Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

'Terörsüz Türkiye' komisyonu raporu kamuoyu ile paylaşıldı (2)

'Terörsüz Türkiye' komisyonu raporu kamuoyu ile paylaşıldı (2)

ABONE OL
DHA

TBMM GENEL SEKRETER YARDIMCISI BOZKURT: MECLİS'İN GÜCÜ PROVAKASYONLARA KARŞI EN GÜÇLÜ KALKANIMIZDIR

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt'un, hazırlanan raporun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyu ile paylaşması için söz verdi. Bozkurt, sürece ilişkin yasal düzenlemeleri paylaşarak, "Komisyon raporu yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koymaktadır. Mevcut uygulamaların takibinde Meclis denetiminin yerini belirleyerek ve idarenin hareket alanını hukuka daha güçlü bağlayarak toplumsal güveni arttıracaktır. Meclis'in gücü, tecrübesi ve temsil yapısı provokasyonlara karşı en güçlü kalkanımızdır. İçeriden ve dışarıdan gelecek hamleleri bertaraf edecek en önemli unsur, demokratik yapımızdır. Bu yüzden çalışmalarımıza sadece siyaset kurumu değil, toplumun bütün kesimleri de dahil edilmiştir. Meclis'te görev yapan her bir milletvekilimiz, hangi partiden ve bölgeden olursa olsun milletimiz adına bu çalışmalara katıldıkları anlayışıyla hareket etmişlerdir. Komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Milli dayanışma ve kardeşliğimizi pekiştirecek adımların atılmasını geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf bir istişare süreci ile temin etmektir" dedi.

'SÜRECİ VE SONRASINI YÖNETECEK BİR YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYULMAKTADIR'

Bozkurt, terör örgütü PKK'nın silah bırakmasının kritik bir eşik olduğunu belirterek, "Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir. Tespit ve teyit mekanizmasının devletin ilgili kurumları arasındaki eşgüdümle objektif ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır. Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakma ile birlikte süreci ve sonrasını yönetecek amacı özgülenmiş müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreci ile birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümü ile ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun; silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net bütüncül ve anlaşılır olmalıdır" diye konuştu.

'YASAL DÜZENLEMELER CEZASIZLIK VE AF ALGISI OLUŞTURMAMALI'

Terör örgütü mensuplarıyla ilgili raporda yer alan önerileri aktaran Bozkurt, şöyle devam etti: Müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır. Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirilebilmesine yönelik tedbirleri içeren kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır. Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesi ve her bireyin ortak geleceği eşit fırsatlarla dahil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır."

'SÜRECİN İZLENMESİ VE RAPORLANMASI İÇİN MEKANİZMA OLUŞTURULMALI'

Bozkurt, raporda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların genişletilerek ve zenginleştirilerek devam ettirilmesine ilişkin öneriyi aktardı. Bozkurt, "Kanunla örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında kamu kurum ve kuruluşları arasında eşgüdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir. Bu husus sürecin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ikinci düzenlemelerle somutlaştırılması, yetki karmaşasının önlenmesi ve idari uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından gerekli görülmektedir. Yürütme tarafından bu konuda hazırlanacak raporların TBMM'ye sunulması gerekli görülmektedir" dedi.

'SÜREÇTE GÖREV ALANLARIN YASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURULMASI ÖNERİLMEKTEDİR'

'Terörsüz Türkiye' sürecini yürüten ve görev alanlar ile ilgili yasal güvence sağlanmasının raporda önerildiğini ifade eden Bozkurt, "Yürütülen süreçte görev alanlar Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir. Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmak komisyonumuzun başlıca görevlerindendir. Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortam, demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşuludur. Keza demokrasi özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirir. Silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemler siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırır. Bu nedenle hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği, karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşım toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir" değerlendirmesinde bulundu.

'AİHM VE AYM KARARLARINA EKSİKSİZ UYUMU TEMİN EDECEK MEKANİZMALAR GÜÇLENDİRİLMELİ'

Ardından Komisyonun öneriler bölümünden başlıklar paylaşan Bozkurt, şu ifadeleri kullandı: "Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarının idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye'nin zorunlu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90'dır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80'dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli. Ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumu sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir."

'İNFAZ MEVZUATI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ'

Bozkurt, yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler ile infaz mevzuatı ile ilgili önerilere ilişkin, "İnfaz mevzuatı yeniden gözden geçirilmeli ve infaz adaletini temel alan bir biçimde ele alınmalıdır. Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin koşullu salıverme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı, tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri İdare ve Gözlem Kurumları’nın yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik işletmeleri doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir" dedi.

'TCK'NIN YENİDEN DÜZENLENMESİ ÖNERİLMEKTEDİR'

Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili önerileri aktaran Bozkurt, "Doğuştan gelen dokunulamaz ve devredilemez telifteki insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri işletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Şiddet içermeyen hiçbir fiil, terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda 'Türk Ceza Kanunu', 'Terörle Mücadele Kanunu' ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kurulduğunu, korunduğunu gözetmek ve güvenmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz" diye konuştu. Bozkurt ayrıca Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerisinin de raporda yer aldığını söyledi.

BELEDİYE BAŞKANININ GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNERİ

Bozkurt, yerel yönetimler ve demokratik siyaset zeminin güçlendirilmesi için raporda yer alan önerileri de dile getirerek, "Daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek bir şekilde organize edilmesi mümkündür. Anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanununda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir" dedi.

'TÜRKİYE MODELİ, BARIŞ ÜRETEN BİR ÇERÇEVEYE DÖNÜŞECEKTİR'

Raporun sonuç ve öneriler bölümünü aktaran Bozkurt, "Komisyon raporu idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır. Siyasetin görevi toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmaktır. Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç kalıcı sonuç üreterek kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde Türkiye modelinin en kıymetli kazanımı olan iç huzur sağlam zeminler üzerinde yükselecektir. Türkiye modeli meşruiyet, istikrar ve toplumsal barış üreten bir çerçeveye dönüşecektir. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuz yasa çalışmalarında esas alınmak üzere siyasi partilerin ve kamuoyunun takdirlerine saygıyla sunulmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

KOMİSYON TOPLANTISI DEVAM EDİYOR

Komisyon toplantısı milletvekillerinin rapor üzerine yaptığı değerlendirmeler ile devam ediyor. (DHA)

FOTOĞRAFLI

© Copyright 2026

DHA