‘Uzun süren yorgunluğun nedenleri araştırılmalıdır’
Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Songül Şerefhanoğlu, mevsim geçişlerinde artan halsizlik, yorgunluk ve enerji kaybının yalnızca hava değişimine bağlanmaması gerektiğini söyleyerek “Demir eksikliği anemisi, B12 ve folat eksiklikleri başta olmak üzere farklı sağlık sorunları benzer belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Uzun süren yorgunluğun nedenlerinin araştırılması lazım” dedi.
Kan sayımında dikkat edilmesi gereken değerleri anlatan Medicana Ataköy Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Songül Şerefhanoğlu, “Sonbaharla birlikte hava sıcaklıklarının düşmesi, günlerin kısalması ve günlük yaşam alışkanlıklarının değişmesi birçok kişide halsizlik ve enerji düşüklüğüne neden olabiliyor. Sabahları uyanmakta zorlanma, gün içinde uyku hali, konsantrasyon güçlüğü ve çabuk yorulma gibi şikâyetler çoğu zaman mevsim geçişine bağlanıyor. Ancak bu belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda altta yatan sağlık sorunlarının göz ardı edilmemesi gerekiyor. Demir eksikliği anemisi, B12 ve folat eksiklikleri ile bazı kronik hastalıklar da benzer yakınmalara yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Şerefhanoğlu, “Anemi, kandaki hemoglobin düzeyinin yaş ve cinsiyete göre belirlenen normal değerlerin altında olması olarak tanımlanır. Kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin, akciğerlerden alınan oksijenin dokulara taşınmasını sağlar. Hemoglobin düzeyinin düşmesiyle dokulara ulaşan oksijen miktarı azalabilir. Bu durum günlük yaşamı etkileyen halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, baş ağrısı, ciltte solukluk, kalp çarpıntısı ve efor sırasında nefes darlığı gibi belirtilere neden olabilir. Ancak sadece belirtiler önemli değildir, anemi teşhisi için kan sayımı ve gerekli laboratuvar incelemelerinin yapılması gerekir” diye konuştu.
‘HER KANSIZLIK DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANMIYOR’
“Toplumda kansızlık denildiğinde ilk akla gelen nedenlerden biri demir eksikliği olsa da her aneminin nedeni aynı değil” diyen Prof. Dr. Şerefhanoğlu, “Demir, hemoglobin üretimi için gerekli temel minerallerden biridir. Yoğun adet kanaması yaşayan kadınlar, gebeler, yetersiz veya dengesiz beslenen kişiler ve sindirim sisteminden kan kaybı yaşayanlar demir eksikliği açısından risk taşıyabilir. Bununla birlikte B12 ve folat eksiklikleri, kronik inflamatuvar hastalıklar, böbrek hastalıkları, kemik iliğini etkileyen hastalıklar ve bazı kalıtsal kan hastalıkları da anemiye neden olabilir. Bu nedenle kansızlık saptanan her hastada doğrudan demir tedavisine başlanması yerine öncelikle eksikliğin veya hastalığın altında yatan nedenin belirlenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
‘HEMOGLOBİN NORMAL OLSA DA DEMİR DEPOLARI AZALABİLİR’
Kan tahlillerinde hemoglobin kadar dikkat edilmesi gereken değerlerden birinin de ferritin olduğuna değinen Prof. Dr. Şerefhanoğlu, “Vücudun demir depoları hakkında bilgi veren ferritin düzeyi, hemoglobin düşmeden önce azalabilir. Dolayısıyla kişinin hemoglobin değeri normal olsa bile demir depoları azalmış olabilir. Bu kişilerde halsizlik, yorgunluk, egzersiz kapasitesinde azalma, saç dökülmesi, konsantrasyon güçlüğü ve bazı durumlarda huzursuz bacak yakınmaları görülebilir. Ancak ferritin değerinin enfeksiyon ve inflamasyon gibi durumlarda da yükselebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle sonuçların diğer kan değerleri ve kişinin klinik durumuyla birlikte değerlendirilmesi önem taşır” dedi.
‘B12 VE FOLAT EKSİKLİĞİ YALNIZCA KANSIZLIK YAPMIYOR’
B12 vitamini ve folatın, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde önemli rol oynadığının altını çizen Prof. Dr. Şerefhanoğlu, “B12 eksikliği kansızlığın yanı sıra sinir sistemini de etkileyebilir. Halsizlik, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve denge sorunları B12 eksikliğinde görülebilen belirtiler arasında bulunur. Folat eksikliği de kırmızı kan hücrelerinin üretimini bozarak anemiye neden olabilmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme ile emilim sorunları bu eksikliklerin ortaya çıkmasında etkilidir. Belirtilerin farklı hastalıklarla benzerlik gösterebilmesi nedeniyle vitamin takviyelerine başlamadan önce kan testleriyle eksikliğin belirlenmesi gerekmektedir” diye konuştu.
‘NEDENSİZ MORARMALARA DİKKAT’
“Halsizlik, solukluk, çabuk yorulma ve nefes darlığı gibi belirtiler hem anemide hem de bazı kemik iliği hastalıklarında görülebilir” diyen Prof. Dr. Şerefhanoğlu şöyle devam etti:
“Ancak lösemi yalnızca kansızlıkla ortaya çıkan bir hastalık değildir. Kemik iliğinde kan hücrelerinin üretimini etkileyerek kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositlerle ilgili farklı sorunlara yol açabilmektedir. Nedensiz morarmalar, cilt altında küçük kanama noktaları, sık veya tekrarlayan enfeksiyonlar, uzun süren ateş, gece terlemeleri, istemsiz kilo kaybı, kemik ve eklem ağrıları ile lenf bezlerinde büyüme dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alır. Tam kan sayımında hemoglobin, lökosit ve trombosit değerlerinde görülen anormallikler ileri inceleme gerektirebilir. Ancak bu bulgular tek başına lösemi tanısı koydurmuyor. Kesin tanı için gerekli görülen durumlarda periferik yayma, kemik iliği incelemesi ve ileri laboratuvar testlerinden yararlanılır.”
‘DOKTOR ÖNERİSİ OLMADAN DEMİR VE VİTAMİN TAKVİYESİ KULLANMAYIN’
Halsizlik yaşayan kişilerin zaman zaman doğrudan demir veya vitamin takviyelerine yöneldiğini belirten Prof. Dr. Songül Şerefhanoğlu, “Her yorgunluk demir eksikliğinden kaynaklanmadığı gibi gereksiz demir kullanımı vücutta demir birikmesine neden olabilir. Bu nedenle de B12 ve folat takviyelerinin de gerekli değerlendirmeler yapılmadan kullanılmaması gerekir. Özellikle folat kullanımı, eşlik eden B12 eksikliğinin tanısının gecikmesine yol açabilir. Tedavide yalnızca eksik olan değeri yükseltmek değil, bu eksikliğe neden olan sağlık sorununu da belirlemek önem taşır. Sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan halsizlik ve yorgunluğun her zaman kansızlık anlamına gelmez. Uzun süren şikayetlerin araştırılması önemlidir” dedi.