Kamu Denetçisi Yalçın: Çocukların bir senede karıştığı suçların sayısı 683 bin (2)
Kamu Denetçisi Yalçın: Çocukların bir senede karıştığı suçların sayısı 683 bin (2)
'YASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFLERİNE İLİŞKİN ÇALIŞMA HAZIRLAYACAĞIZ'
Ardından katılımcılar, milletvekillerinin soruların yanıtladı. Ailenin güçlendirilmesine ilişkin neler yapılabileceğine dair soru üzerine Denetçi Yalçın, "Biliyorsunuz tabletler çocukların elinde ve çok kontrolsüz bir alan. Çocukların her türlü istismarına açık olduğu için Türkiye'ye tabletlerin girişinde ebeveyn kontrolüne ilişkin programın otomatik yüklenmesi sağlanabilir. O zaman ebeveynler çocukların nereye gireceğine, ne kadar süreyle tableti kullanacağına dair de kendileri onay vereceği için bizatihi 'Sosyal Medya Kanunu' da çocukların delmesiyle sonuçlanan olumsuz etkileri de ortadan kaldırmış oluruz. Bir başka vekilimiz bu konudaki yasa çalışmalarını sordu. Talep doğrultusunda iki hafta içerisinde yasa değişiklik tekliflerine ilişkin bir çalışma hazırlayacağız. Şu an biliyorsunuz ki yeni nesil çeteler söz konusu ve bunların diğerlerinden farkı elebaşlarının yurt dışında olması, suçu işleten ve suçu işleyen kişi arasında hiçbir bağlantının olmaması. Dolayısıyla polislerin onları takibinde ciddi anlamda zorluklar var" ifadelerini kullandı.
'ÇOCUKLARDAN 4 BİN 200 BAŞVURU ALDIK'
Çocukların Kamu Denetçiliği Kurumuna olan başvurularına ilişkin Yalçın, "Şu ana kadar biz çocuklardan 4 bin 200 başvuru aldık. Bu sene içerisinde 291 çocuk başvurusu aldık ama bizim 125 bin çocuğun bir senede girdiği bir çocuk web sitemiz var. Amacımız aslında çocuklara herhangi bir sorun yaşadıklarında ulaşabilecekleri mercilerin olduğunu göstermek. Bu nedenle okul ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Diğer taraftan çocukların yaptığı başvurularda genel olarak başvurular park talepleri, spor salonu talepleri yada işte öğretmeniyle olan iletişimsizlikler ama ben sayısı az da olsa çocukların güvenlik ihtiyacını, güvenlik görevlisi talebini çok önemsiyorum çünkü bu o çocuğun okul ikliminde bir sıkıntı olduğunu gösterir. O yüzden idareyle görüşme ihtiyacı hissediyoruz. Toplu olarak karar vermeye iki örnek verebilirim. Örneğin, çocukların avukatlarıyla, kanuni temsilcileriyle yaptığı görüşme odalarında kameralar vardı. Biz bununla ilgili çalışma yaptığımızda kamera sistemi kaldırıldı. Biz buna rağmen idareye tavsiye kararında bulunduk ve Emniyet Genel Müdürlüğüne dedik ki, ‘Fiziki şartlar düzeltilsin.’ Buna ilişkin olumlu, tavsiye kararlarımıza uyan kararlar tesis ettik. Ayrıca biz kurumumuzun, Komisyonumuzun takdirine kadına ve çocuğa karşı şiddet sahnelerinin kesin olarak yasaklanmasına yönelik bir yasa teklifini değerlendirmenizi istiyoruz" diye konuştu.
'VERİ SETİNİN OLMASI POLİTİKA GELİŞTİRME KONUSUNDA CİDDİ KATKI SAĞLAR'
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu İkinci Başkanı Muhammet Ecevit Carti, ebeveynlerin çocuklar ile ilgili başvurulara bulunduğunu ve başvuruların temelinde engellilik durumuna ilişkin ayrımcılık ile damgalanma başvuruları aldıklarını dile getirdi. Erken uyarı sistemine dair soru için konuşan Carti, "Erken uyarı sistemine dair de Aile Bakanlığının son eylem planına dair görüşlerimizi daha kısa zaman önce gönderdik. Orada, okullarda öğrencilerin güvenlik, okul bünyesinden bağımsız, insan hakları temelli, insan hakları kurumlarıyla ilişkili bir mekanizma vasıtasıyla bu durumları iletebilmesine dair bir hedef konması gerektiğini eylem planında belirttik. Okullardaki şiddet ve dil, etnik kimlik ayrımcılığı. Bu alanda en çok başvuru demin de söylediğim gibi, bizim ayrımcılık temellerimizden engellilik temelinde geliyor. Nadiren Roman vatandaşlarımızla ilgili başvurular geliyor. Ulusal Önleme Mekanizması kapsamında kanununda hangi kuruluşlar, hangi merkezlere gideceğimiz sayılmıyor. Diğer taraftan bütün faaliyetler için bir veri setinin olması, bu anlamda bir politika geliştirme faaliyeti uygulama konusunda bize ciddi bir katkı sağlar. Benim yaptığım araştırmalarda bu konuda TÜİK'in düzenli araştırmaları olduğunu ama bu anlamda sadece çok genel veriler olduğunu görüyoruz. Ancak mesela akran zorbalığı ile siber zorbalık arasında bir ilişki var mı, dijital temeli var mı gibi çok ciddi verilere ulaşamıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
'TÜRKİYE'NİN VERİSİ TÜRKİYE'DE TUTULSUN'
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Yardımcısı Cihan Kanlıgöz, kişisel verilerin suistimali nedeniyle düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı ve okul saldırılarının önlenmesi konusunda yapay zeka tespitine ilişkin soru üzerine, "Tabii, dijital platformların çok fazla ve bugün için ulus üstü platformlar olması dolayısıyla çocukların veya insanların çok fazla, çok farklı platformlarda sörf yapma durumu var. Dolayısıyla, bir kişinin bu platformlardaki verilerinin füzyonunun yapılıp buradan karakter veya psikolojik analizlere gidilmesi son derece ileri teknolojiler, bir de sizin büyük veriye hakim olmanızı gerektiren bir konu. Bu konuda teknolojik alt yapınız, veri merkezleriniz olmalı. Biz şunu söylüyoruz, tabii kurumsal politikalarımızdan biri de şu; Türkiye'nin verisi Türkiye'de tutulsun yani hem Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun hem de şu anda Siber Güvenlik Başkanlığının genel politikalarından biri bu. Bu çerçevede, belki bu tür önlemlerin de alınması mümkün ama bugün için bu şekilde bir yapay zeka uygulaması mevcut değil" ifadelerini kullandı. (DHA)