Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Okul olaylarını araştırma komisyonu, öğrencileri dinledi (2)

Okul olaylarını araştırma komisyonu, öğrencileri dinledi (2)

ABONE OL
DHA

'OKULDA YILDA EN AZ BİR KEZ İYİLİK HALİ BULUŞMASI YAPILABİLİR'

Öğrencilerin ardından veliler ve öğretmenler komisyonda görüşlerini açıkladı. Aydın Kuyumcu, yaşanan saldırılar nedeniyle okullarda güvenliğin yalnızca fiziki tedbirlerle değil, psikolojik, sosyal ve dijital boyutlarla ele alınmasını istediklerini belirtti. Kuyumcu, okul-aile ilişkisinde öne çıkan sorunlara değinerek, "Veli toplantılarının akademik gündemle sıkışıp kalması, sadece not bazlı bilgilendirmelerin yapılması, okul aile birliğinde yaşanan kimi konular, bağış, fiziki ihtiyaç odaklı yaklaşımların öne çıkması, akademik takip ile sosyopsikolojik takip arasındaki boşlukların olması, velilerin rolünün bu anlamda net olarak ortaya konulmamış olması, öğretmen ve veli arasındaki karşılıklı güvenin zedelenmesidir. Okul-aile birliğinin, yalnızca okulun maddi ihtiyaçlarına destekler sağlayan bir yapı olarak değil de veli, öğretmen, okul yönetimi ve rehberlik servisi arasında düzenli iletişim sağlayan, veli eğitimlerini destekleyen, okul iklimini değerlendiren ve öğrencilerin sosyal ihtiyaçlarını gündeme taşıyan aktif bir iş birliği mekanizması olarak güçlendirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda her okulda yılda en az iki kez okul, aile, güven ve iyilik hali buluşması yapılabilir. Okul-aile iletişiminin yalnızca akademik başarı veya sorun anlarıyla sınırlı kalmaması, öğrencinin sosyal ve duygusal gelişimini de kapsayan düzenli iletişim modellerinin aktif hale getirilmeli" ifadelerini kullandı.

'BİRÇOK ÖĞRETMEN YAŞAM MALİYETLERİ NEDENİYLE BÜTÇESİNİ PLANLAYAMIYOR'

Söz alan Çankaya Anadolu Lisesi Almanca Öğretmeni Yankı Üstün, eğitim sisteminde öğretmenin rolü ve yeri hakkında bilgiler vererek şöyle devam etti:

"Günümüz ekonomik şartlarında birçok öğretmen artan yaşam maliyetleri karşısında bütçesini planlamakta zorlanmaktadır. Geçim kaygısı yalnızca ekonomik bir konu olarak değerlendirilmemelidir, aynı zamanda öğretmenin mesleğine ayırabileceği zamanı, enerjiyi ve motivasyonu da doğrudan etkileyen bir unsurdur. Bu doğrultuda, öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarını güçlendirecek iyileştirmelerin sürdürülmesi yalnızca öğretmenlerin refahına değil, eğitim hizmetinin niteliğine de katkı sağlayacaktır. Eğitim kurumlarında başarıyı belirleyen unsurlardan biri de sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulmasıdır. Öğretmenlerin kendilerini huzurlu, değerli ve desteklenmiş hissettikleri kurumlarda iş birliğinin, üretkenliğin ve eğitim kalitesinin de güçlendiği görülmektedir. Ancak zaman zaman çalışma hayatında yaşanan iletişim sorunları, uzun süreli baskı hissi ve mesleki motivasyonu olumsuz etkileyen uygulamalar öğretmenleri psikolojik açıdan zorlamakta. Bu tür durumların yalnızca bireysel bir mesele olarak değil, eğitim ortamının niteliğini etkileyen kurumsal bir konu olarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır."

'GÖREV YAPTIĞIM LİSEDE 3 ÖĞRENCİ SOSYAL MEDYADAN BİZİ ÖLDÜRMEKLE TEHDİT ETTİ'

Altındağ Süleyman Şah Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Özlem Önen ise okul saldırılarına paralel olan bir dönemde görev yaptığı okulda benzer bir saldırı olayını ucuz atlattıklarını söyledi. Önen, "Bu saldırılarda geçen olaylara benzer olayları bire bir yaşadık. Bu tarih aralığında benim görev yapmış olduğum lisede; sosyal medyada okulumuzdaki öğretmenlerimizin özellikle de 3 öğretmenimizin ismini vererek onları öldürmekle tehdit eden 3 öğrencimiz oldu. Okul Müdürümüzün hem zamanında hem de yerinde müdahalesiyle tüm güvenlik güçlerine haber verilmiş, sabah 06.30 civarında bütün güvenlik ayağa kaldırılmış ve bunun akabinde de 08.30 sıralarında öğrencilerimiz okuldan gözaltına alınmıştır. Bir ay ev hapsinde tutuldular, hemen ardından da biz aslında çocukların eğitim dışına çıkarılması teklifini sunmamıza rağmen çocuklara bu ceza ağır görülmüş ve çocuklar okul değişikliği almıştır" diye konuştu.

'OKULA NASIL GİTSEK' KAYGISIYLA HAREKET ETTİK'

Öğretmen Önen, saldırıyı gerçekleştirmek isteyen öğrencilerin sessiz, sakin ve efendi kimlikleriyle tanındığını ve saldırı potansiyeline sahip olmadığını vurgulayarak, "Her 3'ünde de biz, 'A, o çocuk bunu yapar mı?' niteliğinde sözlerle bütün öğretmen arkadaşlarımızın hemfikir olduğunu görüyoruz. Bu noktada, özellikle rehberlik servislerine büyük bir görev düştüğünü düşünüyorum. Hem öğretmenler camiası olarak hem de rehberlik servislerine özellikle bir görev düştüğünü düşünüyorum. Bununla birlikte, bizler yaşadığımız bu olayı tabii ki zor atlattık. Biz bir hafta bu yaşadığımız olayın şokuyla, 'Okula nereden gitsek, nasıl gitsek?' diye kaygılarla okula devam ettik. Tabii ki bu, bizim okul içerisindeki huzurumuzu, barış ortamını oldukça da etkiledi. Bu örneğimin hemen akabinde, bizler öğretmenler olarak, eğitim camiası olarak eğitim faaliyetlerimizi huzurun, barışın, güvenliğin hâkim olduğu ortamlarda gerçekleştirmek istiyoruz yani bunu da en temel hakkımız olarak değerlendiriyorum, bunu da sonuna kadar hak ettiğimizi düşünüyorum" dedi.

'ROBOTLAŞMIŞ ÖĞRENCİLER GÖRÜYORUZ'

Altındağ Ertuğrul Gazi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Fadime Tan ise ailede yaşanan iletişim eksikliklerinden bahsedip, şunları söyledi:

"Sosyal medya ve dijital platformdaki oyunlar da sebepler arasındadır. Burada da şeyi görüyorum, gene branşım itibarıyla, robotlaşmış, hissizleşmiş öğrenciler görüyoruz. Yorum yapamayan, kendini dile getiremeyen öğrenciler maalesef artık yeni neslimiz. İşte, metninde vardır ya, 'En çok nereyi beğendin?' ya da tam tersine 'En çok hangi kısmı beğenmedin?' Bunlara cevap bile vermiyor. Hani böyle bakıyor sadece hiçbir şey anlamamış gibi. Sadece, iste, oyun kodlarıyla veyahut da sınavlara hazırlanan robotlar gibi oldukları için artık duygularını dile getiremiyorlar. Zaten insandaki içgüdü değil mi, iki temel içgüdüden biri şiddet. Başka türlü dile getiremeyince geriye şiddet kalıyor diye düşünüyorum."

'AİLE İÇİ DİJİTAL YAŞAM PROTOKOLLERİ İVEDİLİKLE OLUŞTURULMALI'

Daha sonra Prof. Dr. Tuncay Dilci, söz aldı. Dünyada ilk kez 'dijitanaliz' isimli bir yapay zeka sistemi geliştirdiklerini ve bu sistem sayesinde çocuklar, gençler ve yetişkinlerin davranışlarını analiz edebildiklerini belirten Dilci, "Dijital bağımlılık bireyin kendi kendine uygulamış olduğu bir şiddet biçimidir. Dolayısıyla Covid öncesi yüzde 12'lerde seyreden durum sonrasında yüzde 29'lara çıktı. Diğer taraftan ben rehberlik servislerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Aile içi dijital yaşam protokolleri ivedilikle oluşturulmalı ve duygu düzenleme becerileri çocuklarımıza küçüklük yaşlarından itibaren verilmeli. 'Ulusal sağlıklı dijital yaşam mimarisi' diyebileceğimiz çocuk, aile, okul platformu, devlet, bilim tek sistemde toplanmalı. Şu anda ulusal sağlık, dijital yaşam ve çocuk güvenliği koordinasyon birimi gibi yeni bir birime ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.

Dilci ayrıca, yeni bir komisyon aracılığıyla ülkeye girecek olan oyunların denetlenmesini, bahis ve sanal kumar içeriğine sıfır tolerans uygulanmasını, çocuklar için dijital unutulma ve silinme hakkı verilmesi, okul dijital güvenlik kurulu ve Türkiye çocuk dijital güvenlik raporunun hazırlanması yönünde tavsiyelerde bulundu. (DHA)

© Copyright 2026

DHA