DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1
DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1
1-'CASUSLUK' SORUŞTURMASINDA İMAMOĞLU HAKKINDA 20 YIL HAPİS TALEBİ
Ayşe GÜREL/İSTANBUL, (DHA)- GÖREVİNDEN uzaklaştırılarak tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ hakkında yürütülen 'casusluk' soruşturması tamamlandı. Şüpheliler hakkında 'Siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'casusluk' soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.
85 MİLYON LİRA DEĞERİNDE NAKİT PARA ÇEKİLDİ
İddianamede, Ümit Deniz Alaçam’ın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yaptığı ihbar yer aldı. Alaçam’ın ihbarında şüpheli Hüseyin Gün’ün İsrail, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri lehine ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü, bu kapsamda yaptığı görüşmeleri gizliliği sağlamak amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiğini öne sürdüğü yazıldı. Savcılıkça, Hüseyin Gün'ün materyalleri üzerinde yapılan incelemede, çoğunlukla terör örgütleri ve uluslararası casusluk faaliyetlerinde bulunan kişiler tarafından kullanılan kripto uygulamasının kullandığının anlaşıldığı, Gün'ün dijital materyallerinde, Seher Ercili Alaçam, Ekrem İmamoğlu ve Gün'ün birlikte oldukları fotoğrafların bulunduğu belirtildi. Gün'e yönelik hazırlanan MASAK raporunda, bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen yüklü miktarda hem yurt dışı hem yurt dışı para transferlerinin olduğu ve 85 milyon lira değerinde paranın nakit çekiminin gerçekleştirildiği, ve paranın kullanımına ilişkin kayda rastlanılmadığı yazıldı.
'ÇOK GİZLİ' İBARESİ TAŞIYAN FOTOĞRAFLAR TESPİT EDİLDİ
Hazırlanan iddianamede, Hüseyin Gün'ün henüz tespit edilemeyen farklı ülkelerin askeri üniformalı kişiyle fotoğrafı ve harita koordinatlarının yer aldığı fotoğrafların bulunduğu daha sonra sorgu aşamasında Yemen'in Aden şehri konumunu gösterdiği, Gün'ün istihbaratlar arasında önemli koordinatlar üzerinden çalışmalar yaptığı aktarıldı. Şüpheli Hüseyin Gün’e ait bilgisayarda yapılan incelemelerde, FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlandığı değerlendirilen ve 'hassas' ile 'çok gizli' ibareleri taşıyan belge ve dokümanlara ait fotoğrafların tespit edildiği, fotoğraflarda yer alan 'Black Cell (Kara Hücre)' olarak aktarılan oluşumun 'Sublime' isimli bir şüpheliden alınan talimatlar doğrultusunda FETÖ/PDY'nin faaliyetleri kapsamında çalışmalar yürüttüğü, çalışmalarla alakalı Türkiye, ABD ve İngiltere'nin üst düzey yöneticileri ile görüşme gerçekleştirdikleri, ABD ve İngiltere'nin Türkiye hakkındaki görüşleri konusunda bilgi topladıkları, belgelerin 'çok gizli, hassas' olarak nitelendirildiği ve başkalarının ulaşamayacağı bilgi ve belgeler olduğu yazıldı.
'HÜSEYİN GÜN'ÜN DARBE GİRİŞİMİNİN ARDINDAN CASUSLUK FAALİYETLERİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ YAZILDI
İddianamede ayrıca, Fetullah Gülen’e ait çok sayıda fotoğraf ve video kaydının bulunduğu, yazılım aracılığıyla oluşturulan 'Bilgi Şeması' başlığı altında ise FETÖ kapsamında haklarında adli işlem yapılan, 'yurt dışı-İngiltere yapılanması' içinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen ya da Türkiye genelinde sözde 'mahrem yapılanma' içerisinde üst düzey konumda bulunan ve yurt dışında yer alan kişilerin, harita üzerinde ilişki ağları şeklinde gösterildiği kaydedildi. Öte yandan şemada yer alan Ramazan Güveli'nin terör örgütü FETÖ/PDY kapsamında hakkında yakalama kararı olduğu şüphelinin SETAV adlı vakıf tarafından ‘FETÖ İngiltere yapılanmasında’ isimlerinin geçtiği, Hüseyin Gün'ün 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ülke sınırları içerisinde casusluk faaliyetleri gerçekleştirdiği yazıldı. Hazırlanan iddianamede, ele geçirilen materyaller arasında harita üzerinde çeşitli noktaların işaretlendiği, bu işaretlemelerin askeri ve stratejik öneme sahip olduğu değerlendirilen alanlara ilişkin görselleri kapsadığı, ayrıca çok sayıda silah ve mühimmat fotoğrafının bulunduğunun belirlendiği ve görüntülerin, siviller tarafından temin edilmesinin mümkün olmadığı yazıldı.
SEÇİM ÇALIŞMALARI KAPSAMINDA YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİNE VERİ SAĞLANDIĞI BELİRLENDİ
İddianamede, şüpheli Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde yer alan ve İBB veri tabanına ait olduğu belirlenen bilgiler aracılığıyla çok sayıda vatandaşın kişisel verilerine erişildiği, bu verilerin dolaylı şekilde Necati Özkan tarafından temin edildiğinin tespit edildiği kaydedildi. Özkan’ın, OSINT (açık kaynak istihbaratı) olarak adlandırılan ve internetin yer altı dijital ortamı şeklinde nitelendirilen platformlara, başta İBB’nin internet sitesi olmak üzere belediyeye ait çok sayıda e-posta adresi ve şifreyi, İmamoğlu’nun talimatıyla aktardığı; bu yolla belediyeye ait gizlilik içeren belgeler ile kurum içi yazışmalar dahil olmak üzere e-posta içeriklerindeki verilere erişim sağlandığı belirtildi. Öte yandan İmamoğlu imzasıyla gönderilen bir yazı ile dışarıdan belirlenecek 3 uzman ile 2 belediye müfettişine tüm verilere erişim, inceleme ve kopyalama yetkisi tanındığı, bu yetkilendirmenin özellikle seçim çalışmaları kapsamında yabancı istihbarat servislerine veri sağlama amacı taşıdığı yazıldı. Yabancı istihbarat unsurlarından elde edilen bilgilerin ise hiyerarşik bir düzen içinde Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu arasında aktarıldığı belirtildi. Kriptolu uygulama içeriklerinde ise İmamoğlu’ndan 'Mayor' olarak bahsedildiği, bu durumun etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Gün tarafından da doğrulandığı, Ayrıca benzer bir veri sızması yönteminin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen 'İstanbul Senin' uygulamasında da tespit edildiği, vatandaşların kişisel verilerinin hiyerarşik yapı içinde nüfuz kullanılarak ele geçirilip yabancı istihbarat unsurlarına aktarıldığı ve bu yolla siyasi amaçlı menfaat sağlandığı, eylemin Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği ifade edildi.
2019 YEREL SEÇİMLERİ MANİPÜLE EDİLEREK KAZANILDI İDDİASI
İddianamede, 2019 yerel seçimlerinin manipüle edilerek İmamoğlu’nun kazanmasının sağlandığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında yer alan ve gizlilik taşıyan bilgilerin, İmamoğlu’nun talimatıyla Özkan tarafından 'DarkWeb' olarak bilinen platformlara aktarıldığı, bu verilerin Gün’e ait ve Aaron Barr’ın ortağı olduğu 'PiiQ' adlı firma tarafından temin edildiği ve Barr tarafından geliştirilen yazılım aracılığıyla vatandaşların telefon ve sosyal medya verilerine erişim sağlandığı, bu yolla 2019 seçimlerinin yönlendirilerek İmamoğlu’nun kazanmasının amaçlandığı ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye siyasetinde etki oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi.
20 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
İddianamede Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında 'Siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
--------
ARŞİV
========================
2- BÖCEK AİLESİNİN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN SORUŞTURMA TAMAMLANDI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL, (DHA)- BÖCEK ailesinin ölümüne ilişkin soruşturma tamamlandı. İddianamede, Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Caferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moenn Ud Din Chıshtı hakkında, 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak' suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Şüpheli Rustemsha Batyrov hakkında ise 'Taksirle ölüme neden olmak' suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Almanya'dan tatil için geldikleri İstanbul'da 'zehirlenme' şüphesiyle hastanede tedavi altına alınan, ardından hayatını kaybeden Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek'in ölümüne ilişkin soruşturma tamamlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22,5 yıla kadar hapisle ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi. Rustemsha Batyrov'un ise 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi.
FATİH’TE BULUNAN KURAN KURSUNDA DA İLAÇLAMA YAPMIŞLAR
İddianamede yer alan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün raporuna göre, zehirlenme vakasının meydana geldiği otelde 'DSS İlaçlama' isimli firma tarafından haşerelere karşı biyosidal ürün uygulaması yapıldığı, uygulamanın Doğan Cağferoğlu tarafından gerçekleştirildiği, uygulama sonrası iş yerine bırakılan formda irtibat numarasının Serkan Kışı’ya ait olduğunun tespit edildiği belirtildi. DSS İlaçlama isimli firma ile ilgili yapılan incelemede, firmanın Fatih’te bulunan bir Kur’an kursunda meydana gelen ve Abdulaziz Uzgenbaeva isimli çocuğun zehirlenmesine sebep olan uygulamayı da yaptığı, uygulamayı yapan Serkan Kışı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu yazıldı. Ayrıca raporda, Fatih’te bulunan bir otelde yapılan denetimde, uygulama sonrası otele verilen form incelendiğinde biyosidal ürün uygulamasının yine aynı firma ve Serkan Kışı’nın sorumluluğunda Doğan Cağferoğlu tarafından yapıldığının tespit edildiği, DSS İlaçlama ile ilgili olarak biyosidal ürün uygulama işyerleri ile bu işyerlerinde çalışan personelin kayıtlarının tutulduğu sistemde firmaya ait herhangi bir kayıt bulunmadığı ve izinsiz olarak faaliyet gösterdiğinin belirlendiği aktarıldı. Ayrıca Doğan Cağferoğlu’na ait herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün( zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan ilaç) uygulaması yaptığı yazıldı.
DOĞAN CAĞFEROĞLU TARAFINDAN İLAÇLANDI
İddianamede, otelde konaklayan Servet Böcek, Çiğdem Böcek, Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in ölümüyle ve yabancı uyruklu Mustafa Taamart, Reda Fakhri ve Ayoub Hamraoui’nin yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, mağdurların turistik gezi amacıyla İstanbul’a geldikleri, her iki grubun da olayın meydana geldiği otele yerleştirildikleri belirtildi. Otelin 101 numaralı odasında böcek olduğu yönündeki şikâyet üzerine otel yetkilisi Hakan Oğlak’ın, odada ilaçlama yapılması kararını aldığı, DSS İlaçlama şirketiyle görüşerek odanın ilaçlanması hususunda tarafların anlaştıkları, otel resepsiyonunun hemen yanında bulunan 101 numaralı odanın şirket görevlisi şüpheli Doğan Cağferoğlu tarafından ilaçlandığı aktarıldı. Bu süreçte otelde resepsiyon görevlisi şüpheli Muhammad Moeen’in bulunduğu, Muhammad’ın mesaisinin bittiği, ancak diğer resepsiyon görevlisi şüpheli Rustemsha Batyrov’un, şüpheli Muhammad’a 'Ben çok hastayım, yerime bakabilir misin?' demesi üzerine, şüpheli Muhammad’ın gece tekrar otele gelerek çalışmaya devam ettiği belirtildi.
7 DAKİKA BOYUNCA KAPININ AÇILMASINI BEKLEDİLER
İddianamede, gece resepsiyonun yanında bulunan 101 numaralı odanın ilaçlanması sebebiyle kokudan rahatsız olan şüpheli Muhammad’ın otelden çıktığı ve otelin dış kapısını kilitlediği, Böcek ailesinin ise bir gün önce mide bulantısı ve kusma şikâyetleri nedeniyle hastaneye gittikleri, tedavi görüp hastaneden ayrıldıkları; ancak olay gecesinde rahatsızlıklarının artarak devam ettiği, bu nedenle mağdurların ambulans çağırdığı yazıldı. Mağdur Servet Böcek’in, durumu ağır olan kızı Masal’ı kucağına alarak ambulansa götürmek için otelin lobisine indiği, ancak otel kapısının kilitli olması sebebiyle kapıyı açamadığı, yaklaşık 7 dakika boyunca kapının açılmasını bekledikleri ve kapıda bekleyen ambulansa ulaşamadıkları belirtildi. Bu süreç sonunda şüpheli Muhammad’ın gelen sesleri duyarak otele gelip kapıyı açtığı, mağdurların bu şekilde ambulansa alınarak hastaneye kaldırıldıkları, mağdur çocuklar Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in aynı gece vefat ettikleri, ertesi günlerde ise mağdur Çiğdem Böcek ile mağdur Servet Böcek’in tedavi gördükleri hastanede hayatlarını kaybettikleri aktarıldı. Ayrıca yine otelde kalan ve turistik amaçla İstanbul’a gelen, şikayetleri bulunmayan müştekiler Mustafa Taamart, Reda Fakhri ve Ayoub Hamraoui’nin hastaneye gelerek tedavi oldukları ve taburcu edildikleri yazıldı.
OLAYIN ÖNLENEBİLİR OLDUĞU BELİRTİLDİ
Zehirlenerek vefat eden Servet Böcek, Çiğdem Böcek, Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in otelin birinci katında bulunan 202 numaralı odada kaldıkları, dolayısıyla resepsiyonun bir üst katında oldukları belirtildi. Otelde hiçbir teknik ve tıbbi önlem alınmadan ilaçlama yapılması, tedbir alınmadan gerçekleştirilen ilaçlama ile birlikte otelde acil durumlarda müdahale edecek bir personelin bulundurulmaması ve bununla birlikte otelin dış kapısının kilitlenerek müteveffaların yardım almalarının geciktirilmesinin, olayın ölümle sonuçlanmasında etken olduğunun anlaşıldığı ifade edildi. Öte yandan iddianamede şüpheli Serkan Kışı’nın, zehirlenme vakasına yol açan uygulamayı izinsiz olarak gerçekleştirdiği, ayrıca biyosidal ürün uygulayıcı sertifikası bulunmayan firma çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun, 'Alüminyum Fosfit' aktif maddeli 'Fumigas yüzde 57 TB' isimli ürünü kullanarak bilinçsiz, usulsüz ve sertifikasız şekilde ilaçlama yaptığı belirtildi. İlaçlama firmasının teknik kusuru kadar, hizmet veren otel işletmesinin de özen yükümlülüğü kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, otel yetkililerinin otelin ilaçlanmasını sağlamakla yükümlü oldukları kadar, bu işlemin insan sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle icra edilmesini denetlemekle de yükümlü oldukları aktarıldı. Olayın öngörülebilir, önlenebilir ve kontrol edilebilir nitelikte olduğu, gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınmaması nedeniyle meydana geldiği kaydedildi.
22 YIL 6 AYA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ
İddianamede Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Caferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moenn Ud Din Chıshtı hakkında, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak’ suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Şüpheli Rustemsha Batyrov hakkında ise ‘Taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
---------
ARŞİV
===========================
3- 'AZİZ İHSAN AKTAŞ' DAVASI; DURUŞMA YARINA ERTELENDİ (Geniş haber)
Ceyda YEŞİLOĞLU/ İSTANBUL, (DHA) -BELEDİYE başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davası ikinci haftasında devam ediyor. Duruşmanın 6'ncı gününde Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın erkek kardeşi tutuklu sanık Adem Gökhan Yankılıç'ın savunmaları alındı. Duruşmanın yarın saat 10.00'da görülmesine karar verildi.
'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' soruşturması kapsamında, 5'i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasına 6'ncı gününde devam ediliyor. Duruşma İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülüyor. Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmanın 1'inci haftasında Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu toplam 20 tutuklu sanık savunma yaptı. Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde görülen duruşmanın 6'ncı günü, saat 10.30 sıralarında Rıza Akpolat'ın eşi Yeşim Akpolat'ın erkek kardeşi tutuklu sanık Adem Gökhan Yankılıç'ın savunmasının alınmasıyla başladı.
'AKPOLAT’TAN ÖNCE HAYATIMIZ YOKMUŞ GİBİ DAVRANILIYOR'
Tutuklu sanık Yankılıç savunmasında, "İddianamede adımın geçtiği yerlere savunmalarımı eylem süresine göre mahkemenize sunmaya gayret edeceğim. Acarkentteki taşınmazın satın alınması sırasında 1 gün önce beni arayarak yarın ne bağlanacağı bilgisini verdi Sayın Başkanım. Ben de işlemler sırasında yanında bulundum. Orada bulunmam tamamen aile içi refakat nedeniyledir. Bu hususta başka da ekleyeceğim birşey yoktur. Tek bir dayanağı bile olmadan döviz bozdurma işlemleri üzerinden suçlama yapılmaktadır. Bunları da şu şekilde ifade etmek istiyorum. Bir yıl içerisinde bozdurduğum büyüklü küçüklü paraların iddianameye suçlama olarak konulmasını, bozdurduğum her dövizin de Rıza Akpolat'a ait varsayılmasını kabul etmiyorum. Döviz bozdurma işlemlerinin tamamı yasal kayıtlı izlenebilir şekilde döviz bürosu ve banka aracılığıyla yapılmış. Ayrıca iddianameye göre de sanki bizim Rıza Akpolat'tan önce bir hayatımız yokmuş gibi bir bakış açısı var Sayın Başkanım. Hiç tatile de gitmemişiz, hiçbirşey de yaşamamışız, hiç birşey de almamışız, hiç yokmuşuz gibi bir bakış açısı var. Eşim Cemal Hanım ile 8 yıldır evliyiz. Çocuk sahibi olmak istiyorduk; bu kısmet olmamıştı. Gözaltına alınmadan 1 gün önce eşim müjdeli haberi bana verdi; 1 gün sonra da gözaltına alındık. Biz tutuklandığımız süre boyunca Sayın Başkanım, aile olarak yaşadığımız derin üzüntü ve zorluklarla birlikte bu süreç içerisinde eşim düşük yaparak çocuğunu kaybetti. Yaşadığımız üzüntünün de kaybımızın da telafisi de olmadı, olmayacaktır. Sekiz aydır tutuklu bulunuyorum. Bu süreç hiç kolay geçmedi. Bu süreçte eşimin yanında olup destek de olamadım. Sizden tutukluğuma bir son vererek ailemin yanında olabilmeme imkan vermenizi talep ediyorum" dedi.
'BELEDİYEYE ELDEN PARALAR GELİYORDU'
Rıza Akpolat’ın şoförü tuklu sanık Mehmet Ataş savunmasında, "Ben bir şofördüm sadece çalışandım bana verilen talimatları yerine getirdim. Yeşim Hanımın ödemelerini ben yapıyordum bana talimatı Rıza Bey veriyordu. Mesleğim nedeniyle bu görevleri sorgulama yetkim yoktu. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum. Belediyeye kayıtdışı paralar geliyordu ama nereden geliyordu bilmiyorum. Kayıt dışından kastım bankadan değil elden geliyordu" dedi.
'EVİ KENDİ PARAMLA ALDIM'
Akpolat’ın çocukluk arkadaşı tutuklu sanık Rabil Artan ise savunmasında, "Benim aldığım ev Rıza Akpolat’ınmış da benim üstüme vermiş tapusu gibi lanse ediliyor. Evin gerçek değeri 22 milyon liradır. Benim emeğim benim satın aldığım ev nasıl oluyor da Rıza'nın malı olabiliyor anlamıyorum. Derya'nın bana ait evi kullanmasını da açıklayayım evi aldım 10 ay kadar boş kaldı. O dönem kiracı ve ev sahipleri arasında sık sık sorunlar olduğu için evi kiraya vermek istemedik. Ev bir süre boş kaldı ancak bu süre içinde Derya'nın ev sahibiyle tartıştığını öğrendik evden çıkması lazımdı. Biz de Derya' ya evi şu an kullanmadığımızı ve bir süre kalabileceklerini söyledik. Evi düğünümüzde takılan altın ve paralarla aldık. Ben senelerdir ticaretle uğraşırım. Eşimle birlikte çocuğumuza daha hapse girdiğimizi bile söyleyemedik oğlum beni askerde sanıyor hala. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum Sayın Başkan" ifadesini kullandı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma 5 Şubat Perşembe günü saat 10.00'da görülmeye devam edecek. (DHA)
==========================
4-MÜKREMİN GEZGİN TUTUKLANDI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL,(DHA)- 'UYUŞTURUCU' soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan sanal medya ünlüsü Mükremin Gezgin, emniyetteki işlemlerinin ardından getirildiği İstanbul Adalet Sarayı'nda çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ünlülere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında sanal medya ünlüsü Mükremin Gezgin Ankara'da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Gezgin çıkarıldığı mahkemece 'Uyuşturucu madde kullanımı kolaylaştırmak' ve 'Bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya yer temin etmek' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
==========================
5- SARIYER'DE KARAYA OTURAN GEMİDE TAHLİYE OPERASYONU KAMERADA
İSTANBUL (DHA) Sarıyer Türkeli Demir Sahası'nda karaya oturan 100 metre boyundaki 'Razouk' isimli kargo gemisinde rahatsızlanan kaptan, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı kara tahlisiye ekibinin varagele (iki nokta arasına sağlam şekilde gerilen bir halat hattı üzerinde hareket eden makara sistemi) adı verilen yöntemle gerçekleştirdiği operasyonla güvenli şekilde tahliye edilerek sağlık ekiplerine teslim edildi. O anlar kameraya yansıdı.
Romanya'dan Tunus'a seyir halindeyken İstanbul Türkeli Demir Sahası'nda karaya oturduğu bildirilen 100 metre boyundaki RAZOUK isimli genel kargo gemisi için, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı kara tahlisiye (can kurtarma) ekibi ivedilikle olay yerine sevk edildi. Bölgeye ulaşan ekiplerce yapılan ilk incelemede geminin kıyıdan yaklaşık 100 metre mesafede karaya oturduğu tespit edildi. Olası bir acil duruma karşı personel ve ekipmanla birlikte sahada hazırlık yapılarak, gemi personelinin tahliye talebi ihtimaline karşı kara tahlisiye ekibi bölgede konuşlandırıldı. Hazır bekleyen ekipler, gemiyle sürekli irtibat halinde kalarak gelişmeleri takip etti. Gemi kaptanının rahatsızlandığını bildirmesi ve tıbbi tahliye talebinde bulunması üzerine kurtarma çalışması başlatıldı. Karaya çıkarılan gemi kaptanı, olay yerinde hazır bekleyen sağlık ekiplerine teslim edilerek hastaneye sevk edildi. Kaptanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Görüntü Dökümü:
-----------------
Tahliye görüntüleri
(Havadan görüntüler)
Geminin havadan görüntüleri