkeleriyle uyum içerisinde olan Filistin Devletini tanıyan bir durumda olması hem kendisi için iyidir hem de bölgenin huzuru için iyidir" ifadelerini kullandı.

'MÜZAKEREYE TEHDİTLE BAŞLANMAZ'

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Siz de çok net bir şekilde dediniz; Amerika'nın tutumunda çok net bir şekilde çelişkiler mevcuttur, bariz bir şekilde görülmektedir. Ancak birkaç tane çok açık ve bariz bir şey var. Birincisi askeri seçenek ve tehditler. Askeri saldırı bir seçenek değildir. Askeri saldırıyı geçen Haziran ayında yaptılar, gerçekleştirdiler ve amaçlarına da ulaşmadılar, hiçbir amaçlarına ulaşmadılar. Bu nedenle bir kez daha tehdit etmeye başladılar; yine de müzakere etmek istiyoruz diyorlar. Yani eş zamanlı bir taraftan tehdit ederken bir taraftan da müzakere ediyorlar. Haziran ayında bir hezimete uğradılar. Yine bunu her arada bir tekrar tekrar dile getirirlerse veya bu tecrübeyi tekrar yaşamak isterlerse yine de aynı sonuçla karşılaşacaklar ve herhangi bir amaçlarına da ulaşmayacaklar. Müzakere konusunda Amerika hükümeti farklı aracılarla defalarca bizden müzakere talebinde bulunmuştur ve bu taleplerini de sürekli yeniliyorlar. Ancak İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok, müzakere etmek istiyor; ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar ve yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan bir müzakere olarak ortaya koymalılar. Kendisi de 'fair and equitable' demişti; adil ve insaflı bir müzakere. Eğer bu yaklaşımla müzakere etmek isterse İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman diplomasiyi bir kenara bırakmamıştır ve bırakmayacaktır" dedi.

'AVRUPA BİRLİĞİ BÜYÜK HATA YAPMIŞTIR'

Bakan Arakçi, “Avrupa Birliği'nin Devrim Muhafızları'nı terör örgütü olarak ilan etmesiyle ilgili olarak ben sadece şunu diyebilirim: Avrupa'nın stratejik hataları var ve üzülüyorum bunun için aslında, sadece üzgünüm diyorum. Hem hesaplamalarında hem başka konularda çok stratejik hatalar yaptılar. Maalesef Avrupa Birliği düşüşe yönelik bir kurum, bir örgüt haline gelmiştir ve uluslararası arenada rolünü kaybetmiştir, oyuncu (oyunculuğunu) kaybetmiştir. Hatta bence artık kendi menfaatlerini bile net olarak göremiyor, algılayamıyor. Eğer Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ'la veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti ve onlar şu anda Avrupa sokaklarında DEAŞ'la ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyorlardı. Bunlar aslında şu anda onlar için yapılan şeyin kıymetini bilmiyorlar. Aslında Devrim Muhafızları dünyayı çok büyük bir terör örgütünden kurtardı. Avrupa Birliği büyük hata yapmıştır ve inanıyorum ki çok tez zamanda, yakın bir zamanda kendi hatasının farkına varacaktır. Bence aslında bu şekilde duygusal davranmak yerine akıllı ve mantıklı davranmaları daha doğru olacaktır" dedi.