Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık duruşmanın beşinci haftasında hakim karşısına çıktı. Duruşma, sanık avukatlarının beyanları ile yarın görülmeye devam edecek.

ABONE OL
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA)

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen 'Yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri' olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu'nun; 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Rüşvet', 'Suç gelirlerinin aklanması', 'Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Kişisel verilerin kaydedilmesi', 'Kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'Suç delillerini gizleme', 'Haberleşmenin engellenmesi', 'Kamu malına zarar verme', 'Rüşvet alma', 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'İrtikap', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'İhaleye fesat karıştırma', 'Çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi usul kanununa muhalefet', 'Orman kanununa muhalefet' ve 'Maden kanununa muhalefet' suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DURUŞMALARDA BEŞİNCİ HAFTA

İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 20 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam edilecek..

SAAT 22.00'YE KADAR DEVAM EDECEK

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek 16'ıncı celsede, sanıkların savunmalarına devam edilecek. Diğer yandan Mahkeme başkanı saat 22.00'ye kadar duruşmaların devam edebileceğini belirtti.

 18 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Geçtiğimiz celsede mahkeme heyeti, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli'nin tahliye edilmesine karar verdi.

İNAN GÜNEY'İN DOSYASI BİRLEŞTİRİLDİ

Diğer yandan halen tutuklu bulunan, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 3'ü tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame, İBB 'Yolsuzluk' davasının dosyasıyla birleştirildi. Güney, iddianamenin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından İBB dosyasında sanık olarak yer aldı.

'SOMUT VERİ YOK, SADECE “DUYDUM" VAR'

CHP Bilişim Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan'ın ifadesiyle başladı. Erdoğan savunmasında, "11 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi'nde bilgi işlem sorumlusu olarak görev yapmaktayım. Fakat KVKK'ya göre kişisel veri sorumlusu değilim; çünkü siyasi partilerde veri sorumlusu olarak KVKK, kişileri değil, parti tüzel kişiliğini esas almaktadır. Bilgi işlem sorumlusu olarak görevim; partinin dijital altyapısını geliştirmek, parti yönetiminin ve parti örgütünün ihtiyaç duyduğu yazılımları yazıp geliştirmek ve kullanıcıların hizmetine sunmaktır. Aynı zamanda kısa adı SİPORT olan, YSK Siyasi Parti Portalı'na da erişim yetkim vardır. Bu yetki YSK tarafından verilmiştir. Bu portala girerek seçmen verisi dahil partinin talep ettiği ve YSK'nın kabul ettiği dosyaları ve listeleri indirip partinin sistemlerine aktarmak, seçmen listesi dahil bu verileri örgütün kullanımına açmak görevlerim arasındadır. Her partide olduğu gibi AK Parti, MHP ve CHP'nin de kendi örgütünün kullandığı bir sistem vardır. Bu sistemlere kullanıcı adı ve şifreyle girilir. Herkes yetkisi icabında bu listelere girer, görür ve ne yapması gerekiyorsa onu yapar. YSK, siyasi partilerle seçmen listelerini iki türlü paylaşır. Birincisi, seçim takvimi döneminde siyasi partilerin isteği olmaksızın bu listeleri partilerle paylaşır. Bu süreç muhtarlık askı listelerinden başlar, itiraz sonuçlarıyla devam eder ve kesinleşmiş sandık seçmen listeleriyle son bulur. Bu listeler, oy kullanmaya gittiğimiz zaman sınıfın kapısında asılı olan ve artık değişmeyen listelerdir. Bu sadece seçim takvimi içerisindeki veridir. İkinci olarak da partilerin talebi üzerine, iki seçim arasında partilerin belirli bir talep hakkı vardır. Partiler buna ihtiyaç duyduğu zaman bu hakkı kullanır. CHP olarak genellikle kurultay öncesi bu hakkımızı kullanırız. Dolayısıyla ikinci yöntem, dediğim gibi partilerin isteği üzerine listelerin alınmasıdır. Buradaki sandık numarası ayrıntısına lütfen dikkat ediniz. Bu ayrıntıya dikkat edilmemesi, hayatımın çok kıymetli 5 ayını cezaevinde geçirmeme sebep oldu. Sanırım Türkiye'de iddianamesi en kısa sürede hazırlanan kişi de benim. 7 Kasım'da tutuklandım, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Avukatım iddianameyi getirdiğinde orada 'ikrar' ibaresini görünce şok oldum. Ben neyi ikrar etmişim? Olmayan bir şeyi gönderdiğimi nasıl ikrar edebilirim? Hala anlayamıyorum. İBB Hanem ile ilgili ne bir arkadaşımın ifadesinde ne de başka bir belgede somut bir veri var. Sadece birisinin 'duydum' diyebileceği bir durum söz konusu. Erol Özgüner, benden liste aldığı iddiasını dile getirirken 'Hatırladığım kadarıyla bana bir link göndermişti' diyor. Ancak burada 'Orhan Erdoğan, İBB Hanem projesine geçti' diyen kimse yok. Gerçi projenin ne olduğu da belli değil, ben de burada öğreniyorum; ama aslında hiç var olmamış bir uygulama bu" dedi.

'BU VERİLER KİŞİSEL VERİLER DEĞİLDİR'

Mahkeme başkanı, Orhan Erdoğan'a “İşlenmiş data verileri vermiş olabilirim ifadeniz var, doğru mu?ö diye sordu. Erdoğan ise cevabında, “İşlenmiş data dediğimiz şudur: İstanbul Kartal'da kaç Karslı var, kaç Tokatlı var gibi verilerdir. Bunlar kişisel veri değildir. Bu verileri seçim dönemlerinde başka aday adaylarına da vermişimdir. Örneğin bir aday adayı mahallelerde seçim çalışması yapacaksa, oradaki demografik yapıyı görmek ister. Bu iddianamede bahsedilen veriler kişisel veri değildir" dedi.

'HERKES WEB SAYFASININ TRAFİĞİNİ GÖRMEK İSTER'

İBB Dijital içerik koordinatörü Ulaş Yılmaz, "Bir web sayfasına 'Google Analytics' kodu konulmasıyla ilgili bir yazışmada ismim geçiyor, yani bilgi (CC) kısmına eklenmişim. İfadesinde bir yerde 'Haberim yok, böyle bir veri sızıntısı söz konusu değil' diyor; sonra da 'Olsa olsa orada olmuştur' gibi bir cümle kuruyor. İşte o 'olsa olsa' cümlesi üzerinden ben 6 aydır hapis yatıyorum. GTR denilen şey, Google Analytics kodu; hepsi aslında aynı amaca hizmet ediyor. Cumhurbaşkanlığı'nın sayfa çıktısı var; orada bu kod var. Milli Savunma Bakanlığı'nın, BTK'nın, Adalet Bakanlığı'nın sayfalarında da bu kod var. Hatta şu an bulunduğumuz İstanbul Adliyesi'nin sayfasında da bu kod mevcut. Ben, İBB bünyesindeki bir mailleşmede bu kodun adı geçtiği için 6 aydır hapis yatıyorum. Savcı Bey'e ifade verirken de söyledim; 'Bu o kadar basit ve yaygın bir şeydir ki, her web sayfasına konur' dedim. Kendisi de 'Biliyorum' dedi. Tüm şirketler, iştirakler, üniversiteler bu kodu kullanır; çünkü herkes web sayfasının trafiğini görmek ister. Kaç kişi girdi, kaç kişi çıktı, hangi sayfa tıklandı? Bunu bilmek isterler. Sağlık Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği, AK Parti ve MHP'nin sayfalarında da bu kodlar var. Peki, bu kodları koyanlar art niyetli mi? Veri sızdırmak için mi yapıyorlar? Hayır. Bu kodları, o sayfayı hazırlamak için emek verenler, emeklerinin karşılığını, yani sayfanın ne kadar izlendiğini anlamak için koyuyorlar. 'CC'ye konulmuş' diye bir suç olabilir mi? Ben iddia ediyorum KVKK'dan bu kadar çok yatan bir tek biziz Türkiye'de. Google Tag Manager'dan da dünyada yargılanan bir tek biziz" dedi.

'MASANIN BAŞKANI OLDUĞUM İDDİALARI ASLA DOĞRU DEĞİLDİR'

İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek savunmasında, "SKM’nin bütün bilişim işlerinden ben sorumluydum. 2018 yılının sonunda kurulan bir seçim ofisimiz vardı. Yiğit Oğuz Duman beni orada birileriyle tanıştırdı. Kasım 2018’de tanıştırılırken benim için 'Müstakbel Bilgi İşlem Daire Başkanı adayımızdır' denildi. Ertesi gün de daha sonra Bilgi İşlem Daire Başkanlığı personeli olan Erol Özgüner ile tanıştım. Bunları niye anlatıyorum? Çünkü Özgüner etkin pişmanlık ifadesinde; benim, onun yaptığı işi denetlemek için geldiğimi söylüyor. Bu külliyen yalandır. Kendisi henüz seçim döneminde Bilgi İşlem Daire Başkanı adayı olarak belirlendiğinde, ben zaten kendi ekibimi kurmaya başlamıştım. İddiaları tek tek çürüterek gideceğim çünkü başka yolu yok. Ayrıca işe alım süreçlerinde veya teknolojilerin belirlenmesinde bazı ön görüşmelerde bulunmam gayet doğaldır. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama bu benim görevimdi. İlk seçimden sonra Murat Ongun ve Ertan Yıldız İBB’de başkan danışmanları olarak atandı. Erol Özgüner de Bilgi İşlem Daire Başkanı olarak atandı. Bana, ‘Seni daha sonra değerlendireceğiz’ dediler. İlk seçimden sonra başkan danışmanı olarak atananlar arasında başkan danışmanı olarak atanmayan tek kişi benim. 15 gün geçtikten sonra Yiğit Oğuz Duman beni Saraçhane’ye davet etti, İSBAK’ta danışman olacağımı söyledi. Orada gördüğümüz eksikler vardı. Özellikle koordinasyon yönünde İBB yönetiminde çok ciddi sorunlar vardı. Erol’un önerisiyle, Erol’un İBB’yi, benimse diğer iştirakleri koordine ederek burada bir teknoloji yönetimini sadece teknolojik açıdan verimli bir çalışma metoduyla koordine edebileceğimizi anlattı. Bu toplantıda teknoloji masası fikri doğdu. Bahsi geçen masada İBB’yi temsilen sadece Erol Özgüner, benim koordinasyondan sorumlu olduğum bütün birimler kendilerini temsil ediyor. Yani aslında beni bir sekreter gibi düşünebilirsiniz orada. Masanın başkanı olduğum iddiaları asla doğru değildir. Ayrıca diyelim ki başkanıyım, sadece teknolojiyi yöneten, teknolojinin konuşulduğu bir masanın kime ne zararı olabilir ki? Baş şart olarak da idari karar almamak var" dedi.

‘İBB DOSYASINDA İFTİRA AT KURTUL MODASI VAR’

Geçek, "İBB’yi teknolojik olarak nasıl daha ileriye götürebiliriz, bunu tartışıyorduk. O günlerde İSBAK genel müdürü istifa edince Ertan Yıldız beni aradı, 'Yeni birisi bulunana kadar genel müdürlüğe vekalet et' dedi. 3 hafta sonra yeni adaylarla görüşüldüğünü öğrendim. Saraçhane’ye giderek Yiğit Oğuz Duman ve Ertan Yıldız’a, 'Ben bu göreve talibim' dedim. 'O zaman seni de görüşmelere çağıralım' dediler. Ama görüşmeye bile davet edilmedim. Başka birisi de genel müdür olarak atandı, ben kendisiyle çalışmaya devam ettim. Erol Özgüner’in iddia ettiği gibi icra kurullarına katılan, bütün kararları alan bir pozisyonda olsam neden genel müdür olmak isteyeyim? İddia edildiği gibi bir örgüt olsa, ben de bu örgütün özel vasıflı üyesi olsam genel müdür adayı bile neden yapılmadım? İBB dosyasında maalesef 'iftira at kurtul' diye bir moda var. Nitekim Erol Özgüner de kendi tahliyesinin yolunu beni suçlamakta seçti. Yoksa 14 Mayıs 2025 günü neden iki kez ifade versin? Ve ikisinde de farklı konuşsun. Biz, Erol Özgüner ile seçimden sonra ilk altı ay her gün birlikte mesai yapan, devasa İBB yapısını tanımaya çalışan ve birbirine destek olan iki iş arkadaşıydık. Ayrıca daha ben 2024 Ekim ayında İSTTELKOM’a geçtim genel müdür olarak. Kendisi de teknoloji grup başkanı oldu ve benim amirim oldu. Aramızdaki alt-üst ilişkisi 2024 Kasım ayından sonradır. O benim amirim olmuştur" dedi.

‘2022 TARİHİNDEN SONRA GÖREVİM DAHİ YOKTU’

Geçek, "Şimdi gelelim Eylem 13’e. Bu eylem tamamen bir Kişisel Verileri Koruma Kurumu konusudur. Ama yine ilginç bir şekilde dosya o kadar geniş araştırılmış ki; KVKK kurumuna yazı yazılmış, 'CHP’nin veri sorumlusu kimdir?' diye sorulmuş ve oradan da güzel bir şekilde cevap gelmiş. Peki, neden hiçbir yere 'İBB’nin veri sorumlusu kimdir?' diye bir soru sorulmamış? Savunmalarında, her ne kadar Erol buradaki birçok kişinin tutuklanmasına sebep olsa da, 'Sebep benim değildir' diyerek bir sürü sıfat kullanabilir; kendini böyle gizlemesi beni şaşırttı. Üzerime atılan bu eylemin suç tarihleri 2022 ile 2025 arasıdır. Erol Özgüner, 10 Temmuz’daki ifadesinde diyor ki: 'Melih Geçek 2022 sonrası etkisini kaybetti' Daha önce anlattığım gibi; 2021 yılında bilişimden sorumlu başka bir danışman geliyor, 2022’nin başında ise teknoloji grup başkanı olarak başka biri atanıyor. Bu suç 2022-2025 arası olarak belirtiliyor ama bu tarihten sonra ben, 'İstanbul Senin' lansmanı dahil olmak üzere hiçbir toplantıya davet edilmedim, koordinasyon görevim de yoktu. Ama iddianamede 'proje süresince başkan danışmanı ve teknoloji masası yöneticisi' olduğum iddia ediliyor" dedi.

'GERÇEKLER BİR GÜN ORTAYA ÇIKIYOR'

Geçek, "Bir Almanya ziyareti mevzusu var. Erol Özgüner, çok büyük bir ifade veriyor; 'Ocak 2020’de birlikte gittik' diyor. Başkanım, bütün bu kelimeler, cümleler özellikle seçilmiş. Almanya’ya bizi İbrahim Edin götürüyor. İbrahim Edin doçent doktordur, bizim Boğaziçi Üniversitesi’ndeki şirketimizden ortağımızdır ve genel müdürdür. Ama burada anılmasının bir sebebi var; kendisi 4 yıldır Almanya’da yaşıyor, benimle aynı davada sanık. İbrahim buraya gelmez, kendini savunamaz. Ama gerçekler ne? 15-17 Aralık tarihlerinde resmi bir ziyaret yapıldı. Davet edilenler; Erol Özgüner ve BELBİM Genel Müdürü Yücel Karadeniz ki hiç ondan bahsetmiyor, UGETAM Genel Müdürü, İbrahim ve ben; toplam dört kişiyiz. Erol Özgüner ifadesinde bu kadar net bahsediyor ama 'Tarihi nasıl bu kadar yanlış atabiliyorsun?' demiyorlar. Ama gerçekler bir gün ortaya çıkıyor. Almanya ziyareti için bir mesajlaşma grubu kurmuşuz ve bu grubu ben hatırlattım. Erol neden gruptan bahsetmiyor? Çünkü tatilden katılacak aramıza ama kar yağışı nedeniyle uçağı kalkmıyor. Uçak kalkmadığı için de toplantıya gelemiyor, internet üzerinden katılıyor. Toplantının hukuka uygun, hiçbir sorunu olmayan bir toplantı olduğunu herkes biliyor. Ama bu toplantının amacı, uçağın kalkamaması nedeniyle gelememesi ve toplantıya katılmasına rağmen sanki hiç yokmuş gibi davranması garip. Neden bu toplantıya katıldığını gizleme gereği duydu, anlamadım. Savcılık da bunu alıyor, altını da bir güzel çiziyor. Gerçekten bir gün açığa çıkmayacak mı sanıyor insanlar? Onu anlamıyorum" dedi.

‘İFADEMİ DAHİ ALMADILAR’

Geçek, "İstanbul Senin' uygulaması öyle bir hale getirildi ki sanki ‘casus’ karanlık bir şey. İBB tarafından yapılmış, vatandaşın kullanımına sunulmuş, birden fazla uygulamanın tek bir çatı altında toplanıp her vatandaşın hayatını kolaylaştırmak ve güvenliğini sağlamak amacıyla üretilmiş bir uygulamadır. Bu uygulama sayesinde aslında tek seferde bütün hizmetlere tek elden erişilmiştir. Bizim bu projeye önem vermemiz ve bu kadar öne çıkarmamızın sebebi; kamuda yapılan Türkiye’deki ilk 'Süper App' olmasıdır. Gelelim Eylem 16’ya. Kaç yalan var bunda, nasıl anlatacağız bakalım. Hakkımda bu suçlamadan dava açıldı ancak hiçbir zaman bu suçla ilgili ifadem alınmadı. Benim ifadem sadece bir ses kaydı ve gizli tanık beyanıyla ilgili alınmıştı. Suçlama, Erol Özgüner’in etkin pişmanlık beyanları sonrasında tarafıma yüklendi. Cezaevinde olduğum bilinmesine rağmen, beni her zaman SEGBİS’e bağlayabileceklerken veya adliyeye götürebileceklerken, ki casusluk davası için götürebildiler, bana bu soru asla sorulmadı. Olayı anlatıyorum: 19 Mart sabahında uyandığımızda ne internet çekiyordu ne de telefonlar çalışıyordu. Amirim olduğu için Erol’la iletişime geçtim; 'Ne oluyor, ne yapacağız?' diye sordum. Bana 'Saraçhane’ye gel' dedi. Ben de Saraçhane’ye gittim. Ne olduğunu anlamaya çalıştık. Daha sonra siyasiler gelmeye başlayınca oda aşırı kalabalık bir hale geldi. 'İşi olmayan genel sekreterin toplantı odasına gitsin' dediler. Ben de Erol’a, amirim olması sebebiyle 'Ben çıkıyorum' dedim. İfademizdeki tek ortak yan budur; 'Ben çıkıyorum' dedim ve özel kalem odasından çıktım. O gece geç saatlere kadar ve takip eden yedi gün boyunca her gece ben Saraçhane binasındaydım. Sırf o gece orada olduğum için bu sürece ortak edildim" dedi.

'EROL ÖZGÜNER'E TELEFONU BENİM VERDİĞİM İDDİASININ DAYANAĞI NEDİR?'

Geçek, "Bana yönelik bu iftiraları kabul etmiyorum. Erol ifadesinde aslında şöyle diyor 'Özel kalem çalışanı Burcu Hanım odama gelerek, yanında Melih Geçek bulunur vaziyetteyken' ki ben Erol’u altı yıldır tanırım, 'bulunur vaziyetteyken' onun kullanacağı bir kalıp değildir. 'Bu başkanın telefonu, bunu ne yapacağız?' demesi üzerine Melih Geçek 'Ben bilmiyorum' demek suretiyle odadan çıktı. Ben 'Çıkıyorum' dedim ve çıktım; ama o esnada odada ben, Burcu ve Erol varmışız gibi anlatılıyor. Bakın, Erol Özgüner bile diyor ki: 'Melih telefona dokunmadı, ben aldım' Ben ise telefonu görmedim, o odada da değilim. Burcu Şimşek de diyor ki: 'Melih Geçek olay yerinde yoktu, çok daha önceden çıkmıştı' Peki, şimdi asıl önemli konu şu; mutlaka okumuşsunuzdur, Savcı diyor ki: 'Şüpheli Melih Geçek, suça konu olan telefonun ele geçirilmemesi adına, bilinen örgüt üyesi olması sebebiyle telefonun daha güvenli bir ortamda saklanması için göndermiştir' Ben bunu okudum, anlamadım; bir bilene sordum, yine anlamadım. Ben telefona dokunmadım, telefonu görmedim, nerede olduğunu bilmem. Telefonu almadığımı Erol da söylüyor. Telefon zaten Erol’da çıkıyor. Erol, 'Bana Burcu getirdi' diyor; savcılık ise 'Melih göndermiştir' diyor. Başkanım, soruyorum: Hangi dayanakla? Erol Özgüner’e telefonu benim verdiğim iddiasının dayanağı nedir? Bu konuda bir ifade, bir bilgi, bir tanık var mı? Yoksa avukatın dediği gibi bu bir “hissiyatnameö midir? Burcu Şimşek “Melih yoktuö diyor; Erol, 'Melih ben bilmiyorum’ diyip gittiö diyor. Erol’un meşhur avukatı da diyor ki: 'Melih gidince Erol çaresiz kaldı, aldı telefonu kız arkadaşının evine sakladı.' Neymiş bu telefon? Onu da bilmiyoruz, sizden öğreniyoruz. Saraçhane’de bulunmam suçlu sayılmam için yeterli görüldü. Bu kadar şeyi anlattıktan sonra hâlâ örgüt üyesi olduğumu düşünüyorsanız yine açıklama yapmak isterim. Hem örgüt üyesiyim hem de özel vasfım. Başkanım, baştan beri anlattıklarımdan anlaşılacağına göre ben 16 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyesiyim" dedi.

‘HÜSEYİN GÜN İLE BİR GÖRÜLMEM İDDİANAMENİN BANA EN BÜYÜK HAKARETİDİR’

Geçek, "İddianamenin en ilginç yanı. Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Hüseyin Gün’ü ben hayatımda bir defa gördüm. Buradaki arkadaşlara göre daha şanslıyım. Bir kere gördüğüm bir kişiyle nasıl örgütsel bir faaliyet içinde oluyorum? Kendisiyle ilgili HTS kaydım yok. Bazı açıklamaya gerek yok; AVM’lerde, orada burada denk gelmişiz. Hatta bana o kadar kötülük yapan Erol da 34 defa denk gelmiş, benimle 17 defa. Ama ben Erol’un Hüseyin Gün’le görüşmediğini biliyorum, en azından benim yanımda görüşmediğini. Şimdi siz bana burada Hüseyin Gün odada deseniz ben kim olduğunu bulamam. Şimdi bu davaya baktığımızda; hayatımda sadece bir defa gördüğüm, beni beceriksiz, işe yaramayan olarak nitelendiren ve bir daha hiçbir zaman temasta bulunmadığım bir vatandaşın var olduğu iddia edilen bir örgütte benim yöneticim olduğu ifade ediliyor. Bu nasıl bir örgüt? Sanırım örgütün gizlilik ayağının doldurulması için Hüseyin Gün diye bir adam icat edilmiş. Hüseyin Gün ile 2019 Ağustos ayından sonra kendi ifadesinde de görüldüğü gibi hiçbir temasımız olmamıştır. 2022’deki İstanbul Senin ve 2023’teki İBB Hanem konularıyla ilgili nasıl bir talimat vermiş? Bu süreci nasıl yönetmiş? Savcılık iddianamesinde bununla ilgili de hiçbir açıklama yok. Onun çizdiği çerçevede ben Necati Özkan’la beraber koordine olmuşum. O ne çerçeve çizebilir ki? Adamın bir teknik bilgisi de yok. Başkanım, ben bütün mesajlarını okudum. 'Yeni bir bakan atandı, benim kankam, çok da büyük işler yapacağız' diyor. Turizm Bakanı’ndan bahsediyor. İfadelerde gördük; bakanları alıp Lordlar Kamarası’na götürmüş. Erzurum Belediye Başkanı referansıyla İçişleri Bakanlığı’na gitmiş, Fuat Avni’yi bulacağım demiş. Sonra FETÖ’den sorgulanmış. Adamın ne olduğu, ne iş yaptığı belli değil. Tam bir şarlatan. Ama bu adam benim ‘örgütteki yöneticim’. Ben öyle bir örgütte de olamam. Bir örgüt varsa da ben böyle bir şeyin içine katılamam. Ve bu iddianamede savcılığın beni, Hüseyin Gün denilen ne olduğu belirsiz bir şahısla bir arada görmesi, bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir" dedi.

DURUŞMA YARINA ERTELENDİ

Duruşma sanık avukatlarının beyanları ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.

Diğer Haberler

  1. Araçların Satış, Devir ve Tescil hizmetleriyle ilgili yönetmelikte yapılan değişiklik Resmi Gazete’de
  2. Ormancıları taşıyan otomobil takla attı: 3 yaralı
  3. Sancaktepe'de sanal medyadan uyuşturucu paylaşımı yapan şüpheli yakalandı
  4. Milli maçta kalp krizi geçiren gazeteci, hayatını kaybetti
  5. İsrail Konsolosluğu önündeki çatışma; şüphelilerin olay öncesi keşif görüntüleri ortaya çıktı
  6. Tuzla'da kumaş fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
  7. Ümraniye'de iş yerine silahlı saldırı: 1'i ağır 4 yaralı
  8. Bursa'da hırsızlık suçundan 108 yıl hapis cezası bulunan firari kadın yakalandı
  9. Malatya merkezli FETÖ operasyonuna 23 gözaltı
  10. Antalya'da TIR ile minibüs çarpıştı: 7 ölü, 7 yaralı

© Copyright 2026

DHA