Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

AYM Başkanı Özkaya: İhlal kararlarının yüzde 99,9’u uygulandı

AYM Başkanı Özkaya: İhlal kararlarının yüzde 99,9’u uygulandı

ABONE OL
DHA

Eda KOÇ-Ali Oğulcan ARSLAN/ANKARA, (DHA)- ANAYASA Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, bireysel başvuruda 2013 yılından bugüne kadar verilen 86 bin 849 ihlal kararının yüzde 99,9'unun uygulandığını söyledi.

AYM'de, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun 14’üncü yıl dönümü kapsamında ‘Türk Anayasa Mahkemesinin Norm Denetimi Kararlarının Bireysel Başvuruya Etkisi’ konulu sempozyum düzenlendi. Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, AYM Başkanvekilleri Basri Bağcı ve İrfan Fidan, AYM üyeleri ve raportörleri, yüksek yargı mensupları, akademisyenler ile davetliler katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan AYM Başkanı Özkaya, “Bireysel başvurunun hukuk sistemimize dahil edilmesiyle birlikte anayasa yargısının temel hakları koruma işlevi yeni ve güçlü bir boyut kazanmıştır. Anayasa’nın üstünlüğünün korunması, artık bir hukuk kuralının Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesinin yanında, Anayasa’da güvence altına alınmış olan temel hakların kamu gücünün somut işlem, eylem veya ihmalleri karşısında korunması yoluyla da gerçekleştirilmektedir. Böylece anayasa yargısı, bireysel başvuru aracılığıyla doğrudan insanın hayatına ve karşılaştığı somut uyuşmazlıklara temas eden bir nitelik kazanmıştır. Bir başka söyleyişle bireysel başvuru sistemi, uygulandığı her ülkede olduğu gibi, ülkemizde de anayasa yargısına yüklenen misyonun gerçekleşmesine hizmet eden en önemli araçlardan biri haline gelmiştir" dedi.

'YÜKSEK MAHKEMELER ARASINDA ÜSTÜNLÜK SIRALAMASI ÖNGÖRÜLMEMİŞTİR’

Bireysel başvurunun olağan kanun yolu olmadığını belirten Özkaya, "Anayasa, bireysel başvuruda olağan kanun yollarının tüketilmesini şart koşmuş; ayrıca kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu anayasal çerçeve, bireysel başvurunun ikincil niteliğini ortaya koyduğu gibi Anayasa Mahkemesi ile derece ve yüksek mahkemeler arasındaki görev ayrımının sınırlarını da belirlemektedir. Bilindiği üzere Anayasamız, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay'ın görev ve yetkilerini ayrı ayrı düzenlemiş; bu yüksek mahkemeler arasında hiyerarşik bir ilişki veya üstünlük sıralaması öngörmemiştir. Her yüksek mahkeme, Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde yargısal faaliyetini yerine getirmektedir" ifadelerini kullandı.

‘756 BİN 726 BİREYSEL BAŞVURU YAPILDI’

Özkaya, “Bireysel başvurunun başarısı yalnızca Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla ölçülemez. Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürebilmesi, ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesine ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecek tedbirlerin alınmasına bağlıdır. Hal böyle olunca, bireysel başvuru mekanizmasının başarısı, bütün kamu makamlarının ve özellikle yargı mercilerinin ortak sorumluluğunu gerektirmektedir. Geride bıraktığımız 14 yıllık tecrübe, bireysel başvurunun hukuk sistemimizde ulaştığı yeri rakamlarla da ortaya koymaktadır. 23 Eylül 2012 tarihinden bugüne kadar mahkememize toplam 756 bin 726 bireysel başvuru yapılmış, bunların 648 bin 410’u sonuçlandırılmıştır. Başka bir ifadeyle, bugüne kadar yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 85,7’si karara bağlanmıştır. 2026 yılında da çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam etmektedir. Bugün itibarıyla mahkememize yaklaşık 40 bin 769 bireysel başvuru yapılmış, yaklaşık 30 bin civarında başvuru sonuçlandırılmıştır” dedi.

'İHLAL KARARLARININ YERİNE GETİRİLMESİNİ TAKİP EDİYORUZ'

Özkaya, ihlal kararlarının uygulanmasına ilişkin, “Bu noktada memnuniyetle ifade etmek isterim ki görece yeni bir hukuki kurum olmasına rağmen bireysel başvuruya yargı mercilerimizin ve diğer kamu kurumlarımızın gösterdiği hassasiyet, sistemin etkinliği bakımından son derece kıymetlidir. Anayasa Mahkemesinin verdiği ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi konusunda kurumlarımızın ortaya koyduğu yaklaşım, bireysel başvurunun hukuk sistemimizde kökleşmesine önemli katkı sağlamıştır. Mahkememiz, verdiği ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini de yakından takip etmektedir. Mahkememiz istatistiklerine göre 2013 yılından bugüne kadar verilen 86 bin 849 ihlal kararının yüzde 99,9’u uygulanmıştır. Uygulama konusunda yaşanan sorunlar ise çok sınırlı sayıdaki somut olay ve bazı teknik hususlarla sınırlı kalmıştır. Bu yüksek uygulama oranı, bireysel başvurunun 14 yıllık tecrübesi bakımından son derece anlamlıdır. Zira bireysel başvurunun gerçek etkisi, verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bir ihlalin tespit edilmesi kadar, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması da temel hakların etkili biçimde korunmasının vazgeçilmez bir unsurudur” diye konuştu.

'YAPAY ZEKADA ÖNEMLİ MESAFE ALINMIŞTIR'

Özkaya, bireysel başvuru formlarının ve başvuruyla ilişkili mahkeme dosyalarının yapay zeka desteğiyle analiz edilmesi ve özetlenmesi konusunda önemli mesafe alındığını da söyleyerek, "Fiziki olarak yapılan başvurularda taranmış belgelerin metne dönüştürülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiş; başvuru formlarının, gerekçeli kararların ve dosyada bulunan diğer belgelerin analiz edilerek raportörlerimizin incelemesine yardımcı olacak özetlerin hazırlanmasına imkan sağlayan sistemler geliştirilmiştir. TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında hayata geçirilen projeyle, özellikle bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinde kullanılabilecek yapay zeka tabanlı bir karar destek sisteminin geliştirilmesi çalışmalarında sona yaklaşılmıştır. Böylece raportörlerimizin çok sayıdaki başvuru ve karar arasındaki hukuki ilişkileri daha hızlı tespit edebilmesi, ilgili içtihada daha etkin biçimde ulaşabilmesi ve inceleme süreçlerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

'YAPAY ZEKA HAKİMİN YERİNE GEÇMEK DEĞİL'

Özkaya, yapay zekanın hakimlerin yerine geçmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Yapay zeka, hakimin yerine geçmek için değil, hakime ve yargısal karar alma sürecine destek olmak için kullanılmalıdır. Çünkü yargılama faaliyeti yalnızca verilerin işlenmesinden ve geçmiş kararlar arasında benzerlik kurulmasından ibaret değildir. Adalet; hukuki bilgi ve muhakemenin yanında insanı, toplumu ve somut olayın kendine özgü şartlarını anlayabilmeyi gerektirir. Bu nedenle mahkememizin teknolojik dönüşüm anlayışının merkezinde daima insan bulunmaktadır. Teknolojiyi, insan unsurunu göz ardı ederek değil, tam tersine insanın karar verme kapasitesini destekleyen bir araç olarak değerlendiriyoruz. Yapay zeka sistemlerinin kullanılması halinde şeffaflık, açıklanabilirlik, kişisel verilerin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve insan denetiminin devamlılığı gibi ilkelerden taviz verilmemesi gerekmektedir. Yargısal kararın sorumluluğu nihayetinde insana aittir ve öyle kalmalıdır. Mahkememizin bu alandaki yaklaşımı da teknolojinin sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanırken yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı, adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkelerinin gerektirdiği güvenceleri korumaktır. Başka bir ifadeyle hedefimiz teknolojiyi yargının yerine koymak değil, adaletin hizmetine sunmaktır” dedi.

‘ADALET TİMSALİ OLMAK ZORUNDAYIZ’

Özkaya, hakim ve savcılara yönelik ise "Kıymetli hakim ve savcı kardeşlerim; Yüce Allah’ımız bize adaleti emrediyor, insafı emrediyor. Anayasa ve kanunlarımız bize adaleti emrediyor. Peki adalet nedir? Adalet, her şeyi olması gereken yere koymaktır, hak edene hakkını teslim etmektir. İnsan ruhunun omurgası, devletin ise harcıdır. Tarih boyunca hem vahye dayalı kitap ve öğretilerde hem de aklın ürünü olan hukuk sistemlerinde en yüce ideal hep adalet olmuştur. Adaletin zayıfladığı bir yerde ne devletten ne de toplumsal huzurdan bahsedilebilir. Çünkü güven, refah ve iç barışın yegane temeli adalettir. Adalet, aynı zamanda toplumun vicdanıdır. O vicdan zedelendiğinde, toplumsal bağlar da çözülür. Bu nedenle hakim ve savcılar olarak hepimiz her daim her konuda herkese adil davranmak zorundayız. İnsanlar arasında hükmederken adaletle hükmetmek zorundayız. Her daim hak üzere olup, hakkı ayakta tutan kimseler olmak zorundayız. Hak ile hüküm vermek zorundayız. Hakkaniyet dahilinde adaletli olmak zorundayız. Adalet timsali olmak zorundayız. Bu bağlamda unutmayalım ki hangi inanç veya milliyetten olursa olsun adalet karşısında tüm insanlar eşittir. Bu nedenle nefsimizin arzusuna uyarak asla adaletten uzaklaşmamalıyız. Ayrıca şunu da unutmayalım ki Hak da halk da adil olanları sever. Onları korur ve şereflerini yükseltir. Kıymetli hakim ve savcı kardeşlerim unutmamamız gereken bir başka husus da hakim ve savcıların cübbelerinin düğme ve cebinin olmadığıdır. Hepimiz her daim bunun ne anlama geldiğinin idraki içinde hareket etmek zorundayız” ifadelerini kullandı. (DHA)

FOTOĞRAFLI

© Copyright 2026

DHA