Türk milli takımı geleceğini şekillendiriyor. Kuntz ve başta Kenan Koçak olmak üzere Alman hocanın yardımcıları A Milli Futbol Takımı’nın geleceğini inşaa etmeye çalışıyorlar.
Bunun nedeni Almanya U21 takımını çalıştırmanın verdiği bir alışkanlık değil Kuntz için. Milyonlarca genci bulunan bir ülkede, Türk milli takımının yarınlarını güvence altına almanın yolunun gençlerden, yetenekli gençlerden geçtiğine inanıyor. Aday kadroya davet edilen isimlerin yaş ortalaması da bunu gösteriyor. Avrupa takımlarına genç yaşlarda ihraç ettiğimiz futbolcu sayımız her geçen gün artarken, Kuntz da 2024 Avrupa Şampiyonası finalleri için gençlere güvenerek yola çıktı. Milli takım kadrosunda 23 oyuncunun yaş ortalaması 23.78. Uluslar Ligi’nde yer alan ülkelerden en genci biziz, en yaşlı ise 29.18 ortalama ile Andorra. Avrupa’nın en önde gelen ligleri olarak kabul edilen İngiltere 25.3, Almanya 26.1, İspanya 27.19, İtalya 24.81, Fransa 26.33 ortalama ile kadrolar oluşturdular. Bu gençler iyi kaynaşır, yeteneklerini teknik adamın vereceği
Türkiye, 2022 yılının gelmesiyle birlikte spor alanlarında birbiri ardına şampiyonluklar elde ederek, zirveden inmedi.
Türk sporcular hem takım sporlarında hem de bireysel yarışmalarda şampiyonluklar, altın madalyalar kazanırken, Avrupa ve dünyanın en iyileri arasına girdi.
KADIN BOKSÖRLER DÜNYA ZİRVESİNDE
Kadın boksörler Ayşe Çağırır, Buse Naz Çakıroğlu, Hatice Akbaş, Busenaz Sürmeneli, Şennur Demir dünya şampiyonu oldu. Sema Çalışkan, Elif Güneri bronz madalyada kaldı. Şimdiden PARİS 2024 için iddiasını ortaya koyan Türkiye, 72 ülkeden 310 boksörün katıldığı şampiyonayı takım halinde birinci sırada bitirmeyi başardı.
SEREN AY ÇETİN, WBC GÜMÜŞ KEMERİN SAHİBİ OLARAK TARİH YAZDI
Seren Ay Çetin, WBC (Dünya Boks Konseyi) gümüş kemerin sahibi olarak Türkiye profesyonel kadın boks tarihinde ilke imza attı.
Türk kadın boksör Seren Ay Çetin, Mike Tyson ve Muhammed Ali gibi isimlerin şampiyonluk yaşadığı WBC'de 2 kez dünya şampiyonu olan 'Golden Baby' lakaplı Avusturyalı Eva Voraberger ile ringe çıktı. Caferağa Spor
Sezonun son derbisi kıran kırana geçti. Es geçilen kartlara rağmen 9 sarı kart çıktı. Hakem Arda Kardeşler kuralları tam uygulasa daha da fazlası olabilir, kırmızı da çıkabilirdi.
Peki neden bu gerginlik ?
İlk dakikadan son dakikaya kadar Beşiktaş taraftarı, taç kullanımı ya da kornere gelen her Fenerbahçeli'ye elinde ne bulduysa fırlattı. Hatta maç sonunda Fenerbahçe otobüsünün yanından geçen Beşiktaş taraftarı tekme atarak otobüsün kaportasını yamulttu.
Neyin öfkesiydi bu ?
Takımlardan birinin şampiyonluk mücadelesi devam etse kim bilir neler olacaktı?
Şampiyon belli, küme düşenler belli. Bu gerginlikler yerine seyir keyfi yüksek bir maç izleyebilseydik keşke.
Aslında oyun hızlı başladı. İlk dakikalarda pozisyonlar yaşandı. Fenerbahçe 6’ncı dakikada öne geçti, peşine penaltı kazandı Beşiktaş. Batshuayi kaçırdı. Ardında bir penaltı daha. Bu kez topun gerisinde Ghezzal vardı ve skoru eşitledi. Maç da burada bitti aslında, devamı gelmedi.
Fenerbahçe iyi başladı ama Beşiktaş 10’uncu dakikadan itibaren üstünl&uum
İnanmışlık, inadına…
Doğru kadro mühendisliği, gece gündüz çalışan yönetim, işini iyi yapan teknik heyet ve futbolcular topluluğu 38 yıllık hasreti dindirdi.
Trabzonspor’un başarısı olduğu gibi rakiplerinin kötü yönetimi de bu yolda ekmeğe yağ sürdü.
Karadeniz fırtınası önüne geleni yıktı, 1.5 senedir evinde yenilmiyor. Tabii şunu da söylemeden geçmeyelim; hakemlerin de rüzgarını bir çok maçta arkasına aldı.
Ama masum hatalarla ama eyyamlarla. Tabi bu gölge düşürmesin Bordo mavili camiaya. Her sezon şampiyonluğa koşarak gidene yardım eli bir yerlerden gelir.
Hak etmedi diyemeyiz, sonuna kadar hak etti. Diğerlerinden iyiydi.
Şimdi bayram zamanı, Trabzonspor bayramı.
Galatasaray derbisinden sonra zordu, küme düşme hattında bulunan ve son bir umut ile sahaya çıkan Göztepe ile oynamak, derbi zaferinin rehavetinden kurtulmak kolay iş değildi. Fenerbahçe golü erken bulsa da maç içerisinde çok zorlandı. Pelkas’ın sakatlığı da planları bozdu. 30’uncu dakikada Szalai onun yerine alınınca Ferdi öne kaydırıldı, Szalai sol beke geçti. Orginal bir sol bek olmadığı için de biraz bocaladı. İyi niyetli mücadele etse de zaman zaman sol bek oynadığını unutup içeriye stoper mevkiine çok kaydı. Bu bölümlerde Fenerbahçe’nin ritmi bozuldu. Ferdi sol bekte oynarken sık sık topla katediyordu, adam eksiltip rakibi zorluyordu. Szalai girip Ferdi öne çıktığında, bir ara Osayi’nin sağ tarafta önüne geldiğinde takımda ritm de denge de bozuldu. Rossi bazen solda bazen sağda Ferdi ile değişiyorlardı ama çözüm olmadı. Zorunlu oyuncu değişikliğinden sonra top rakibe geçti. Göztepe ilk yarının son dakikaları ve ikinci yarıda tehlikeler yaratan, pozisyonlar bulan taraftı. Bu tehlikeleri
Fenerbahçe-Galatasaray derbisini; daha çok isteyen, daha çok mücadele eden, taraftarından malzemecisine kadar daha çok motive olan sarı-lacivertli taraf kazandı. Fenerbahçe 2-0 kazanırken çok iyi bir futbol oynamadı ama çok mücadele etti. Rakibinden daha çok koştu, tribün avantajını da kullanarak rakibe nefes aldırmayan baskı kurdu.
İlk yarıda Fenerbahçe topla oynama oranında %58’e %42 öndeydi. Fenerbahçe’nin 6 Galatasaray’ın 3 şutu vardı. Rakip ceza sahasında topla buluşmada sarı-lacivertliler 9’a 4 üstündü. İsabetli pas (214-146) ve rakip yarı alanda paslaşmada (68-36) yine rakamlar hep Fenerbahçe’yi gösteriyordu. Sahada görünen de buydu, soyunma odasına 1-0 önde giren de Fenerbahçe oldu.
HAKEM İLE GALATASARAY HAREKETLENDİ
İkinci yarı başladığında Galatasaray’ın biraz kıpırdaması gerekiyordu. 46 ile 68’inci dakikalar arasında top daha çok Galatasaray’daydı. Ama buna Galatasaray’ın bariz bir üstünlüğü etken olmadı. Kişisel görüşüm hakem Atilla
1930'dan bu yana sadece iki kez katılabildiğimiz Dünya Kupası finallerine yine ekrandan bakacağız, peki kimi tutacağız?
Türk futbolseverlerin kimi sambacı Brezilya, kimi tangocu Arjantin'den yana. Son yıllarda İngiltere'den, Belçika'dan sürpriz bekleyenler var. Bazıları Alman disiplinini sever bazıları Portakalları beğenir.
Tabi şu da var; Türkiye'de tuttuğu takımın oyuncusu Dünya Kupası'nda boy gösteriyorsa ona dikkat çekilir. Örneğin Kim Min-Jae sahaya çıktığında Fenerbahçeliler Güney Koreli olacak. Vida sahadaysa Beşiktaşlılar Hırvatistan'ı izleyecek, Larin ve Atiba için Kanada maçlarında ekrana geçecekler. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Herkes Dünya Kupası'nda kendinden birşeyler bulacak.
Turnuva başlayınca da en göze hoş gelen futbol oynayan ya da en mücadeleci biraz da mağdur olan ülke sempati kazanacak, gönüllerde taht kuracak.
Tarihinde ilk kez Arap coğrafyasında oynanacak Dünya Kupası aynı zamanda ilk kez yaz aylarında değil kış aylarında oynanacak. Bu yıl 21 Kasım’da Katar’da başlayacak şampiyona 18 Aralık'taki final maçıyla
Sporun her branşında final maçları yaklaşıyor. Sezonlar tamamlanmak üzere.
Peki nerelerde heyecan yaşıyoruz ? Voleybol mu, basketbol mu, futbol mu? Şu aralar bence voleybol. Sonra basketbol. Futbol ne yazık ki son sırada benim için , bu sezon. Yavaş yavaş spor branşlarındaki organizasyonların sonlarına doğru yaklaştığımız şu günlerde geldiğimiz noktaya bir göz attığımızda aslında tahmin edilebilir her şeyin gerçek olduğunu ve bazı gelişmeleri üzülerek, bazı gelişmeleri de büyük mutluluk ile karşıladığımızı fark ettim. Aslında yıllardır mantıklı planlamalar ile ilerleyen alanlardaki olumlu gelişmelerin meyvelerini topladığımızı ve sistemsiz, günü kurtarma adına hamleler yapılan ve sürekli değişikliğe maruz kalan alanlarda ise geriye gittiğimizi görmek çok da zor değil. Atalarımızın da söylediği gibi, perşembenin gelişi, çarşambadan belli olmuştu aslında.
Bugün, Türkiye'de bir numaralı gündem maddesi olan spor branşının futbol olduğu herkes tarafından kabul edilebilecek bir gerçek. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi birçok branşta