Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 2

ABONE OL
DHA

1- SİS İÇİNDE KALAN FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ

Ali AKSOYER /İSTANBUL (DHA) İSTANBUL'da etkili olan sis nedeniyle bazı bölgelerde görüş mesafesi düştü, yüksek katlı binaların da görünürlüğü azaldı. Sis içinde kalan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü havadan görüntülendi.

İstanbul'un bazı ilçelerinde sabah saatlerinde sis etkili oldu. Sis nedeniyle görüş mesafesi düştü. Bazı yüksek katlı binalar sis içinde kaldı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevresindeki sis havadan görüntülendi.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevresinden görüntüler

===========================

2- SİS HAVA ULAŞIMINI OLUMSUZ ETKİLEDİ

İbrahim YILDIZ / İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL'DA sabah saatlerinde etkili olan sis Sabiha Gökçen Havalimanı'nda hava ulaşımını olumsuz etkiledi. Sis nedeniyle bazı uçaklar havada tur atarken, yakıt kritiğine giren uçaklar ise başka havalimanlarına yönlendirildi.

Sabah saatlerinde etkili olan sis hava ulaşımında aksamalara neden oldu. İstanbul'un Anadolu yakasında da etkili olan yoğun sis Sabiha Gökçen Havalimanı'nda görüş mesafesinin düşmesine neden oldu. Görüş mesafesinin düşmesinden dolayı havalimanına iniş için alçalan uçaklar havada tur atmak zorunda kaldı. Uçaklar bir süre havada tur atarken, bazı uçaklar yakıt kritiğine girdi. Yakıt kritiğine giren uçaklar ise başta İstanbul Havalimanı olmak üzere çevre havalimanlarına yönlendirildi. Saat 09.50 itibariyle görüş mesafesinin normale dönmesinin ardından Sabiha Gökçen Havalimanı'nda trafik normale döndü.

============================

3- ZEYTİNBURNU'NDA DENİZDE ÖLÜ BULUNAN ANNE VE KIZI SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Gülseren KARAPINAR-Mehmet ALA/İSTANBUL,(DHA)-ZEYTİNBURNU'nda denizde ölü bulunan Fatmanur Çelik (30) ile kızı Hifa İkra Şengüler (8) Ümraniye Hidayet Camii'nde düzenlenen törenin ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahili'nde 1 Mart'ta denizde hareketsiz halde bulunan Fatmanur Çelik (30) ile kızı Hifa İkra Şengüler'in (8) hayatını kaybettiği belirlenmişti. Anne ve kızın cenazeleri otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Buradaki işlemleri tamamlanan cenazeler yakınlarına teslim edildi. Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler, için Ümraniye Hidayet Camii'nde kılınan cenaze töreni düzenlendi. Törene Fatmanur Çelik'in yakınları ve sevenleri katıldı.

CENAZELERİ KADINLAR TAŞIDI

Öğlen namazının ardından cenaze namazı kılındı. Cenazeleri kadınlar taşıyarak cenaze aracına götürdü. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler'in cenazeleri Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. (DHA)

Görüntü Dökümü

------------------------

-Cenazeden genel ve detay görüntüler

-cenaze namazının kılınışı

-tabutun omuzlarda götürülmesi

-Genel ve detay görüntüler

=========================

4- SULTANGAZİ'DE YOL VERME TARTIŞMASINDA HAFİF TİCARİ ARAÇ OTOMOBİLE ÇARPTI; KAZA KAMERADA

Baran AKKAYA / İSTANBUL, (DHA)- SULTANGAZİ'de 5 kişi kiraladıkları araçla caddede ilerledikleri sırada hafif ticari araç sürücüsü ile tartıştı. Trafikte devam eden tartışma sırasında hafif ticari araç otomobile çarptı. Kaza anı güvenlik kameralarına yansıdı.

Kaza, dün saat 15.15 sıralarında Esentepe Mahallesi 2424. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, araç kiralama uygulamasından kiraladıkları otomobille ilerleyen bir grup ile hafif ticari araç sürücüsü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Sürücüler arasında yaşanan takip sırasında, hafif ticari araç otomobile çarptı.

KAZA KAMERADA

Kazada park halindeki diğer araçlar da hasar gördü. Kaza sonrasında 34 KBB 147 plakalı kiralık araçtaki 5 kişi olay yerinden kaçarken, kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, hafif ticari aracın otomobile ve park halindeki bir araca daha çarptığı görülüyor. Daha sonra hafif ticari araçtaki gençlerin kaçtığı ve otomobil sürücüsünün kovaladığı anlar yer aldı. Öte yandan tam kaza sırasında kaldırımda olan insanların da kazadan kıl payı kurtulduğu görülüyor.

Görüntü Dökümü

----------

(Güvenlik kamerası)

-Kaza anı

-Otomobildekilerin kaçması

(Cep telefonu)

-Kaza sonrası hasar gören araçlar

-Çekiciyle araçların kaldırılması

===========================

5- PENDİK'TE BÖREKÇİDEKİ TACİZ KAVGASI DAVASINDA DURUŞMA 8 TEMMUZ'A ERTELENDİ

Esra GÜNTEPE /İSTANBUL (DHA)- PENDİK'te bir börekçide çalışan İbrahim Demir'in mesaj attığı kadının eşi Uğur B. ile arasında çıkan kavgaya ilişkin davanın görülmesine devam edildi. Davanın beşinci duruşması Anadolu 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme duruşmayı 8 Temmuz'a erteledi.

Olay 4 Eylül 2025'te Ertuğrul Gazi Mahallesi'ndeki bir börekçide meydana geldi. İddiaya göre börekçide çalışan İbrahim Demir, sipariş götürdüğü Burçin B.'yi, telefonla mesaj atarak taciz etti. Burçin B.'nin eşi Uğur B.'ye durumu anlatması üzerine börekçiye giden Uğur B. ile çalışanlar arasında tartışma çıktı. Tartışma, İbrahim Demir'in kardeşi Ömer Demir'in de araya girmesiyle kavgaya dönüştü. Olayda Uğur B. ve İbrahim Demir yaralandı. Olay sonrasında hastanedeki tedavilerinin ardından gözaltına alınan şüphelilerden Ömer Demir ve İbrahim Demir tutuklandı. Davanın beşinci duruşması Kartal Anadolu Adliyesi'ndeki 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

'HERHANGİ BİR DELİL YOKTUR'

Duruşma taraf avukatlarının savunmasıyla başladı. Sanık Ömer Demir'in avukatı, "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz. Eksik hususlar giderilsin. Daha öncesinde karşı taraf kollukta şikayetinden vazgeçmiştir. Şikayete tabii suçlar bakımından düşme kararı verilmesini talep ederiz. İddianame yanlı ve hatalıdır. Mütalaada bu husus desteklendirilmemiştir. İbrahim'in silahla yaraladığına dair herhangi bir delil yoktur. Olayın buraya gelmesinin sebebi Uğur'dur. Hem Ömer hem İbrahim yönünden herhangi bir indirim talep edilmemiştir. Bu husus mütalaada eksikliktir. Müvekkillerin beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan indirimlerin uygulanmasını talep ederiz" şeklinde konuştu.

'KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİNİ TALEP EDERİZ'

Katılan Sanık Uğur B.'nin avukatı ise, "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz, eksik hususlar giderilsin. Sabit iz için alınan rapor hatalıdır. Adli Tıp 2'nin İhtisas Kurulunun müzekkeresindeki eksikliklerin giderilerek İbrahim Demir'in Adli Tıp'a sevkini talep ediyoruz. Uğur B. yönünden kastın olmaması sebebiyle beraat kararı verilmesini talep ederiz. Mahkeme aksi kanaatte ise alt sınırdan ceza takdirini ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını talep ederiz. Her iki sanığın eylemlerinin 'Kasten öldürmeye teşebbüs' olarak değerlendirilmesini talep ederiz. Bütün eylemler yönünden her iki sanığın da üst sınırdan indirim yapılmadan cezalandırılmasını talep ederiz" dedi.

DURUŞMA 8 TEMMUZ'A ERTELENDİ

Taraf avukatlarının savunmalarından sonra mahkeme, sanık Ömer Demir hakkındaki hakaret suçunun ön ödeme kapsamına girdiğini, hakıkındaki 13 bin 100 lira adli para cezasını 10 gün içinde ödemesine hükmetti. Mahkeme cezanın ödendiği taktirde Demir hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verileceğini belirtti. Duruşma 8 Temmuz'a ertelendi.Davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık İbrahim Demir tahliye edilmişti. 2 Aralık'ta görülen duruşmada ise, mahkeme ara kararını açıklayarak suçun vasıf ve mahiyeti, yasada öngörülen cezanın miktarı ve tutuklulukta geçen süreyi gözönünde bulundurarak tutuklu sanık Ömer Demir'in tahliyesine hükmetmişti. (DHA)

Görüntü Dökümü

----

ARŞİV

=========================

6- BEYLİKDÜZÜ'NDE FAZLA DOZ İLAÇ VERİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLEN EPİLEPSİ HASTASI UĞUR'UN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVADA SANIKLAR HAKİm karşısında

Ceyda YEŞİLOĞLU / İSTANBUL, (DHA)- BEYLİKDÜZÜ'NDE özel bir bakım evinde kalan epilepsi hastası otizmli Uğur Yıldırım'ın (22) ölümüne ilişkin davanın ilk duruşma Bakırköy 18 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Uğur Yıldırım'a fazla dozda ilaç verdiği öne sürülen ve hakkında müebbet hapis cezası istenen hemşire Sabahat Taş savunmasında, "İlaçlarında eksik yoktu ben fazladan vermedim. Başkasının da verdiğini düşünmüyorum" dedi. Duruşma 24 Haziran'a erteledi.

Olay, 22 Ekim 2024'de Beylikdüzü'ndeki özel bir bakım merkezinde meydana geldi. Hemşire Sebahat Taş'ın bakım merkezinde yaşayan hastası Uğur Yıldırım'a fazla doz ilaç verdiği öne sürüldü. Rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılan Yıldırım yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hastaneye getirilen Yıldırım'ın bileklerinde morluklar görülmesi üzerine polis ekiplerine haber verildi. Başlatılan soruşturma kapsamında, olay sırasında aynı katta, görevliler Yunus Emre Eşin, Mehmet Özkan Tıraş, Çilem Köçer, Ayfer Güler, Bahar Güzel, Yağmur Erkişi, Türcan Özsoy ve Sabahat Taş'ın bulunduğu tespit edildi. Kamera kayıtları incelemeye alındı. Kayıtlarda, Yunus Emre Eşin'in Uğur Yıldırım'ı odaya ittiği, Yıldırım'ın odadan çıkmak istemesine rağmen zorla tutulduğu, bu sırada bakım personeli Bahar Güler'in temizlik yaptığı görüldü. Olaydan kısa süre sonra Yıldırım'ın elinin kapı dışında yere düşmüş halde görüldüğü, ardından Aybüke Liman ve Yağmur Erkişi'nin ellerinde torbalarla odaya girdiği, Ayfer ve Bahar'ın ise katta temizlik yapmaya devam ettiği tespit edildi. Yıldırım'ın otopsi raporunda, ilaç fazlalığı nedeniyle öldüğü belirlendi. Raporda, normalde 100 ile 400 miligram olması gereken ilacın dozunun 11 bin 958 miligram olduğu tespit edildi. İlacın kurum hemşiresi olan Sabahat Taş tarafından verildiği ve olası kast ile öldürme suçunu oluşturduğu değerlendirildi. Tutuksuz yargılanan sanıklardan Sabahat Taş hakkında 'Beden ve ruh bakamından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme' suçundan müebbet hapis, Türcan Özsoy, Yağmur Erkişi, Ayfer İyikalaycı ve Bahar Güler hakkında 'Suçu bildirmeme' suçundan 1 yıl 6 ay, Yunus Emre ve Aybüke Liman, Mehmet Özkan hakkında 'Kasten yaralama' suçundan 2.5 yıldan 3 yıl 6 aya kadar ve Çilem Köçer'e 4.5 yıldan 7.5 yıla kadar hapis cezası istendi.

İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Olayla ilgili açılan davanın ilk duruşması Bakırköy 18 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz sanıklar, Aybüke Liman, Ayfer Güzel, Bahar Güler, Mehmet Özkan Tıraş, Türcan Özsoy, Yağmur Erkişi, Yunus Emre Eşin ile Müşteki anne Dilek Barut ve sanık ile taraf avukatları katıldı.

'UĞUR NEFES ALMAKTA ZORLANIYORDU'

Sabahat Taş savunmasında, "2024 Temmuz ayında olayın meydana geldiği kurumda hemşire olarak işe başladım. İşe başladığımda müteveffa Uğur Yıldırım diğer hastalarla beraber oradaydı. Hastaların sağlık personeli olarak yaralarına bakma, ilaç verme, kriz anlarını yönetmek gibi görevlerimiz bulunmaktadır. Ama sağlık personeli olarak kurumda tektim. Bu nedenle tüm hastalara aynı anda ya da layıkıyla yetişerek yardım etme imkanımız pek yoktur. Olay günü saat 08.00 da vardiyayı teslim aldım. Teslim aldıktan sonra Uğur'a kahvaltıdan sonra saatini hatırlayamadığım bir zamanda öğleden önce yemekhanede reçetesinde belirtilen günlük rutin ilaçlarını içirdim. Uğur'u aşağıya kendi katına indirdiler. Uğur'a bakmak için odasına gittim. Uğur'un odasında diğer sanıklardan Yağmur Erkişi çıkıyordu. Yağmur, Uğur'u annesiyle konuşturmaya çalıştığını, fakat Uğur'un kendisine ve telefona tekme attığını söylüyordu. Telefon görüşme işlemi Uğur'un odasında gerçekleşmişti ancak görüşememişlerdi. Aradan biraz zaman geçmiştiki Mehmet Özkan Tıraş beni telefon ile arayarak 'Uğur çok kötü aşağıya gelmen lazım' dedi. Ben de acil çantamı alarak Uğur'un olduğu kata gittim. Uğur yer yatağındaydı. Yer yatağında sırt üstü yattığını gördüm. Nefes almakta zorlandığını fark ettim" dedi.

'BEN UĞUR'A FAZLADAN İLAÇ VERMEDİM'

Taş savunmasının devamında, "Mehmet Özkan Tıraş'a ambulansı aramasını söyledim. Bu arada Uğur'un nabzını kontrol ettim. Ağız içi kontrolünün yapıp ağız içine baktım. Nabız kontrolünde elinden nabız kontrolünü yapamadım soğuktu. Boynundan yaptım. Nabzının düşük olduğunu gördüm. Oksijen tüpünü takmıştım. Oksijen tüpünü çıkardığımda nefes kontrolü yaptığımda kalbinin durduğunu ve nefes alamadığını fark ettim. Tekrar boynundan nabzına baktığımda 3'te 1 nabzının attığını gördüm kalp masajına başladım. Ambulans iki üç kere daha arandı. Ambulans 35-40 dakika sonra geldi. Ambulans gelene kadar da kalp masajına devam ettim. Ambulans ekibi gelince de Uğur'u gelen ambulans görevlilerine teslim ettim. Gelenlerden birisi kalp masajına devam etti. 1 ampul Adrenalini verdim. Açılan damar yolundan adrenalini verdiler. Uğur'a başkaca ilaç verilmedi. Sonra Uğur'u ambulans ile götürdüler. Hastaneye gidecektim gitmeden önce saat 19.10 ya da 19.30 sularında Mehmet Özkan Tıraş beni arayarak Uğur'un vefat ettiğini söyledi. Yine de durumunu merak ettiğimden ve yanında bulunmak istediğimden hastaneye gittim. Solyen 4 isimli ilacı Uğur'a günde 400 mg'dan 2 kez toplamda 800 mg veriliyordu. Mazhar Osman'a gittikten sonra ilaç yazıldı. Mazhar Osman'da verilip verilmediğini bilmiyorum. 1 buçuk aydır da günde iki kere tam hatırlamamakla birlikte sabah öğlen ya da sabah akşam ağızdan veriyorduk. Günde 800 mg veriyordum. İlaçlarında eksik yoktu ben fazladan vermedim başkasının da verdiğini düşünmüyorum" dedi. Diğer sanıklar da benzer ifadeler kullanarak suçsuz olduklarını belirterek beraatlarını talep etti.

'UĞUR'UN EL VE AYAKLARINDA MORLUK VARDI'

Müşteki anne Dilek Barut, "Oğlum otizm ve epilepsi hastasıdır. Daha önceden başka kurumlarda da tedavi gördü. Son olarak Mor Menekşe Bakım Merkezine vermiştik. Tedavisine orada devam edilmekteydi. Orada kalırken aynı zamanda Mazhar Osman Hastanesi'nde yatarak birlikte tedavi gördü. Çıkışta tekrar Mor Menekşe Bakım merkezine alındı. Olay tarihinde 1 Kasım 2024 tarihinde oğlum doktor Mazhar Osman Hastanesi'nden taburcu olup Mor Menekşe Bakım evine getirildiği gün kurum müdürü Aybüke Liman WhatsApp üzerinden bana 'Uğur'un el ve ayaklarında bağlanmaya bağlı kızarıklık ve morartı olduğunu, bunun bizimle bir bağlantısı yoktur' şeklinde mesaj gönderdi. Mesaj dışında bana herhangi bir görüntü göndermedi" dedi.

'BANA OĞLUMUN ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİLER'

Anne Barut "Aradan biraz zaman geçti ve ben oğlumu Beylikdüzü Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Darbeye bağlı olduğunu söyledi doktor. Kuruma geri getirip bıraktım. İlaçlarıyla birlikte oğlumu teslim ettim. Tedaviden sonra bu sanıkların kurumuna teslim edildi. Olay günü 13.32 de görüntülü olarak kurum görevlileri tarafından arandım. Oğlum Uğur'u da gördüm. Sakinleşmesi için birtakım şeyler söyledim. Oğlum sakinleşmedi yatağın üstündeydi. Yanında iki erkek görevli vardı. Uğur'u tutmaya çalışıyorlardı. Uğur telefona tekme attı görüntü ve görüşme kesildi. Sonrasında normal telefon ile arandım. Uğur'un sakinleşmediğini söylediler. Bana, tekrardan müdahale edip sakinleştireceklerini söylediler. İkinci kez görüntülü olarak aranmadım. İlk görüntülü aramadan sonra normal telefon görüşmesinde başkaca bir şey söylenmediği için oğlumun sakinleştiği düşüncesine kapıldım. Akşama kadar bana haber verilmedi. Kendilerine ben de ulaşamadım. 19.56 saatleri sırasında Fatma Özbahçeci adında bir kadın aradı. Ağlamaklı bir ses tonuyla bana oğlumun hastanede olduğunu kalbinin durduğunu kurtulamadığını söyledi. Hastaneye gittiğimde bana oğlumun ölümünün şüpheli olduğunu şikayetçi olup olmadığımı sordular. Ben de şikayetçi olduğumu söyledim ifademi verdim. Oğlumun ölümüne sebep olan sanıkların cezalandırılmasını talep ederim" dedi.

SAVCI TUTUKLANMLARINI İSTEDİ

Görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, sanıklar Çilem Koçer, Aybüke Liman, Sabahat Taş, Mehmet Özkan Tıraş ve Yunus Emre Eşin'in kötü muamele ve ihmali davranışları sonucu ölümün meydana geldiğinin sabit olduğunu belirtti. Adli Tıp raporuna göre, ölümüne neden olan ilaçların sağlık personeli Sabahat Taş tarafından verildiği ya da ihmali sonucu yaklaşık 30 kat fazla dozda alındığı kanaatine varıldığını kaydetti. Kurum müdürü Aybüke Liman'ın gerekli denetimi sağlamadığını ifade eden savcı, eylemin 'ihmali davranışla kasten öldürme' kapsamında değerlendirilebileceğini, atılı suçların katalog suçlardan olduğunu ve kuvvetli suç şüphesi bulunduğunu belirterek sanıkların tutuklanmasını talep etti.

DURUŞMA 24 HAZİRAN'A ERTELEDİ

Mahkeme heyeti, sanıklar Aybüke Liman, Çilem Köçer, Mehmet Özkan Tıraş, Sabahat Taş ve Yunus Emre Eşin hakkında verilen 'yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol' tedbirinin devamına karar vererek duruşmayı 24 Haziran tarihine erteledi.

==================================

7- BEYKOZ'DA MOTOSİKLET ELEKTRİK DİREĞİNE ÇARPTI: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ HAYATINI KAYBETTİ

Mert ORDU/İSTANBUL (DHA) - BEYKOZ'da motosikletin elektrik direğine çarpması sonucu meydana gelen kazada Pakistanlı Üniversite öğrencisi Muhammed S.R. (24) hayatını kaybetti. Kaza güvenlik kamerasına yansıdı.

Kaza, 12.00 sıralarında Gümüşsuyu Mahallesi Şehit Erkan Terletme Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Beykoz'da özel bir üniversitede öğrenim gören Pakistan uyruklu Muhammed S.R.(24), motosikletiyle yokuş aşağı indiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan motosiklet yol kenarındaki elektrik direğine çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan sürücü ağır yaralandı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Muhammed S.R.'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri kaza yerinde güvenlik önlemi alarak inceleme başlatırken, olay yeri inceleme ekipleri de çalışma yaptı. Muhammed S.R.'nin cenazesi, incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. Öte yandan kaza anı çevredeki binanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde motosikletin hızla elektrik direğine vurup kasksız sürücünün savrulduğu anlar yer aldı.

Görüntü Dökümü:

-------------------

(güvenlik kamerası)

- kaza anı

(Aktüel)

- olay yerinden görüntüler

- ekiplerin görüntüsü

- cenaze aracı görüntüsü

- genel ve detay görüntüler

=========================

8- BÜYÜKÇEKMECE'DE UYUŞTURUCU OPERASYONU; 5 GÖZALTI

Vehbi DEMİR İSTANBUL, (DHA)- BÜYÜKÇEKMECE'de belirlenen adreslere polis ekipleri tarafından uyuşturucu operasyonu düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli gözaltına alınırken 113 bin lira para ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.

Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, Kamiloba Mahallesi'nde uyuşturucu madde ticareti ve kullanımının önlenmesine yönelik çalışma yürüttü. Belirlenen adreslere ve şüphelilere yönelik 3 Mart'ta gerçekleştirilen operasyonda S.P, M.M, B.A, M.A. ve A.Ç. yakalandı. Şüphelilerin üzerinde, araçlarında ve ikametlerinde yapılan aramalarda 1 kilo 310 gram metamfetamin, 60 gram sentetik kannabinoid, 83 gram sıvı uyuşturucu madde, 6 uyuşturucu hap, ruhsatsız tabanca, 50 fişek, 2 hassas terazi ile uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 113 bin 525 lira ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden, A.Ç. ve M.M. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Diğer 3 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Yakalanan şüphelilerin çok sayıda suç kaydı olduğu belirlendi.

Görüntü Dökümü

------------------

- Araçların aranması

- Şüpheli sevk

- Genel ve detay görüntüler

© Copyright 2026

DHA