Uzmanından Alzheimer’da erken tanı uyarısı: Giderek artan unutkanlığa dikkat
Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gözde Öngün, Alzheimer hastalığında erken tanının önemine dikkat çekerek, “Giderek artan, yeni bilgileri öğrenmeyi bozan ve günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlık normal yaşlanmanın bir parçası olarak değerlendirilmemeli. Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmese de bu tür değişikliklerin zaman içinde artması halinde mutlaka hekim değerlendirmesine başvurulmalı. Erken tanı, Alzheimer dışındaki düzeltilebilir nedenlerin belirlenmesi ve mevcut tedavi ile desteklerden zamanında yararlanılması açısından önem taşıyor” dedi.
Yaş ilerledikçe zaman zaman unutkanlık yaşanabileceğini belirten İSÜ Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Bir kişinin bir ismi hatırlamakta zorlanması veya gözlüğünün nereye konulduğunu unutması, tek başına Alzheimer anlamına gelmez. Önemli olan unutkanlığın giderek artması ve kişinin günlük yaşamını etkilemesidir. Aynı sorunun kısa süre içinde tekrar tekrar sorulması, yakın zamanda yaşanan olayların hatırlanmaması ve daha önce rahatlıkla yapılan işlerin zorlaşması dikkate alınması gereken durumlardır” diye konuştu.
‘ERKEN BELİRTİLERİN ZAMAN İÇİNDE ARTMASINA DİKKAT EDİLMELİ’
Alzheimer hastalığının başlangıcında en sık görülen belirtilerden birinin yakın zamanda öğrenilen bilgilerin unutulması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Aynı şeyi tekrar tekrar sormak, aynı hikâyeyi kısa aralıklarla yeniden anlatmak, yakın zamanda yapılan konuşmaları hatırlamamak, randevuları veya önemli günleri sık sık unutmak, alışverişte veya para hesabında daha fazla hata yapmak, bilinen bir yerde yolunu kaybetmek, konuşurken kelimeleri bulmakta giderek zorlanmak ve günlük işleri organize edememek dikkat edilmesi gereken belirtilerdir. Burada önemli olan tek bir belirtiden çok, bu değişikliklerin zaman içinde artmasıdır” ifadelerini kullandı.
‘GÜNLÜK YAŞAMDA ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİKLİKLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Kişinin daha önce rahatlıkla yaptığı işleri artık yapmakta zorlanmasının önemli bir uyarı işareti olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Faturalarını ödemekte zorlanma, ilaçlarını karıştırma, alışverişte ciddi hatalar yapma, yemek yaparken daha önce olmayan hatalar yapma, evden çıkıp yolunu bulmakta zorlanma veya aynı soruyu defalarca sorma gibi durumlarda, özellikle de bu değişiklikler giderek artıyorsa doktora başvurmak gerekir. Çoğu zaman hastanın kendisinden önce eşi, çocuğu veya yakın bir arkadaşı değişikliği fark eder. Bu nedenle yakınların gözlemleri tanı sürecinde çok değerlidir” dedi.
‘UNUTKANLIĞIN NEDENİ ALZHEİMER DIŞINDA DA OLABİLİR’
Erken tanının birçok açıdan önemli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Unutkanlığın gerçekten Alzheimer’dan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması gerekir. Çünkü B12 eksikliği, tiroid hastalıkları, depresyon, bazı ilaçlar, uyku bozuklukları ve başka sağlık sorunları da unutkanlığa neden olabilir. Erken tanı, hastalığın daha yakından takip edilmesini, uygun tedavinin zamanında başlanmasını, hastanın günlük yaşamını daha uzun süre bağımsız sürdürebilmesini ve ailenin geleceğe hazırlanmasını sağlayabilir” diye konuştu.
‘KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA İYİ BAKMAK ÖNEMLİ’
Alzheimer riskinde yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra damar ve beyin sağlığını etkileyen birçok faktörün rol oynadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, fazla kilo, hareketsiz yaşam, sigara, fazla alkol kullanımı, işitme ve görme kaybı, uyku bozuklukları, sosyal izolasyon, geçirilmiş ciddi kafa travmaları, inme ve diğer damar hastalıkları demans riskini artırabilir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığına iyi bakmak aynı zamanda beyin sağlığına da iyi bakmak anlamına gelir” ifadelerini kullandı.
‘HAREKETLİ, SOSYAL VE ZİHİNSEL OLARAK AKTİF BİR YAŞAM ÖNEMLİ’
Alzheimer’ı kesin olarak önleyen tek bir yöntem bulunmadığını ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarının demans riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Düzenli yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme gibi fiziksel aktiviteler önemlidir. Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, balık, kuruyemiş ve zeytinyağının ağırlıklı olduğu Akdeniz tipi beslenme tercih edilebilir. Düzenli ve yeterli uykuya dikkat edilmeli, kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, müzikle ilgilenmek ve sosyal aktivitelere katılmak gibi faaliyetlerle beyin aktif tutulmalıdır. Sadece bulmaca çözmek Alzheimer’ı önlemez; hareketli, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam daha önemlidir” diye konuştu.
‘ALZHEİMER TANISI TEK BİR TESTLE KONULMAZ’
Alzheimer tanısının tek bir kan testi veya görüntüleme yöntemiyle konulmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Doktor öncelikle hastanın ve yakınlarının anlattıklarını değerlendirir. Daha sonra hafıza ve diğer zihinsel becerileri değerlendiren testler, kan tahlilleri, beyin MR’ı veya gerektiğinde başka görüntülemeler yapılabilir. Bazı hastalarda Alzheimer’a özgü değişiklikleri araştırmak için beyin omurilik sıvısı, PET görüntüleme veya yeni geliştirilen kan testleri de kullanılabilir. Ancak her kan testi Alzheimer tanısı koymak için yeterli değildir; güvenilirliği kanıtlanmış testlerin uygun hastalarda ve doktor değerlendirmesiyle kullanılması gerekir” dedi.
‘YENİ TEDAVİLER UYGUN HASTALARDA DEĞERLENDİRİLİYOR’
Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bugün için bulunmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Donepezil, rivastigmin ve galantamin gibi ilaçlar bazı hastalarda hafıza ve düşünme becerilerinin desteklenmesine yardımcı olabilir. Memantin ise özellikle hastalığın orta ve ileri dönemlerinde kullanılabilir. Son yıllarda lecanemab ve donanemab gibi Alzheimer hastalığındaki amiloid birikimini hedefleyen yeni tedaviler de gündeme gelmiştir. Bu ilaçlar her Alzheimer hastasına verilmez; özellikle hastalığın erken dönemindeki, uygun özelliklere sahip ve Alzheimer patolojisi doğrulanmış hastalarda değerlendirilir” diye konuştu. Bu tedavilerin beyin kanaması ve ödem gibi önemli yan etkileri olabileceğini belirten Öngün, tedavi öncesinde ve sırasında MR kontrollerinin yapılması gerektiğini söyledi.
‘HASTANIN YAPABİLDİĞİ İŞLERİ HEMEN ONUN YERİNE YAPMAYIN’
Alzheimer hastalarının yakınlarının yaklaşımının da hastanın yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “En önemli amaç, hastanın mümkün olduğu kadar uzun süre bağımsız ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Hastanın yapabildiği işleri hemen onun yerine yapmayın. ‘Sen artık bunu yapamazsın, ben yapayım’ demek yerine ‘İstersen birlikte yapalım’ demek daha faydalıdır. Hastalık ilerledikçe ilaçlar, elektrikli cihazlar, para ve banka işlemleri, evden çıkıp kaybolma ihtimali, düşme riski ve araç kullanımı gibi konularda güvenlik yeniden değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
‘GİDEREK ARTAN VE GÜNLÜK YAŞAMI BOZAN UNUTKANLIK DEĞERLENDİRİLMELİ’
Alzheimer’ın yalnızca yaşlılıkta görülen unutkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öngün, “Yaşlandıkça bazı şeyleri unutmak normal olabilir. Ancak giderek artan, yeni bilgileri öğrenmeyi bozan ve günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlık normal yaşlanmanın bir parçası olarak kabul edilmemelidir. Erken değerlendirme, hem Alzheimer dışındaki düzeltilebilir nedenlerin bulunması hem de günümüzde mevcut olan tedavi ve desteklerden zamanında yararlanılması açısından önemlidir” diye konuştu.