Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Cevdet Yılmaz: Yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi (2)

Cevdet Yılmaz: Yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi (2)

ABONE OL
DHA

SORULARI YANITLADI

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışların enflasyon ortalamasının üstünde olduğunu, gelecek yıl bu konuda çok daha hassas davranacaklarını ve maliye politikalarının enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağını dile getirerek, "Arz yönlü politikalar da burada çok kıymetli. Sadece para ve maliye politikası yetmez, bir taraftan da arz yönlü politikalar önemli. Orada da önceliklendirdiğimiz alanlar çok net. Öncelikle gıda üretimi ve arzını artırmak. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımızla yoğun çalışma içindeyiz. Gıda konusunu, sulama yatırımlarını önceliklendirdik. Bütün bunlarda, ticaret politikalarımız dahil olmak üzere gerekli tüm enstrümanları kullanmaya kararlıyız" diye konuştu.

Yılmaz, konutun yine arz yönlü politikalarda çok önemli bir başlık olduğuna işaret ederek, deprem konutlarının bitmesiyle afeti yaşayan illerde kiralarda çok ciddi etkilenmeyi gördüklerini bildirdi.

'SOSYAL VE KİRALIK KONUT UYGULAMASINI YAYGINLAŞTIRMADA KARARLIYIZ'

TCMB'nin de bu konuda çalışması olduğunu söyleyen Yılmaz, "Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalar da teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut projesi başladı ama bu süreci yine önceliklendiriyoruz. Bütçemizden destek veriyoruz, bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri ve gelirleri oluşturmaya kararlıyız. Yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yönünde güçlü bir çaba içindeyiz. Üretken kesimlerin kendi enerjilerini üretmelerinden, yenilenebilir enerji üretmelerinden tutun başka politikalara varıncaya kadar enerjide adımlar atıyoruz. Lojistik alanında maliyetleri düşürmek için demir yollarında özellikle de iltisak hatları dediğimiz, üretim alanlarıyla limanları, pazarlarla üretim alanlarını bağlayan demir yollarını önceliklendirmiş durumdayız. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bu çerçevede bir yol haritası çıkarmış durumda ve bu projelere öncelikli olarak destek sunuyoruz. Bütüncül bir setimiz var. Para politikaları, maliye politikaları, arz yönlü politikalar, reformlar ve verimliliği artırıcı politikalar. Bu mücadeleyi aynı kararlılıkla ve bütüncül çerçevede yürüteceğiz. Kamunun belirlediği fiyatlarda kural bazlı artışların oluşması için gerekirse ilave düzenlemeler de yapacağız" dedi.

'ATIL İŞ GÜCÜNE DAHA FAZLA YOĞUNLAŞIYORUZ'

Yılmaz, yeni OVP'de revizyon olup olmayacağıyla ilgili soruya, "Elbette olabilir, bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye'ye özgü bir şey de değil, uluslararası kuruluşlar tahminlerini bizden daha çok revize ediyorlar. Bir mevsimde defalarca revize eden kurumlar ve ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Olumlu veya olumsuz gelişmeler her zaman olabilir. Dış faktörler ne olursa olsun temel belirleyici olan sizin programınızdır. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştiremez. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP'de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın ve ülkemizin şartlarına göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Ancak programımızın ana çerçevesi belli, fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Bu arada büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye ve artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın çok kararlı ve dirayetli yönetimi söz konusu. Önümüzdeki süreçte de aynı anlayışla devam edeceğiz" cevabını verdi.

'ATIL İŞ GÜCÜ, İŞSİZLİK DEMEK DEĞİLDİR'

Yılmaz, "Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir. Muhalefet buna 'geniş tanımlı işsizlik' diyor. Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Bu uluslararası bir tanım değildir. Atıl iş gücü atıl iş gücüdür, işsizlik de işsizliktir. İşsizlik rakamımız uzun süredir tek hanede, bu sevindirici ama atıl iş gücü oranımız yüksek, bunu biz de kabul ediyoruz. Elbette bu bir sorundur ama adını doğru koymak lazım. Bu sorun, atıl iş gücü sorunudur. Buradan iş gücüne katılımı sağlamaya dönük çaba sarf etmemiz gerekiyor ve bu çabayı da çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyoruz" dedi.

'86 MİLYON İÇİN OLUMLU ETKİLERİ GÖRECEĞİZ'

Terörün en büyük maliyetinin insan kaybı olduğunun altını çizen Yılmaz, "Şehitlerimizin, gazilerimizin hesabı olmaz, en büyük kayıp insan kaybıdır. Bu vesileyle şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimize ve şehit yakınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Bu noktalara gelebildiysek, onların fedakarlıkları sayesinde geldik. Onları bir tarafta tutarak, yalnızca ekonomik boyutuna bakarak konuşuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın bu konuda kapsamlı bir çalışması oldu. Uzun süreçli baktığımızda, ülkemize oluşturduğu maliyetin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu ifade etmek isterim. Terörün gündemden kalktığı bir ortam ise tam tersine ekonomik faydalar üretecektir. Terör nasıl doğrudan ve alternatif maliyetler üretiyorsa, ortadan kalkması da olumlu faaliyetler üretecektir. Yıkmak kolay, yapmak o kadar kolay değil ama bunun gerçekleşeceği çok açık. Tüm Türkiye, 86 milyon için bu olumlu etkileri göreceğiz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu için bu etkiler çok daha belirgin olacaktır, çünkü uzun süredir kullanılmayan bir potansiyel harekete geçmiş oluyor. Meralarımız, tarım ve hayvancılığımız ile turizm sektörümüz son derece olumlu etkilenecektir, şimdiden bazı illerimizdeki otellerde yer kalmadığını görüyoruz. Yatırım ortamı iyileşecektir. Güvenliğin olduğu ortam, yatırım ortamının iyileşmesi demektir. Şimdi hem nitelikli insanı hem de sermayeyi bölgenin daha fazla cezbettiğini, özel sektör yatırımları kanalıyla ciddi yatırım ve büyüme etkisi göreceğimizi düşünüyoruz. Sadece Türkiye'de değil, komşularımızla birlikte tüm geniş coğrafyamızda çok daha müreffeh bir bölgesel kalkınma perspektifine sahip olduğumuzu söyleyebilirim" diye konuştu.

BAKAN ŞİMŞEK: ÇOK GÜÇLÜ BİR TASARRUF VAR

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere ilişkin bilgi vererek, yatırımlardan yapılan kesintiyle kamuda tasarruf olduğu algısının doğru olmadığını söyledi. Kamu taşıtları, kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar gibi alanlarda yapılan tasarruflarla ilgili Şimşek, "Tasarruf Genelgesi'nden önceki 10 yılda bu kalemlerin bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026'da da çok fazla değişmeyecek. Cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa karşılık geliyor. Onun için bunu önemsiyoruz. Mesela en çok vatandaşlarımızın sahada bize ilettiği hususlardan bir tanesi, kamuda taşıt kullanımı. Örneğin, Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık. Yani diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti, yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece hizmet bina yapımlarını gözden geçirdik, onları sınırladık" ifadelerini kullandı.

'HER 100 BÜYÜK ŞİRKETİN 31'İNİ DENETLİYORUZ'

Bakan Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ederken gönüllü uyumu önceliklendirdiklerini ve vergiye uyumda sorun yaşayan kesimleri cezalandırma gibi bir yaklaşımları olmadığını dile getirerek, "Sahada algı farklı ama her 100 büyük şirketin 31'ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı 2026 yılı için yüzde 31,3. Mesela 2024'te bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde üçe katlamışız denetim oranını. Orta ölçekli şirketlerde yüzde 3,6'dan yüzde 7,3'e artırmışız. Toplumda küçük işletmelerde uğraşılıyor gibi bir algı var, öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024'te yüzde 2,1 iken, bu sene yüzde 1,1'e geriledi. Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var" dedi.

Bakan Şimşek, gelir vergisi beyannamesi sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyon gibi rekor düzeye ulaştığını vurgulayarak, bu durumun vergi gelirlerine yansıdığına da dikkati çekti. 2022'de vergi gelirlerinin milli gelire oranının yüzde 15,4 iken, 2023'te yüzde 16,6'ya, 2026'da ise 17'nin üzerine çıktığı bilgisini paylaşan Bakan Şimşek, 2027'de tahminin ise yüzde 17,9 olduğunu söyledi. Bakan Şimşek, vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldıklarını ve bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını azalttıklarını kaydetti.

TCMB BAŞKANI KARAHAN: ENFLASYON VERİLERİNİN OLUMLU GELDİĞİNİ GÖRÜYORUZ

TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyon sürecine ilişkin sorulan soru üzerine, savaşın getirdiği dinamiklerle, gübre başta olmak üzere tarıma girdi teşkil eden kalemlerde yukarı yönlü fiyat baskıları ve bunun enflasyon sepetinde yol açtığı etkilerin yaşandığına dikkati çekerek, "Dayanıklı tüketim mallarında, petrokimyaya bağlı ürünlerde yukarı yönlü baskılar gördük. Bütün bunları değerlendirdiğimizde 7 puana yaklaşan bir etki görüyoruz. Onun dışında ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak da açıkçası değerlendirmiyoruz. Enflasyon verilerine son dönemde baktığımızda, savaşın birçok olumsuz etkisine rağmen para politikasının etkileyebildiği alanlarda, özellikle talebe dayalı alanlarda enflasyon verilerinin olumlu geldiğini görüyoruz. Bunu temel mallarda görebiliriz. Hem emtia fiyatlarında yaşanan artışlara hem de kurda bir miktar daha yıl içinde yaşanan gelişmelerin etkisine baktığımızda, bunlara kıyasla temel mal enflasyonunun daha düşük olduğunu, bunun da talepteki dengelenmeyle uyumlu olduğunu, dolayısıyla para politikasının etkileyebildiği kalemlerde başarılı olduğunu görüyoruz" diye konuştu. (DHA)

Aybala MELEK-Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/ANKARA, (DHA)

© Copyright 2026

DHA