Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

‘Kalıcı köpüklü idrar, protein kaçağının işareti olabilir’

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden Nefroloji Uzmanı Dr. Merve Aktar, idrarda zaman zaman görülen köpüklenmenin çoğu zaman bir hastalığa işaret etmediğini söyledi. Aktar, tekrarlayan ve kalıcı köpüklenmenin ise idrarla protein kaybının, yani proteinürinin bir belirtisi olabileceğini belirtti. Proteinürinin diyabete bağlı böbrek hastalığı başta olmak üzere böbreğin süzme birimlerini etkileyen hastalıklarda görülebileceğini ifade eden Aktar, gözle fark edilen köpüğün ise genellikle protein kaybı belirgin bir düzeye ulaştığında ortaya çıktığını hatırlattı.

ABONE OL
İSTANBUL, (DHA)-

İdrarın hızlı ve basınçlı yapılması, az sıvı tüketimine bağlı olarak idrarın yoğunlaşması ya da klozetteki temizlik ürünlerinin geçici köpüklenmeye yol açabileceğini söyleyen Dr. Aktar, tekrarlayan ve kaybolmayan köpüklü görünümün ise değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

‘PROTEİNÜRİ, BÖBREĞİN SÜZME BİRİMLERİNDEKİ HASARI YANSITABİLİR’

Böbreklerdeki glomerüllerin, kanı süzen mikroskobik yapılar olduğunu ifade eden Aktar, bu yapıların hasar görmesi durumunda normalde kanda kalması gereken proteinlerin, özellikle de albüminin, idrara geçebildiğini belirtti.

Dr. Aktar, “Proteinüri; diyabete bağlı böbrek hastalığı, fokal segmental glomerüloskleroz (FSGS), membranöz nefropati ve IgA nefropatisi gibi glomerüler hastalıklarda görülebilir. Protein kaybı belirgin şekilde arttığında nefrotik sendrom tablosu gelişebilir. Bu tabloda kan albümin düzeyi düşer, ödem ortaya çıkar ve kan yağları yükselir. Bu nedenle kalıcı köpüklü idrarı yalnızca görünümle ilgili bir değişiklik olarak görmemek gerekir” dedi.

‘ÖDEM VE YÜKSEK TANSİYON EŞLİK EDEBİLİR’

Dr. Aktar, protein kaybının arttığı hastalarda özellikle göz çevresinde, ayaklarda ve ayak bileklerinde şişlik görülebileceğini belirterek şöyle konuştu:

“Köpüklü idrara ödem, sıvı birikimine bağlı kısa sürede kilo artışı, yüksek tansiyon, idrarda kan görülmesi ya da idrar miktarında değişiklik eşlik ediyorsa altta yatan bir böbrek hastalığı araştırılmalıdır. Diyabet ve hipertansiyonu olan kişilerde ise belirti ortaya çıkmasını beklemeden böbrekler düzenli olarak taranmalıdır. Bu hastalarda erken dönemdeki albümin kaybı idrarda köpük oluşturacak düzeyde değildir ve ancak laboratuvar testleriyle saptanabilir.”

‘PROTEİNÜRİ, BÖBREK HASTALIĞININ SEYRİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE’

Aktar, kalıcı proteinürinin böbrek fonksiyonlarındaki kaybın ilerleme riskiyle ilişkili olduğunu vurguladı. Bu nedenle altta yatan nedenin belirlenmesi büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Dr. Aktar, “Altta yatan hastalığın türüne ve şiddetine bağlı olarak böbreğin süzme kapasitesi zamanla azalabilir ve kronik böbrek hastalığı gelişebilir. Bazı hastalarda bu süreç böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Bu nedenle amacımız yalnızca protein kaybını saptamak değil, buna yol açan nedeni mümkün olduğunca erken ortaya koymaktır. Gerekli durumlarda tanı için böbrek biyopsisine başvurulur. Günümüzde protein kaybını azalttığı ve böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlattığı gösterilmiş tedaviler bulunuyor. Erken tanı, bu tedavilerden daha fazla yarar sağlanmasına olanak tanır” dedi.

Dr. Aktar, ağır protein kaybıyla seyreden nefrotik sendromda enfeksiyon ve damar içinde pıhtı oluşumu riskinin de artabileceğini belirtti.

‘BASİT TESTLER ÖNEMLİ BİLGİ VERİR’

Aktar, köpüklü idrarın tek başına tanı koydurucu olmadığının altını çizdi. Değerlendirmede temel olarak tam idrar tahlili, spot idrarda albümin/kreatinin veya protein/kreatinin oranı ile serum kreatinin düzeyine bakıldığını ve bu değere dayanarak eGFR’nin hesaplandığını belirtti. Ateş, yoğun egzersiz veya idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlarda idrarda geçici protein artışı görülebileceğini ifade eden Aktar, bu nedenle anormal sonuçların tekrarlanan ölçümlerle doğrulanması gerektiğini kaydetti.

Dr. Aktar, “Bir kez görülen köpüklenme genellikle endişe nedeni değildir. Ancak köpüklenme sürekli tekrarlıyorsa, özellikle şişlik ya da yüksek tansiyon gibi başka bulgular da varsa hekime başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, olası bir böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için önemli bir fırsat sunar” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer Haberler

  1. ‘Hızlı zayıflama sonrası estetik sorunlara dikkat’
  2. Sağlık Bakanlığı: 9 ayda 4 milyonun üzerinde yaşlı bireyin sağlık değerlendirmesi gerçekleştirildi
  3. Bakan Memişoğlu: Normal doğum oranı yüzde 15,8 artırıldı
  4. ‘Normal doğum sonrası iyileşme süreci daha hızlı olabilir’
  5. Sultan Ay'a yanak içinden alınan dokuyla idrar yolu oluşturuldu
  6. İsrail saldırılarında yaralanan Filistinli Sıla Türkiye'de tedavi altına alındı
  7. Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Okuyan: Türkiye'de her yıl kalp-damar hastalıkları pandemisi yaşanıyor
  8. Türk Kardiyoloji Derneği ve Novartis Türkiye’den ortak çağrı: Risklerini bil, kontrollerini erteleme
  9. ‘Kalp krizi riskini yüzde 90’dan fazla azaltmak mümkün’
  10. Kamu hastanelerinde 2025'te 46 kalp nakli gerçekleştirildi

© Copyright 2026

DHA