Komisyon Başkanı Elmas: Çocuklar, dijital mecralarda ticari hedef
Komisyon Başkanı Elmas: Çocuklar, dijital mecralarda ticari hedef
Aliekber METE-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA)- TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas, "Dijital mecralarda risk, çocukların bu mecralarda ticari hedef olmasıdır. Çocukların zihinsel gelişimini, ruhsal gelişimini ve bedensel gelişimini engelleyecek tüm olumsuzlukları çok iyi süzmek, çok iyi değerlendirmek ve bu olumsuzluklar üzerinden çocuklarımızı gelecek nesillerin en iyi fertleri olarak yetiştirmek üzere bir düzenleme içerisinde olmamız gerektiği anlaşılıyor" dedi.
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta 2 okulda yaşanan saldırılar ve komisyon çalışmaları ile ilgili DHA'ya değerlendirmede bulundu. Elmas, acı olayların ardından dijital mecraların etkileri üzerine çalışmalar ve konuşmalar yapıldığına işaret ederek, "İlk tespitlere göre bu işin arkasında sosyal mecralardan beslenen, etkilenen bir kişi ve kimlik olduğu görülüyor. Biz de Dijital Mecralar Komisyonu olarak bu konularda sürekli çalışmalar yapan bir komisyonuz. Zaman zaman sosyal medya platformlarını Meclis'e davet ederek, toplumsal şikayetleri, serzenişleri onlara iletip insanımızın beklentilerini veya insanımızın problemli gördüğü alanları onlarla konuşuyoruz. Bu manada birçok sosyal medya platformu Meclis'e gelerek komisyon üyelerinin sorularını cevaplandırdı ve ne tür bir yayın politikaları olduğunu bize anlattılar. Toplumsal bir hadise var. Toplum canlı bir organizma, mekanizmadır. Bu kapsamda her an yeni, değişik güncellemelerin olması gerektiğini görüyoruz. Yasal düzenlemeler yapılıyor. Bu hafta Meclis'te görüşülen düzenlemeler bu konularla ilgiliydi. Geçen hafta 28 maddelik teklifin 15 maddesi kabul edildi. Diğer maddeler de Meclis Genel Kurulunda görüşülecek. Milletvekillerinin uygun görmesi halinde yasalaşacak" diye konuştu.
'SEFERBERLİK İÇİNDE OLUNMASINDA FAYDA VAR'
Teklif ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürüttüklerini hatırlatan Elmas, "Görülüyor ki bu alanda tedbirlerin alınması, herkesin seferber olması gerekiyor. Aileden başlamak üzere eğitim kurumlarındaki çocuklarımızın, öğretmenlerin, yöneticilerin, yüksek öğretim alanındaki uygulamaların, yöneticilerin ve sorumluların, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının velhasıl 86 milyonun dijital mecralar konusunda bir seferberlik içerisinde olmasında fayda var. Çünkü eskiden çağlar için 100 yıllık bir zaman dilimi söz konusuydu. Şimdi çağlar için 5 yıl, 10 yıl yetiyor, çok hızlı bir şekilde değişim söz konusu oluyor. Çocuklar belli yaşlara kadar kendileri için iyiyi, kötüyü, zararlıyı, faydalıyı seçebilecek bir bilinçte veya özellikte olmuyorlar. Onun için yasaların da muhatap kabul etmeye başladığı ve zaman zaman sorumluluğu yüklemeye başladığı 16 yaş öncesi yaşlar, çocuk kapsamında değerlendiriliyor. Bu kapsamda onların birtakım zararlı alanlardan uzak tutulması bir sorumluluk gereği olarak düşünülüyor. Bu kapsamda 15 yaş altı çocukların sosyal medyadan kendileri için zararlı olabilecek yayınlardan, içeriklerden uzak tutulmasına yönelik bir çalışma bu" diye konuştu.
'DİJİTAL MECDALARDA RİSK VAR'
Elmas, dijital mecraların olumlu taraflarının yanı sıra olumsuz taraflarının da bulunduğuna dikkat çekerek, "Dijital mecralarda bir de risk var. Risk nedir? Risk, çocukların bu mecralarda ticari hedef olmasıdır. Daha fazla insana ulaşarak ve daha fazla insan üzerinden birtakım ekonomik getiriler elde etme hedefi söz konusu olunca çocuklarımız bu tür bir hedefe alet edilmiş oluyor. Burada çocukların zihinsel gelişimini, ruhsal gelişimini ve bedensel gelişimini engelleyecek tüm olumsuzlukları çok iyi süzmek, çok iyi değerlendirmek ve bu olumsuzluklar üzerinden çocuklarımızı gelecek nesillerin en iyi fertleri olarak yetiştirmek üzere bir düzenleme içerisinde olmamız gerektiği anlaşılıyor. Bu olumsuzluklardan etkilenen çocukların ihmal edilen bazı tarafları var. Aile içi iletişimin zayıf olduğu, aile sevgisinin, aile ilgisinin, aile himayesinin, aile dayanışmasının eksik olduğu yerlerde çocuğun kendisini yalnız hissetmesi, ardından bu yalnızlıktan sonra başka alanlarda kendisini ispat etmeye çalışması, kendisini var olma kimliğiyle oluşturmaya çalışması da ayrıca başka türlü bir gidişat olarak görülmektedir. Biz ailenin içerisinde ne kadar uyum, ne kadar dayanışma, bir ailede ne kadar anne, baba, çocuklar üzerinde sağlıklı bir iletişim varsa o ailede çocukların da ruh sağlığının, başarılarının, verimliliğinin arttığını genel olarak görüyoruz. Ama ne acıdır ki; zaman zaman bölünmüş aileler, parçalanmış aileler, bölünmese veya parçalanmasa bile aile ortamındaki çatışmaların sürmesi, hissedilmesi, çocuklar tarafından fark edilmesi neticesinde aileden uzaklaşma ve aile yapısının manevi atmosferinin bozulması, uyumun bozulmasıyla çocukların başka yerlerde kendilerini tanımlamaya, başka yerlerde kendilerine yer bulmaya çalıştıklarını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
'RAHATÇA YAYIN YAPMA BEKLENTİLERİ BOŞA ÇIKACAKTIR'
Dijital medya platformlarının etik ilkelere göre hareket etmesi gerektiğini ve bunun yasal bir zorunluluk yerine insanlık borcu olduğunu aktaran Elmas, sorunun küresel olması nedeniyle dünya seferberliğine ihtiyaç olduğunu ekledi. Elmas, "Sosyal medya sağlayıcıların mutlaka ilgili kurumlarla iletişim halinde bulunması, temsilcilik bulunduruyorsa temsilcilerin iletişim halinde bulunması, temsilcilik yoksa iş birliği yapabilecek bir karşılıklı diyalog halinde olması gerekmektedir. Bu tür diyalogdan kaçan, temsilcilikten kaçan Türkiye'deki ve dünyanın değişik bölgelerinde rahatça yayın yapabilecekleri bir ortam beklentisinin içerisinde olanların elbette ki bu beklentileri boşa çıkacaktır. Önemli olan yayın yapılan bir ülkenin yasalarına, örfüne, adetine, medeniyet ilkelerine uymak gibi bir hedef de vardır. Bu nesiller, hepimizin nesilleridir. Çocuklar, hepimizin çocuklarıdır. Bu konuda bütün 86 milyon adına düşündüğümüz zaman bu bir ortak problem, ortak beklenti, ortak hedef ve el birliğiyle çözeceğimiz bir sorun olarak görülmelidir" dedi.
Elmas, ayrıca Türkiye'deki dijital alanın çocukların lehine kullanılması için çalışmaların olması gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye'de dijital alanı çocuklarımızın lehine kullanacağımız, ondan istifade edeceğimiz, verimliliğini artıracağımız, bilgiye ulaşmasını sağlayacağımız yeni ve farklı birtakım oyunlar, modeller, uygulamaları ve bunları gerek resmi kanallar üzerinden gerekse de sivil toplum kuruluşları üzerinden yapmak mümkün. Gençlerimizin dijital alan merakını giderecek, bu alanla ilgilendiği anlarda onları olumlu tarafa yönlendirecek, güzel kapılar açacak ve Türkiye'nin geleceğine katkı yapabilecek, fikir üretecek, proje üretecek ve gelecekte kendisine meslek olabilecek birtakım yeni alanlar açmasına fırsat verecek, yazılımları bilişimcilerimizden istiyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)
FOTOĞRAFLI