Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı (2)

TBMM Okul Olaylarını Araştırma Komisyonu toplandı (2)

ABONE OL
DHA

'EĞİTİM ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET 'TÜRK CEZA KANUNU'NDA AYRI BİR SUÇ OLARAK DÜZENLENMELİ'

Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun, milletvekillerine sunum yaptı. Dolgun, okullardaki şiddetin önlenmesi için yasal tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiğini ve caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla 'Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduklarını belirtti. Dolgun, "Okul güvenliğin sağlanmasına ve şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin güçlendirilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Bu kapsamda, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin 'Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi caydırıcılığın artırılması açıdan önemli bir adım olacaktır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine, şiddet suçlarında mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleştirilmesi ve kamu sağlığını bozduğu için de ayrıca cezalandırılacağı düşüncesinde oluşturulması önleyicilik açısından önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, eğitim hizmetinin niteliğini ve kamu yararını olumsuz etkilemesi nedeniyle bu tür eylemlerin daha ağır yaptırımlarla karşılanması gerekmektedir. Öncelikle her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir. Şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerine geçirilmesi, okul girişlerinde metal dedektörler ve kimlik kartıyla geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca, acil kod uygulaması okullarda devreye alınmalıdır ki benzeri olaylarda hızlı ve etkili müdahale sağlanabilsin" ifadelerini kullandı.

'ÖĞRETMENLERİ İTİBARSIZLAŞTIRMAMIZ LAZIM'

Disiplin ve sınıf geçme yönetmeliklerinin gözden geçirilmesini ve okul idareli ile öğretmenlerin eğitim süreçlerindeki rollerinin güçlendirilerek yetki verilmesini söyleyen Dolgun, ilgili bakanlığın okullarda yaşanan her türlü saldırının sıkı takipçisi olması gerektiğini ekledi. Dolgun, "Herkes bilmelidir ki öğretmenin itibarı aslında devletimizin ve milletimizin itibarıdır. Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Biz çocuklarımızı öğretmenlere teslim ederken 'Eti sizin, kemiği bizim' derdik. Şimdi, öğretmenlerimiz çocuklarımızın başını okşasa, 'Evladım dersini yaptım mı?' diye soru sorsa 'Psikolojisi bozuldu' diye maalesef velilerimiz CİMER'e şikayette bulunuyorlar. Bu sorunun önüne geçmek zorundayız. Öğretmenlerimize yetki vermek zorundayız. Ben 50 yaşındayım, bu bayramda memlekete gittiğimde öğretmenimi gördüm, ceketimi ilikleyip koşarak yanına gittim. Şimdi, öğretmenleri gören öğrenciler elini omuzlarına atıyor, 'Ne haber hoca?' diyor, bırak ellerini öpmelerini. Bizim bunları çözmemiz lazım, öğretmenleri itibarsızlaştırmamız lazım, saygınlıklarını sağlamamız lazım. Önüne gelen herkes CİMER uygulamasıyla eğitim çalışanlarını, öğretmenleri, okul idaresini şikayet etmektedir. Bu kapsamda CİMER başvurularına ilişkin mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Bu çok önemli bir maddedir. Eğitim çalışanları hakkında yapılan başvurularda şikayetçinin adı, soyadı, imza ve adres bilgilerini içermeyen, somut bilgi ve belgelere dayanmayan, açık bir olaya işaret etmeyen ihbar ve şikayet dilekçelerinin işleme alınmaması sağlanmalıdır. Ayrıca, asılsız olduğu açıkça tespit edilen ihbar ve şikayetler hakkında caydırıcı düzenlemeler muhakkak getirilmelidir" diye konuştu.

'ÖĞRENCİLERİN SOSYAL MEDYADAKİ FAALİYETLERİ FİZİKSEL ŞİDDETE DÖNÜŞÜYOR'

Hürriyetçi Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ömer Özyavuz ise okullara ve öğretmenlere yönelik saldırılar nedeniyle komisyonun daha erken kurulup tedbir alınması gerektiğini kaydetti ve okul güvenliği politikaları, risk analizleri ve önleyici mekanizmaların yeniden gözden geçirilmesi önerisinde bulundu. Özyavuz, "Günümüzde okul şiddetini yalnızca fiziksel ortamlarla sınırlı değerlendirmek de mümkün değildir. Teknolojinin ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte dijital şiddet de eğitim ortamlarını doğrudan etkileyen önemli bir sorun haline gelmiştir. Dijital şiddet sosyal medya platformları, mesajlaşma uygulamaları ve çevrim içi oyunlar gibi dijital teknolojiler kullanılarak bireylerin hedef alınması, tehdit edilmesi, manipüle edilmesi, aşağılanması veya taciz edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Fiziksel sınırları aşan bu şiddet türü öğrenciler, öğretmenler ve hatta veliler üzerinde ciddi psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle öğrenciler arasında sosyal medya üzerinden yürütülen akran zorbalığı, dışlama, ifşa, hakaret ve tehdit içerikli paylaşımlar okul ortamındaki çatışmaların büyümesine ve zaman zaman fiziksel şiddete dönüşmesine neden olmaktadır" dedi.

'OKULLARDA GÜVENLİK GÖREVLİLELİRİNİN BULUNMAMASI ŞİDDETİN BAŞ SEBEPLERİNDEN'

Eğitim ve Bilim Gücü Sendikası Genel Sekreteri Sinem Akşemsettinoğlu ise komisyonda şiddetin ele alınırken Meclis kapısı önünde özel sektör öğretmenlerinin şiddete maruz kalmasının acı ve üzücü olduğunu dile getirdi. Akşemsettinoğlu, "Okullarda güvenlik görevlilerinin bulunmaması şiddet sorunun baş sebeplerinden biri. Sendika olarak şiddet saldırısının bulunduğu okullarımızı ziyaret ettik. Aslında müdahalede kolluk kuvvetlerimiz gecikmemiş, 5 dakika içinde kolluk kuvvetlerimiz müdahalede bulunmuş ancak okullardaki vaka bahçede başlamış ve bahçeden girene kadar herhangi bir güvenlik tedbiri olmadığı için, engellenemediği için maalesef çok acı sonuçlar doğurmuş. Bizim güvenlik görevlilerine baktığımız zaman; 60 bine yakın Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulumuzda Bakanlık tarafından görevlendirilen kadrolu güvenlik personelimiz bulunmuyor. Nerelerde bulunuyor? PIKTES gibi projelerle bütçesi karşılanan okullarımızda güvenlik personellerimiz var, okul aile bütçesinden yeterli geliri olan okulların gene kendi bütçesiyle sağladığı okullarda güvenlik personelimiz var. Bu da tabii ki fırsat eşitsizliğini ön plana çıkarıyor. Çocuklar çantalarına istedikleri zarar verici unsuru sokabiliyorlar ve bizler aslında öğretmenler olarak buna müdahale etme hakkına sahip değiliz. Örneğin, öğretmen olarak bir öğrencinin çantasında herhangi zarar verici bir şey olduğundan şüpheleniyorsunuz, dikkatinizi çekti, çocuğun davranışlarında gariplik var. Çocuğun çantasını açıp kontrol etme hakkına hukuken sahip değil öğretmenlerimiz. Bizler bunu diğer öğrencilerimizi korumak, okulu korumak ya da öğretmenlerimizi korumak adına aslında yasa dışı yapıyoruz" dedi. Akşemsettinoğlu ayrıca okullara x ray cihazı kurulmasını, ziyaretçilerin kartlı sistemlerle içeri girmesi gerektiğini de ekledi.

'4+4+4 SİSTEMİNİN TEKRAR DEĞERLENDİRİLMESİ LAZIM'

Ardından milletvekilleri sendika temsilcilerine sorular yöneltti. Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun, öğretmenler olarak önceliklerinin güvenlik olduğunu aktararak, "İlk önceliğimiz güvenlik. Maaşımızı falan düşünmez olduk, canımızı kurtarıp eve nasıl akşam döneriz onun derdine düştük. Bunun da çözümü zorunlu eğitim, bunu not alırsanız sevinirim. Zorunlu eğitimin tekrar değerlendirilmesi lazım, 4+4+4 sisteminin Milli Eğitim Bakanlığımız ve Parlamentomuzda, Meclisimizde tekrar değerlendirilmesi lazım. Bir çocuk, 'Ben okumayacağım' diyorsa bunu zorla okutmayalım, MESEM'lere, meslek liselerine, atölyelere yönlendirelim. Zorunlu eğitimin tekrar gözden geçirilmesi lazımdır. Daha doğrusunu söyleyeyim, 4+4+4'ten önceki sistemimiz en makul sistemdir, ona geçilmesi lazım. Anaokulu zorunlu olsun, 5+3, liseyi de çocuk okumazsa gitsin bir meslek öğrensin, herkesin okuyacağı diye bir kaygısı olmasın" değerlendirmesinde bulundu. (DHA)

© Copyright 2026

DHA