Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

ABONE OL
DHA

1- ATLAS ÇAĞLAYAN'IN HASTANEYE GETİRİLDİĞİ ANLARIN GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI

İSTANBUL,(DHA)- GÜNGÖREN'de iki grup arasında 'yan bakma' nedeniyle çıkan kavgada hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın olayın ardından hastaneye getirildiği anların görüntüsü ortaya çıktı.

Güngören'de 14 Ocak'ta aralarında çocukların da olduğu iki grup arasında 'yan bakma' nedeniyle çıkan kavgada hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın olayın ardından hastaneye getirildiği anların görüntüsü ortaya çıktı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------

(Güvenlik kamerası)

-Atlas Çağlayan'ın hastaneye getirilişi

==============================

2- ESAT YONTUÇ HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA)- 'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında Esat Yontuç hakkında yakalam kararı çıkarıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ünlülere yönelik 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında Acun Medya Genel Yayın Koordinatörü Esat Yontuç hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Yontuç'un yurtdışında olduğu öğrenildi. (DHA)

===============================

3- PROF. DR. ALBAY: MAYIS'A KADAR BARAJLARIN YÜZDE 80'İ DOLMAZSA, EYLÜL'DE SU SIKINTISI YAŞARIZ

Canan İLARSLAN - Mehmet ALA- Vehbi DEMİR- Ali AKSOYER/İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL'da etkili olan kar yağışının ardından barajlardaki doluluk oranı yüzde 24.65'e yükledi. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, "Kar eridikten sonra barajları yüzde 35'lere kadar dolduracak gibi gözüküyor ama bu bize yetmeyecek, yeni bir kar yağışına ihtiyacımız var. 2-3 gün daha ciddi bir kar yağışı alırsak, doluluk oranını yüzde 60-70'lere taşırsak az da olsa bizi rahatlatır. Ama hedefimiz gerçekten Nisan, hatta Mayıs aylarına yüzde 80 dolulukla girmek. Onu sağlayamazsak Ağustos - Eylül gibi İstanbul'da sıkıntı yaşamaya başlarız" dedi.

İstanbul'da etkili olan kar yağışının ardından barajlardaki doluluk oranı artışa geçti. İSKİ tarafından paylaşılan güncel verilere göre, 9 Ocak 2026 itibarıyla İstanbul genelindeki barajların ortalama doluluk oranı yüzde 24,65 olarak belirlendi. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Meriç Albay, yağışın ardından barajlardaki doluluk oranına ilişkin açıklamalarda bulundu.

'HAVZALARDAKİ KAR ERİDİKTEN SONRA BİZE YÜZDE 35 CİVARINDA BİR FAYDASI OLACAK'

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, "Son 2 gündür yağan kar yağışı kuşkusuz barajlarımızı olumlu yönde etkiledi. Fakat şu an yüzde 25 civarında doluyuz. İstanbul'un en büyük Ömerli Barajı'nda bile yüzde 30'un üzerinde su var. Havzalara kar yağdı, bu kar eriyince daha da yüzde 30'ların üzerine çıkacağız fakat yetmez. Havzalardaki kar şu anda eriyor ama sanırım bize yüzde 30-35 civarında bir faydası olacak. Havzaları korumamız lazım. Havzalar şu anda betonlarla kaplandı, betonlardan sızan su maalesef barajları dolduramıyor. Gerçekten bu konuda havzaları korumakta yıllardan beri zorluk çekiyoruz. İstanbul artık beton şehir olmamalı, biraz daha yeşil alan olmalı. Çünkü gördüğüm kadarıyla eğer yeterli kar almazsak bu İstanbul için yetmeyecek. Daha büyük kar yağışlarına ihtiyacımız var, daha uzun süreli kar yağışlarına ihtiyacımız var. Geçen yıl unutmayalım yüzde 50 civarında su vardı, şu anda yüzde 25'lerdeyiz. Şuan barajlarımızda yarı yarıya suyumuz var. Bu bize yetmeyecek. Dolayısıyla daha büyük kar yağışı olmazsa sıkıntı bizi bekliyor" dedi.

'ŞUBAT ORTALARINA KADAR CİDDİ KAR ALMAMIZ LAZIM'

Prof. Dr. Meriç Albay, "Özellikle barajlarımızın olduğu bölgelerde ciddi bir kar yağışı oldu, fakat yetmez. Şu anda Sazlıdere Barajı yüzde 15-20'lerde, Terkos Barajı yüzde 16-17'lerde, Büyükçekmece yüzde 16-20'lerde. Alibeyköy biraz daha fazla aldı ama maalesef küçük bir baraj. Bizim büyük barajların; Terkos'un, Büyükçekmece'nin, Ömerli'nin daha dolu olması lazım. Alibeyköy yüzde 20 civarlarında diye biliyorum. Gerçekten çok az, yetmez diye düşünüyorum. Havzalar şu anda gerçekten betonla kaplandığı için barajları besleyemiyor. Bu anlamda biraz yol almamız lazım. Barajların etrafında artık beton olmaması lazım. Yeşil alanları arttırmamız ve barajları betondan kurtarmamız gerekli diye düşünüyorum. Doğal olarak karlar erimeye başlayacak. Şu anda havzada yüzde 35 civarında erimemiş kar stoğu mevcut. Bu da yetmez, Şubat ortalarına kadar ciddi kar almamız lazım. Geçen yıl yüzde 50'lerdeydik, şu anda yüzde 25'lerdeyiz" şeklinde konuştu.

'YENİ BİR KAR YAĞIŞINA İHTİYACIMIZ VAR'

Meriç Albay, "Tahminime göre Büyükçekmece Gölü yüzde 25'leri bulur. Özellikle Terkos Gölü son karlar eridikten sonra yüzde 25'leri bulur. Yüzde 75'i boş olan bir barajın bize faydası yok. Dolayısıyla bizim ciddi bir şekilde yeni bir kar yağışına ihtiyacımız var. Yağmurlar önemli ama kar yağışı yağmurdan çok daha fazla hem yeraltı sularını hem barajları besliyor. Şu anda erise bile Büyükçekmece, Küçükçekmece, Ömerli Barajı'nda yetmeyecek bir su potansiyelini bize getirecek, o da bahar aylarından itibaren bize sıkıntı yaratacak gibi gözüküyor. Şu anda barajların doluluk oranı yüzde 25 civarında. Kar eridikten sonra yüzde 35'lere kadar dolduracak gibi gözüküyor ama bu bize yetmeyecek. Yeni bir kar yağışına ihtiyacımız var. 2-3 gün daha ciddi bir kar yağışı alırsak, doluluk oranını yüzde 60-70'lere taşırsak az da olsa bizi rahatlatır. Ama hedefimiz gerçekten Nisan, hatta Mayıs aylarına yüzde 80 dolulukla girmek. Onu sağlayamazsak Ağustos - Eylül gibi İstanbul'da sıkıntı yaşamaya başlarız diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

'SU TÜKETİMİNİ AZALTAMAZSAK BÜYÜK BİR SIKINTI BİZİ BEKLİYOR'

Meriç Albay, "Hala su tasarrufu yapmıyoruz, İstanbul'da günde kişi başı 200 litre su tüketimimiz var, bunu azaltmamız lazım. Türkiye geneli için su kayıp kaçak oranını azaltmamız lazım. Ciddi bir şekilde tasarrufun topluma yayılması lazım. Bu bilincin artık herkes tarafından kabullenilmesi gerekiyor. Bizim suyumuz az, yetmeyecek. Bu alışkanlıklarımızla, tüketimimize devam edersek, daha fazla su tüketimini azaltamazsak büyük bir sıkıntı bizi bekliyor gibi gözüküyor" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

(Dron)

-Alibeyköy Barajı'ndan görüntüler

-Sazlıdere Barajı'ndan görüntüler

(Aktüel)

-Meriç Albay ile röp

=========================

4- BAHÇELİEVLER'DE BALKONDAN DÜŞEN SANATÇI EMRAH ERDEM GEDİK HAYATINI KAYBETTİ

Gülseren KARAPINAR- Şevval CİNDİR- Canan İLARSLAN - Ataberk KURT / İSTANBUL, (DHA)- Bahçelievler'de sanatçı Emrah Erdem Gedik (48) 4'üncü katındaki dairenin balkonundan düştü. Hastaneye kaldırılan Gedik, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Olay, Merkez Mahallesi'nde dün saat 22.38 sıralarında meydana geldi. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) koro sanatçısı Emrah Erdem Gedik, oturduğu 13 katlı binanın 5'inci katındaki dairenin balkonundan bahçeye düştü. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekipleri ağır yaralanan Gedik'i ambulansla hastaneye götürdü. Gedik burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Gedik'in cenazesi Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Burada yapılan incelemelerin ardından cenaze ailesine teslim edildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------

-Emrah Erdem Gedik'in fotoğrafları

-Binadan görüntüler

-Adli Tıp Kurumu'ndan görüntüler

-Aileden görüntüler

-Cenaze aracının çıkması

-Genel ve detay görüntüler

==========================

5- BEYOĞLU'NDA İNGİLİZ JOHN PAUL MİSAFİR KALDIĞI EVDE ÖLÜ BULUNDU

Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA) - BEYOĞLU'nda 4 yıl önce Türkiye'ye gelen ve bir süre önce evsiz kalan İngiliz John Paul Goss (45), yaklaşık 1 aydır misafir olarak kaldığı barmen arkadaşının evinde ölü bulundu. Polis yaptığı incelemede, Goss'un kolunda kemerin bağlı olduğunu gördü. Evde ise uyuşturucu madde enjekte malzemeleri, kaşık ve yanında da şırınga bulundu. Bir süre önce cep telefonu ve pasaportunun çalındığı öğrenilen Goss'un ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı. Esnaf Abdurrahman Tekin, "Kendi ülkesinde profesörmüş. Bayadır da buradaymış. Pasaportuyla evrakları çalındığı için, çıkartamamış" dedi.

Olay, 19 Ocak Pazartesi günü saat 12.45 sıralarında Kalyoncu Kulluğu Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 4 yıl önce ülkeye giren John Paul Goss, kısa bir süre önce cep telefonunu ve pasaportunu çaldırdı. Evsiz kalan Goss, Taksim'de bir eğlence mekanında tanıştığı barmen arkadaşı Civan Necmi G.'nin (27) evinde yaklaşık 1 ay önce kalmaya başladı. Goss, olay günü gece saatlerinde Civan Necmi G. ile birlikte alkol aldı. Ardından odasına geçen Civan Necmi G., öğle saatlerinde Goss'un kaldığı odadaki koltukta yatar halde hareketsiz halde olduğunu gördü.

KOLUNDA KEMER, EVDE ŞIRINGA BULUNDU

Civan Necmi G., sağlık ekiplerine ihbarda bulundu. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptığı kontrollerde Goss'un hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine eve giren polis ekipleri, John Paul Goss'un kolunda kemer bağlı olduğunu gördü. Evde yapılan incelemede ise uyuşturucu madde enjekte malzemeleri, kaşık ve yanında da şırınga bulundu. Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Goss'un cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Savcılık şüpheli ölümle ilgili soruşturma başlattı.

GECE ALKOL ALDI SABAH ÖLÜ BULUNDU

Olayla ilgili polis, Civan Necmi G.'nin ifadesine başvurdu. Civan Necmi G. ifadesinde, kendisinin bir eğlence mekanında barmen olduğunu, çalıştığı bardan tanıştığı Goss'un evsiz kaldığını, evinde 1 aydır misafir ettiğini, madde bağımlısı olduğunu ve kısa bir süre önce telefonunu ve pasaportunu çaldırdığını belirtti. Civan Necmi G. ifadesinin devamında, olay günü gece saatlerinde birlikte alkol aldıklarını, 02.00 sıralarında yatmak için odasına geçtiğini, aynı gün saat 12.30'da Goss'u odasında koltuk üzerinde yatar vaziyette gördüğünü söylediği öğrenildi.

'KENDİ ÜLKESİNDE PROFESÖRMÜŞ'

Olayla ilgili konuşan esnaf Abdurrahman Tekin, "Polisler geldiğinde evde ölü bulunmuş. Arkadaşları falan da vardı. Zaten bir kız arkadaşı vardı. Burada polislere ifade verip gittiler. Ben de onlardan öğrendim. Kendi ülkesinde profesörmüş. Bayadır da buradaymış. Pasaportuyla evrakları çalındığı için, çıkartamamış. Dün de herhalde pasaportların her şeyini çıkartmış. Sabah gidecekmiş. Evinde ölü bulunmuş" dedi.

'PASAPORTU ÇALINDIĞI İÇİN BURADA KALIYOR'

Tekin, "Pasaportu çalındığı için burada kalıyordu. Evsiz kaldığı için buraya gelmiş. Uyuşturucu kullanmış, öyle dediler. Yaptığına altın vuruş diyorlarmış. Evinde arama falan yapmışlar. Cenaze aracı geldi, araca bindirdiler götürdüler. Kendi ülkesinde profesörmüş" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------------------

(Fotoğraf)

-Ölen John Paul Goss

(Aktüel)

-Olay yeri

-John'un kaldığı bina

-Esnaf ile röportaj

-Polis ekipleri

-Genel ve Detay

==========================

6- KAĞITHANE'DEKİ KALAŞNİKOFLU SALDIRI GÜVENLİK KAMERASINDA; KAÇIŞ GÜZERGAHLARI ORTAYA ÇIKTI

Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA)- KAĞITHANE'de aracına binen Burak Tunçel (25), otomobilde bekleyen 3 saldırgandan 2'si tarafından kalaşnikoflu saldırıya uğradı. Olayda ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Tunçel tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Polis ekipleri olay yerinde 37 mermi buldu. Olayla ilgili gözaltına alınan 11 şüpheliden 6'sı tutuklandı. Saldırganların kaçış güzergahıyla ilgili yeni detaylar ve saldırı anına ait güvenlik kamera görüntüsü ortaya çıktı. Görüntülerde, saldırganların Tunçel'i araca bindikten sonra çapraz ateşe tuttukları görülüyor. Araca binen saldırganlardan biri camı açıp tabancayla iki el daha ateş ediyor.

Olay, 15 Ocak Perşembe günü saat 11.30 sıralarında Hamidiye Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Burak Tunçel, 34 HUB 246 plakalı aracına bindi. Ardından o sırada çevrede araç içerisinde bekleyen 3 saldırgandan 2'si kalaşnikofla Tunçel'e ateş açtı. 37 kez ateş eden saldırganlar geldikleri araca binerek olay yerinden kaçtı. Olayın ardından ihbar üzerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede gelen sağlık ekipleri, ağır yaralanan Tunçel'e ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Ardından ambulansla hastaneye kaldırılan Tunçel, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

ÇAPRAZ ATEŞE TUTTULAR

Olay yeri inceleme ekipleri konuyla ilgili çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde çevrede 37 mermi kovanı bulundu. Silahlı saldırı anı cep telefonu ve güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, saldırganların Tunçel'i araca bindikten sonra çapraz ateşe tuttukları görülüyor. Araca binen saldırganlardan biri camı açıp tabancayla iki el daha ateş ediyor. Maskeli oldukları görülen saldırganlar daha sonra park halindeki siyah bir otomobile binerek olay yerinden kaçıyor.

ARACIN ALTINA GPS CİHAZI YERLEŞTİRMİŞLER

Saldırganların Tunçel'in aracının altına sinyal takip cihazı (GPS) yerleştirdiği ve saat 03.00 sıralarında aracın yanına geldikleri belirlendi. Siyah bir aracı Tunçel'in aracının hemen yanına park eden saldırganların yaklaşık 9 saat bekledikleri ve Tunçel araca bindiği sırada harekete geçtikleri tespit edildi. Kalaşnikof ve tabancayla ateş eden saldırganların geldikleri araca binerek olay yerinden uzaklaştıkları belirlendi. Diğer yandan saldırganların kaçtığı otomobili Kemerburgaz-Göktürk ayrımında ateşe verdikleri de öğrenildi.

KAMERAYA YAKALANMAMAK İÇİN BATTANİYE ÖRTÜLLER

Göktürk'te kendilerini bekleyen arkası açık bir kamyonete binen şüphelilerden biri ön kabine geçerken, 2'si kamyonetin arka kısmına bindi. Kameralara yakalanmamak için üzerlerine battaniye örttükleri tespit edildi. Kamyonetle Cendere Yolu'na götürülen zanlılar burada araç değiştirerek, korsan taksiyle Sultangazi'ye geçti. Sultangazi'den kırmızı bir otomobile binerek Bağcılar'a kaçan şüpheliler, burada da araç değiştirerek beyaz bir otomobille Pendik'e geçti.

2 SAATTE 5 ARAÇ DEĞİŞTİRDİLER

Pendik'te otomobilden inen şüphelilerin bu kez ticari taksiyle kaçtıkları belirlendi. Polis olayın ardından başlattığı takip sonucu 1,5 gün içinde kaçış güzergahının tamamını çözdü. Yapılan çalışmalarda, zanlıların olaydan sonra yalnızca 2 saat içinde 5 farklı araç değiştirerek 5 ilçede izlerini kaybettirmeye çalıştıkları ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında, Burak Tunçel'in aracına GPS cihazını yerleştiren şüpheliler de dahil olmak üzere toplam 11 kişi gözaltına alındı.

6'SI TUTUKLANDI

Adliyeye sevk edilen 11 şüpheliden 6'sı tutuklandı. Kulak, boyun, göğüs, omuz ve sırtına isabet eden kurşunlarla hayatını kaybeden Burak Tunçel'in ise yaklaşık 10 gün önce cezaevinden tahliye olduğu bilgisine ulaşıldı. Tunçel'in poliste 'Uyuşturucu madde kullanmak', 'Açıktan hırsızlık' ve 'Mala zarar verme' gibi suçlardan 12 kaydı olduğu ortaya çıktı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------

(Güvenlik kamerası)

-Saldırı anı

(Aktüel)

-Saldırıya uğrayan araç

-Araçtaki mermi delikleri

-Aracın içerisi

(Arşiv)

========================

7- MİLYARLARCA LİRA YABANCI DİJİTAL AĞLARLA YURT DIŞINA ÇIKIYOR; 'BENİM PARAMLA BENİM ALTIMI OYUYORLAR'

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Harun ŞAHBAZOĞLU-Efnan DEMİRER/İSTANBUL,(DHA) Google, Meta, X ve TikTok 2025 yılında Türkiye'den reklam yoluyla yaklaşık 200 milyar lira kazandı. Uzmanlar, bu gelirin tamamının Türkiye'de yatırıma, istihdama ya da vergiye dönüşmeden yurt dışına çıktığına dikkat çekti. Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ "Batı, dijital medya üzerinden operasyonlar yürüttü. Türkiye bu operasyonlara en çok maruz kalan ülke konumunda. Üstelik bunlar vergide olsun, işletimde olsun inanılmaz avantajlar elde ediyorlar ve benim paramla benim altımı oyuyorlar" dedi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Ali Murat Kırık "Her yıl dijital platformların elde ettiği reklam gelirlerinde ciddi bir artış var. Bir o kadar da Türkiye'deki yerel medyanın kan kaybettiğini görüyoruz. Türkiye'den ciddi gelirler elde ediyorlar, reklam pastasının çoğunluğunu götürüyorlar ama maalesef bizim ekonomimize dönüşü olmuyor" dedi.

Türkiye'de dijital platformların reklam pazarındaki payı son 10 yılda yüzde 20'den yüzde 76'ya yükselirken, düşen dijital hizmet vergileri, verilerin yurt dışına kaçırılması ve telif haklarının ödenmemesi nedeniyle 'Dijital Telif Yasası' ve yerli platform hamlesi çağrıları yapıldı. Uzmanlar, bu gelirin tamamının Türkiye'de yatırıma, istihdama ya da vergiye dönüşmeden yurt dışına çıktığına dikkat çekti. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, 2020'de yüzde 7,5 olan dijital hizmet vergisinin kademeli olarak yüzde 2,5'e düşürülecek olmasının yerli medyayı rekabet edemez hale getirdiğini vurguladı. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu ise reklam gelirlerinin adil pay edilebilmesi için 'Dijital Telif Yasası' üzerindeki çalışmalarını sürdürüyor.

'ALGI SİLAHI ŞU AN ŞER ELLERDE'

Konuyu Milli Güvenlik bağlamında değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, "En tehlikeli silah görsel ve yazılı medyaydı, dijital dünyaydı. İyiye de kullanabilirsin, kötüye de kullanabilirsin ama kötünün eline düşerse korkunç etkisi olan bir algı silahı ve maalesef şu an bunlar şer ellerde" dedi.

'TÜRKİYE BU OPERASYONLARA EN ÇOK MARUZ KALAN ÜLKE KONUMUNDA'

Başbuğ, "Dolayısıyla bunu keşfeden emperyal Batı, dijital dünya yani görsel ve yazılı medya üzerinden operasyonlar yürüttü. Ve şu an maalesef Türkiye bu operasyonlara en çok maruz kalan ülke konumunda. Ve buna karşı direnen bir yerli medya var. Bu dijital dünya veya işte bu alanda ülke aleyhine faaliyet gösterenlerde karşılaştığın manzara şu oluyor. Sana karşı bir operasyon yürütüyor. Senin bütün toplumsal değerlerini alıyor, o toplumu ayakta tutan manevi değerleri yerle bir ediyor. O kitlelere bir şekilde ulaştırarak beyinleri yıkıyor ve biz seyrediyoruz" diye konuştu.

'BU KONU ARTIK BİR GÜVENLİK, ÜLKE BEKA MESELESİ, TEHDİT HALİNE GELDİ'

Başbuğ, "Üstelik bunlar vergide olsun, işletimde olsun inanılmaz avantajlar elde ediyorlar ve benim paramla benim altımı oyuyorlar. Benim paramla bana silah doğrultuyorlar ve bu konu gerçekten artık bir güvenlik, ülke beka meselesi, tehdit haline geldi. Görünmez bir savaş var. Dış medya basın dediğimiz, dijital dahil buna, yerli ve ülkesini önceleyen, ne katarım ülkeme bu mücadelede edenler şu an kıyasıya savaş halindeler. Burada devletin ve ilgili makamların yapması gereken yerli ve milli olanına sahip çıkmak, diğerinin de önündeki o hukuki engelleri getirerek öyle at koşturmasını engellemek" ifadelerini kullandı.

'ÜLKE KENDİ İÇ HABERLEŞME DÖNGÜSÜNÜ MUTLAKA SAĞLAMALI'

Başbuğ atılabilecek adımlarda yerlilik vurgusu yaparak, "Yerli ve milli savunma sanayi diyoruz, yerli ve milli otomobil diyoruz, bunlarla gurur duyuyoruz. O zaman ne yapmalı? Acil tedbir almalı, yerli ve milli yazılım, yerli ve milli sanal medyadan sosyal medyaya, gerçekten sosyal olan medyaya, bir dönüş şart. Bu konuya acilen ağırlık verilerek ülkenin kendi iç haberleşmesini, ülkenin kendi içindeki o sosyal medya dediğimiz yapının yazılımlarla birlikte dışarıya kapatılarak kendi içinde döngüsünü mutlaka sağlamalı" dedi.

'2024 YILINDA REKLAM GELİRLERİNDEN YERLİ MEDYAYA AYRILAN PASTA YÜZDE 26'

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Şimdi bildiğiniz üzere, dijital platformlar ve sosyal medya mecraları dünyada olduğu gibi Türkiye'de de giderek yaygınlaşmaya başladı. Fakat bu durum yerel medyanın, yerli medyanın dijital platformlarla, sosyal medya mecralarıyla rekabet edememesine neden oldu. 2014 yılına baktığımızda dijital platformların, sosyal medya mecralarının elde ettiği reklam gelirinin yüzde 20 olduğunu görürken, 2024 yılına baktığımızda bu oranın yüzde 76'ya çıktığını görüyoruz. Yani Türk medyasına, yerli medyaya ayrılan pasta yüzde 26 olmuş, düşmüş ve bu oran her geçen gün giderek azalıyor ve küçülmeye gidiyor. Bu ne demektir? Türk medyası için tehlike çanlarının çaldığını gözler önüne serer" diye konuştu.

'DİJİTAL MEDYA REKLAM PASTASININ ÇOĞUNLUĞUNU GÖTÜRÜYOR ANCAK İSTİHDAM SAĞLAMIYOR'

Prof. Dr. Kırık, "Aynı zamanda baktığımızda dijital hizmet vergisinin de özellikle 2020 yılı itibariyle yüzde 7,5 olarak başladığını görmüştük. Fakat 2026 yılı itibariyle bu bedelin yüzde 5'e, 2027 yılı itibariyle de bu oranın yüzde 2,5'a düşeceği biliyorsunuz yasalaştı. Bu durum ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getirmiş oluyor. Çünkü biliyorsunuz X, YouTube, işte Meta, TikTok ve diğer dijital platformlar, Türkiye'den ciddi gelirler elde ediyorlar, reklam pastasının çoğunluğunu götürüyorlar ve maalesef bizim ekonomimize dönüşü olmuyor. Çünkü istihdam sağlamıyorlar. Kağıt üstünde 2020 yılındaki sosyal medya yasasına göre bir ofis açmışlar, temsilci bulundurmuşlar ama maalesef bunlar kağıt üstünde kaldı. Bugün herhangi bir veri istediğinizde, herhangi bir hakaret davası olduğunda mahkemeler müzekkere yazıyorlar, gelen cevap, "Veriler yurt dışında, merkez yurt dışında, bizde veri söz konusu değil, dolayısıyla size yardımcı olamıyoruz." Yani burada hem kişisel veriler açısından ciddi bir ihlal var hem de aynı zamanda ekonomik olarak Türkiye'den giden devasa rakamlar var. 2024 yılında bu dijital platformların elde ettiği reklam geliri 158 milyar Türk Lirası. 2025 yılında bunun kaçını almışlar? 200 milyar Türk lirası" ifadelerini kullandı.

'VERİ EMPERYALİZMİ GERÇEKLEŞTİRİLİYOR, TÜRK MEDYASI DİJİTAL BİR İŞGAL ALTINDA'

Her yıl elde edilen reklam gelirinin artışına dikkat çeken Prof. Dr. Kırık, "Dikkat edin, her yıl dijital platformların elde ettiği reklam gelirlerinde ciddi bir artış var ama bir o kadar da Türkiye'deki yerli medyanın, yerel medyanın kan kaybettiğini görüyoruz. Bu ne sağlıyor? İstihdam problemleri, ekonomik sorunlar ortaya çıkmasına neden oluyor. Türk medyasında küçülmeye sebebiyet veriyor. Ama sosyal medya platformları, dijital platformlar biliyorsunuz algı yönetimi, manipülasyon, dezenformasyon, etki ajanlığı ve Türkiye aleyhine kara propaganda yürütüldüğünde her zaman ön plandalar. Bizden elde ettiği gelirle bizim aleyhimize propaganda yürütüyorlar. Şu an Türk medyasının dijital bir işgal altında olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar hem veri emperyalizmi gerçekleştiriyorlar, hem verileri topluyorlar hem de ekonomik olarak Türkiye'den elde ettikleri gelirleri yurt dışına, Amerika'ya ya da İsrail'e göndermiş oluyorlar. Bu sayede hem biz maddi olarak sömürülmüş oluyoruz hem de kişisel veriler açısından sömürülmüş oluyoruz. Bu durumun ilerleyen yıllarda çok daha büyük bir tehdide dönüşeceği, Türk medyasının giderek küçüleceği, hatta bütün medya kuruluşlarının hemen hemen yavaş yavaş kepenk vurması kuvvetle muhtemeldir" dedi.

'DEVLETİN YEREL MEDYAYA TEŞVİK VE HİBE ÇALIŞMALARI YÜRÜTMESİ GEREKİYOR'

Geleneksel medyanın dijital medya ile rekabet ortamının eşit olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kırık, "2027 yılında dijital hizmet vergisi yüzde 2,5'a düşecek. Bugün medyanın verdiği vergi dilimine baktığımızda neredeyse yüzde 25'i burada vergi olarak dönüyor. Ama en azından Türkiye'den elde edilen gelirin yüzde 25'inin vergi olarak ödenmesi devlete yol, su, elektrik ve tabii ki ciddi manada Türkiye ekonomisine katkı olarak dönmüş oluyor, çünkü istihdam gerçekleştiriliyor. Bir kere ivedilikle dijital hizmet vergisinin yüzde 7,5'a tekrardan çıkartılması oldukça mühim. Devletin yerel medyaya teşvik ve hibe çalışmaları yürütmesi gerekiyor. Çünkü yerel medyanın, yerli medyanın ayakta kalması demek, Türkiye'nin fikir ve düşünce özgürlüğünün temsiliyeti anlamına gelir, dünyada sesinin kısılmaması anlamına gelir" diye konuştu.

'DİJİTAL TELİF YASASI TÜRKİYE'YE CAN SUYU OLACAK'

Prof. Dr. Kırık, son olarak alınabilecek önlemleri şu şekilde anlattı: Dijital platformların yerlileşmesi, millileşmesi önemli. Nsosyal gibi Türkiye'de sayısal olarak yerli sosyal medya platformlarını artırmamızın son derece önemli olduğunu ifade edebiliriz. Bu platformların veri merkezlerini ivedilikle Türkiye'ye taşıması lazım. Tabii ki şunu da söylememiz lazım. Mesela bugün Kanada hükümeti Google'la anlaşma sağladı, dijital telif yasasını çıkarttı ve her yıl Google, Kanada'ya 74 milyon dolar ödeme yapmak durumunda. Bu nedir? Yerli medyaya can suyu olacaktır. Aynı şekilde bizim de bu dijital telif yasası sürekli gündeme geliyor ama daha sonra tekrar ikinci plana atılıyor, bu da çok önemli

'TÜRKİYE'NİN, TÜRK İNSANININ PARASININ BAŞKA YERLERDE ÇARÇUR EDİLMESİ GİBİ BİR ŞEY'

Gazeteci Zeki Gümüş de reklam bütçelerinin değişen dünyada farklı platformlara kaymasının normal olduğunu söyleyerek, "Dünyada sosyal medya kullanımının fazlalaşmasıyla birlikte, aslına bakarsanız bu reklam bütçesinin o tarafa doğru birazcık daha aktığı normal. Burada aslına bakarsanız en büyük problem bu şirketlerin Türkiye'ye gelip yatırım yapmamaları. Buradan reklam alıyorlar, paralarını alıyorlar, devlete ya çok az bir şekilde para veriyorlar. Daha sonra da biliyorsunuz kendi bütçelerine geçiriyorlar. Yani burada ne oluyor? 158 milyar lira civarında bir para aslında normal geleneksel Türk medyasına, televizyonlara, gazetelere akması gerekirken, yani Türkiye'de kalması gerekirken maalesef kökü dışarıda olan sosyal medya mecralarına akmış oldu. Bu büyük bir kayıp. Türkiye'nin, Türk insanının parasının başka yerlerde çarçur edilmesi gibi bir şey. Reklam çarçur edilme gibi kabul edilmezse bile sonuç itibarıyla bu paranın dışarıya akması demek" ifadelerini kullandı.

'KENDİ MİLLİ MEDYAMIZI BİTİRMEK, GÜCÜMÜZÜN VE SESİMİZİN AZ ÇIKACAĞI ANLAMINA GELİR'

Bu durumun geleneksel medyayı küçülteceğini söyleyen Gümüş, "Kendi milli medyanızı eğer siz bitirirseniz, yani reklam bütçenizi dışarıya aktarırsanız, kendi milli medyanız daralır ve küçülür. Bu da aslında gücümüzün ve sesimizin az çıktığı anlamına geliyor. Ya bu firmaların Türkiye'de yatırım yapmaları gerekiyor ve buradaki aldıkları payın çok büyük bir kısmını Türkiye'de bırakmaları gerekiyor yatırım olarak, veyahut da kendi milli sosyal medyalarımızı oluşturmamız gerekiyor X gibi, Instagram gibi, Facebook gibi. Buradaki bu mecralar maalesef ekonomik olarak çok büyük bir kayba sebep oluyor. Bunların bir kere kesinlikle düzenlenmesi gerekiyor. Vergi indirimi yapıyorsunuz, daha çok kazanıyorlar. Bu vergi indiriminden kaynaklı olarak yansıma olarak reklamlarında bir indirim olmayacak. Yani milletin parası, oraya reklam verenin parası daha fazla gidecek. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor, önlenmesi gerekiyor. Bizim geleneksel medyamızın ve oluşturacağımız sosyal medyalarımızın ki daha güçlü olması gerekiyor. Ama para daha çok o tarafa doğru gittiği için şu anda bunun tersine çevrilmesi gerekiyor" dedi.

'MEDYAMIZIN ÇÖKÜŞÜ ANLAMINDA ÇOK BÜYÜK SORUNLAR ÇIKABİLİR'

Gümüş "Bu ileride bize çok büyük sorunlar oluşturacak. Şimdi sorun yok gibi gözüküyor olabilir ama ileride çok büyük sorun olacak. Hem sesimizin çıkması anlamında hem de reklam bütçemizin büyümemesi anlamında ve medyamızın tabii çöküşü anlamında çok büyük sorunlar çıkabilir" diye konuştu.

'DÜNYANIN DEĞİŞİK ÜLKELERİNDE TELİFLER GÜNDEMDE, TÜRKİYE'DE DE ÇALIŞIYORUZ'

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı, aynı zamanda AK Parti Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas da Dijital Telif Yasası çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Elmas, "Telif ücreti dediğimiz şeyler birçok eserde var ama dijital dünyanın ortaya çıkardığı yeni alanlarda henüz böyle bir telif ücreti gündeme gelmemiş Türkiye'mizde. Dünyanın değişik ülkelerinde telifler gündemde, içerik üreticileri oluşan trafikten belli bir pay alabiliyorlar. Dünyanın değişik ülkelerinde böyle bir uygulama varsa Türkiye'miz de bir yasa kapsamında yönetilen bir ülke. Sosyal medya platformları artık Türkiye'mizde de bu telifleri ilgili kişilere, kurumlara, meslek birliklerine veya derneklere, içerik üreticisinin mensubu bulunduğu kurum veya kişisel olarak ödemeler noktasındaki bir çalışma bu" diye konuştu.

'BU TRAFİĞİN OLUŞMASINDA EMEĞİ OLANLARA HAKKININ TESLİM EDİLMESİ GAYET TABİİDİR'

Çalışmaların herkesi memnun edecek bir sonuca varmak için sürdürüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Elmas, "Burada toplumdan alınan, Türkiye'de yaşayan insanlardan elde edilen bu gelirin aynı zamanda yıllara göre artışı dikkatimizi çekiyor. Aynı şekilde 158 milyar civarında bir gelir bu sosyal medya platformlarında dönüyor, ortaya çıkıyor, yıldan yıla artıyor bu. Bu trafiğin oluşmasında emeği olan içerik üreticilerinin de bundan bir parça alması, onlara hakkının teslim edilmesi gayet tabiidir. Biz buna ait mecliste Dijital Mecralar Komisyonu olarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. İlgili kurumlarımızla devletimizin bu yasanın uygulanması noktasındaki kurumlarıyla karşılıklı olarak istişarelerimizi yapıyoruz. Uygulama başladığı zaman hangi kurum ne tür sorumluluk alır? Hangi uygulamanın neresinde katkı yapar? Neresinde müdahaleci olur? Bunlara ait planlamalarımızı yapıyoruz. Komisyon üyelerimiz ve bürokratlarımızla çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah kısa süre içerisinde çalışmalarımızı değişik istişarelerle, meslek birlikleriyle, gazete temsilcileriyle, gazetecilik cemiyetleriyle, sendikalarla görüşmeler yaptık, görüşmelerimiz devam ediyor. Bu görüşmeler kapsamında herkesin mutabık kaldığı ve gönül rızasıyla uygulamaya konulan bir kanunu çıkartırız diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Coşkun Başbuğ röportaj

-Ali Murat Kırık röportaj

-Zeki Gümüş röportaj

-Nazım Elmas röportaj

========================

8- ESENLER’DE SU DOLU ÇUKURA GİREN 30 ARACIN LASTİĞİ PATLADI

Baran AKKAYA-Emin YEŞİL/İSTANBUL,(DHA)- ESENLER’de yağışın ardından yolda oluşan çukur suyla doldu. Sürücülerinin durumu farketmediği seyir halindeki otomobiller çukura girdi. Bu sırada 30 aracın lastiği patlarken, trafikte tehlike oluştu. Çukur belediye ekipleri tarafından kapatıldı. Aracı hasar görenlerden Hasan Çetinkaya, "Böyle bir çukur olmaz. Saymadım ama 30-40 tane araç vardı. 15 dakika önce ekip geldi, kapattı ama bir buçuk saat önce oldu. Sağ lastiklerin ikisi de patladı, motorda da ses değişikliği oldu" dedi.

Esenler Mahmutbey Yolu Sultangazi istikametinde yolda oluşan ve yağışın etkisi ile su dolu çukuru fark edemeyen seyir halindeki otomobillerin sürücüleri çukura girdi. Araçları zarar gören sürücüler diğer sürücüleri yavaşlamaları için uyarmaya çalıştı. Çukura giren araçların lastikleri patlarken olay yerine polis, çekici ve lastik tamircileri geldi. Belediye ekiplerinin çalışması sonrasında çukur kapatılırken, yaklaşık 30 aracın lastiği patladı. Bazı sürücüler çekiciyle araçlarını kaldırırken bazıları lastiklerini tamir ettirdi.

‘SAYMADIM AMA 30-40 TANE ARAÇ VARDI’

Aracı hasar gören Hasan Çetinkaya, "Sol şeritten ilerlerken çukur olduğunu gördük ama fren yapsak arkadakiler vuracak, sağa kaçsak sağdakiler vuracaktı. Mecburen çukura girmek zorunda kaldık. Böyle bir çukur olmaz. Saymadım ama 30-40 tane araç vardı. 15 dakika önce ekip geldi, kapattı ama bir buçuk saat önce oldu. Sağ lastiklerin ikisi de patladı, motorda da ses değişikliği oldu’’ ifadelerini kullandı.

‘ÇEKİCİSİ OLAN, İMKANI OLAN GİTTİ’

Diğer bir sürücü Mesut Erdoğudu, "Bu saate olduğu için karanlıkta çukur fark edilmiyordu. Bizden önce birkaç araçta düşmüştü. Bizimle beraber 30 araç düştü bu çukura. Benim sol iki tekerleğim patladı, jantlarım yamuldu. Polis geldi tutanaklar tutuldu, ondan sonra o çukur kapatıldı. Bizden önceki arkadaşlar polisleri aramışlar. Polisler geldi, polisler geldikten sonra çukur kapatıldı. Toplamda 20-30 araç zarar gördü burada, 15 araç da ileride var. Çekicisi olan, imkanı olan gitti’’ şeklinde konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-------------

(Cep telefonu)

-Çukurdan geçen araçlar

-Diğer sürücülerin uyarılması

-Çekici ile araçların çekilmesi

(Aktüel)

-Zarar gören araçlar

-Lastik değişimi yapanlar

-Sürücü Hasan Çetinkaya ile röp.

-Sürücü Mesut Erdoğudu ile röp

========================

9- ESENYURT'TA PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL ALEV ALEV YANDI

İhsan DÖRTKARDEŞ-Veysel TİMDU/İSTANBUL, (DHA)- ESENYURT'ta park halindeki otomobilde yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler aracı sardı. Yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Yangın, gece saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi'ndeki bir sitenin önünde meydana geldi. Park halindeki bir otomobilde bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler aracı sardı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri geldi. Alevler itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatılan yangın da otomobil kullanılamaz hale geldi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

(Cep telefonu)

-Alevli görüntü

-Alev alev yanan otomobil

-Olay yerine gelen ekipler

=======================

10- SARIYER’DE SÜRÜCÜSÜNÜN VİTESİNİ KARIŞTIRDIĞI OTOMOBİL KAMELYANIN ÜZERİNE DÜŞTÜ

Doğan Can CESUR / İSTANBUL, (DHA)- SARIYER'de sürücüsünün viteslerini karıştırdığı otomobil kamelyanın üzerine düştü. Yaralanan kimsenin olmadığı kazada otomobil çekiciyle bulunduğu yerden çıkartıldı.

Olay, saat 11.30 sıralarında İstinye Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 34 BGA 31 plakalı otomobiline binen sürücü geri manevra yapmak istedi. Bunun üzerine vitesi geriye taktığına düşünerek gaza basıp önündeki kamelyanın üzerine düştü. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri geldi. Yaralanan kimsenin olmadığı kazada otomobil çekiciyle bulunduğu yerden çıkartıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------

(Aktüel)

-Olay yeri

-Düşen araç

-Vatandaşların izlemesi

-Kurtarma çalışmaları

-Genel ve Detaylar

===================

© Copyright 2026

DHA