Bakan Fidan: Masanın etrafındaki bütün ülkeler savaşın daha fazla yaygınlaşmasını istemiyorlar
R4 ve R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantıları'nın ardından konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Masanın etrafındaki bütün ülkeler daha fazla savaşın yaygınlaşmasını istemiyorlar. Savaşın hem Körfez'den hem Ukrayna'dan bir an önce durulmasına ve ateşkes olmasına taraftarlar ve bu önemli; bütün ülkeler diplomasinin, diyaloğun tek yol olduğu konusunda hemfikirler. Bu mesaj önemli. Herkes tabii bu mesajı bütün taraflara aynı şekilde verme, iletme kararını aldık. Özellikle İran'a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hepimiz hemfikiriz” diye konuştu.
R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve R4+E3 (İngiltere, Almanya, Fransa) Dışişleri Bakanları toplantıları Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlendi. Toplantılara Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammad Ishaq Dar ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan katıldı. Bu yedi ülke, R4+E3 formatında ilk kez Türkiye'nin inisiyatifiyle bir araya gelmiş oldu. Program kapsamında ikili görüşmelerin gerçekleştirilmesinin ardından Bakan Fidan, basın toplantısı gerçekleştirdi.
R4 VE E3 MEKANİZMALARI
R4 mekanizması, Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde kalıcı istikrarı desteklemek ve bölgesel meselelerde diyaloğu güçlendirmek amacıyla oluşturuldu.
‘GÖRÜŞLERİMİZİ, TEDBİRLERİMİZİ TEKRAR TEKRAR GÖZDEN GEÇİRDİK’
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bugünkü yaptığımız toplantı 7’nci toplantı idi; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan katılımıyla bölgesel dörtlü olarak bölgemizin sorunları ve çözüm metotlarını, bugüne kadar yapılan işlemleri, alınan tedbirleri, sorunların geldiği noktayı, çözümlerin ilerlediği aşamayı en detaylı bir şekilde masaya yatırma imkanımız oldu. Tabii ki bölgemizde ki sorular Hürmüz Boğazı’nın kapalılığı, İran'a olası muhtemel bir atak, daha sonra bölgede Husilerin Suudi Arabistan'a yaptığı saldırı ve bizim yaptığımız dayanışma ve bu çatışma nasıl sonlandırılabileceği. Yine bölgede istikrarlaştırıcı rolü, Filistin, Gazze, Batı Şeria başta olmak üzere Lübnan ve Suriye'deki muhtemel istikrarlaştırıcı hamlelerle konuştuk, bunlara yönelik görüşlerimizi, tedbirlerimizi tekrar tekrar gözden geçirdik” dedi.
‘SERBEST TİCARET REJİMİNİ İNANILMAZ BİR ŞEKİLDE ETKİLEMEKTE’
Bakan Fidan, “Daha sonra Avrupalı meslektaşlarımızla bir araya geldik. Gerçekten hem Avrupa ülkelerinin hem belli başlı İslam ülkelerinin bir araya gelerek hem bölgesel konuları hem küresel konuları detaylı bir şekilde masaya yatırmaları, bu konuda tabii görüş alışverişinde bulunmaları önemli. Tabii ki konuların başında iki savaş alanı geliyor. Bunlardan birisi şu anda Körfez'deki savaş sebebiyle kapalı olan Hürmüz Boğazı ve Babü'l-Mendeb'in kapanması, zaman zaman oradaki gemilerin hedef altına girmesi ve diğer taraftan Karadeniz'deki seyri sefer güvenliğinin şu anda hemen hemen ortadan kalkmış olması. Bu ikisi dünyanın hem enerji ihtiyacını, hem gıda ihtiyacını, hem de serbest ticaret rejimini inanılmaz bir şekilde etkilemektedir. Bütün hükümetlere coğrafi ayrım gözetmeksizin vatandaşları üzerinden, piyasalar üzerinden, finansman üzerinden inanılmaz bir basınç ve yük oluşturmakta. Tabii ki sorumlu devletlerin rolü bu sorunlara mümkün olduğunca barışçıl çözümler aramak. Tabii bütün bunları masaya detaylı bir şekilde yatırdık. Hem Ukrayna'daki savaş hem İran, Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan'a yapılan saldırılar, daha sonra İsrail'in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı potansiyel rolü, bütün bunlardan ne yazık ki söz edilebilir ve bölgenin ötesinde olan diğer sıkıntılı konular. Bütün bunların hepsi masaya yatırıldı, bunlara yönelik ortak pozisyonlarımız nelerdi. Tabii ki masanın etrafındaki bütün ülkeler daha fazla savaşın yaygınlaşmasını istemiyorlar. Savaşın hem Körfez'den hem Ukrayna'dan bir an önce durulmasına ve ateşkes olmasına taraftarlar ve bu önemli; bütün ülkeler diplomasinin, diyaloğun tek yol olduğu konusunda hemfikirler. Bu mesaj önemli. Herkes tabii bu mesajı bütün taraflara aynı şekilde verme, iletme kararını aldık. Özellikle İran'a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hepimiz hemfikiriz. Bunun yerine diyaloğu, diplomasiyi tercih etmenin en doğru yol olduğu konusunda hemen hemen bir fikir birliği sağladık” diye konuştu.
‘KARŞILIKLI DAYANIŞMA, İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE OLMA ARZULARI BİZİ ZİYADESİYLE MEMNUN ETTİ’
Bakan Fidan, “Tabii ki diğer taraftan Hürmüz Boğazı’nın hemen açılması gerekiyor. Suudi Arabistan'a yönelik yapılan saldırıların da durması gerekiyor. Bütün bunları uygun diplomatik yöntemlerle nasıl yapabiliriz? Ne tür araçlar, yöntemler, argümanlar kullanılabilir? Bunları da detaylı bir şekilde masaya yatırdık. Tabii bu toplantı hem katılımcıları itibarıyla hem gündemi itibarıyla hem mekanı itibarıyla son aylardaki belki en önemli jeopolitik olaylardan biriydi. İki önemli komşu coğrafyadaki aktörleri tam da bu iki coğrafyanın ortasında olan, geçişkenliği sağlayan Türkiye'de. Türkiye'de İstanbul’da, Asya ile Avrupa'yı birleştiren bir mekanda boğazın hemen kenarında bir araya gelmesi de ayrıca sembolik anlama sahip. Bu açıdan katılımcı bütün bakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ortaya koydukları gayret, aynı şekilde çözüm arıyor olmaları ve bunu da karşılıklı dayanışma ve iş birliği içerisinde yapma arzuları bizi ziyadesiyle memnun etti” ifadelerini kullandı.
‘HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN BİR AN ÖNCE AÇILMASI GEREKİYOR’
Açıklamalarının ardından soruları yanıtlayan Bakan Fidan, “Bu olayda diplomasiye de çok büyük bir alan var, savaşa da çok büyük bir alan var. Özellikle ilgili bu konuda nasıl tutum alacağına bağlı. Dolayısıyla bugünkü toplantıda aslında altını çizmemiz nokta bizim istisnasız bir şekilde hep beraber diyaloğun tek çözüm yolu olduğu meselesi. Burada tabii ki hiç kimsenin başka ülkenin haklarına vesaire tecavüzüne izin veriyoruz manasına gelmiyor veya Hürmüz Boğazı'nın kapalı tutulmasına izin verileceği manasına gelmiyor. Fakat burada daha fazla savaşın yayılmasına engel veren, daha fazla yıkıma yol açmadan bu meseleyi nasıl hallederiz onun parametresi açıkca konuşuldu. Burada detaylara girmek istemiyorum ama ama önemli olan ifade ettiğim gibi masa etrafındaki ülkelerin İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye'nin aynı fikirde olmaları ve bu konuda dünyaya aynı mesajı vermeleri. Tabii ki Hürmüz Boğazı’nın bir an önce açılması gerekiyor. Piyasalara olan negatif etkisinin artık ortadan kalkması lazım. Dediğim gibi, İran'a da yapılacak askeri müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor. Onun yerine diplomasinin en iyi yol olduğu konusunda Türkiye'nin görüşü vardı zaten o görüş diğer ülkeler tarafından da paylaşılıyor. Paylaşılmaktada kalmıyor aynı zamanda savunuluyor” dedi.
‘TÜRKİYE TAM GEÇİŞ NOKTASINDA BULUNMAKTA’
Bakan Fidan, “Bu platformu kurmaya neden ihtiyaç duyduk? Açıkçası biliyorsunuz, zaten bu iki format da kendi içerisinde, kendi bulunduğu coğrafyadaki sorunlarla ilgili çalışan formatlar. Avrupa üçlüsü var, diğer taraftan bizim bölgesel dörtlümüz var. Bu bölgesel dörtlünün gerçekten ortaya koyduğu çok verimli sonuçlar var. Bir noktada aslında iki coğrafyada meydana gelen soruna her iki tarafı etkilediği için bir araya gelip sorunları topyekün konuşma görüşme kararı aldık. Tabii bizim platformumuzun en önemli özelliği gayriresmi bir platform olması, esnek olması, serbestçe fikirlerimizin ortaya konması ve bu fikirler etrafında bir takım politikalar oluşturulması gerekirse somut eylem aşamalarının belirlenmesi gibi çok fazla faydası var. Hem yapısı itibari ile hem uygulaması itibari ile bu açıdan biz bu formatın doğru olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda Ortadoğu’da olan bir olayın Avrupa'yı, Avrupa olan olayın Ortadoğu'yu etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Her iki coğrafya da birbirinin coğrafi olarak tarih olarak bir noktada kültür olarak devamlılığı yapıyor. Türkiye bunların tam geçiş noktasında bulunmakta. Seçimlere giderken İsrail'de yapılan retoriklerde Türkiye'nin kullanılması meselesini biz kategorik olarak reddediyoruz. Buradaki siyasal ucuzculuğun, Türkiye'yi yererek, şeytanlaştırarak birtakım siyasal, radikal partilerin tabanda oy toplama çabalarınında açıkcası ucuz bir siyasi hamle olarak görüyoruz. Bununda çok ciddiye alınacak bir tarafı yok” dedi.
‘BÜTÜN KATILIMCILARIN ORTAK FİKRİ BARIŞ ANLAŞMASININ UKRAYNA'DA HAYATA GEÇMESİ’
Bakan Fidan, “Bütün katılımcıların ortak fikri, mümkünse en kısa zamanda bir ateşkesin ve buna dayalı bir barış anlaşmasının Ukrayna'da hayata geçmesi. Masadaki bütün taraflar bun canı gönülden ister durumda.Bunun olmadığı taktirde Karadeniz'deki seyri sefer güvenliğinin bir an önce hayata geçmesi konusunda adımlar atılması konusunda yeni bir talep var. Türkiye'nin bu noktada mevcut oynadığı rolü ve yaptığımız girişimleri biz kendilerine anlattık, Türkiye özellikle tahıl girişimi ile alakalı şu anda ne türden girişimlerde bulunuyor, taraflarla ne konuşuyor onun istişaresini yaptık. Kendimizin ayrıca bu mesele ile ilgili onlarla istişare etmek istediğimiz hususlar vardı onları da kendileri ile görüştük. Y savaş dursun durmuyorsa da enerji ve tahıl konusunda bir istisna getirilsin taraflar tarafından. Umarım bir an önce ateşkes gelir, barış gelir. Bu sıkıntıda kökten çözülür ama şu andaki cari meselemiz biz Ukrayna’da ve Rusya'da şu anda bulunan tahılı nasıl dünya piyasalarından çıkartacağız. Bunun için neler yapabiliriz? Bazı teklifler var, görüşler var, tartışmalar var. Onu ilgili taraflarla konuşuyoruz” diye konuştu.
‘TÜRKİYE OLARAK YAKINDA ÇOK İYİ BİR HABER VERECEĞİMİZİ DUYACAKSINIZ’
Bakan Fidan, “Biz mutabakat zaptını biliyorsunuz 2019 yılında imzaladık. O imzalanan metin üzerinden neredeyse 7 yıllık geçmiş durumda. 7 yıl sonra aslında hukukende yürürlükte olan bir anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da kabul edilmesi konusunun bu şekilde büyük bir siyasal görültü malzeme haline getirilmesi tabii bizim yadırgadığımız bir şey. Burada Yunanistan'ın alenen Avrupa Birliği nezdinde yaptığı çalışmaları görüyoruz. Bu da anlaşılabilir bir konu. Bizim bu anlaşmayla beraber Libya'daki istikrarın temini konusundaki çalışmalarımız tabii ki hız kesmeden devam edecek. Anlaşmayla ilgili Mısır'ın da bazı çekinceleri var. Biz daha önce de birkaç yıldır Mısır’la bu konuyu görüşüyoruz. Bu konuda Türkiye olarak biz oldukça yapıcı bir yerde duruyoruz. Türkiye, İtalya, Mısır, bir araya gelerek Mısır'ın endişe ettiği konular, Libya’nın endişe ettiği konular neler ? Bu konularda görüşmeler tabiki yapılabilir. Olumlu, yapıcı yaklaşımlar tabiki ortaya konabilir. Konmalı da. Bu konuda bizim hiçbir sıkıntımız yok. Bunu Mısır’lı meslektaşıma da ifade ettim. Cumhurbaşkanımızın durduğu yerde burası. Diğer taraftan doğudaki ve batıdaki birleşmenin artık kalıcı olarak sağlanması için bir olgun zamana gelmiş bulunmaktayız. Bunun için uluslararası toplumdaki bazı aktörlerin yürüttüğü çalışmalar var. Türkiye’nin yürüttüğü çalışmalar var. Bu çalışmalar hem siyasal bütünlüğün sağlanması hemde buna bağlı başta askeri konular olmak üzere biliyorsunuz her iki tarafında askeri yapısı var. Bu milli bir ordu altında bir araya gelmesi gerekiyor. Madem bir ülke bütünleşmesi olacak bunun en önemli ayaklarından biri de her iki tarafın ayrı ayrı kontrol ettiği askeri unsurlar nasıl bir çatı altında bir araya gelecekler. İnşallah yakında da Türkiye olarak buna çok iyi bir haber vereceğimizi duyacaksınız” dedi.