Bahçeli: Avrupa, Türkiye'siz yapamaz
Bahçeli: Avrupa, Türkiye'siz yapamaz
ANKARA, (DHA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Avrupa, Türkiye'siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Türkiye, Avrupa'sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır" dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, pazar günü idrak edilecek 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne dikkat çekti. Bahçeli, 2’nci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Türkiye’nin çok yönlü baskıların, ideolojik gerilimlerin tehdidi altında olduğunu söyleyerek, "Böylesi bir dönemde, komünizm tehlikesinin kapımıza dayandığını gösterip devrin başbakanını açıkça uyaran mektuplarla başlayan süreç, 3 Mayıs’ta mahkeme salonlarına taşınmıştır. Türk milliyetçiliğini yargılamaya cüret edenlere karşı mahkeme salonlarına sığmayan, Sovyet emperyalizmi karşısında boyun eğmeyen bir irade milletimizin sinesinde yer bulmuştur. Ankara Adliyesi’ni dolduran Türk gençliği, Türk kimliğini sosyalizme ezdirmemek, İslam’ı komünizme çiğnetmemek için tek yürek oldu. Milli bir ruhun önderliğinde başlayan protestolar, vatan için çarpan yürekleri söndürmek isteyenlerin üzerine kabus gibi çökmüştür. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Nejdet Sançar, Reha Oğuz Türkkan, Fethi Tevetoğlu, Cemal Oğuz Öcal ve nice Türk milliyetçisinin vatan ve millet sevdası yargılanmıştır. Vicdanı hür, zihni pür, alnı pak Türk gençleri ‘tabutluk’ adı verilen dar ve bunaltıcı hücrelere kapatılmıştır. Türk milliyetçileri; açlıkla, susuzlukla, yalnızlıkla, işkenceyle hizaya çekilmek istenmiştir. Türk milliyetçileri; suyu akmayan, hastalıkların kol gezdiği dört duvar arasında dize getirilmek istenmiştir. Fakat biliyoruz ki o tabutluklarda tahakküm vardı, teslimiyet yoktu" ifadelerini kullandı.
'ANKARA'DA EDİLEN DUALAR, KERKÜK'TE KABUL OLUYOR'
Kerkük’te Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın vali seçilmesine değinen Bahçeli, "Muhammed Seman Ağa’nın vali seçilerek göreve başlaması, tarihi acılara bir nebze merhem olmuş, Türkmen iradesinin Kerkük’te yeniden görünür hale gelişi bakımından tarihi bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılı'nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü 'Terörsüz Türkiye' ise gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye, terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen, bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir. Dün Ankara’da söylenen sözler bugün Kerkük’te yankı buluyorsa, dün Ankara’da edilen dualar bugün Kerkük’te kabul oluyorsa, dün gösterilen sadakat bugün temsil kudretine dönüşüyorsa, bunun sebebi Türk milliyetçiliği davasının büyüklüğüdür" dedi.
'TÜRKİYE, AVRUPA’SIZ DA MERKEZDİR'
Bahçeli, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, 21 Nisan'da Avrupa kıtasının Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine ilişkin sözlerini eleştirerek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanının ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez. Zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin, jeopolitik bakımdan sorunlu, gerçeklikten kopuk ve çifte standartlı bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir. Hatta aynı çevreler; Türkiye’nin Avrupa güvenliği bakımından temel bir müttefik, enerji hatları ve kaynakları bakımından hayati bir damar, göç yönetimi bakımından kilit bir ortak ve bölgesel denge bakımından vazgeçilmez bir güç olduğunu hatırlatmak zorunda kalmıştır. Öyle ya da böyle; ister doluya koyun almasın ister boşa koyun dolmasın, Türkiye; jeopolitik düğümlerin tam ortasındadır, kilit noktasıdır, cümle kapısıdır. Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkum bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesi başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır, başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Bize sınır çizmeye yeltenenlere ufuk gösterecek hafızamız vardır. Bize had bildirmeye kalkışanlara tarih, coğrafya ve devlet aklı üzerinden cevap verecek irademiz ziyadesiyle mevcuttur" ifadelerini kullandı. (DHA)
FOTOĞRAFLI