Ankara - Ömer Çelik: PKK'nın kendini feshetmesi ve silah bırakması gerekiyor
Ankara - Ömer Çelik: PKK'nın kendini feshetmesi ve silah bırakması gerekiyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Hiçbir terör örgütünün, hiçbir şekilde var olmaması gerekmektedir. Uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendini feshetmesi ve silah bırakması gerekiyor" dedi.
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. MKYK toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut, Çorum Ortaköy Aşdağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül'e rozet taktı.
MKYK toplantısı devam ederken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantıya ve gündeme ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, "Bu yıla çok yoğun bir şekilde girdik. Bu yoğunluk çok da pozitif anlamda değil. Birçok alanda dünyanın krizlerle sarsıldığı bir dönemdeyiz. Birçok hassasiyetin çok iyi stratejilerle yönetilmesi gerekiyor. Hem MYK'mız, hem MKYK'mızda iç ve dış politikalardaki gelişmeleri hassasiyet çerçevesinde değerlendiriyor. Bugün, Dışişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın sunumu var. TBMM çalışmaları var. Burada hem Gazze'deki, hem Suriye'deki durumun değerlendirilmesi, hem de Aile Bakanlığı'nın gündemiyle ilgili olarak basına yansıyan son konular ve sosyal medya kullanımı konusundaki yaklaşımların değerlendirilmesi bakımından MKYK'mız kapsamlı bir toplantı gerçekleştiriyor" ifadelerini kullandı.
'VATANDAŞLARIMIZLA BULUŞACAĞIMIZ, PROGRAMLAR GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantının açılış konuşmasında, Gazze'de ve Suriye'de gelinen son noktayı ve bu konuda yürütülen diplomasiyi paylaştığını aktaran Çelik, "İç ve dış politikaya dair MKYK'mıza talimatları oldu. Bu ay, Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş'ün koordinasyonunda bütün arkadaşlarımız sahadalar, illere gidiyorlar. Bu ayı da dolu dolu geçiriyoruz. Önümüzdeki aylarla ilgili vatandaşlarımızla buluşacağımız, programlar gerçekleştireceğiz" diye konuştu.
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE İÇ İÇE GEÇMİŞ İKİ KAVRAM'
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge konusundaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini kaydeden Çelik, "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge iç içe, kol kola ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını görüyoruz, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu bağın koptuğunda da yerine ne yerleştirilmeye çalışıldığına baktığımızda; terör örgütlerini meşrulaştırmaya çalışan, mazur göstermeye çalışan, terör organizasyonlarının kurduğu bir takım diktatoryal vesayetleri 'kazanım' gibi sunma şeklinde yaklaşımları görüyoruz. Bütün bu süreç, bu iki kavramın ne kadar zamanlı olduğunu, ne kadar doğru olduğunu ve stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" diye konuştu.
'10 MART MUTABAKATI'NIN ÖNEMİNİ VURGULADIK'
Suriye'deki gündemin son derece önemli olduğunu belirten Çelik,, "Uzun zamandır biz Suriye'de terör örgütlerinin alan kapama, terörist aktiviteleri devam ettirmeleri konusundaki uyarlarımızı ifade ediyorduk. Suriye'deki herkesin kazandığı 'Tek Suriye, tek ordu' ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik grupların, mezhep grupların, dini grupların haklarının garanti altına alınacağı bir modelin ortaya çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Burada her zaman hassasiyetle vurguladığımız bir konu, Suriye'de DEAŞ'la mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğidir. DEAŞ denilen katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine bir alan bulamaması gerektiğidir. Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerekmektedir. Uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendini feshetmesi ve silah bırakması gerekiyor. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları, Avrupa'daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz hem kan dökülmemesi açısından hem Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması hem terörün vesayetinden kurtulması bakımından hem de Suriye'nin birliğine, bütünlüğüne zarar veren asimetrik silahlı grupların ortadan kalması ama bir şekilde Suriye'nin bir parçası olması gerektiği bakımından da 10 Mart Mutabakatı’nın önemini vurguladık" dedi.
'KARARNAME, SON DERECE SEVİNDİRİCİ'
Çelik, 10 Mart Mutabakatı'nın sade bir yöntemi içerdiğini, SDG'nin içindeki Suriyeli olmayan PKK'lılardan arınması, terör faaliyetlerinden vazgeçmesi ve SDG unsurlarının bireysel olarak Suriye ordusunun parçası olup 'Tek Suriye' ilkesine dayalı bir şekilde entegrasyona yöneldiği zaman bütün bunların çatışmasız bir şekilde çözülmüş olacağını kaydetti. Çelik, "Tek Suriye, tek ordu ilkesine aykırı bir tutum almanın hem bizim açımızdan hem de Suriye açısından milli güvenlik ve tehdit olduğunu, burada Suriye ile Türkiye'nin ortak düşündüğünü ifade ettik. Önemsediğimiz bir konu da ESAD rejimi döneminde kimlikleri yok sayılmış Kürt kardeşlerimizin, Türkmen kardeşlerimizin ve diğer unsurların kimliklerinin, kültürlerinin garanti altına alınmasıdır. Burada tek bir Suriye iradesinin ortaya çıkmasının ve Türkmen, Kürt, Arap kardeşlerimizin ortak bir iradeyle kendi ülkelerine eşit özne olarak katılmalarının sağlanmasının gerektiğini ifade ettik. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara tarafından yayımlanan Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade etmek isterim" diye konuştu.
'GERÇEK KAZANIM TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN KURTULMAK'
Suriye'de ortaya çıkan son tablonun bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların kazanımı olarak görmek gerektiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
"Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımını, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa, burada son derece hastalıklı zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da 'SDG, Kürtleri temsil ediyor' gibisinden hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp, 'DEAŞ, Arapları temsil ediyor' hastalıklı cümlesinden bir farkı yoktur. Burada gerçek kazanım, Suriye'de Kürt, Arap, Türkmen kardeşlerimizin terör örgütlerinden kurtulmasıdır. Kendi iradelerini açıkça beyan edecekleri politik süreçlerin siyasal katılma süreçlerinin hukuk temelinde iyi işlemesine dönük gayretlerin ortaya koyulmadır. SDG'nin ve DEAŞ'ın kaybını kim ki Kürtlerin, Arapların kaybı gibi kodluyorsa onun Kürt ya da Arap gibi bir derdi olmadığı net bir şekilde görülür."
'DAVOS TOPLANTISINDAN YANSIYAN MESAJLAR SON DERECE İLGİNÇ'
İsviçre'nin Davos kasabasında 19-23 Ocak'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nu (WEF) değerlendiren Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllar önce dile getirdiği, 'Dünya beşten büyüktür' sözü üzerinde durarak, "Bu sene Davos toplantısından yansıyan mesajlar son derece ilginç. Doğrudan küresel düzenin geleceğiyle ilgili olarak çok etkili mesajlar veriliyor. Neoliberal siyasi düzeni savunanların, bu haliyle kapitalizmi savunanların, kendi içinde çelişkiye düştüğü en önemli zaman dilimlerinden bir tanesindeyiz. Cumhurbaşkanımızın yıllar önce söylediğinin bugün tekrarı anlamına gelebilecek, teyidi anlamına gelebilecek çarpıcı cümleler duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
'İRAN'A DÖNÜK DIŞ MÜDAHALENİN KARŞISINDAYIZ'
İran'daki gelişmeleri yakından ve endişeyle takip ettiklerini belirten Çelik, "İran'a dönük dış müdahalenin karşısındayız. Bu son derece yanlış olur. Burada İran halkının iradesine saygı gösterilmelidir. Her dış müdahale vahşi ve acı verici, halka bedel ödeten sorunlar ortaya çıkarmıştır. Ülkelerin devlet başkanlarının hedef alınması, silah zoruyla rejimlerinin değiştirilmeye çalışılması dünyanın hiçbir yerinde çözüm olmadı. İran'daki sorunları görmezden gelmiyoruz. Bu sorunlar, kardeş İran halkının dinamikleriyle çözülmelidir" dedi.
'FİLİSTİN'İ FİLİSTİNLİLER YÖNETMELİDİR'
Gazze Kurulu'nun yapacağı çalışmalarının yakından takip edileceğini kaydeden Çelik, "Filistin'i Filistinliler yönetmelidir. Burada kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hale gelmesi ama ondan sonra 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, entegre toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu olmadan orada kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir. Son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, Gazze bir vatandır" dişe konuştu.
'TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KARŞISINDAYIZ'
Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, 'Kobani'ye yardımların Obama'nın talimatlarıyla yapıldı' sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Bu Kürt meselesini istismar etmeyi meslek ve kariyer haline getirmiş bazı siyasiler. Bizim söylediğimiz şey şudur; oraya yardım götürülmesiyle ilgili bir irade oraya koyulurken PKK bu yardımı engelliyordu. Orada sivil insanlar ölsün de örgütün propagandası olsun diye engelliyordu. Türkiye, terör örgütünün bu blokajını bypass edecek bir yöntem buldu ve o yöntemle birlikte PKK'nın yaklaşımı çökertilmiş oldu. Bunu defalarca ifade ettik. Kobani'ye tabii ki insani yardımda bulunuyoruz. İlk aşamada 11 TIR gitti. Hangi ideolojiden olursa olsun bölgedeki terör örgütlerinin karşısındayız" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel'in Cumhurbaşkanı Erdoğan adına bir müze yapıldığı için eleştirilerde bulunduğunu dile getiren Çelik, önceki cumhurbaşkanları adına da müzelerin olduğunu, bu müzelerin toplumun kurumsal hafızası haline getirilmesinin gelecek nesillere de yol gösterdiğini söyledi.
'ÖRGÜTÜN ARGÜMANI'
Çelik, "DEM Parti eş başkanları olmak üzere bazı siyasilerin bizim teröre karşı tutumumuzu HTŞ'yi desteklemek gibi sunması siyasi bir cümle değil. Burada özgür bir irade yok. Bu argüman örgütün argümanı. Keşke bu cümleler kurulmasaydı" ifadelerini kullandı.
'KIRMIZI ÇİZGİ İHLAL EDİLMEMELİYDİ'
Çelik, son süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin fedakarlığını herkesin gördüğünü kaydederek, "Bu isimlerin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye kullandığı ifadeler son derece ahlak dışı ifadelerdir. Bu ifadeleri lanetliyoruz. Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Bugün, 'Kürtlere sahip çıkıyorum' diyerek terör örgütlerine sahip çıkanların Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Bahçeli'yi hedef alması en büyük Kürt düşmanlığıdır. Bu kırmızı çizgi ihlal edilmemeliydi" diye konuştu. (DHA)
Haber- Kamera: Aybala MELEK-Ali Oğulcan ARSLAN/ANKARA, (DHA)-