Brand Week Istanbul’da Healıng Hall, sağlığın geleceğini ‘Türbülans’ temasıyla ele alıyor
Brand Week Istanbul’da Healıng Hall, sağlığın geleceğini ‘Türbülans’ temasıyla ele alıyor
Ece ÇAM- Mehmet ALA/İSTANBUL, (DHA)- BRAND Week Istanbul kapsamında 4-6 Kasım tarihleri arasında beşinci kez düzenlenecek olan Healing Hall, sağlık geleceğini bu yıl ‘Türbülans’ temasıyla ele alıyor.
Bu yıl beşinci kez düzenlenen Healing Hall, sağlık, bilim, iş dünyası ve iyi yaşam alanlarından uzmanları aynı platformda buluşturuyor. ‘Türbülans’ temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, değişen dünyada sağlığın geleceği, sürdürülebilir yaşam, biyoteknoloji, yapay zeka, metabolik sağlık ve kadın sağlığı gibi gündem başlıkları farklı disiplinlerin perspektifinden değerlendiriliyor.
‘TÜRBÜLANS GEÇECEK, DENGE KALACAK’
Programda konuşan Pharmatopia Vizyoner Eczacılar Derneği Kurucu Başkanı Eczacı Adile Özdağ, Healing Hall'un beş yıllık yolculuğuna ve bu yılın temasına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Aslında bu yılki Brand Week İstanbul’un ‘Türbülans’ teması Türkiye ve bütün dünya için geçerli. Çünkü dünyada da ülkemizde de gerçekten muazzam bir türbülans var. Siyasal, sosyal, ruhsal ve özellikle ekonomik açıdan bütün dünya çok ciddi bir türbülans döneminden geçiyor. Bütün türbülanslar geçer ama dengenin kalması gerekiyor. Özellikle bu süreçte, biliyorsunuz ki uçakta türbülansa yakalandığınız zaman bütün vücudunuzu sıkarsınız ve sağlıklı kalmanın ya da hayatta kalmanın yollarını ararsınız. Bence bu tema çok uygun ve ağlıkta dengeyi nasıl sağlayacağımız konusunda çalışmalarımız var. Seneki mottomuz da denge. Türbülans geçecek, denge kalacak. Dünyanın şu anda ekonomiyle birlikte en önemli konularından biri sağlık. Bu iki konu birbirine çok bağlı. Çünkü ekonomi sağlığı bozuyor, sağlıksızlık da ekonomik koşullardan dolayı ortaya çıkıyor diye düşünüyoruz. Bence burada sağlığı korumak için eczacı çok kilit bir noktada. Çünkü ekonominin bu kadar türbülans altında olduğu bir yerde sürekli hastaneye ve doktora ulaşmak çok zor. Eczacı, en kolay ulaşılan ve en kolay çözüm aranan sağlık profesyoneli. Dünyadaki yeni moleküller, yeni sağlık hareketleri hem ulusal hem de uluslararası yeni sağlık gelişmeleri, teknoloji, yapay zeka ve bilimin tüm verilerini eczacıya aktarabilirsek eczacı da halkı sağlıklı tutmak ve dengede kalmasını sağlamak için çok önemli bir rol oynar. Eczacının yeni moleküllerden, yeni sağlık hareketlerinden ve yeni teknolojilerden haberdar olması gerekiyor ki bunları insanlara aktarabilsin.”
‘HEPİMİZ DENGELİ OLMAK İÇİN ÇABA SARF EDİYORUZ’
Özdağ, “Ömrü uzatmak için dünyada çok büyük çalışmalar yürütülüyor. Sürekli yeni moleküller geliştiriliyor. GLP-1 rüzgarı vardı, ardından başka moleküller gelecek. Bu alanda çok ciddi çalışmalar var. Ancak bütün bunlarda ömrü uzatmanın yanında asıl önemli olan sağlıklı yaşam. Yani o ömür içerisinde ne kadar üretken ne kadar aklınızın başında ne kadar hareketli ne kadar faydalı ve konforlu bir yaşam sürdüğünüz önemli. Bence bütün tıp bunun için çalışıyor. Bilimin, teknolojinin, aklın ve sevginin bir arada olduğu yenilikleri sağlığa aktarmak hepimizin görevi. Türbülans geçecek, denge kalacak. Hepimiz dengeli olmak için çaba sarf ediyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE’DE DOĞRU BİLGİ KAYNAĞI OLMAK AMACIYLA BİR ARAYA GELDİK’
Pharmatopia Vizyoner Eczacılar Derneği Başkanı Eczacı Akgün Özen konuşmasında Pharmatopia’nın kuruluş amacına, eczacılığın sağlık ekosistemindeki yerine ve sağlık profesyonellerinin toplumsal fayda yaratmadaki rolüne odaklandı. Özen, “Pharmatopia’nın beşincisini düzenlediği Brand Week İstanbul Healing Hall’deyiz. Bu yılın teması ‘Türbülans’. ‘Türbülans geçer, denge kalır’ diyoruz. Çünkü sağlık alanında da türbülans var. Hayatımızın her alanında, ekonomide, siyasette ve kültürel değişimlerde dünya türbülansın içinde. Ancak bu, sağlık alanında türbülans olmadığı anlamına gelmiyor. Sağlıkta da çok şey değişiyor. Teknoloji değişiyor, bilim değişiyor ve çok hızlı ilerliyor. Peki, bu alanda ne yapacağız? Türbülansın içinde nasıl dengede kalacağız? Bu sene Brand Week Healing Hall’de bunları konuşacağız. Pozitif anti-aging ürünlerini, pozitif longevity’yi ve türbülansın içindeki itibarlı markaları konuşacağız. İnsan psikolojisini ve kalp krizine karşı nasıl korunabileceğimizi ele alacağız. İnsanoğlu ölümsüzlüğü belki bulacak ama asıl soru şu: Doğru olan ölümsüz olmak mı, yoksa iyi yaşamak mı? Pharmatopia Vizyoner Eczacılar Derneği olarak beş yıl önce Türkiye’de doğru bilgi kaynağı olmak amacıyla bir araya geldik. Eczacının daha görünür olması ve toplumda danışılan ilk sağlık profesyoneli olarak doğru bilgiyi aktarabilmesi için çalışıyoruz. Sağlık profesyonelleri olarak kendimizi daha donanımlı ve görünür hale getirmek amacıyla bir araya geldik” diye konuştu.
‘ANTİBİYOTİK DİRENCİ İNSANLIĞI TEHDİT EDEN BİR SAĞLIK SORUNU’
Anatolia Biotech Kurucusu Resul Yeşilyurt ise antibiyotik direncinin insanlığı tehdit eden bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, “Antibiyotik direnci, bütün dünyanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu, özellikle gelecek kuşakları tehdit eden bir sağlık sorunu. Dünya Sağlık Örgütü bunu ‘sessiz pandemi’ olarak adlandırıyor. Dünyada bilinen, bilimsel olarak da etkinliği kanıtlanmış son antibiyotik molekülü 1987 yılında geliştirildi. 1987’den bu yana antibiyotik geliştirilmesiyle ilgili çalışmalarda maalesef başarıya ulaşılamadı. Antibiyotik direnci, bütün insanlığın karşı karşıya olduğu modern bir tehlike. Burada direnç gösteren, direnç kazanan insanlar değil, bakterilerin kendisi. Nasıl biz hayatta kalmak için mücadele ediyorsak onlar da hayatta kalmak ve varlıklarını devam ettirmek için mücadele ediyorlar. İlerleyen yıllarda veya günümüzde bile çok basit enfeksiyonlardan dolayı insanların hayatını kaybedebileceği anlamına geliyor. Yeni doğan bebekler ve risk grubunda bulunan kronik hastalığı olan yaşlılarımız, maalesef bu süreçte ilk kaybettiğimiz kişiler arasında yer alıyor. Peki, biyoteknoloji burada ne yapabilir? Biyoteknoloji, yeni nesil ve farklı bakış açılarıyla geliştirilen tedaviler ortaya koyabilir. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına baktığımızda antibiyotik direncine neden olan en yaygın hatanın yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı olduğunu görüyoruz. Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının arkasındaki en yaygın hastalıklar ise üst solunum yolu enfeksiyonları. Yanlış antibiyotik kullanımı, kullanım sürelerine dikkat edilmemesi ve gereksiz antibiyotik kullanılması, antibiyotik direncini besleyen ve artıran konular arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.
‘BİYOTEKNOLOJİNİN BU KONUDA GETİRDİĞİ ÇÖZÜMLER VAR’
Yeşilyurt, “Biyoteknolojinin bu konuda getirdiği çözümler var. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarında, gripte, soğuk algınlığında ve bu tabloların ardından gelişen sinüzit vakalarında kullanılmak üzere tamamen bitkisel ve doğal kaynaklardan geliştirilen, bilimsel arka planı güçlü ve tedavi edici etkinliği kanıtlanmış ürünler bulunuyor. Bu ürünler yıllardır dünyanın birçok ülkesinde kullanılıyor ve biyoteknolojik imkanlarla geliştiriliyor. Biyoteknoloji, bu gibi yeni açılımlarla özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları veya idrar yolu enfeksiyonları gibi yaygın hastalıkların tedavisinde yeni nesil ajanlar ortaya koyarak antibiyotik direncinin artmasını durdurma mücadelesine destek olabilir” dedi.
‘HALK SAĞLIĞINI VE İNSANLIĞI ETKİLEYEN KONULARDA BİR ETKİ OLUŞTURMAYI AMAÇLIYORUZ’
Yeşilyurt, yatırımcı olarak benimsedikleri yaklaşımın yalnızca kaynaklarını büyütmek olmadığını halk sağlığını ve insanlığı etkileyen konularda bir etki oluşturmayı da amaçladıklarını söyledi. Yeşilyurt, “Bizler, Anatolia Biotech Geliştirme Sermayesi Yatırım Fonu yatırımcıları olarak kaynaklarımızı sıradan yatırımlarda değerlendirmek yerine, insanlığın geleceğini tehdit eden bu sessiz pandemiyle mücadele etmek amacıyla kullanmayı tercih ettik. Bu doğrultuda kaynaklarımızı ve yatırımlarımızı biyoteknolojik ürünlere yönlendiriyoruz. Bilimsel altyapısı güçlü, klinik olarak tedavideki yeri kanıtlanmış, hastalar tarafından da kullanılmış ve memnuniyet bildirilmiş, eczanelerimizde aranan bir ürün olan Sıklamen çiçeğinden elde edilen sinüzit spreyine ilk yatırımımızı yaparak bu yolculuğumuzu Türkiye’de başlattık. Kurmuş olduğumuz Anatolia Biotech Geliştirme Sermayesi Yatırım Fonu, ülkemizde antibiyotik direnciyle mücadele alanında kurulan ilk yatırım fonu. Dünyada da sayılı yatırım fonlarından biri durumunda. Burada yatırımcı olarak benimsediğimiz yaklaşım yalnızca kaynaklarımızı veya yatırımlarımızı kullanarak yeni kaynaklar elde etmek ya da bunları büyütmek değil. Bununla birlikte halk sağlığını ve insanlığı etkileyen konularda bir etki oluşturmayı da amaçlıyoruz. Ülkemizde spekülasyonlardan para kazanmayı tercih etmek yerine, gerçek bilimsel ürünlere yatırım yaparak hem insan sağlığını hem gelecek nesilleri korumayı hem de yatırımlarını değerlendirmeyi tercih eden yatırımcılar da var. Bu anlamda etik ve ahlaki değerlere sahip yatırımcıları da aramızda görmekten mutluluk duyarız” diye konuştu.