Türkiye'nin Nil kaplumbağaları 'kırmızı liste'de
Türkiye'nin Nil kaplumbağaları 'kırmızı liste'de
Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)-EKOLOJİK Araştırmalar Derneği (EKAD) Kızılot Proje Koordinatörü Fatih Polat, derelerin Akdeniz'e döküldüğü tatlı sularda yaşayan Nil kaplumbağalarının 'kritik tehlike altında' bir tür olduğunu, bunun en büyük iki nedeninin, dere kenarlardaki yapılaşma ve olta balıkçılığı olduğunu kaydetti.
EKAD Kızılot Proje Koordinatörü Fatih Polat, Türkiye'de derelerin Akdeniz'e döküldüğü tatlı sularda yaşayan Nil kaplumbağaları üzerine yaptığı çalışmalarda, Antalya'da yeni yuvalama alanları tespit etti. Nil kaplumbağasının (Trionyx triunguis) göl ve nehir gibi tatlı sularda yaşayan bir tür olduğunu belirten Fatih Polat, "Aynı zamanda tuz toleransı nedeniyle denize de çok rahat bir şekilde çıkıp, yaklaşık 55 metre derinliğe kadar ulaşabilen kaplumbağa türlerinden biri. Yumuşak kabuklu kaplumbağa diye geçer. Bunların kabuklarının sırt kısmı tamamen deriyle kaplıdır, yelpaze şeklinde" dedi.
TÜM AKDENİZ KIYILARINDA YAŞIYOR
Akdeniz'de Dalyan-Dalaman tarafından başlayıp, Asi Nehri'nin olduğu kısma kadar habitatı olan bir tür olduğunu belirten Polat, "Ama en yoğun yer, Dalyan-Dalaman bölgesi ve Seyhan Nehri'nin olduğu kısım, Adana tarafları. Bu türün yaşadığı, yuvalayabildiği en geniş alanlardan biri, buralar biraz daha bakir alanlar. Diğer alanlarda ise çok fazla çalışma yapılmamış" diye konuştu.
POPÜLASYONU 1000'İN ALTINDA
En son 2001 yılındaki çalışmalara göre Türkiye genelinde 1000 bireyden az Nil kaplumbağası olduğunu kaydeden Fatih Polat, "Fakat ben bunun doğru olmadığına inanıyorum. Çünkü 2018 yılından beri bu türle ilgili çalışmalar yürütüyorum. Şimdi de yüksek lisans test konum aynı zamanda. 8 yıllık çalışma sonucunda türün özellikle Antalya'da birçok noktada çok fazla popülasyonu olduğunu gördüğüm dereler var" dedi.
'ÇOK CİDDİ TEHDİT ALTINDA'
Bu konuda birçok yayın yaptıklarını, yuvalama yapılan 4-5 yeni bölge tespit ettiklerini anlatan Polat, "Bunlarla ilgili de çalışmalarımız var. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) Kırmızı Listesi'ne göre 2021 yılından beri tamamen 'kritik tehlike altında' olan bir tür. Diğer deniz kaplumbağalarına nazaran çok ciddi tehdit altında. Tabii ki türü tehdit eden en büyük faktörler insan yapılaşması" diye konuştu.
YAPILAŞMALAR EN BÜYÜK TEHDİT
Özellikle derelerin denize dökülen alanlarının çok yoğun şekilde yapılaşması ve betonlaşmasını en büyük tehdit olarak gösteren Fatih Polat, pandemiden sonra hobi haline gelen olta balıkçılığının verdiği zararların da yüksek olduğunu söyledi. Polat, "Çünkü hayvan etçil ve otçul besleniyor. Oltaların ucundaki yemleri yutmak istediği için de kanca içinde kalıyor ve ölümüne neden oluyor" dedi.
TURİSTLER ELLE BESLEME YAPIYOR
Özellikle otellerin olduğu bölgelerde turistlerin elle besleme yapmasının da zararlı olduğunu kaydeden Polat, "Mesela Manavgat'ta bir iki noktada böyle bir yer tespit ettik. Turistler bunları caretta sanıyor ve otelden kahvaltıdan çıkarken aldıkları simit, ekmek, yumurta, beyaz peynir gibi besinlerle besliyorlar. Uzun süreli besleme türün yapısında ciddi bozukluğa sebebiyet verecektir" diye konuştu.
'YUVALAMA ALANLARI YOK OLUYOR'
Antalya'da yaklaşık 20-25 derede inceleme yaptıklarını belirten Polat, "Her bir derede 50'nin üzerinde bireyi çok net görebiliyoruz. Bu alanların tamamına baktığımızda ben 1000 bireyin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili de detaylı bir çalışma yürüteceğiz. Ama 1000 bireyden fazla bile olsa şöyle bir durum var. Yuvalama alanları yok olduğu için arka taraftan çok fazla yavru suya giriş yapamıyor" dedi.
DERELERDEKİ KAYALAR YUVA YAPMAYI ENGELLİYOR
Çalışma yaptıkları birkaç alanda yuvalama alanlarının çok daraldığını dile getiren Polat, "Özellikle suyun kıyıya yakın olan alanlarına çok fazla kayalık konulması vejetasyonun (bitki türleri topluluğu) yok olmasına sebebiyet veriyor. Hayvan çıkamıyor ve yuva yapamıyor. Hayvanlar da sıkışınca yumurtalarını suya bırakabiliyor. Çünkü yumurtlayacak bir yer bulamadıkları için böyle sorunlar oluyor" diye konuştu.
ÜST ÜSTE YUVA YAPMAK ZORUNDA KALIYORLAR
Dar alanlar kaldığı için üst üste yuvalamalar olduğunu söyleyen Polat, "Mesela 5 metrekarelik bir alanda 30-35 yuva tespit ediyoruz. Alan dar ve üst üste olduğu için birbirlerinin yuvalarına zarar veriyorlar. Bu da yavru başarısını düşürüyor. Aslında yuvalama çok fazla da olsa alanların olmaması türün neslini daha da tehlikeye sokuyor" dedi.
30 YUMURTADAN YARISI ÇIKABİLİYOR
2018'den beri Belek, Manavgat ve Alanya bölgesinde çalıştıklarını dile getiren Fatih Polat, "Ortalama bir yuvada yaklaşık 30 santim kadar çukur kazıyorlar. 30 santimlik çukurun içerisine de ortalama 25-30 yumurta bırakıyorlar. Belek ve Manavgat bölgesinde yavru çıkış başarısını yüzde 45 olarak hesapladık. 30 yumurtadan yaklaşık yarısı çıkabiliyor" diye konuştu.
'SU İÇERİSİNDE ÇOK FAZLA ÖLÜM OLUYOR'
Nil kaplumbağalarının da deniz kaplumbağaları gibi erişkinliğe 15-20 yıl sonra ulaşabildiğini kaydeden Polat, "15-20 yıllık sürede su içerisinde çok fazla ölüm oluyor. O nedenle kaç bireyin erişkin hale geldiğine dair bir çalışma yapılamadı. Ama tahminimiz gerçekten çok az. Sayı olarak vermek büyük bir çalışma istiyor ama carettalardaki gibi 1000 bireyden 1 ya da 2'sinin erişkin hale gelip, yine o kumsallara yuvalamaya geldiğini düşünüyoruz" dedi. (DHA)
FOTOĞRAFLI