Nüfus artış hızının düşündürdükleri…
Bu köşede ilk kez karşınızdayım. Malumunuz, sıcak gündem sıkıntısı olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Saat saat konuştuğumuz konular değişebiliyor.
Bu köşede ilk kez karşınızdayım. Malumunuz, sıcak gündem sıkıntısı olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Saat saat konuştuğumuz konular değişebiliyor.
Bu yoğunluk arasında hiç unutulmaması gereken önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Nüfus artış hızındaki azalma…
Türkiye'de nüfus artış hızı son yıllarda kritik bir hal aldı. Önce verilere bakalım.
TÜİK'in 9 Şubat 2026'da açıkladığı ADNKS 2025 sonuçlarına göre ortada şöyle bir tablo var.
Toplam nüfusumuz 86 milyon 92 bin 168 kişi
Yıllık artış hızı binde 5. 2024’te bu oran binde 3,4.
2025’te bir önceki yıla göre artış görünüyor ama genel tabloda ciddi bir düşüş var. Çünkü 2010’larda nüfus artış hızımız binde 12-13 bandındaydı.
2024’te binde 3,4 ile Cumhuriyet tarihinin en düşük artış hızı kayda geçmişti. 2025’teki yükseliş, doğumlardan değil, hem yabancı nüfusun 38 bin 968 artarak 1 milyon 519 bine çıkması, hem de deprem sonrası adres ve bilgi güncellemelerinin tamamlanmasıyla ortaya çıktı.
Şu açık ki, uzun vadede ciddi bir düşüşle karşı karşıyayız.
Yaş yapısı da alarm veriyor. Nüfus artıyor ama yaşlanıyor.
Ortanca yaş 2024'te 34,4 iken 2025'te 34,9'a yükseldi.
65+ yaş oranı yüzde 7,1'den yüzde 11,1'e yükseldi. Çalışma çağındaki nüfus ise yüzde 68,5.
Belirleyici bir unsur olarak doğurganlık hızı 1,48’e düşmüş durumda ve bu 2,1 yenilenme seviyesinin çok altında.
Böyle giderse, 2030'ların sonunda nüfus artış hızı tekrar sıfıra yaklaşacak ve 2050'den sonra nüfus azalmaya başlayacak.
Elbette ki ülke olarak buna çözüm arıyoruz ama sanırım eski nüfus artış hızına ulaşabilmek pek de kolay olmayacak.
Bu sorun sadece Türkiye’nin sorunu da değil. Balkanlar dahil Avrupa ülkeleri de bu sorundan muzdarip.
Nüfus artış hızı tüm Avrupa’da da düşüyor. Üstüne özellikle Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden göçler, Avrupa’yı ciddi bir krize ve değişime yönlendiriyor.
Başta Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler olmak üzere, Fransa, Hollanda, Almanya, her yerde göçmen yerleşimleri oluşmuş durumda. Artık Avrupa’da nüfusunun neredeyse tamamı göçmenlerden oluşan şehirler var.
Haliyle Avrupa, Avrupalıların elinden kayıyor.
Bunu, sömürgeci Avrupa, özellikle Afrika ülkelerinde yaptıklarının bedelini ödemeye başladı diye de okuyabiliriz.