Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Bakan Kirişci: Düzenlemeyle orman yangınlarında hayatını kaybeden 105 kişiye şehitlik verilecek

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, bakanlık tarafından Meclis’e sunulan son düzenlemeyle orman yangınlarında hayatını kaybedenlere şehitlik ünvanı verileceğini belirterek, “Bu son düzenlemeyle yangınlarda hayatını kaybeden 105 vatandaşımıza, vatan evladına, bu yeşil vatanın muhafızlarına, koruyucularına şehitlik unvanı verilmiş olacak, diğer şehitlerin yararlandığı haklardan bu kardeşlerimizin yakınları da artık yararlanıyor olacak. Zaten onlar şehit ama geride kalanlarınıza da bu payeyi inşallah vermiş olacağız” dedi.

ABONE OL
Alişan KOYUNCU- Dinçer AKBİR/SERDİVAN (Sakarya), (DHA)

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Sakarya’nın Serdivan ilçesinde Sakarya Tarım Sektörü Temsilcileri toplantısında çiftçilerle buluştu. Bakanlık olarak Meclis’e sundukları yeni düzenlemeyle ilgili konuşan Bakan Kirişci, birçok yeniliğin ve avantajın sağlandığını ifade etti. Orman yangınlarında hayatını kaybedenlerin şehit sayılması konusunda da çalışma yaptıklarını anlatan Bakan Kirişci, “Ormanlar daha etkin korunacak. Çünkü ormandan gelir elde ettiğini düşünen orman köylüsü, zaten ilgileniyor, zaten koruyordu, daha fazla koruma içgüdüsüyle hareket etmiş ve buraları sahiplenmiş olacak. Ormanlık alanlarda rehabilitasyon çalışmalarımız daha hızla yürütülecek ve sektörümüz gerçekten bu konuda önemli bir kazanım elde etmiş olacak. Arkadaşlarıma sordum. Bizim toplam 133 orman yangınlarında hayatını kaybeden insan var. Bu insan var derken bunun 105 tanesi kendi vatandaşımız. Geri kalanı bu ülkeye yangınlarda hizmet vermek üzere gelen başka ülkelerin vatandaşları. Bu son düzenlemeyle bu yangınlarda hayatını kaybeden 105 vatandaşımıza, vatan evladına, bu yeşil vatanın muhafızlarına, koruyucularına şehitlik unvanı verilmiş olacak, diğer şehitlerin yararlandığı haklardan bu kardeşlerimizin yakınları da artık yararlanıyor olacak. Zaten onlar şehit ama geride kalanlarınıza da bu payeyi inşallah vermiş olacağız” dedi.

"SU ZENGİNİ BİR ÜLKE DEĞİLİZ"

İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkilere de değinen Bakan Vahit Kirişci “Mart ayında kuraklığı konuşuyorduk. Biz depremle, depremin yaralarını sarmakla meşgulken Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya'da bu üç ilde bir anda sel ve taşkınları yaşamaya başladık. Şanlıurfa'nın uzun yıllar ortalaması yıllık 460 kilogram yağış alırken, 14-15-16 Mart'ta, üç günde tam 138 kilogram yağış aldı. Bu 460 kilogramın üçte birine tekabül ediyor. Bu taşkınlara neden oldu. Bir anda kuraklığı konuşan ülke, sel ve taşkınları konuşmaya başladı. Bugün nisan ayının 5’i ve burada bir yağış dolayısıyla uçağımızı indiremediğimizi söylüyoruz. Yağışımız olsun ama düzenli yağış olsun. Fakat küresel ısınma, iklim değişikliği bunları birer realite olarak bize öğretmeli. Buradan şunu söylemeye çalışıyorum. Bizim bir su zengini ülke olmadığımız, su fakiri bugün için olmasak bile su zengini olmadığımızı bunu da kabul edeceğiz. Bir başka yönü itibarıyla Türkiye'de evet suyu sadece biz kendimiz tutumlu olarak kullanmayacağız tarım sektörü olarak. Aynı zamanda sanayi sektörünün de içme ve kullanma sularında da mutlaka özeni gerekiyor. Yine tarım sektöründe suyun ne kadar önemli hale geldiğini anlatmak için birkaç rakam vermek istiyorum. Bir kilo kırmızı et için 15,5 ton su gerekiyor. Bir kilogram kırmızı et için. Bir kilogram peynir için 5 ton su gerekiyor. Yine bizim burada 1 kilogram buğday için 1,3 ton su gerekiyor. Yani düşünün. Şimdi biz bu büyükbaş, küçükbaş, kanatlı vesaire diyeceğiz. Bunlardan da en az su tüketen hangisi ona bakacağız, yine bitkisel üretimde suyu en az hangi ürünle maksimum verimi alabilirim, suyu en optimum hangi üründe değerlendirebilirimi yapmak zorundayız. Bunları yapmadan olmaz. Artık böyle bir dünya var ve böyle bir Türkiye var. Bunları ben sizinle paylaşmak durumundayım” dedi.

‘BU ÜLKENİN YENİ BİR LİGE ÇIKMASINI SAĞLAYACAĞIZ’

Tarım politikalarıyla Türkiye’nin dünyada saygın işler yaptığını aktaran Bakan Kirişci, “Diğer taraftan yine bu ülkede iktidara biz geldiğimizde bu ülkenin nüfusu 65 milyondu. Bugün değerli kardeşlerim ülkenin nüfusu 85 milyon. Fazladan 20 var. Düzensiz göçmen vesaire, bunların da 3,5- 4 milyon olduğunu varsayın. Artı 2002’de 15 milyon olan bu ülkeyi ziyaret için gelen turist sayısı, bunlar bugün 50 milyonun üzerine çıktı pandemiye rağmen. Eğer pandemi olmamış olsaydı, bugün 65-70 milyonları konuşuyor olacaktık. Bunları da bizim nüfus olarak yine görmemiz gerekiyor. Türk Hava Yolları, milli gururumuz. 122 ülkeye 255 destinasyona uçuyor. Ve bu 255 destinasyona uçarken sadece bizim insanlarımızı getirmiyor. Başka ülkelerin insanlarını da bir yerden bir yere naklediyor. Burada bizim yine Türk Hava Yolları'nın kendi iştiraki olan yemekçilik şirketi marifetiyle burada 185 milyon yolcuyu da doyuran biziz. Yetmez. 2002 yılında 3,8 milyar dolarlık ihracatımız var. Ama bugün 30 milyar dolara yaklaştık. 30 milyar dolar, 2002 yılında tüm Türkiye'nin ihracatının 36 milyar dolar olduğunu dikkate aldığınızda onun tek başına tarım ve gıdayla birlikte gerçekleştireceğimiz ihracat rakamına yaklaştığını söyleyebiliriz. ‘Bu ülke üretmiyor. Bu ülke her şeyi ithal ediyor’ diyenlere onları itham etmek için söylüyorum. Bu ülke üretiyor. 85 milyonu, 4,5 milyon düzensiz göçmeni, 50 milyonun üzerinde turisti, 185 milyon bizim ülkemizi kullanıp başka ülkelere erişen turistleri, uçak yolcularını, artı 30 milyar dolarlık ihracat kapsamında da başka ülkelerdeki insanları doyuran bir tarım sektörü var. Bu ülkenin üreticisi üretiyor. Efendim peki ithalat da yapıyoruz. Doğru. O da var. Ama önemli olan ithalatla ihracat arasında net ihracatçı mısınız, net ithalatçı mısınız? Biz net ihracatçı konumundayız ve şu geride kalan 20 yıllık sürede 96 milyar dolarlık ihracat fazlamız var. Bunları da bilerek bizim bazı adımları atmamız gerekiyor. Türkiye'de bu nüfus artışından dolayı 2002 yılında kişi başına düşen arazi varlığı 4 dekar. Şimdi 2022 sonu itibariyle bu 2,8 dekar, ama 2050’ye geldiğimizde nüfusumuzun 105 milyon olacağı öngörülüyor. Bizim bu 105 milyon nüfusla ilgili olarak yine kendi nüfusumuzun birey başına düşen arazi miktarı da doğal olarak 1,7’ye düşmüş oluyor. Türkiye Yüzyılı, 2023 ile başlayan Türkiye Yüzyılı’nda tarım ve orman camiası adına bir devrimdir. Bu ülkenin Allah'ın izniyle yeni bir lige çıkmasını sağlayacak. Bu dünyadaki süper liglerin de üstünde bir lig onu da söyleyeyim. Bazı kısımları itibariyle dünyada olmayan düzenlemeler bile şu anda bu mevzuat içerisinde var” dedi.

ÜRETİCİYİ KORUYAN PROJELER HAYATA GEÇECEK

Bakanlığın yeni düzenlemesiyle birlikte hem üreticinin hem de alıcının korunacağını anlatan Bakan Vahit Kirişci, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir yıl soğandan para kazanıp ertesi yıl soğandan iflas edenler. Artık bunları unutacağız. Burada sözleşmeli üretimle, üreticiyle bu üreticinin ürettiklerini alacak bir masaya oturtacağız. Burada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hakemliği esas olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı her iki tarafı da gözetecek. Hiç kimsenin birinin diğerine baskı yapmasına, yok saymasına veyahut da onu dezavantajlı, kendini avantajlı hale getirmesine asla izin vermeyeceğiz. Burada tarafların gerekirse cayma hukukları olabilir ama bu hukukun da gereği olarak birisi, bir taraf caymak istediğinde bunun bedelinin ne olacağını da bilerek hareket edecek. Orada tarım sigortası TARSİM devreye girecek. Orada bu üretimi, sözleşmeyi zorunlu kılacak. TARSİM’in uygulaması zorunlu hale gelecek. İşte üretici ürettim, kime satacağım? Kaç liradan satacağım? Acaba ben bunu nerede depolayacağım? Bunların derdine düşmeyecek. İşte bu sözleşmeli üretimde. Bu yasanın içinde var. Şeker pancarı üreticileri bunun biraz daha ilkel hali demeyeyim ama daha alt normlardaki halini halihazırda uyguluyor ve başarını da uyguluyor. Ama şimdi biz bunu çok daha ileri taşıdık ve uluslararası normların da üstünde bir norm kazandırdık."

‘ORMAN KÖYLÜSÜNE İSKONTO’

Orman köylülerine de bazı avantajların sağlandığını ifade eden Bakan Kirişci “Orman köylümüz ısınmak için oduna veya evini yapmak için keresteye ihtiyacı var değil mi? Biz işte gerek ısınma gerekse de binasını yapmak, evini yapmak için ihtiyaç duyduğu bu keresteyi maliyetinin yüzde 70 iskontolusu olarak maliyeti 100 liraysa, 70 lirasını almayacağız. 30 liralık bedelle bu vatandaşlarımızı hem ısınma ihtiyaçlarını hem de kereste ihtiyaçlarını bu yolla sağlamış olacağız. Bu da önemli bir vatandaşlarımıza, orman köylülerimize desteğimiz olacak inşallah” dedi.

İFTAR YEMEĞİNE KATILDI

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Sakarya Tarım Sektörü Temsilcileri toplantısı kapsamında çiftçilerle iftar yemeğinde bir araya geldi. Millet İttifakı'nı eleştiren Bakan Kirişci, 14 Mayıs’ta halkın gerekeni yapacağını ifade ederek şöyle konuştu:

"Bu zamana kadar bu memlekete gözle görülür bir katkısı olmamış olanların bu memleketin evlatlarına bir vaatleri ve bu vaatleri de gerçekleştirmek için asla bir çabaları olmadı, olmaz ve olmayacağını da görüyoruz. Tamamıyla bir çıkar birlikteliği olan, bu memleketin, bu aziz milletin, devletimizin burada sahip olması gereken bütün vasıflarını adeta bir çuvala koyup atma peşinde olanların kimler olduğunu görüyoruz. Masanın etrafında 6 kişi var ama başkalarının da olduğunu gördük. Bunların tamamının tek bir gayeleri var, ülkede cumhurbaşkanımız gitsin yerine kim gelirse gelsin. Bir cumhurbaşkanı karşıtlığı var ama öyle zannetmeyin. Bunların esas karşı oldukları müreffeh, gelişmiş, güçlenmiş bir Türkiye'den rahatsızlık duyan, o dışarıdaki çevrelerin bunlar içerideki iş birlikçileridir. Çok açık ve net olarak söylüyorum. Bunların başka bir gayeleri yok. Bunların bu ülkenin daha ileri, daha müreffeh, daha mutlu nasıl olacağına dair en ufak bir söylemleri, bir açıklamaları yok. Siz şu ana kadar hiçbir şey duydunuz mu? Yok. Ama bunlar, bu ülkenin 40 yıldan beri başına bela olan PKK terör örgütü ve onun içerideki uzantılarıyla bir olmaktan artık çekinmez hale geldiler. Bu konuda en ufak bir imtinaları yok. Her şey açık ve aşikar. Onlar da eğer iktidar olurlarsa Allah muhafaza nasıl bir değişiklik istediklerini, Türkiye Cumhuriyeti devletini istemediklerini görüyoruz. Çünkü bir devleti ayakta tutan o devletin sahip olduğu nitelikleridir. Şimdi bu nitelikleri masanın üzerinden itip kendilerine göre yeni bir Türkiye, yeni bir devlet tasarlama peşindeler, Rabbim bunlara fırsat vermeyecek. Çünkü bu aziz millet her zaman için basiretle ve ferasetle hareket etti. Hatırlarsanız bundan tam 77 yıl önce işte rahmetli Menderes ‘Yeter söz milletindir’ demişti. 14 Mayıs’ta inşallah bu millet ‘Söz de karar da milletindir’ diyerek bunlara bir kez daha bir tokat daha vurmuş olacak."

'BİZ BARIŞ İSTİYORUZ DEDİK'

Konuşmasında muhalefeti eleştirmeye devam eden Kirişci, "Hatırlarsanız Rusya- Ukrayna savaşı başladığında biz şunu demedik ‘Ya bizim Rusya'yla enerji dahil dış ticaretimiz var. Şu kadar hacmi var’ veya 'Ukrayna Avrupa Birliği tarafında, NATO tarafında biz Ukrayna'dan taraf olalım' demedik. Rusya'dan taraf olalım demediğimiz gibi. Peki ne oldu? Biz dedik ki her iki ülke de bizim için komşu ve dost ülkeler. Biz barış istiyoruz dedik. Bu söylemimizin gereğini yaptık. O zaman bu paçoz muhalefet hani şu yürüyen merdivene tersinden binen, Konya'nın bir şehir olduğunu unutup onu ülke diyen ve kadınlarımızın başındaki örtüye paçavra deyip ve bunun bir metre bez parçası olarak nitelendiren hızını alamayıp bizim alnımızı koyduğumuz, Rabbimize kapandığımız, niyazda bulunduğumuz, secdeye kapandığımız o seccadeye ayakkabılarıyla basacak muhalefet bizi Rusya, Ukrayna konusunda eleştirmişlerdi. Tıpkı bir Libya’da ne işimiz var? Suriye'de ne işimiz var? Irak'ta ne işimiz var? dedikleri gibi. Asker değişimi de dahil askerlerin takası da dahil Türkiye taraflarla görüşebilen ülke olduğu için ve de tahıl koridoruna moderatörlük yaptığı için tarafları bir araya getirdiği için biz bir anda bu iki ülkenin yanı sıra tüm dünyanın da dikkatini çeken ülke olmaya devam ettik" dedi.

'TOGG'A TALİP OLACAKLAR, BU OTOMOBİLLERE BİNECEKLER'

Muhalefetin yerli ve milli projeleri haksız eleştiri yağmuruna tuttuğunu aktaran Kirişci şunları söyledi:

"İtalya’ya giderdik, bakardık İtalya Cumhurbaşkanı veya Başbakanı Fiat’a biniyor veya Fransa’ya giderdik Renault’a, Peugeot’ya biniyor, Almanya’ya giderdik Mercedes’e biniyor. Biz derdik ki acaba kendi ülkemizin yapacağı bir yerli otomobile ne zaman bineceğiz? Çok şükür bu da hani hikayeydi gerçek oldu. Sordular, ‘Bunun fabrikası yok, yapamazsınız, yapsanız kime satacaksınız, satamazsınız’ diye söylemediklerini bırakmadılar. Şimdi herhalde utanmadan, sıkılmadan bazı otoyollardan, köprülerden, havalimanlarından yararlandıkları gibi Togg’a da talip olacaklar ve bu otomobillere binecekler. Şimdi bizler de bakanlıklar olarak şimdilik sembolik olarak birer tane kendi kurumlarımıza almış olacağız. Biz de bu araçları inşallah makam aracı olarak kullanacağız."

Diğer Haberler

  1. Kendilerini savcı olarak tanıttıkları kişiyi altınlarını alıp dolandıran 3 şüpheli tutuklandı
  2. Kırklareli'de selde 6 kişinin ölümüne ilişkin 5 kamu görevlisi hakkında 25’er yıla kadar hapis istemi
  3. Siirt’te yatağında hareketsiz bulunan bebek yaşamını yitirdi
  4. İletişim Başkanı Duran: Hiçbir saldırı ve provokasyon cezasız kalmayacak
  5. Zonguldak'ta heyelan; su borusu patladı, elektrik direkleri devrildi
  6. Tekel bayisine ateş edip 2 kişiyi yaralayan cezaevi firarisi tutuklandı
  7. Bolu'da STK'lardan, Grand Kartal Otel yangının yıl dönümünde ortak açıklama
  8. Bisikletli Miraç’ın yaya geçidinde ölümüne ilişkin davada bilirkişi raporu bekleniyor
  9. Karlıova’da taburcu olan anne ve bebeği kepçeyle evine götürüldü
  10. İçişleri Bakanlığı'ndan 'yoğun kar yağışı' ve 'fırtına' uyarısı

© Copyright 2026

DHA