Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Yol haritamızı oluşturduk
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu'nda çok önemli kararlar aldıklarını ve yol haritasını oluşturduklarını belirterek, "İnşallah bu konuda önümüzdeki süreçte sahayı çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, izleyeceğiz. Sahadaki gelişmeler, somut gelişmeler konusunda güvenlik kurullarımız, ilgili kuruluşlarımız çok net tespitler yapacaklar. Bu tespitlerin Milli Güvenlik Kurulumuzun da teyidiyle birlikte bu süreç başlamış olacak.” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ağrı'nın Diyadin ilçesindeki Mollakara Altın Madeni’nin açılış töreninde konuştu. Madenin Ağrı'nın sahip olduğu potansiyeli harekete geçireceğini, bölgede üretime ve istihdama yeni imkanlar sağlayacağına inandığını kaydeden Yılmaz, dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Cevdet Yılmaz, "Ekonomik ve jeopolitik rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde özellikle bölgemizde savaşların, çatışmaların arttığı bir süreçte şunu görüyoruz; ülkelerin gücünü belirleyen faktörler yeniden şekilleniyor. Enerji kaynaklarından kritik minarelere, üretim kapasitesinden, teknolojiye kadar sahip olunan her stratejik imkan ülkelerin geleceği üzerinde doğrudan söz sahibi oluyor. Bu nedenle kendi kaynaklarımızı yüksek katma değerle ekonomimize kazandırmak ve ülkemizin ihtiyaçlarını mümkün olan en yüksek ölçüde kendi imkanlarımızla karşılamak zorundayız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son çeyrek asırda inşa ettiğimiz büyük dönüşümün temelinde de bu irade bulunmaktır. Aramadan üretime, işletmeden ileri teknolojiye uzanan bütün değer zincirini ülkemizde güçlendirmeyi, yer altındaki zenginliğimizi sanayimizin, ihracatımızın ve kalkınmamızın hizmetine sunmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Kendi topraklarımızdaki kaynakları ekonomiye kazandırdığımız her yeni yatırım ithalata bağımlılığı azaltmakta, dış dengemizi güçlendirmekte ve milli servetimizi büyütme hedefimize katkı sağlamaktadır" diye konuştu.
‘ARAMA FAALİYETLERİNE HIZ KATTIK’
Türk Altın İşletmeleri’nin altın madenciliğindeki köklü birikimini yeni bir döneme taşıdığını belirten Yılmaz, Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türk Altın’ın, 6 işletmesi, 4 projesi ve 2 bin 643 doğrudan çalışanıyla Türkiye’nin madencilik alanındaki önemli öncü kuruluşları arasında yer aldığını bildirdi. Yaklaşık 18 yıllık arama, etüt, fizibilite ve mühendislik çalışmalarının ardından üretim aşamasına ulaşan Mollakara Altın Madeni'nde 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretimine başlandığını belirten Yılmaz, "Bundan bir ay sonra 16 Temmuz'da ilk altın dökümü gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde özellikle AK Parti, Cumhur İttifakı döneminde arama faaliyetlerine apayrı bir hız kattık. Türk Altın’ın da 7 gün 24 saat sondaj yaptığını biliyoruz. İşte bu sondajlar sayesindedir ki yeni değerler keşfediliyor ve ekonomimizin, toplumumuzun refahına katkıda bulunmuş oluyor. Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından Türk Altın’ın üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından Mollakara ayrı bir anlam taşıyor. Mollakara'da yapılan yatırımın tutarı 250 milyon dolardır. Bu yıl üretimin 1 ton civarında olmasını bekliyoruz. Planlanan 5 yıllık süreçte 17 tona yakın altın üretilecektir. Yeni aramalar devam ediyor. Onun detayına ben girmeyeyim. Ama gerçekten güzel bir perspektife sahip olunduğunu biliyoruz. İnşallah daha uzun yıllar, çok daha yüksek miktarlara ulaşabilecek şekilde altın üretimi burada devam edecek. Ağrı’mızın, ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya devam edecek" dedi.
‘MERKEZ BANKASI’NDAN KAT KAT FAZLA’
Her yıl 150 tondan fazla altın ithal edildiğini kaydeden Cevdet Yılmaz şunları söyledi:
"Altın ithalatı geçen sene olmasaydı cari açığımız neredeyse olmayacaktı. Yani petrolden, enerjiden sonra en önemli cari açık kalemimiz altın ithalatı. 150 tondan fazla her sene ithal ediyoruz. Ziynet eşyalarını kastetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın. O bizim kültürümüz. O elbette devam edecek ama altınla tasarruf yapma anlayışı da maalesef biraz fazla güçlü ülkemizde. En azından bu altınların sisteme daha fazla girmesi, üretime, yatırıma dönüşmesi beklentimiz bunu da buradan bir kez daha ifade edeyim. Ben bazı yerlerde söylüyorum. Burada da söyleyeyim. Merkez Bankamızın rezervinden kat kat fazla milletimizin rezervi var. Ama bunu uluslararası kurallar gereği bilançolara pek yansıtamıyoruz. Bu da risk primlerimizi daha fazla aşağıya düşürmemize engel oluyor. İnşallah bu daha fazla yansır ve Türkiye'nin gücü daha fazla görülür. Bunu da ifade etmiş olayım. 150 tondan fazla altın ithal ediyoruz her yıl. Şu anda kendi üretimimiz ise Türkiye olarak 30 ton civarında. İşte bunu ne kadar artırabilirsek cari açığımızı o kadar aşağıya çekmiş oluruz. Doğrudan cari açığın azaltıcı makro ekonomik istikrarımıza da katkıda bulunan bir yatırım olduğunu ifade etmek istedim. Bu tesisimizde bu yıl 1 ton, gelecek yıl 3 ton altın üretilecek. Ondan sonraki yıllarda da 3’er ton inşallah ileride daha da fazla sadece bu tesiste altın üretilecek. Dolayısıyla bu tesis, Türkiye'nin altın üretimini tek başına yüzde 10 artırmış olacak. 30 tonu, 33 tona çıkarmış olacak. Bu çok sevindirici gerçekten. 5 yıllık dönemde 17 tona yakın altın üretmiş olacak bu tesisimiz. Ve bunun bugünkü fiyatlarla baktığımızda 2,5 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ettiğini görüyoruz. Yani bu tesis ülkemizin 5 yıllık süreçte cari dengesinin iyileşmesine, cari açığın düşmesine sadece bu tesisin 2,5 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum. Yürekten kutluyorum."
‘BEDELİNİ BURADA YAŞAYAN İNSANLAR ÖDEDİ’
Ağrı'nın bugün ulaştığı huzur ve güven ortamının yatırımlar açısından kıymetli olduğunu kaydeden Cevdet Yılmaz, "Güvenliğin, huzurun olmadı yerde yatırım olmuyor. Yatırım ortamı dediğimiz bir kavram var. Kamu yatırımlarını her halükarda yapabilirsiniz. Terör de olsa, kavga da olsa, şiddet de olsa yapabilirsiniz. Ama özel sektör, özellikle özel sektör huzurun, güvenin olmadığı bir yere gelip yatırım yapmıyor. Tam aksine o yörelerdeki özel sektör sermayesini başka bölgelere taşıyıp oralara yatırım yapmaya başlıyor. Doğu ve Güneydoğu uzun yıllar terör nedeniyle potansiyelini yeterince harekete geçiremedi. Yeterince özel yatırımı cezbedemedi. Bunun bedelini de kim ödedi? Burada yaşayan insanlarımız, özellikle de gençler. İş bulamadılar, sıkıntılar yaşadılar. Bugün geldiğimiz noktada çok farklı bir atmosferdeyiz. Geçmişte bir hesaba göre 2,3 trilyon dolar Türkiye'nin kaybı oldu. Bu terör meselesinden, güvenlik meselesinden. Yıllar yılı baktığınız zaman doğrudan ve dolaylı birçok etkisine baktığınız zaman. Yeterince tarım yapılamadı, yeterince hayvancılık yapılamadı, turist gelmedi, nitelikli eleman gelmedi bölgeye, sermaye kaçışı oldu, ticaret yapılamadı. Bütün bunları değerlendirdiğinizde tüm Türkiye'de tabii ki kayıplar oldu. Ama en büyük, hem insani kaybı anlamında hem ekonomik kayıp anlamında, en büyük bedeli de Doğu Güneydoğu'da yaşayan insanlarımız ödedi" dedi.
‘TERÖRÜN OLMADIĞI TÜRKİYE’YE DOĞRU GİDİYORUZ’
Şimdi tam tersi de bir sürecin başladığını söyleyen Yılmaz, "Türkiye Yüzyılı’nda terörden uzak, terörün artık gündem olmadığı bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz. Ve bu ortamdan da tüm Türkiye istifade edecek. Tüm Türkiye kazanacak. 86 milyon kazanacak. Ama en çok da Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlar kazanacak. İşte bu yatırım ortamıyla, ekonomik gelişmeyle, kalkınmayla çok farklı bir dönem oluşmuş olacak. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Biliyorsunuz, Meclisimizden 467 evet oyuyla 7595 Sayılı Kanun çıkmış oldu. Bu kanundan sonra başkanlığını yaptığım, Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulumuzu topladık. Orada da çok önemli kararlar aldık. Bir yol haritası oluşturduk. Ve inşallah bu konuda önümüzdeki süreçte sahayı çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, izleyeceğiz. Bu konuda tespitler yapacak ilgili kurumlarımız sahadaki gelişme, somut gelişmeler konusunda güvenlik kurullarımız, ilgili kuruluşlarımız çok net tespitler yapacaklar. Bu tespitlerin Milli Güvenlik Kurulumuzun da teyidiyle birlikte bu süreç başlamış olacak. Kanunda bu öyle çıktı Meclisimizden. Bütün diğer maddelerin hayata geçmesi, silahların bırakılması ve tasfiye süreçlerinin tamamlanmasıyla bağlantılı. İlk maddede bu yazıyor. Önce silahlar bırakılacak, tasfiye süreci bitecek. Bu sahada tespit edilecek, Milli Güvenlik Kurulumuzca teyit edilecek. Daha diğer maddeler işler hale gelmiş olacaklar. Bizim hedefimiz bu hayırlı süreci en hızlı şekilde tamamlamaktır. Bunu en hızlı, en etkili bir şekilde bu süreci hayata geçirmektir. Bu yönde de gayretlerimizi yoğunlaştırmış durumdayız. Bütün ilgili kurumlarımız üzerlerine düşen görevi bihakkın yapıyorlar, çalışmalarını yürütüyorlar. Bunu da ifade etmiş olayım ve çok koordineli, eş gücüm içinde bu çalışmaları sürdüreceğiz" diye konuştu.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGE’
Konuşmasında Suriye'de SDG/YPG'nin kendisini feshetmesini de değerlendiren Cevdet Yılmaz şunları söyledi:
"Bölgemizden de güzel haberler alıyoruz. Dün Suriye'de SDG/YPG kendisini feshettiğini ilan etti. Şam'da çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgedeki komşu dost ülkelerinde birlik beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını devam etmesini istiyoruz. İstikrarlı bir Suriye istiyoruz. Ama bu istikrar içinde elbette kapsayıcı bir yönetim anlayışını savunuyoruz. Nedir kapsayıcı yönetim anlayışı? Arabı ile Kürdü ile Türkmen’i ile Alevi’si ile Nusayri’si ile Sünni’si ile bütün farklı kimlikleri kucaklayan bir ve bütün bir Suriye'den yanayız. Farklılıklarını insanların rahatça yaşadığı ama tek bir devlet çatısı altında, tek bir ordu bünyesi içinde ülkelerini korudukları, istikrarlarını korudukları bir yapılanma. Bu çok önemli. Suriye'de bu yönde gelişmeler sağlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. İnşallah sahada bu işlerin çok daha hızlı bir şekilde geliştiğini görürüz. Bundan birkaç yıl önceki Suriye ile bugünkü Suriye'yi mukayese ederseniz bölgemizdeki gelişmeyi görmüş olursunuz. O yüzden diyoruz ki Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge. Hem Terörsüz Türkiye hem terörsüz bölge. Bölgemizin istikrarı, refahı huzur ortamıyla çok yakından ilgili."
‘BÖLGEMİZ DAHA İSTİKRARLI HALE GELECEK’
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması ile ilgili de konuşan Yılmaz, "Son dönemde Mekke Antlaşması ile Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında varılan ittifaklık anlaşması da çok önemli. Burada da biliyorsunuz bu üç ülkenin üçü de çok önemli ülke. Güçlerini bir araya getiren caydırıcı bir savunma anlaşması yapmış durumdayız. İleride inşallah buna başka ülkeler de dahil olacaktır. Buna inanıyoruz. Türkiye olarak da bunu savunuyoruz. Tabii ki bu üç ülkenin belirleyeceği şartlarla, uzlaşmayla daha da genişleyecektir bu yapılanma. Ve bölgemiz çok daha istikrarlı hale gelecektir. Bu bölge uzun yıllar emperyalist oyunlara alan oldu. Kardeşi kardeşe karşı getirdiler. Ve bu bölgenin kaynaklarını alıp sömürdüler. Şimdi diyoruz ki bu bölgede kardeşlik güçlensin. Bu bölgenin kaynakları bu bölgedeki ülkelerin kaynakları kendi insanı için kullanılsın. Başka ülkelere hizmet edilmesin. Kendi ülkesinde, kendi insanına hizmet etsin. Tıpkı bugün Ağrı Diyadin’de açtığımız bu tesis gibi. Milletimize hizmet etsin. Başkalarına değil komşularımızla da aynısını görmek istiyoruz. Suriye'nin istikrarı, Türkiye'nin istikrarıdır. Irak'ın istikrarı, Türkiye'nin istikrarıdır. Bölgemizin huzuru, istikrarı bizim istikrarımızdır. Bunu yaşayarak gördük. Suriye'de o zor dönemlerde, o yangının olduğu dönemlerde bize, bölgeye yansımalarını, dünyaya yansımalarını hep birlikte gördük. Dolayısıyla huzurlu bir Suriye aynı zamanda bölgesel istikrara ve refahla büyük katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle dirayetli yönetimi için Cumhurbaşkanı Şara'yı ve Şara yönetimini buradan tebrik etmek istiyorum" dedi.
‘HER ŞEHRİN KENDİ POTANSİYELİYLE MİLLİ KALKINMAYA GÜÇ KATTIĞI BİR TÜRKİYE İNŞA EDİYORUZ’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl-Solhan kara yolu üzerinde yapımı tamamlanan asfalt plent tesisinin açılış törenine katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Yılmaz, kalkınma hamlesinin gücünü en uzak yerleşimlerimize kadar taşındığını belirterek, “AK Parti olarak iktidara geldiğimiz günden bu yana Türkiye’nin kalkınma ufkunu belli merkezlerin sınırlarına hapseden anlayışı değiştirdik. Yatırımın, üretimin ve refahın 81 ilimize yayıldığı, her şehrin kendi potansiyeliyle milli kalkınmaya güç kattığı bir Türkiye inşa ediyoruz. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacaksa, 81 ilimizin, 86 milyon insanımızın enerjisini harekete geçirmeliyiz. Eğitimden sağlığa, enerjiden sanayiye, tarımdan ulaştırmaya kadar attığımız her adımı, birbirinin etkisini büyüten topyekun kalkınma hamlemizin parçası olarak ele alıyoruz. Zira kalkınma, farklı alanlarda kurulan kapasitenin aynı hedef doğrultusunda birbirini beslemesiyle kalıcı bir güce dönüşür. Ulaştırma da bu bütün içinde üretimin, ticaretin ve yatırımın yönünü değiştiren stratejik alanların başında gelmektedir. Güçlü bir ulaşım altyapısı üretimi pazara, sermayeyi yatırım imkanlarına, vatandaşlarımızı ise kamu hizmetlerine daha hızlı ulaştırır. Bu anlayışla ülkemizin ana ulaşım ağlarını şehirlerden ilçelere, köylere ve mezralara uzanan yerel yol yatırımlarıyla tamamlıyoruz. Kalkınma hamlemizin gücünü en uzak yerleşimlerimize kadar taşıyoruz. Hiç kimseyi geride bırakamayan bir kalınma anlayışıyla hareket ediyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni asfalt plenti de bu büyük vizyonun Bingöl’e uzanan halkalarından biri olarak şehrimizin ulaşım altyapısını ve hizmet kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır” dedi.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE, ÜLKEMİZİN YATIRIM İKLİMİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAK’
Yılmaz, üretim ve istihdamın ivme kazanacağını ifade ederek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonu, kalıcı huzur ve güven ortamını güçlendirerek ülkemizin yatırım ikliminin önündeki engelleri kaldıracaktır. Yeni dönemde bu huzur ve güven ortamı kamu yatırımlarıyla hazırladığımız güçlü zemini özel sektör yatırımları tamamlayacak, üretim ve istihdam daha büyük bir ivme kazanacaktır. Son 25 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kalkınmada ve demokraside attığımız adımlar bugün çok güçlü bir zemin oluşturmuştur. Geçmişin yasaklarını ortadan kaldıran, anlamsız bir takım tartışmaları ortadan kaldıran anlayış, bugün toplumumuzu çok daha rahatlatmış, farklı kimliklerin bir arada yaşadığı bir atmosfer oluşturmuştur. Diğer yandan bölgesel kalkınma politikamızın da çok önemli olduğuna inanıyorum. Biz hep şunu ifade ettik. Batıda ne varsa, doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde de o olacak. 81 vilayetimiz, 86 milyon vatandaşımız birdir, beraberdir, hepsi, bizim gözümüzde aynı mesafededir. Ülkemizin her bir karışına hizmet etmeye, her bir karışına huzuru, güveni taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.
‘ÜLKEMİZ TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİNE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE YÜRÜYECEKTİR’
Terörsüz Türkiye ile ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyeceğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye de ayağımızdaki bu prangaları sökerek ülkemizin hem demokraside hem kalkınmada standartlarını daha yukarıya taşıyacaktır. Buna gönülden inanıyoruz. Ülkemiz çok daha farklı hedeflere, Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyecektir. Bölgemizde de huzura ve güvene bu süreç büyük katkı yapacaktır. Suriye’de yaşanan gelişmeleri hep birlikte görüyoruz. Yine İran-ABD-İsrail savaşında, bir takım çevrelerin orada yaşayan Kürt kardeşlerimizi kışkırtma çabalarına cevap verilmemiş olması da, Türkiye’deki yaşanan sürecin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Biz bir taraftan da bölgemiz üzerindeki emperyalist tuzakları bozma gayreti içerisindeyiz. Ve teker teker de bozuyoruz. Bölgemiz uzun yıllardır etnik fay hatları üzerinde. Mezhebi farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturuluyor bölgemizde. Ve bölgedeki insanlar çatışarak enerjilerini tüketirken, birileri de gelip bu bölgeleri sömürüyor. Ortadoğu’nun kaynaklarını burada yaşayan insanlar değil, başka insanlar değerlendiriyorlar. Dolayısıyla bu huzur-güven ortamında bölgemizin de daha geniş anlamda, komşu ülkelerin de çok daha huzurlu olacağına ve kaynaklarını bu bölge için, bu ülkelerin vatandaşları için değerlendirileceğine inanıyoruz. Ve bunu da hep birlikte başaracağız.”
‘EĞİTİM YATIRIMLARIMIZI KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl Valiliği’ni ziyaret ederek valilik şeref defterini imzaladı. Vali Cahit Çelik ile bir süre görüşen Yılmaz, daha sonra Güveçli köyünde deprem nedeniyle yıkılan eski okulun yerine inşa edilen 8 derslikli Ziver İlkokulu ve Ortaokulu'nun açılışını gerçekleştirdi. Yılmaz, burada yaptığı konuşmasında eğitimi devlet politikalarının en öncelikli alanlarından biri olarak gördüklerini belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde beşeri sermayeyi kalkınmanın merkezine alıyor, eğitimi devlet politikalarımızın en öncelikli alanlarından biri olarak görüyoruz. Bu siyasi tercihimizi bütçelerimize açık biçimde yansıtıyor, 2003 yılından bu yana hazırlanan bütün bütçelerde en büyük payı eğitime ayırıyoruz. Ayırdığımız kaynaklarla okullarımızın fiziki ve teknolojik altyapısını geliştiriyor, öğretmen kadromuzu güçlendiriyor ve öğrencilerimizin nitelikli eğitime erişim imkânlarını genişletiyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı bilimde, teknolojide, kültürde ve sanatta söz sahibi olacak iyi yetişmiş nesillerle inşa etmek için eğitim yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu büyük hedefin ilk şartlarından biri, evlatlarımızın güvenli ve nitelikli eğitim ortamlarında geleceğe hazırlanmasıdır” dedi.
‘DEPREM BÖLGEMİZE 90 MİLYAR DOLARI AŞKIN YATIRIM YAPTIK’
Yılmaz, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremde etkilenen illere 90 milyar doları aşkın yatırım yapıldığını ifade ederek, “Son yaşadığımız depremden sonra, özellikle 11 ilimizi etkileyen depremden sonra da en önemli önceliklerimizden biri, eğitim kurumlarının yeniden inşa edilmesi oldu. Sadece 450 bin okul yapmadık. Aynı zamanda hastaneler, yollar, organize sanayi bölgeleri; aklınıza ne gelirse bütün bu altyapıları, şehir ve kırsal altyapılarını, hepsini yeniledik. Bugüne kadar deprem bölgemize 90 milyar doları aşkın bir yatırım yaptık. Bu yıl sonu itibariyle 105 milyar doları göreceğiz. Sadece son 3 yılda deprem bölgemize yaraları sarmak için yaptığımız yatırımdır. Her babayiğidin harcı değil, her ülkenin yapabileceği bir iş değil. Güveçli’de deprem nedeniyle yıkılan eski okulumuzun yerine inşa edilen 8 derslikli Ziver İlkokulu ve Ortaokulu, yaklaşık 110 öğrencimize güvenli ve nitelikli şartlarda eğitim imkanı sunacaktır. Modern derslikleri ve güçlü fiziki altyapısıyla öğrencilerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek bu okul, deprem sonrasında yürütülen yeniden inşa çalışmalarının kıymetli eserlerinden biri olacaktır. Burada yetişecek evlatlarımızın vatanına, milletine ve bayrağına bağlı, bilgili, donanımlı ve özgüven sahibi bireyler olarak Türkiye’nin geleceğine katkı sunacaklarına inanıyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından okulun açılış kurdelesi kesildi.