Böcek ailesinin ölümüne ilişkin görülen duruşmanın ardından anne ve baba açıklamalarda bulundu
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin görülen duruşmanın ardından anne ve baba açıklamalarda bulundu
Canan İLARSLAN – Harun ŞAHBAZOĞLU / İSTANBUL, (DHA)- ALMANYA’dan tatil için İstanbul’a gelen ve zehirlenme şüphesiyle kaldırıldıkları hastanede yaşamlarını yitiren Böcek ailesinden 4 kişinin ölümüne ilişkin açılan davada 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşmanın ardından, hayatını kaybeden Servet Böcek'in annesi Cemile Yılmaz açıklamalarda bulundu. Yılmaz, "Benim gencecik oğlumu, gelinimi, torunlarımı ilaçladılar. Adalet sesimi duysun, adalet istiyorum. Gereken cezayı versinler" dedi.
Almanya’dan tatil için İstanbul’a gelen ve zehirlenme şüphesiyle kaldırıldıkları hastanede yaşamlarını yitiren Böcek ailesinden 4 kişinin ölümüne ilişkin açılan davada 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmanın ardından Servet Böcek'in annesi Cemile Yılmaz, babası Yılmaz Böcek ve Avukat Yaşar Balcı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
'BEN ADALET İSTİYORUM'
Servet Böcek'in annesi Cemile Yılmaz, "Benim gencecik oğlumu, gelinimi, torunlarımı ilaçladılar. Adalet sesimi duysun, adalet istiyorum. Gereken cezayı versinler. Benim istediğim bu. Benim çocuklarımın suçu neydi, bilmiyorum. Torunlarım 3 yaşında, 6 yaşında. Allah onları da yaksın. razı olsun. Ne gerekiyorsa yapılsın benim istediği bu. Ben adalet istiyorum" dedi.
'GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKARAK YALAN SÖYLÜYORLAR'
Servet Böcek'in babası Yılmaz Böcek, "Bugün fazla bir şey beklemiyorduk. Bunu avukat bey de bize iletmişti. Bunlar sadece üzerindeki baskıyı, suçu birbirinin üzerine atıyorlar. 'Yok efendim ben bilmiyordum, gününü hatırlamıyorum, tarihini hatırlamıyorum, çok kısa bir zaman çalıştım' diyor. Diğeri 'Emir komutayı başkasından aldım' diyor. Siz bu firmayı açmışsınız, yönetiyorsunuz, bu firma sizin adınıza kayıtlı. Siz zehirli bir kimyasal madde kullanıyorsunuz haşerelere karşı ve bunları yapan işçilerin hiçbir yetkisi yok, hiçbir belgesi yok. Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Sadece kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi suçsuzdur o zaman, benim çocuklarımı kim öldürdü? Benim çocuklarım Almanya’dan buraya kalkıp, 4 gün sadece bir değişiklik olsun diye canlarını feda etmeye mi geldiler buraya? Tabii ki suçlusunuz. 'Tamam biz hata yaptık' deyin, ama o yürek yok." Eğer varsa adalet adalet mutlaka yerini bulacaktır. Bizde buna inanıyoruz. Tek tesellimiz bu. Benim oğlum, gelinim, torunlarım geri gelmeyecek. Bir nebze olsun yüreğimize rahatlık gelsin ki vicdanımız rahat etsin. Ama en azından bunu yapanlarda cezalarını aldılar diyeceğiz. İleriye dönük bu işi yapmak isteyenlere bir örnek olsun. Eğer bu işi yapanlar gerçekten vesikalı, devlet tarafından eğitilmiş insanlar olsaydı bu durum olmazdı. Eğitim yok, bilgi yok, denetim yok. Elini nereye atarsan elinde kalıyor. 'Ben günlük işçiyim' diyor, efendim günlük işçiysen nasıl böyle güçlü bir zehri kullanıyorsun? Bu 'Alüminyum Fosfit' denilen zehir bir anda havada uçuşup gitmiyor. Çok ağır bir madde olduğu için havada kalma ihtimali var 24 saate kadar. Bunlar bu zehir uçuşmuyor, yere gidiyor. Yalan söylüyorlar, külliyen yalan. Şimdi adli tıpı suçluyorlar. 'Yok bizim müvekkillerimiz suçsuz. Adli tıp acele bir rapor hazırlamış' Hayır efendim, adli tıp acele bir rapor hazırlayamaz, öyle bir yetkisi yok. Çünkü oradaki çalışan kurum ve kuruluşlar birbirinden bağımsız. Kimse kimseyi tesir altında tutamaz. Baktılar işin işinden çıkmıyorlar her şeyi pandemiye bağladılar. Her şeyi pandemiye bağlayamazsın. Yalan söylüyorlar. Kendilerini kurtarmak için gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar" ifadelerini kullandı.
'BİZ TÜRK ADALETİNE GÜVENİYORUZ'
Avukat Yaşar Balcı, "Bugün hepimizin beklediği gibi Böcek ailesinin de sabırsızlıkla beklediği o duruşma yapıldı. Duruşmada sanıklar suçtan kurtulmaya yönelik birtakım iddialar ortaya attılar; fakat mahkeme bunları dikkate almadı. Tutukluluklarının devamına ilişkin bir karar verdi ve dosyayı mütalaaya hazırlanması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Sadece dosya kapsamında resepsiyonda görevli olan, kapıyı kilitleyen yabancı uyruklu bir şahıs var; onunla ilgili tahliye kararı verdi. Duruşmayı da 26 Haziran saat 10.30’a erteledi. O duruşmada savcının mütalaası olacak. Biz Türk adaletine güveniyoruz. Bizim de bu olaylarla ilgili birtakım taleplerimiz oldu. Bunlara ilişkin de bir mahkemede bir değerlendirme yapıldı. Mütalaayı hazırladıktan sonra savcı, biz de bunlara ilişkin beyanlarımızda bulunacağız. Bizim daha önce de izah ettiğim gibi, öncelikle hedefimiz adaletin yerini bulması, hak ettiği cezayı sanıkların alması. Burada çok ciddi ihmaller zinciri var. Bir aile yok oldu. Bununla ilgili özellikle olası kasttan mahkemenin bir değerlendirme yapacağı inancındayız. Adalete de güveniyoruz, suçluların cezalandırılmasını istiyoruz. Bir aile katledildi biliyorsunuz. Sadece burada otel sahipleri, ilaçlama firması değil; aynı zamanda sağlık çalışanlarının da biz ihmali olduğunu düşünüyoruz. Bunlarla ilgili de ben gerekli yerlere başvuru yaptım. Bizim olayımızda çok ciddi ihmaller var. Bununla ilgili iki hastane var; iki hastaneden bir tanesiyle ilgili, Vakıf Hastanesi'yle ilgili maalesef ki soruşturma izni tarafımıza verilmedi. Bununla ilgili bir idari yargı süreci olacak, ona ilişkin de davalar açacağız. Sürecin takipçisiyiz" dedi. (DHA)