Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sefa Okar: Kalp hastalıklarının önüne geçmek mümkün
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Sefa Okar: Kalp hastalıklarının önüne geçmek mümkün
ADANA, (DHA)- TÜRKİYE'de her 3 ölümden yaklaşık birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığına dikkat çeken Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, erken teşhis, düzenli sağlık kontrolleri ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kalp hastalıklarına bağlı risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğini söyledi. Okar, 40 yaş üzerindeki bireyleri uyararak, "Kalp hastalıkları bir kader değildir. Genetik mirasımızı değiştiremeyiz ancak yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kalbimizi koruyabiliriz" dedi.
Kalp ve damar hastalıklarının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirten Dr. Sefa Okar, koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'deki ölümlerin yüzde 34,7'sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Okar, bu oranın yılda yaklaşık 170 bin, günde ise 470 kişinin hayatını kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi.
Okar, "Ülkemizde yaklaşık her üç dakikada bir kişiyi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle kaybediyoruz. En sık karşılaştığımız sorunların başında koroner arter hastalıkları, yani kalbi besleyen damarlardaki daralma ve tıkanıklıklar geliyor. Ancak asıl önemli olan, hastalık ortaya çıkmadan önce riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak. Ailesinde kalp krizi, damar tıkanıklığı veya inme öyküsü bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
40 YAŞINA GELEN HERKES KALP SAĞLIĞINI KONTROL ETTİRMELİ
Şikayeti ya da aile öyküsü bulunmayan bireylerin de 40 yaşından itibaren tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini kontrol ettirmesini öneren Dr. Okar, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinin sunduğu koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanılabileceğini, e-Nabız üzerinden yapılan kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin de kişilerin riskleri hakkında fikir edinmesine yardımcı olduğunu belirtti.
OBEZİTE VE HAREKETSİZLİK KALBİ TEHDİT EDİYOR
Toplumun yaklaşık beşte birinin obezite sınırlarında bulunduğunu belirten Okar, erkeklerin yüzde 83'ünün, kadınların ise yüzde 90'ının önerilen düzeyde fiziksel aktivite yapmadığını ifade ederek, özellikle Çukurova Bölgesi'ndeki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekerek, "Kebaplar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler kültürümüzün önemli bir parçası. Ancak özellikle doymuş yağlardan, aşırı karbonhidrat tüketiminden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Porsiyon kontrolünü sağlamalı, sebze ve meyve tüketimini artırmalı, düzenli egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz" diye konuştu.
HAZIRLIKSIZ HALI SAHA MAÇLARINA DİKKAT
Haftada dört-beş gün düzenli aerobik egzersiz yapılmasını öneren Okar, uzun süre hareketsiz kalan kişilerin aniden yoğun ve rekabetçi sporlara yönelmesinin risk oluşturabileceğini söyledi. 40 yaş üzerindeki erkeklerin egzersiz yapmıyorsa halı saha maçlarına çıkmasını önermediklerini anlatan Dr. Okar, "Hafta boyunca hiç egzersiz yapmayan kişilerin haftada bir kez yüksek tempolu halı saha maçına çıkmasını önermiyoruz. Bu tür ani ve yoğun fiziksel aktiviteler nabzı ve kan basıncını hızla yükseltebilir. Özellikle altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde ciddi sorunlara yol açabilir"dedi.
BİLİNÇSİZ GIDA TAKVİYESİ KULLANIMI CİDDİ SORUNLARA YOL AÇABİLİR
Protein tozları ve çeşitli gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini belirten Okar, içeriği bilinmeyen ürünlerin kalp ve böbrek sağlığı açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Takviye ürün kullanımı sonrasında çarpıntı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma şikâyetleriyle başvuran hastalarla karşılaştıklarını anlatan Okar, bu ürünlerin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamasını önerdi.
KOLESTEROL İLAÇLARINI KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE BIRAKMAYIN
Toplumda kolesterol ilaçlarına yönelik yanlış inanışların yaygın olduğunu belirten Okar, özellikle kalp krizi veya inme açısından yüksek risk taşıyan hastaların tedavilerini kendi kararlarıyla bırakmamaları gerektiğini belirterek şöyle dedi:
"Bazı hastalarımız ilaçların yan etkilerinden endişe ederek tedavilerini bırakabiliyor. Ancak daha önce kalp ve damar hastalığı geçirmiş, inme riski yüksek veya LDL kolesterol düzeyi çok yüksek olan hastalarımızda ilaç tedavisi hayati önem taşıyabilir. Tedavi kararı mutlaka hastanın risk durumuna göre hekim tarafından verilmelidir. Kolesterol değerlendirmesinde yalnızca LDL düzeyi yeterli olmayabilir. Lipoprotein(a) ve Apolipoprotein B (ApoB) gibi ek parametrelerin de uygun hastalarda riskin belirlenmesine katkı sağlayabilir."
KALBİNİZE İYİ DAVRANIN, BUGÜN BİR ADIM ATIN
Kalp sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını, düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, kilo kontrolü ve fiziksel aktivitenin önemini hatırlatan Dr. Okar, "Genetiğimizi değiştiremeyiz, ancak değiştirebileceğimiz çok şey var. Tansiyonumuzu ölçtürelim, yüksekse takip edelim. Beslenmemizi düzenleyelim, hareketsiz kalmayalım, yürüyelim. Adana'da yaşıyoruz; narenciyemiz, narımız, sağlıklı beslenmemize katkı sağlayacak pek çok ürünümüz var. Kebabımızı da yiyelim ama porsiyonumuzu azaltalım. Unutmayalım, kalp hastalıkları kader değildir. Kalbimizi korumak bizim elimizde" dedi. (DHA)
FOTOĞRAFLI