Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

‘Subakut tiroiti gözden kaçıyor’

Boğaz ağrısı şikayetiyle doktora başvuran her hastanın farenjit olmayacağını belirten İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hamit Taşdemir, “Subakut tiroiti gözden kaçıyor. Hastalar çoğu zaman farenjit düşünülerek tedavi ediliyor. Ancak doğru tanı konulmadığında iyileşme süreci gecikiyor ve gereksiz antibiyotik kullanımı söz konusu olabiliyor” dedi.

ABONE OL
İSTANBUL, (DHA)-

Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hamit Taşdemir, viral enfeksiyonların ardından ortaya çıkan ve sıklıkla yanlış tanı alan Subakut Tiroidit hastalığına dikkat çekti. Boğaz ağrısının bazen tiroit bezinin iltihaplanması sonucu gelişen Subakut Tiroidit’in ilk belirtisi olabileceğini belirten Medicana Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hamit Taşdemir, “Hastalar çoğu zaman farenjit düşünülerek tedavi ediliyor. Ancak doğru tanı konulmadığında iyileşme süreci gecikiyor ve gereksiz antibiyotik kullanımı söz konusu olabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘20–60 YAŞ ARASI KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’

Uzm. Dr. Taşdemir, “Subakut Tiroidit, kabakulak, kızamık, grip, adenovirüs, Epstein Barr ve koksaki virüs gibi viral enfeksiyonlardan birkaç hafta sonra ortaya çıkabiliyor. Son yıllarda bazı aşılar sonrasında da görülebildiğine dair bildirimler bulunuyor. Hastalık, özellikle 20–60 yaş arası kadınlarda daha sık görülüyor. Hastalığın en tipik belirtisi boğaz ağrısı olurken; tiroit bölgesinde şiddetli ağrı ve hassasiyet, çeneye ve kulağa yayılan ağrı, ateş, halsizlik, kas ağrıları, çarpıntı ve terleme gibi şikayetler de tabloya eşlik edebiliyor. Ağrının yutkunmakla artması nedeniyle birçok hasta ilk aşamada farenjit tanısı alıyor” diye konuştu.

Boğaz ağrısı ile başvuran hastalarda yalnızca boğazın değil, tiroit bezinin de mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Taşdemir, “Elle yapılan muayenede tiroit bezinin sert ve ağrılı olması Subakut Tiroidit’i düşündürmelidir. Erken tanı, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiliyor” ifadelerini kullandı.

Tanı sürecinde kan tetkiklerinin yol gösterici olduğunu belirten Taşdemir, TSH düzeyinin düşük, T3 ve T4 hormonlarının yüksek saptanmasının yanı sıra sedimantasyon ve CRP değerlerindeki artışın tanıyı desteklediğini söyledi. Gerekli durumlarda yapılan tiroit ultrasonu ve sintigrafi incelemeleriyle tanının kesinleştirilebildiğini de ekledi.

DOĞRU TEDAVİYLE İYİLEŞME HIZLANIYOR

Subakut Tiroidit’in çoğu hastada kendini sınırlayan bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Taşdemir, genellikle 2–3 ay içinde tamamen düzeldiğini ifade etti. Hafif vakalarda ağrı kesici ve anti-inflamatuar ilaçların yeterli olduğunu, şiddetli ağrılarda ise kortikosteroid tedavisiyle hastaların şikâyetlerinin kısa sürede belirgin şekilde azaldığını söyledi.

Yanlış tanı nedeniyle kullanılan gereksiz antibiyotiklerin hastayı yorduğunu ve iyileşme sürecini uzattığını vurgulayan Taşdemir, “Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesi hızla artıyor. Uzun süren ve geçmeyen boğaz ağrılarında tiroid kaynaklı nedenler mutlaka akılda tutulmalı” diye konuştu.

Diğer Haberler

  1. Bakan Memişoğlu: Sumud Filosu’na yapılan müdahale insanlık onurunun çiğnenmesidir
  2. Acil servislerde mevsim geçişi yoğunluğu; uzmanlardan maske uyarısı
  3. ‘Sıtmada en önemli yöntem koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerdir’
  4. Kanser, KOAH ve kalp riskine rağmen sağlığına kavuştu
  5. Uzmanı uyardı: Aç kalmadan da zayıflamak mümkün
  6. Sağlık-Sen Başkanı Doğan'dan açıklama
  7. Medicana Ankara Hastanesi Başhekimi Sarıyıldız, Türkiye Sağlık Hizmetleri Meclisi Başkanlığı’na seçildi
  8. 'Her gebeye bir ebe' ile normal doğum oranı arttı
  9. Nefes darlığı ve karın şişkinliği ile geldi 20 santimetre çapında kist çıkarıldı
  10. 'Mevsim geçişlerinde beslenme düzeni bağışıklık sistemini etkileyebilir'

© Copyright 2026

DHA