İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında 96’ncı duruşma sona erdi
İBB’ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanık, 96’ncı duruşmada hakim karşısına çıktı. Duruşma sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam etti. Gecenin ilerleyen saatlerinde sona eren duruşma saat 10.00'a ertelendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Tutuksuz sanık Mustafa Duhan Demir, “Hakkı Demir Vakfı’nın başkan vekiliyim. Aile vakfımız tarafından sahip olunan Kısıklı’daki parsele ilişkin bir plan tadilatı yaptık. Nazım İmar Planı’nı yapmaya yetkili olan idare Büyükşehir Belediyesi olduğu için Büyükşehir’e başvurduk. Hazırlanması gereken raporlar ve takip edilmesi gereken süreçler olduğu için bir uzmanla anlaştık. Şehir plancısı Adem Altıntaş bütün plan açıklama raporlarını yazdı. Büyükşehir’den istediğimiz plan değişikliği talebimizin hukuka aykırı hiçbir tarafı yok. Mayıs 2021’de Adem Altıntaş plan açıklama raporunu Büyükşehir’e sundu. O tarihlerde mevzuat gereği kurumların en geç 60 gün içerisinde görüşlerini sunması gerekiyordu. Temmuz 2021 gibi meclis gündemine alınacağını söyledi Altıntaş. Başvurudan bir süre sonra Altıntaş bana, ‘Kurum görüşlerinin olumlu olması için para istiyorlar’ dedi. Bunu duyunca kimseye hukuken yapılması gereken bir işte para vermeyeceğimi ifade ettim. Temmuz 2021’e geldiğimizde Altıntaş’a, ‘Hangi aşamadayız?’ diye sordum. ‘İşi AK Parti’nin işi olarak görüyorlar, ayak sürüyorlar’ dedi. Adem Altıntaş’ın bana belirttiği sürüncemede bırakma etkisini göstermeye başladı. Mayıs ayındaki başvurumuz için kurum görüşleri Ekim 2021’de tamamlandı” dedi.
‘HERHANGİ BİR YETKİM BULUNMAMAKTADIR’
Tutuklu sanık, eski İBB hukuk müşaviri Eren Sönmez, “İhaleye fesat karıştırıldığı iddia edilen A.Ş. ile Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı arasındaki ihalede herhangi bir görevim veya yetkim bulunmamaktadır. Nitekim bu doğrudan alımlar, yani AĞAÇ A.Ş.’nin yapmış olduğu alımlar, ihaleden aylar sonra gerçekleşmiştir. Bu alımlar nedeniyle, dahil olmadığım bir ihale sürecinde suç işlemiş olmamı takdir edersiniz ki mümkün değildir. Kaldı ki suç tarihinde ben AĞAÇ A.Ş.’de henüz görevlendirilmemiştim. İlk iddia, eğer AĞAÇ A.Ş.’nin 3G kapsamındaki doğrudan alım işleri ise bunlar da adından anlaşılacağı üzere birer alım işidir, ihale değildir. Zaten fiilen ve hukuken dahil olmadığım bir süreç gereği, şahsım bakımından ihale olmayan bir eylem söz konusu olduğundan ihale fesat fiili oluşmaz. İddianamede ve bilirkişi raporunda da tek bir doğrudan alım tablosunun bir satırında ismimin geçmesi dışında başka herhangi bir yerde ismim dahi geçmiyor” dedi.
‘ALIMLAR O KADAR FAZLAYDI Kİ GELDİĞİNDE FİDANLIĞA SIĞMADI’
Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren tutuksuz sanık, Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’nin eski satın alma müdürü Selim Marangoz, “Ağaç A.Ş.’de ağaç satın alma süreçleri genel olarak şöyle işliyordu: Fidanlıklar Müdürü Kerem Celil Uzunlar talep açar. Genel müdürümüz Ali Sukas bu talebi onaylar. Satın alma şefi Fatih Yağcı tedarikçilerle görüşüp teklifleri toplar ve bana getirirdi. Ben de bana sunulan evrak ve teklifler üzerinden, en uygun teklifi veren firma şartları sağlıyorsa alımı imzalardım. Ancak arka planda ne konuşulduğunu, firmaların neye göre seçildiğini, firmaların nasıl oluşturulduğunu, kimlerle nasıl ilişkiler kurulduğunu bilmiyordum. Bugün dönüp baktığımda benim bilmediğim ve dahil edilmediğim çok fazla şey olduğunu anlıyorum. Zaten ben göreve geldiğimde hazır kurulmuş bir sistemin içerisine getirildim. Teklif alınacak firmaların listesi belliydi. Sadece bu listedeki firmalardan teklif alınırdı. 3G alımının kendi içerisinde kısmi teklife açık olarak yapılmasının sebebi, genel müdürün belirli bir limite kadar olan alımları tek imzayla yapabilecekken, belirli bir limitin üzerindeki alımlarda Ağaç A.Ş. Yönetim Kurulu onayı gerekmesiydi. Bunun için de işleri kısımlara bölerdi. Örnek vermem gerekirse, 3G kapsamında bin adet ağaç alımı tek firmadan yapılabilecekken, birden fazla firmadan kısım kısım alım yapılarak bin adedin tamamlandığını düşünün. Alımlar o kadar fazlaydı ki geldiğinde fidanlığa sığmadı ve herkesin dikkatini çekti. Bu kadar fazla yatırımlık ağaç alınmasına Ağaç A.Ş.’nin ihtiyacı yoktu. Ben de bu durumdan şüphelenip bu alımların devamının gelip gelmeyeceğini Sukas’a sordum. Kendisi bana başka alım gelmeyeceğini söyledi. Ancak bundan kısa süre sonra Celil Uzunlar tarafından yeniden bir rootball’lu ağaç alım talebi açıldı. Bu talepte sadece ne kadar ağaca ihtiyacımız olduğu yazıyordu. Bu kadar alıma ihtiyacımız olmadığı için, zaten artık 3G kapsamında alım yapılmasından da rahatsız olduğum için, talep genel müdür tarafından onaylansa bile satın alma müdürü olarak imza atmayacağımı ve onay vermeyeceğimi söyledim. Zaten bu olaydan kısa bir süre sonra Ali Bey tutuklandı ve bir daha ağaç alım talebi gelmedi. Ben daha sonradan, tarafıma bildirilen alım talebindeki ağaçların zaten önceden fidanlığa getirildiğini, aslında bu talebin ihalesiz gerçekleştirilen alımları yasal zemine kavuşturmak için yapıldığını, operasyonlar nedeniyle de bunların ihalesinin gerçekleştirilemediğini öğrendim” dedi.
‘BUNUN ADI TİCARET DEĞİL, BASKIDIR’
Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren iş insanı tutuksuz sanık Muhittin Palazoğlu, “Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 2019 yılından 2025 tarihine kadar ortağı ve yetkilisi olmadığım bir şirketin işlemleri ve yine tarafıma ait olmayan şirketlerin eylemleri nedeniyle yargılanıyorum. Murat Ongun, BYZAG’a farklı şirketlerden yapılan toplu ödemelerin nedenini açıklamak yerine tartışmanın yönünü tamamen bana çevirmektedir. Buradaki amacı, BYZAG’ın reklam sektöründeki çok sayıda firmaya aynı dönemlerde neden benzer faturalar düzenlediğinin konuşulmasını engellemektir. İlişkilendirmeye çalıştığı 6 şirket benzer tarihlerde ödeme yapınca bu şirketlerin tek elden yönetildiğini gösterdiğini söylemektedir. Bakıldığında, BYZAG’ın yalnızca bu altı şirkete değil, reklam sektöründe faaliyet gösteren başka şirketlere de aynı tarihlerde ve aynı tutarlarda fatura düzenlediği, bu şirketlerin de benzer şekilde ödeme yaptığı görülmektedir. Ne hikmetse diğer şirketler söz konusu olduğunda Ongun sessiz kalmaktadır. Söz konusu şirket, Murat Bey’in eşine ait olan BYZAG’tır. Bunun adı ticaret değil, baskıdır, haraçtır. Hakkımdaki şirket sahipliği iddialarında ise aynı binada bulunan kaşeler sürekli zikredilmektedir. Ongun, iş yerimde 38 ayrı şirkete ait kaşe vurulmuş gibi konuşarak bu şirketlerin tamamını bana bağlamaya çalışmaktadır. Ancak arama tutanağında adres yalnızca Bulgurlu Caddesi olarak yazılmış ve kaşelerin binanın 3. ve 4. katlarında bulunduğu belirtilmiştir. Oysa içerisinde çok sayıda şirket faaliyet gösteren ve toplam 19 ayrı bağımsız ofisin bulunduğu bir plazadır. Tabii ki bu algıyı da bu işi çok iyi bilen algı profesörü Sayın Murat Ongun yapmaktadır. Halbuki son 5 yıldır inşaat sektöründe yoğunlaştığımdan dolayı daha çok şantiyelerdeki ofislerimde bulundum. Burası da sabit kullandığım bir alan değildir. Benim bulunduğum plazada hangi bağımsız bölümden çıktığı dahi belirlenemeyen bazı kaşelerin bulunması, bütün şirketleri bana bağlamak için Ongun tarafından yeterli görülüyor. Peki, Sayın Ongun, size soruyorum: BYZAG ile aynı adreste faaliyet gösteren, ticari ilişkisi bulunan ve kaşeleriyle birlikte e-imzaları dahil olmak üzere başka kişilerin ofisinden çıkan şirketler bakımından da aynı çıkarımı yapacak mısınız?” dedi.
Gecenin ilerleyen saatlerinde sona eren duruşma saat 10.00'a ertelendi.