Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Ekrem İmamoğlu 'Casusluk' davasında savunma yaptı

Görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı 'Casusluk' davasında 2'nci duruşma başladı. Ara mütalaasını açıklayan savcı, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi. Duruşmada savunma yapan Ekrem İmamoğlu, "Hüseyin Bey örgüt yöneticisi ama beni tanımıyor. Ben de onu tanımıyorum. Madem beni casuslukla, ağır bir suçlamayla yargılıyorsunuz, böyle ağır ithamlar hangi sözde delillerin üzerine inşa ediliyor? Var mı? Tutukluluğun devamına deniyor. Yarın NATO Zirvesi dolayısıyla Ankara’da olacaklar. En üst düzeyde ağırlanacaklar. Nasıl çelişkiler içerisinde yaşıyoruz, görüyor musunuz? Burası Silivri. Diploma davasının ardından casusluk davasındayız ve İmamoğlu yargılanmaya devam ediyor. MİT’e müzekkere yazıldı, cevap yok" dedi. Duruşma 29 Eylül'e ertelendi.

ABONE OL
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA)

Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı, haklarında 'Siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezaları istenen davanın duruşma İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan duruşma salonunda görüldü.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMI TALEP EDİLDİ

Savcılık ara mütalaasında, siyasal ve askeri casusluk şüphesine ilişkin somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.

‘TEMEL YURTTAŞLIK HAKLARI SUÇ OLARAK NİTELENDİRİLİYOR’

Savunma yapan tutuklu sanık Merdan Yanardağ, "Siyasal bir iddianameyle karşı karşıyayız. Tüm bilgi, belge, açıklama ışığında siyasal casusluk suçunun, yani bizim işlediğimiz iddia edilen suçun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etmesi suretiyle desteklenen Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlayarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır, diyor. Bu iddianame birilerinin karşısına uzak olmayan bir gelecekte mahkemelerde delil olarak çıkacaktır. Burada temel yurttaşlık hakları suç olarak nitelendiriliyor. Ekrem İmamoğlu’nu seçimlerde desteklemiş olmak ne zamandan beri suç? Oy kullanmak ne zamandan beri suç? Ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suçsa, bu mantığa göre bütün siyasal partilerin casusluk örgütü olarak yargılanması gerekiyor. Bu utanç davasının, bu ayıbın bir an önce sonlandırılmasını talep ediyorum. Böyle bir mahkemeden avukatlarımız isteyecektir, ancak ve ancak hukuka ve adalete bağlı kalmalarını talep ediyorum" dedi.

‘HANGİ SOMUT KANITLAR VAR?’

Ekrem İmamoğlu'nun danışmanlarından Necati Özkan, "Bu davada casusluğun adı var ama casusluk yok. Bu davanın hiçbir yerinde devletin güvenliği için gizli kalması gereken bir bilginin temin edildiğine ilişkin bir iz yok. Ben aylarca dosyaya ilişkin her bir detayı defalarca okudum. Dedim ki: ‘Devletin hangi gizli bilgisi, hangi güvenliği için risk oluşturabilecek bir bilgi var burada?’ İddia makamı tutukluluğumuzun devamı için ‘somut kanıtlar var’ dedi. Kendilerine sormak isterim: Hangi somut kanıt var? Lütfen bunu bize gösterin, biz de bilelim. Bilmeden eğer devlet aleyhine bir işe kalkıştıysak, bir eylemimiz olduysa, bu ülkeye, bu vatana ihanet ettiysek bunu biz de bilelim. Mal paylaşımı kavgası içinde olan bir adamın yönlendirdiği bir davadayız. Dayanak ne? Dayanak şu: Biz Hüseyin Gün’le buluşmuşuz. Ne zaman? 2019 yerel seçimlerinden 11 gün önce. Hüseyin Gün de Türkiye’de siyasete ilgi duyuyor, iletişime ilgi duyuyor, şirketleri var. Kendince ve manevi annesinin talebiyle yardım etmek istiyor. Sonradan anlıyoruz ki aslında Hüseyin Gün bizden çok devlete ve şu anki iktidara çok faydalı işler yapmış. Tek bir görüşmeden bu dava çıkıyor. Hüseyin Gün ile bir kez daha buluşuyoruz. Diyor ki: ‘Ben İBB’ye bir şey, hizmet satmak istiyorum.’ Sunum yapıyor, teşekkür ediyoruz, yollarımızı ayırıyoruz. O, elindeki ürünün çok değerli olduğunu düşünüyor, biz onun o kadar değerli olmadığını düşünüyoruz. Rakamda da anlaşamıyoruz, yollarımızı ayırıyoruz. O tarihten sonra bir daha sıfır ilişkimiz var. Bu nasıl casusluk? Nasıl oluyor da ben devletin gizli kalması gereken bilgileri kapsamında İBB uzantılı 17 tane e-maili bir yerden alıyorum, kendim kullanmak yerine onu dark web’e yüklüyorum? Ve de Hüseyin Gün’e diyorum ki: ‘Hüseyin Gün, şu dark web’e bak. Orada bakalım bulabilecek misin?’ Bunları niye yapayım ki? Bu nasıl bir mantık? Bunu nasıl insan zihni yazabilir? İnanamıyorum. Ortada İBB verisinin sızdırıldığıyla ilgili bir durum yok. Bunların tamamı basının yarattığı bir manipülasyon ve algı. Ekrem İmamoğlu’nun kampanyalarını yapmışım. Bunun neresi suç? İmamoğlu’nun kampanyalarını yaparken casusluk yapmışım" dedi.

‘KARARLAR ÖNCE VERİLİYOR GEREKÇELER SONRA YAZILIYOR’

Ekrem İmamoğlu, "Benim mahkemelerimde şu ana kadar 20 hakim değişti. Katrilyonda bir midir, trilyonda bir midir, yargılanan kişiler üzerinden nasıl böyle bir ortam yaratılıyor ya da böyle bir denk düşme yaşanıyor bilemem. HSK’nın Türkiye’de bağımsız olmadığı, talimatla ısmarlama heyetlerin dizayn edildiği bir ortamda bunlar sanki doğalmış gibi algılanıyor. Sabah yine dünyanın en saçma davalarından biri olan diploma davasında, yine değişmiş bir hakimle karşı karşıyaydım. Bu absürt dava burada görülürken şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Bu kampüsün içerisinde bugünün kötü zihniyeti, buraya Avrupa’nın en büyük duruşma salonunu yapmakla gururlanan bir yargı zihniyetidir. En büyük duruşma salonunu yapmak nasıl bir gurursa artık. Gerçekten sefil bir bakış açısı. Türkiye’yi düşürdükleri durum ortada. Devlet ciddiyeti, yabancı liderlere şov yapmakla değil, kendi vatandaşına güven duymakla olur. Devlet ciddiyeti, dünya gözü üzerimizdeyken sergilenen bir dekor değildir. Devlet ciddiyeti, fakirliğin, yoksulluğun önüne çekilen kandırmaca maskelerle toplumun gerçek ortamını gizlemekle olmaz. Kararlar önce veriliyor, gerekçeler sonra aranıyor, deliller gerçeği bulmak için değil, önceden verilmiş kararı desteklemek için toplanıyor, mahkemeler adalet dağıtan kurullar olmaktan çıkıp siyasi iradenin onay makamına dönüştürülmek isteniyor. Yargının bu kadar etkisizleştirildiği, hukukun bu kadar araçsallaştırıldığı bir düzende baskıyla, korkuyla, tahliye umuduyla verilen beyanlara da üzülüyorum. Karşısında ne kadar güçlü siyasetçi varsa zorla hapse atıyor. Selahattin Demirtaş da onlardan birisidir. Şu anda aynı şeyi bize ve bizim gibi başka siyasetçilere de düşündüğü, ne yazık ki kamuoyunda sıkça konuşulan ve dehşet verici bir senaryoyu Türkiye’nin önüne koyan bir anlayış dönemindeyiz” dedi.

‘CASUSLUK HİKAYESİ YAZILMAYA ÇALIŞILIYOR’

İmamoğlu, “İddianameyle ilgili bir tane metin alıntısı paylaşıyorum. Diyor ki: ‘Örgütün ve örgüt lideri şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun asıl ve ilk amacının, maddi zenginleşme olmanın yanı sıra 2019 yerel seçimlerinde kazanıp, sonra ikinci amacın suç gelirleri ve elde edilen sermaye ile Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirmek, daha sonra da Cumhurbaşkanı olup Türkiye’yi ele geçirmek’ Ne iddia ediliyor bu iddianamede? 2019 seçimlerinde 12 gün içerisinde Hüseyin Gün, benim o seçimi kazanmama sebep olmuş. Yani 2019’da 13 bin oyla kazandığımız bir seçimi maille kazandırmış. İddianame bunu anlatıyor. O ziyaretlerden bir fotoğraf alıyor, ‘casusluk hikayesi’ yazılmaya çalışılıyor. Hüseyin Bey örgüt yöneticisi ama beni tanımıyor. Ben de onu tanımıyorum. Madem beni casuslukla, ağır bir suçlamayla yargılıyorsunuz, böyle ağır ithamlar hangi sözde delillerin üzerine inşa ediliyor? Var mı? Tutukluluğun devamına deniyor. Yarın NATO Zirvesi dolayısıyla Ankara’da olacaklar. En üst düzeyde ağırlanacaklar. Nasıl çelişkiler içerisinde yaşıyoruz, görüyor musunuz? Burası Silivri. Diploma davasının ardından casusluk davasındayız ve İmamoğlu yargılanmaya devam ediyor. MİT’e müzekkere yazıldı, cevap yok. Niye konuşmuyor MİT Başkanı? İbrahim Kalın niye konuşmuyor? Hüseyin Gün’le diplomatik ilişkilerin yıllar önce fotoğrafları var iddianamede. Niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? Ben bunları tanıyorum. Bir kişi Ankara’dan ‘böyle et’ demediği zaman ağzını bile açamazlar” dedi.

'KİMİN CASUSUYUM, HANGİ DEVLET SIRRINI VERDİM’

Hüseyin Gün, “Bugüne kadar toplanan delillere göre ve bugünden sonra da toplanacak, MİT’ten beklediğimiz rapor, adım gibi eminim temiz gelecektir. Hiçbirimiz casus değiliz. Casusluk faaliyeti içinde hiç bulunmadım. Tam tersine bugüne kadar hep devletim için, yurt dışında hem siyasi hem sosyal hem de ekonomik imkanlarımı kullanarak devletimin menfaatleri için mücadele verdiğim de kanıtlanmıştır. Daha fazla bu konunun derinliğine inmeyeceğim. Ama gerekiyorsa gizli celsede inebilirim. Yargılanmamın sebebi, öz annesinin beni rol model olarak göstermesi nedeniyle bana yoğun husumet ve kıskançlık besleyen muhbir Ümit Deniz Alaçam’ın asılsız iftiraları gibi görünse de FETÖ’ye karşı verdiğim mücadelede üstlendiğim etkin görev nedeniyle FETÖ’nün hedefi haline olmam ve adli makamların suni delillerle yanıltılmaya çalışılmasını da göz ardı edemiyorum. Hiçbir şey gizlemeden adli makamlara aktardım ve kimseye casusluk iftirası atmadım. Devletime olan bağlılığımı defalarca da teyit ettim. Ancak bana bu çirkin iftirayı atan muhbir Ümit Deniz Alaçam ve yandaşları Berkay Yağlıcı ile maalesef asistanım Zeynep Şen, her nedense adli makamlara hesap vermekten ısrarla kaçınmaktadırlar. Niye gelmiyorlar? Nedeni belli; çünkü yalan söylüyorlar. İddianamede seçim manipülasyonu yaptığıma dair iddialar mesnetsizdir. Çünkü öyle bir manipülasyon olmamıştır. Mahkemenizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde benim İBB seçimlerinin iptalinden sonra Amerika’daki şirketime yaptırmış olduğum 10 günlük kısıtlı süreli sosyal medya analizi, yani açık kaynak analizi kanıtlanmıştır. Casus olmayan bir insan nasıl oluyor da benimle birlikte yargılanan diğer sanıklarla casusluk faaliyeti içinde oluyor? Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını verdim? Sadece devletimi sevdim” dedi.

4 SANIĞIN DA TUTUKLULUK HALİ DEVAM EDECEK

Mahkeme, ara kararında tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma ise 29 Eylül'e ertelendi.

Diğer Haberler

  1. Kartal'da metruk gecekonduda kadın cesedi bulundu
  2. İzmir'de otluk alanda yangın
  3. Trabzon'da 'ot biçme' kavgası: 1 ölü, 2 yaralı
  4. Iğdır’da kuvvetli rüzgarda caminin çatısı uçtu
  5. Rusya dönüşünde, Alman sevgilisini evde ölü buldu
  6. Bıçakla yarasıyla ölen Emine'nin tutuklu eşinin yargılanmasına devam edildi
  7. Kuşadası'nda denizde boğulan 3 kişiden emekli öğretmen toprağa verildi
  8. MSB'den NATO Zirvesi öncesi TSK paylaşımı
  9. İznik’te çöplükte çıkan yangın, çalılığa sıçradı
  10. Ankara'da NATO Zirvesi tedbirleri değerlendirme toplantısı

© Copyright 2026

DHA