Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Bakan Yardımcısı Varank: COP31'de 100 bin katılımcıyı ağırlamayı öngörüyoruz (2)

Bakan Yardımcısı Varank: COP31'de 100 bin katılımcıyı ağırlamayı öngörüyoruz (2)

ABONE OL
DHA

'100'ÜN ÜZERİNDE LİDER BEKLİYORUZ'

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Yaşar, 'İklim Uygulama Köprüsü' ile yeni bir mekanizma ortaya koyduklarını ve iklim krizi nedeniyle gıda güvenliğinin tehdit altında olduğunu belirtti. Yaşar, "Ev sahibi ülke anlaşmasında ortaya konulan çeşitli standartlar var ve bütün müzakereler bu standartlara uygun olarak yapılıyor. Ayrıca ülke delegasyonları ve büyük liderler zirvesi olacak. Özellikle 11-12 Kasım’da yapılacak olan Liderler Zirvesi’ne biz 100'ün üzerinde lider bekliyoruz. Önceden katılacaklarını ifade eden çeşitli ülke liderleri var. Ayrıca pavilyonlar da çeşitli yan etkinlikler olacak ve bütün ülkeler burada birçok konuyu konuşmak için bir araya geliyor. Diğer tarafta yeşil bölge olarak adlandırdığımız ve iklim teknolojileri, iklim dostu ve çevre dostu yapılar yer alıyor ve küresel ölçekte büyük liderlerin bir araya gelip daha hızlı bir sinerji oluşturabilecekleri bir durum söz konusudur. İnşallah Antalya'da bütün ülke delegasyonlarını, liderlerini başarılı bir şekilde toplayıp bir araya getirip ve uzlaşıyla, oy birliğiyle inşallah ciddi kararlar alacağımızı düşünüyoruz" dedi.

'ÇEVRE BAKANLIĞI İLE ENERJİ BAKANLIĞI ARASINDA POLİTİK FARKLILIK MI VAR?'

Ardından milletvekilleri söz aldı. DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Çevre Komisyonu'nu bilgilendirmenin geciktiğini ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'dan randevu talep etmesine rağmen talebin karşılanmadığını ekledi. Akın ayrıca, "Türkiye maalesef fosil yakıt üretimi ve enerji politikaları konusunda 2050 yılı hedef planı içerisinde davranıyor. Kısmen hedefinde bir gerileme ya da azaltma gibi niyetleri var. Ancak bunu mevcut sürdürülen iklim meselesiyle ilgili kıyasladığımızda ve dünyanın karbon salınımı yüksekliğine bağlı olarak acilen fosil yakıt tüketiminden vazgeçilerek bir politika üretilmesi gerekirken çok ciddi önlem almadığı gibi bir kaygımız var. Yapılan politikalarda böyle bir durum var. Dolayısıyla Çevre Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı arasında bir politik farklılık mı var, farklı bir tutum mu var?" diye konuştu.

'ASIL MESELE TÜRKİYE OLARAK MASAYA SOMUT OLARAK NE TAŞIYACAĞIMIZDIR'

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer ise zirvenin Türkiye için ciddi bir sınav olduğunu kaydederek, "Asıl mesele ülke olarak biz masaya somut olarak ne taşıyacağımızdır. Akdeniz havzasında yaşıyoruz ve ülkemiz kuraklık, orman yangınları, sel baskınları ve sıcak hava dalgalarını her geçen gün daha ağır olarak yaşıyor. Dolayısıyla, COP31'in masasına oturacak olan Türkiye'nin önce kendi evindeki tabloyu düzenlemesi gerektiğine inanıyorum. Biliyorsunuz, bu çatı altında İklim Kanunu Genel Kurul’dan geçti, o dönemde bu kanun büyük bir tepkiyle karşılandı, önce geri çekildi, ardından tekrar getirildi. O kanunda ne kömürden çıkış vardı ne de adil geçiş düzenlemesi; içerik ağırlıklı olarak emisyon ticareti ve karbon piyasası mekanizmalarının düzenlenmesi çerçevesinde kuruldu ve bu yüzden kanun teklifi birçok kesim tarafından da bir iklim kanunu olarak değil, bir karbon düzenleme kanunu olarak akıllarda kaldı" dedi.

'NET SIFIR HEDEFİNİ YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARIYLA YAKALAYACAĞIZ'

Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefi ile ilgili soru üzerine, "Biz 2053'te net sıfırı nasıl yakalayacağız? Bu çok net bir şekilde görülüyor. Özellikle biz yenilenebilir enerjide yaptığımız yatırımlar ve gelecekteki hedeflerimizle yakalayacağız. Hem atıkta hem bina sektöründe hem de enerjiyle ilgili dönüşümlerde bunu sağlamış olacağız. Net sıfır hedefini yakalarken 'kömür yakıtlardan, fosilden, petrolden çıkılacak' diye bir kaide yok. Yani bu Paris Anlaşmasının ruhu bu değil, anlaşmanın ruhu ülkelerin emisyonlarını sıfırlaması. Bunu sıfırlarken bir kısım ülkeler enerji kaynaklarıyla, bunu sıfırlayacaklar. Bir kısım tarım politikalarıyla, ormanlarıyla yutak alanlarıyla bunu sıfırlayacak. Bir kısım da uyumla ya da azaltımı dengeleyerek sıfırlayacak ama bu, her ülkenin politikasına bırakılmış, hiçbir ülkeye bu yönde bir baskı yok" ifadelerini kullandı.

'COP31 SÜRECİNDE EN ÇOK DESTEK VEREN KESİM, İŞ DÜNYASI'

Türkiye'nin masaya hangi konuları taşıyacağını ilişkin Varank, şöyle konuştu;

"Özel sektörün kendi emisyonlarını düşürmek için bunlarla ilgili çalışmalarını özel sektörümüz de devam ettirecek. COP31 sürecinde en çok destek veren bu kesim kesinlikle iş dünyası çünkü onlar biliyorlar, süreci yakından takip ediyorlar, sürdürülebilirlikle ilgili her birinin çalışması var. Bazıları daha ileride, bazıları daha geride ama her birinin bu yönde bilgisi var, onun için de COP'la ilgili süreçlerin içindeler. En çok bizle temasa geçen özel sektör olmuştur bu süreçte, STK'ler olmuştur. Bunu da buradan ifade etmek istiyorum. Türkiye masaya eylem gündemindeki 2035 hedeflerini öncelikli olarak taşımak istiyor. Bunlarla ilgili ilk yapılan eylem ajandasının lansmanında ülkelerin büyük bir desteği oldu. O zaman 2035 yılına kadar bu koyulan hedefleri ülkeler gönüllü olarak tutturma yönünde bu girişimlere ortak olacaklar ve dolayısıyla bu kurulan mekanizmayla da takip edilecek. Girişimler böyle kuruluyor ve takip ediliyor ve biz de eğer bu hedefleri tutturma yönünde, özellikle elektrifikasyonu, yüzde 35 gibi bir hedefi tutturmak demek dünyadaki emisyonların ciddi bir oranda düşürülmesine katkı sağladı." (DHA)

© Copyright 2026

DHA