En çok okunanlar

FETÖ'den yargılanan hakimden şok ifadeler

Teröristlerin kabusu oldu!

Sevgilisini bıçaklayan kadın, çıplak çıktığı pencerede intihara kalkıştı

Evler işaretlenmişti... Ülkü Ocaklarından açıklama

Şehit korucu ile ilgili şoke eden gerçek!

PKK'nın üst düzey kadrosuna operasyon hazırlığı

Politika

'Birileri Atatürk'e Atatürk dedik diye...'

Hakime TORUN /ANKARA (DHA) 10.11.2017 17:26

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'ü anma törenindeki konuşmasında, "Ülkemizde eskiden beri hep bir Atatürk, Atatürkçülük tartışması yaşanmaktadır. Şimdi birileri çıkmış biz Atatürk'e Atatürk dedik diye kendilerine göre bir sürü senaryo yazıyor. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk'ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz. Hele hele Atatürk'ün özellikle bunların o zihinsel fetişizmine kurban edilmesine de hiç rıza göstermeyeceğiz. Bugün hala Atatürk'ün mirasçısı olduğu iddiasındaki  CHP'nin Atatürk'le zaten çok daha önceden zayıflamaya başlamış olan ilişkisi 10 Kasım 1938'de tamamen kesilmiştir" dedi. 

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Atatürk'ü anma töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan törende yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde eskiden beri hep bir Atatürk, Atatürkçülük tartışması yaşanmaktadır. Tek parti CHP'si döneminde tarihimizin bu önemli kurucu liderinin ismi, öylesine istismar edilmiş ki milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramsallaştırılan Atatürkçülük arasında çok büyük fark ortaya çıkmıştır. Miletlimizin Gazi'ye hürmeti, sonsuzdur. Milletimizin Mustafa'ya saygısında en küçük bir tereddüt yoktur. Miletlimizin Kemal ile de en küçük bir sorunu bulunmuyor. Miletlimizin soyadı olarak kendisine verdiği Atatürk konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığını gayet iyi biliyoruz. Buna rağmen niçin böyle bir tartışma hep süregelmiştir? Bunun cevabı darbecilerin, cuntacıların, vesayet odaklarının ülkenin tarihine, milletin değerlerine düşmanlık eden kesimlerin kendilerini Atatürkçülük kılıfı altında gizlemeye çalışmış olmasıdır. 

CHP'NİN ATATÜRK'LE İLİŞKİSİ 10 KASIM 1938'DE TAMAMEN KESİLMİŞTİR

Bugün hala Atatürk'ün mirasçısı olduğu iddiasındaki  CHP'nin Atatürk'le zaten çok daha önceden zayıflamaya başlamış olan ilişkisi 10 Kasım 1938'de tamamen kesilmiştir. Çok açık, net bir ispatı ortaya koymak zorundayım. Atatürk, ebediyete intihal ettikten sonra o ana kadar Türk Lirası üzerinde Atatürk'ün resmi vardı. Atatürk, ebediyete intihalinden sonra o resim paranın üzerinden kaldırılıp İnönü'nün resmi konmuştur. Bunu yapan kim CHP zihniyetinin ta kendisidir. Bugün Merkez Bankası'ndaki para serilerine baktığınız zaman bunu görürsünüz. Bu tarihten sonraki CHP önce İsmet İnönü'nün daha sonra da başına geçen diğer genel başkanlarının CHP'si olmuştur. Bugün ki CHP'de malum şu anda başında bulunan zatın CHP'sidir. Böyle bir parti ile Atatürk arasında ilişki kurmak Gazi'ye yönelik en büyük bühtandır. 

MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİNİN YARIYA YAKINININ BAŞINDA MÜFTÜLER VEYA İMAMLAR BULUNUYORDU

Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşımız başladığında ülkenin dört bir yanında kurulan burası çok önemli 130'a yakın Müdafaa-i Hukuk cemiyetinin yarıya yakınının başında müftüler veya imamlar bulunuyordu. Çünkü milletimiz Anadolu'nun işgalini sadece toparlaklarına değil dinine, inancına, namusuna tüm kutsallarına yönelik bir saldırı olarak görmüş bu refleks ile mücadeleye başlamıştır. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı, milletimizin topyekûn kıyamının adıdır. Böyle bir mücadeleye liderlik eden isimin milletin gönlünde en kıymetli yere sahip olması kadar tabi bir şey yoktur. Geçtiğimiz yüzyılın o sıkıntılı döneminde her ülkenin kendine göre bir lider ortaya çıkardığını ve kurtuluşu onun öncülüğünde aradığını görüyoruz. Bu liderlerden pek azı ülkesini arzu edilen zaferler ile tanıştırabilmiş istene başarılara ulaştırabilmiştir. Hiç şüphe yok ki, Atatürk bu liderlerden biridir. 

ATATÜRK'E DE YÖNELTİLEREK ZAMAN ZAMAN YANLIŞ İFADELER ...

Burada sorun bir zihniyetin milletimizin istiklalinin sembolü olan Gazi Mustafa Kemal'i kendi ideolojik amaçlarının malzemesi yapması haline dönüştürmeye çalıştırmış olmasıdır. İşte bu zihniyete göre, gösterilen tepkinin Atatürk'e de yöneltilerek zaman zaman yanlış ifadeler ile zaman zaman da yanlış anlaşılmalar ile ortaya konduğu bir gerçektir. 

ELBETTE HERKES GİBİ ATATÜRK DE ELEŞTİRİLEBİLİR

Elbette herkes gibi Atatürk de eleştirilebilir. Ancak eleştirmek başkadır, hakkı teslim etmek başkadır. Bizim saygı sınırları içindeki eleştirilere diyecek bir sözümüz yoktur. 

BUNUNLA BİRLİKTE ATATÜRK'ÜN AİLESİNİ HEDEF ALACAK ŞEKİLDE VE HAKARET İFADELERİ DOĞRU DEĞİL

Bununla birlikte Atatürk'ün ailesini hedef alacak şekilde ve hakaret ifadelerini  doğru bulmadığımızı belirtmek istiyorum. Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi olarak kendisinin hakkını milletimizin huzurunda teslim etmeyi bir görev telaki ediyoruz. En büyük eserim dediği Cumhuriyetimize, en büyük hedef olarak gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mirasına sahip çıkarak aslında Atatürk'ü ve hatırasını işte bu istismarcıların zulmünden de kurtarıyor, kurtarmak zorundayız. 

ŞİMDİ BİRİLERİ ÇIKMIŞ BİZ ATATÜRK'E ATATÜRK DEDİK DİYE KENDİLERİNE GÖRE BİR SÜRÜ SENARYO YAZIYOR

Şimdi birileri çıkmış biz Atatürk'e Atatürk dedik diye kendilerine göre bir sürü senaryo yazıyor. Cumhuriyetimizin kurucusunun adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha tabi ne olabilir. Ülkemizin ve milletimizin bu önemli değerini darbecilerin, vesayetçilerin ruhu faşist, söylemi Marksist marjinal çevrelerin tekeline mi bırakacağız.  

ATATÜRK'ÜN ÖZELLİKLE BUNLARIN O ZİHİNSEL FETİŞİZMİNE KURBAN EDİLMESİNE DE HİÇ RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ

CHP gibi amorf bir partinin Atatürk'ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz. Hele hele Atatürk'ün özellikle bunların o zihinsel fetişizmine kurban edilmesine de hiç rıza göstermeyeceğiz. Onu Kurtuluş Savaşımızın Gazisi, milletimizin Mustafa Kemal'i ve Cumhuriyetimizin Atatürk'ü olarak tüm yönleri ile anlayacak ve anlatacağız. Bundan hiç kimsenin rahatsız olmaması tam tersine ülkemizin bu olgunluğa ulaşmasından dolayı herkesin memnun olması gerekir." 

"KURTULUŞ SAVAŞIMIZA BAŞLARKEN İLAN ETTİĞİMİZ MİSAK-I MİLLİMİZE DAHİ SAHİP ÇIKAMADIK" 

Erdoğan,  "Bölgemiz ve ülkemiz ile ilgili kanlı senaryolar yenilenerek tekrara tedavüle sokulmuştur. Son iki asırdır öylesine büyük kayıplar verdik, öylesine büyük fedakarlıklarda bulunduk ki artık geriye doğru gidecek tek bir santim yerimiz yoktur. Biz Kurtuluş Savaşımıza başlarken ilan ettiğimiz Misak-ı Millimize dahi sahip çıkamadık. İşte şimdi Suriye'de, Irak'taki gelişmelerde zaman zaman dikkat ederseniz bir şeyi dillendiriyorum. Nedir o, 'Biz Misak-ı Millimize yeniden sahip çıkmak zorundayız' diyorum. Bizim Misak-ı Milli hudutlarımızdan eğer taciz ediliyorsak, eğer o hudutlar içerisinden ülkemize saldırılar oluyorsa, burada 'Buyurun devam edin' deme lüksümüz yoktur. Gereği neyse yapma zorunluluğumuz vardır. Fırat Kalkanı  harekatı budur. Şu anda İdlib'de,  Afrin'de yapılmakta olan da budur. Biz buna seyirci kalamayız. Birilerinin buralarda parselasyona girmesine başımızı sallama lüksümüz yoktur. Neyse hakkını vermek durumundayız. Orada olanlar bizim akrabalarımız onların değil. Öyleyse akrabalarımızın hukukuna da sahip çıkma mecburiyetimiz var.  Orada soydaşlarımız var. Onların da haklarına sahip çıkmalıyız. Razı olabileceğimizin en asgarisi olarak ilan ettiğimiz, bu sınırların dahi gerisinde bir anlaşmayı Lozan'da şartlar gereği kabul etmek zorunda kaldık. Lozan kazanımları yanında kayıpları da olan bir anlamadır. Lozan'ın kayıplarını konuşmak, o kazanımlarını, kazanımlarını konuşmak da kayıplarını ortadan kaldırmaz" diye konuştu. 

"GÜNEY SINIRLARINDA YAŞANAN GÜVENLİK SORUNLARININ SEBEBİ MİSAK-I MİLLİ'DEN VERİLEN TAVİZLERDİR" 

Erdoğan,  "Ekonomik ve siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Milli'den verilen tavizlerdir. O tavizler verilmeseydi şu anda nerede olduğumuzu anlayın, hatırlayın. Dün bizi Misakımilli'nin gerisine düşürenler, bugün Lozan'ı da bir kenara bırakıp Sevr'e doğru giden bir hesap içindeler ancak göremedikleri bir şey var; bugünkü Türkiye, dünün Türkiye'si değildir. Tıpkı matruşka gibi açtıkça içinden yeni figürlerin çıktığı bu karmaşık düzeni milletimizin desteği ile eninde sonunda bozacağız.  Son dönemde üzerimize öyle bir yüklendiler ki ellerindeki malzemeyi de büyük ölçüde tükettiler" açıklamasında bulundu. 

"DEMOKRAT GÖRÜNÜMLÜ FAŞİSTLER İFŞA OLDU" 

Erdoğan,  "Demokrat görünümlü faşistler ifşa oldu. Hak, hukuk makyajlı tezgahlar ifşa oldu. Yıllardır özenle devletin tüm kurumlarına, toplumun tüm yapılarına yerleştirilen hainler ifşa oldu. Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör kuşatmasının amacı ve aktörleri ifşa oldu. Bunca oyunu bozan Türkiye'nin önünde artık bambaşka hamdolsun imkanlar, bambaşka ufuklar vardır. Şimdi önümüzde geçmemiz gereken bir imtihan daha var, o da 2019 seçimlerini kazasız, belasız geçirmektir. Yeni dönemin özeti rabiadır" dedi. 

"TENDÜREK DAĞI'NDA, GABAR'DA, CUDİ'DE, GEREKİRSE KANDİL'DE, GEREKİRSE SİNCAR'DA ..." 

Erdoğan, "Bu ülke 780 bin kilometrekareyle tek vatandır. Kimse operasyona yeltenmesin, yeltenirse bedelini ağır öder. İşte Tendürek Dağı'nda, Gabar'da, Cudi'de, gerekirse Kandil'de, gerekirse Sincar'da askerimiz, Genelkurmay Başkanımız, Kuvvet Komutanlarımız, hepsi en üst noktalara varıncaya kadar çıkmak suretiyle oralarda karda, kışta şu anda bütün operasyonları yönettiler, yönetiyorlar. Niye? Dedik ya mağaralarına, inlerine kadar girecek ve bunları bitirinceye kadar bu yola, bu mücadeleye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka asla başka bir devletimiz yoktur" diye konuştu. 

"ATATÜRK'Ü SADECE ANMAKLA KALMAMALI, ANLAMAYA DA ÇALIŞMALIYIZ"

Erdoğan, "Cumhuriyetimizin tüm önemli tarihleri gibi, 10 Kasım'ları da artık bu anlayışla değerlendirmeli, Atatürk'ü sadece anmakla kalmamalı, anlamaya da çalışmalıyız" dedi.  

 

Erdoğan:  Barış diyenler katil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  "Kimse kimseyi aldatmasın. Barış diyenler katil. Bunları görüyoruz. Ve acımasızlar öyle diye diye öldürüyorlar. Bunları yaşıyoruz. Hem onu diyorlar hem silahı satıyorlar oradan da sömürüyorlar. Madem krizden kaçamıyoruz, bunları çözecek, fırsata çevirebilecek adımları atmamız gerekiyor" dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de 'İİT Kadın Danışma Konseyi Genç Kadınlar Liderlik ve Girişimcilik Programı Sertifika Töreni'ne katıldı. 

'İHMAL ETTİĞİMİZ ALANLARIN BAŞINDA KADINLARIMIZIN DURUMLARI GELİYOR'

Erdoğan törende yaptığı konuşmada, "Müslümanların ve tüm insanlığın kanayan yaraları olan sorunları çözümleri için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Hedefimiz 10 yıllardır ihmal ettiğimiz çoğu zaman görmezden geldiğimiz ancak içten içe büyüyen meseleleri gündeme taşınmasını sağlamaktır. Açık söylüyorum; çok da başarılı değiliz. Bunu özeleştiri olarak söylemek zorundayım. Ne yazık  ki İslam dünyası aynı hedefe aynı şekilde kilitlenmiyor. Myanmar, Arakan'ı yaşıyoruz. Acaba İslam dünyasının bütün ortakları burada aynı hissiyatı duyuyor mu duymuyor. BM Genel Kurul'da bu işi gündeme getirdik. Bu gündemde ne yazık ki devlet başkanı olarak bir ben bir de İran vardı. Başbakan olarak sadece Bangladeş. Bu kadar basit mi bu iş. Parmak ucu ile tutulacak bir durum mu? Ne yazı ki böyle. Yüzbinler ölüyor, Müslüman kardeşlerin ölüyor umurunda değil. Müslümanlar olarak ihmal ettiğimiz alanların başında kadınlarımızın durumları geliyor. İslam dünyası, ümmetin yarısını oluşturan Peygamberimizin övüldüğü anneyi  maalesef olması gereken yere çıkarmada ümmet başarılı bir sınav verememiştir hala da veremiyor" diye konuştu. 

'ILIMLI İSLAM İFADESİNİ PATENTİ BATI'YA AİT' 

Erdoğan, "Ne zaman ki odak şaşmıştır işte o zaman gerilme başlamıştır. Bugün hala odak sapmasının sancısını yaşıyor bedelini  ağır ödüyoruz. Özellikle kadınlar ile ilgili konularda buna şahit oluyoruz. Bir çok İslam ülkesinde kadınların sosyal, siyasal ve beşeri rollerini İslam dininin prensipleri değil, kalıplaşmış toplumsal alışkanlıklar belirliyor. İşte son zamanlarda yeniden bir şeyi köpürttüler. Ne o; ılımlı İslam. Bu ılımlı İslam ifadesini patenti nereye ait? Batı'ya ait. Kullanan şahıs belki de bana aittir gibi de düşünüyor olabilir. Hayır sana ait değil. 15 yıl önce AB ülkelerini dolaşmaya başladığımda AP'da konuşmamı istemişlerdi. Soruların başında, 'ılımlı İslam hakkında ne düşünüyorsun?' bana o zaman sordukları buydu. O zaman 'İslam'ın ılımlısı, ılımsızı olmaz' demiştim. İslam tektir. Kimse çeşitlendirmeye veya yakıştırma yapmak suretiyle İslam'ı bir zaafın içerisine sokma gayretine girmesin. Bir müddet muhatap oldum daha sonra kimse sormadı bana. Ne oldu da bu yeniden üflendi? Mesele şu; İslam'ı zaafa düşürmek. Dinimiz zaafa düşürmek. Dinimizin ılımlı, ılımsız bir yanı yok. Kimse dinimize tanım yapmasın. Batının yabancıların yakıştırmalarıyla da dinimizi öğrenmedik, öğrenmiyoruz. Böyle bir sıkıntımız da yok. İslam geleneğin, ananelerin üzerindedir hepsinden çok daha üstündedir" ifadelerini kullandı. 

'ANNELİK, ALLAH'IN KADINLARA EN BÜYÜK LÜTFUDUR. İKRAMIDIR' 

Erdoğan, "Kadınlarımızın hayatın her alanında sıkıntı yaşamaları İslam'dan değil toplumların  asırlara yaklaşan algılarından kaynaklandığı bir gerçektir. Elbette annelik, Allah'ın kadınlara en büyük lütfudur. İkramıdır. Anneliği inkar fıtratı yani yaradılışı inkârdır. Ancak Müslüman kadın iyi bir anne olduğu kadar yeri geldiğinde çığır açan siyasetçi, ilim insanı, atılgan bir savaşçıdır. Kadının emeği olmayan, kadın eli değmeyen her iş, bize göre eksik, yarımdır. Modern yapıyı, İslam düşmanlığı olarak anlayan sözde elitist, özde lümpen bir güruha rağmen kadınlarımıza haklarını teslim etme mücadelesini verdik vermeye de devam ediyoruz.  İnancının gereğinden dolayı kıyafetinden dolayı üniversiteye gidemeyen, iş hayatına atılamayan adeta 4 duvar arasına mahkum edilen kadınlarımızı özgürlükleri ile buluşturduk" açıklamasında bulundu. 

"'ILIMLI İSLAM' DİYORSUN, BİR BAYANA ARABA KULLANMA MÜSAADESİ VERMİYORSUN 

Erdoğan, "Ilımlı İslam. Sen daha, 'ılımlı İslam' diyorsun, bir bayana araba kullanma müsaadesi vermiyorsun. Nasıl ılımlı İslam bu. İslam'da buna mani bir hüküm var mı? Yok. Demek ki herhalde bundan sonra yapacaklar. Şu ana kadar yok. Böyle bir anlayış olamaz. Bugün Türkiye'de hiç kimse inançlarından, hayat tarzlarından, düşüncelerinden dolayı artık ötekileştirilmiyor. Ben bu işin acısını çekmiş bir babayım sabır ettik zafere ulaştık. Başı açık veya kapalı her kadın özgürce çalışabiliyor" diye konuştu. 

'İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATINA BİLE HALA HANIMLAR OLAYINI DOĞRU DÜRÜST ALMIŞ DEĞİLLER' 

Erdoğan, "İslam İşbirliği Teşkilatına bile hala hanımlar olayını doğru dürüst almış değiller. Bir el, bakıyorsunuz ön kesiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı gibi bir teşkilatın içinde niçin bir kadın kolları olmasın? Ama ülkelerin liderleri bu konuda henüz aynı anlayışta değil. Gençlik teşkilatı da yok" dedi. Kadın konuklara seslenen Erdoğan, "Siz hakkınızı aramazsanız kimse lütuf olarak onları size vermeyecektir" dedi. 

"ELON, 'BİR ARA TÜKENDİM PARA MARA KALMADI' YILMADIM ONDAN SONRA KAPILAR AÇILDI DEDİ" 

Elon Musk ile olan görüşmesine ilişkin Erdoğan, "Geçtiğimiz günlerde yüksek teknoloji alanındaki özgün yatırımlarıyla tüm dünyada dikkat çeken Elon Musk ile bir görüşmem oldu. Baktım çok heyecanlı. Kendisinin vizyonunu, hayallerini, gayretini bizzat ağzından dinleme imkanım oldu. Gördüm ki her şey önce bir hayalle başlıyor. Eğer hayal olmazsa ondan sonra da bunu gerçekleştirebilmek mümkün değil. İnsan, hayal kurabildiği müddetçe yaşar ve başarıya koşar. Hiç kimsenin hayallerinizi çalmasına, cesaretinizi hırpalamasına sakın müsaade etmeyin. Elon, 'bir ara tükendim para mara kalmadı' diyor ama yılmadım azmettim ondan sonra kapılar açıldı şu andaki duruma geldim diyor" ifadelerini kullandı. 

"TERÖR BAHANESİ İLE İNSANLARIMIZIN ÖTEKİLEŞTİRİLMESİNE, ZİHNİMİZE PRANGA VURULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ" 

Erdoğan, "Batı'daki karamsar tablonun en büyük mağduru Müslüman kadınlar. Başörtüsü yasakları Avrupa ülkelerinde giderek yaygınlaşıyor. Bir dönem ülkemizde olduğu gibi kamusal alan, özel alan kurnazlığı ile Müslüman kadınların hayata katılımları engellenmeye çalışılıyor. Müslüman kadınları evlerine hapsedecek bir anlayış virüs gibi yayılıyor. Bugün çoğu Avrupa ülkesinde bilhassa başörtülü kadınların istihdama katılabilmesi, hatta bazı yerlerde eğitim imkanları önemli ölçüde sınırlanmış durumdadır. Hemen her fırsatta bize demokrasi ve insan hakları dersleri verenler kendi ülkelerinde en temel insan haklarının çiğnenmesine ne yazık ki alkış tutmaktadır. Türkiye, bu adaletsizliğe ve çifte standarda dikkat çeken az sayıdaki ülkeden biri. Hiç kimsenin haklarımızı elimizden almasına izin vermeyeceğiz.  Terör bahanesi ile insanlarımızın ötekileştirilmesine, zihnimize pranga vurulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Nerede olursa olsun hak bildiğimizi söyleyeceğiz. Tehditler gelebilir nereden gelirse gelsin. 'Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır'" açıklamasında bulundu.  

 "HER İNANÇ GRUBUNUN, HER ETNİK GRUBUN YER ALDIĞI BİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ KURALIM" 

Erdoğan, "Her inanç grubunun, her etnik grubun yer aldığı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kuralım. Dünya kendini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde görsün. Şu anda dünyanın tüm ülkeleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde kendini görmüyor. Böyle bir yapı adil bir yapı olamaz. Bunu görmemiz lazım. Mülkün temeli adalettir. Adaletin olmadığı, çifte standardın olduğu bir dünyada huzur, barış esenlik de olamaz. Türkiye'nin mücadelesi özünde antiemperyalist bir mücadeledir.  Kavga, çatışma değil adalet istiyoruz. Somali'ye büyük elçilik yapamayacak kadar korkak, ürkek olanlar bu dünyayı sömürüyorlar. Konteynerler içinde büyükelçilik açanları tanıdık. Küresel çakarlara kurban edilmenin acısını en iyi onlar biliyor. Kimse bu adaletsizliğe tepkisiz, sessiz kalmamızı bekleyemez" ifadelerini kullandı. 

"DEĞİŞİM SÜRECİ DE KRİZLERE, GERİLİMLERE HATTA VE HATTA SICAK ÇATIŞMALARA DA SAHNE OLUYOR" 

Erdoğan, "Dünya baş döndürücü bir şekilde değişiyor. Bu değişim süreci de krizlere, gerilimlere hatta ve hatta sıcak çatışmalara da sahne oluyor. Türkiye jeostratejik konumu nedeniyle bu zorlu değişim sürecinin tam merkezinde bulunuyor. Komşuda ateş yanarken dumanı bana gelmesin demek hayaldir. Muhakkak gelecek" dedi.

"BARIŞ DİYENLER KATİL"

Erdoğan, "Kimse kimseyi aldatmasın. Barış diyenler katil. Bunları görüyoruz. Ve  acımasızlar öyle diye diye öldürüyorlar. Bunları yaşıyoruz. Hem onu diyorlar hem silahı satıyorlar oradan da sömürüyorlar.  Madem krizden kaçamıyoruz, bunları çözecek, fırsata çevirebilecek adımları atmamız gerekiyor" dedi. 

"NİKAHLANIN, EVLENİN ÇOĞALIN" 

Erdoğan, "Rabbim, Peygamberimiz, emir çok net; nikahlanın, evlenin çoğalın. Hassasiyeti bir kenara koymamak gerekir. Müslümanın çoğalması şart geri adım atmamak gerekir. Müslüman kadınların hassasiyetini çok önemsiyorum. Türkiye'deki terör örgütü bu konuda çok çok hassas en 5, 10, 15 çocukları var. İnanıyorum ki, Rabbimin emri yerine gelecektir" dedi.   



EN YENİLER

KEMAL KILIÇDAROĞLU: 24 KASIM'DA ÖĞRETMENE BİRER MAAŞ İKRAMİYE VERELİM
CHP'li kadınlara hakaret eden öğretmeni CHP'li kadın avukat savundu
Önce eşini öldürdü sonra intihar etti
Fuhuş baskınında korkunç olay!
Çocuk gelinlere bu görüntülerle dikkat çektiler
79 öğretmene FETÖ'den gözaltı