Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -3

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -3

ABONE OL
DHA

1- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: MİLLETİMİZİN YOL MAHRUMİYETİ ÇEKTİĞİ O KÖTÜ GÜNLERİ TARİHİN TOZLU RAFLARINDA BIRAKTIK

Tuğçe SEZER ODABAŞI- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, (DHA)- KARAYOLLARI Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77'ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise tam 30 bin 49 kilometreye çıkardık. Türkiye'nin direksiyonuna geçtiğimiz 2002'den bu yana ülkemize her kulvarda ipi göğüslettik. Milletimizin yol mahrumiyeti çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarında bıraktık. Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle, milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, 'Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır' diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık. Bize inanan, bize güvenen, istikbalini bizlere teslim eden milletimize bugün bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi.

Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni bugün Haliç Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımı ile gerçekleşti. Törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eski dönem Ulaştırma Bakanları, TBMM Komisyon Başkanları, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve protokol üyelerinin yanı sıra, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün teknik kadroları, projelerde görev alan mühendisler, yüklenici firma temsilcileri ve inşaat sektörünün paydaşları katıldı.

'YAPIMI TAMAMLANAN BÖLÜNMÜŞ YOLLARIMIZIN, 30 BİNİNCİ KİLOMETRESİNİ HİZMETE ALMAK ÜZERE BİR ARADAYIZ'

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün yapımı tamamlanan bölünmüş yollarımızın, 30 bininci kilometresini hizmete almak üzere bir aradayız. Eserlerimize bir yenisini eklemenin gururunu yaşıyoruz. Bugün yatırımlarımızla Türkiye'yi güçlendirmenin, 86 milyonun tamamına aşkla hizmet etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bugün bir yandan kalpleri birbirine sıkıca kenetlenen, diğer yandan şehirlerimizi bölünmüş yollarla birbirine bağlamanın sevincini yaşıyoruz. Öncelikle bu yolların yapımında fedakarca çalışan, serdiği asfaltı alın teriyle harmanlayan emekçi kardeşlerime şahsım ve milletim adına canı gönülden teşekkür ediyorum. Aynı şekilde mimar ve mühendislerimize, yol yapım projelerinde görev alan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sayın Bakanlarımızı ve Genel Müdürlerimizi, Ulaştırma Bakanlığımızın ve Karayolları Genel Müdürlüğümüzün her bir mensubunu geçmiş dönemde teşrik-i mesai yaptığımız Ulaştırma Bakanlarımızı, tam 30 bin 49 kilometre uzunluğa erişen bu bölünmüş yollar için tebrik ediyorum" diye konuştu.

'ZEKİ ERGEZEN'İ RAHMETLE YAD EDİYORUM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölünmüş yol projesini birlikte başlattığımız partimizin kurucularından, eski Bayındırlık ve İskan Bakanımız, Bitlis Milletvekilimiz merhum Zeki Ergezen'i de bu vesileyle bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Rabbim mekanını inşallah cennet eylesin. Son olarak gece gündüz demeden, yaz kış dinlemeden yollarımızın bakım, inşa ve onarım işlerinde çalışan; sabahın ayazında, akşamın karanlığında, güneşin alnında, yağmurun altında, karın soğuğunda, hülasa en zorlu şartlarda özveriyle görev yapan tüm karayolları çalışanlarımıza buradan şahsım ve milletim adına tebriklerimi iletiyor, ülkemize yaptıkları değerli hizmetler için kendilerine şükranlarımı ifade ediyorum. Bu kardeşlerimizin her biri yollarımızı 7 gün 24 saat açık, özellikle de kar kış demeden her yolu adeta gün gibi yapma gayreti içerisinde olan bu kardeşlerimize, vatandaşlarımızın güvenli ve konforlu bir şekilde seyahat etmeleri için var gücüyle çalıştılar. Ve biz 'Acaba nasıl gideceğiz' derken yollarımızın açıldığını gördük. Bunu sağlayan tüm Karayolları mensuplarımıza, Ulaştırma Bakanlığımızın mensuplarına, Rabbim hepsinden razı olsun, emeklerini inşallah bereketli kılsın diyorum" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE'NİN DİREKSİYONUNA GEÇTİĞİMİZ 2002'DEN BU YANA ÜLKEMİZE HER KULVARDA İPİ GÖĞÜSLETTİK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti olarak 23 yıldır halka hizmet, Hakk'a hizmettir şuuruyla çalışan, bu anlayışla hareket eden bir kadroyuz. Bizim için asıl olan Rabbimizin rızasını kazanmak ve geleceğini bize emanet eden milletimize hakkıyla hizmet edebilmektir. Milletin emanetini yere düşürmemek, bu aziz millete mahcup olmamak için 86 milyonun tamamını eserin ve hizmetin en iyisiyle buluşturmak için geceyi gündüze katıyor, adeta dişimizi tırnağımıza takıyoruz. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine her karışı şehit kanlarıyla sulanan bu vatana aşkla hizmet etmenin çabasındayız. Türkiye'nin direksiyonuna geçtiğimiz 2002'den bu yana ülkemize her kulvarda ipi göğüslettik. Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayine her alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık. Hep daha iyisini, daha güzelini, ilerisini hedefledik. Eski Türkiye'yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul ediyor. İktidarlarımızın başarı hikayesi yazdığı, Türkiye'ye çağ atlattığı, Türkiye'nin makus talihini değiştirdiği alanların en başında ulaştırma vardır" dedi.

'TEK GİDİŞLİ-GELİŞLİ YOLLARDA MİLLETİMİZİN ÖMRÜNDEN ÖMÜR GİDİYORDU'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kara, hava, deniz yolları ulaşımında bir yandan proje ve yatırımlarımızla altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu sayısını en yüksek seviyelere getirdik. Biliyorsunuz, 10 gün önce Ankara'da Esenboğa Havalimanı'mızın üçüncü pisti ile yeni kule ve tamamlayıcı tesislerin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanı'mız dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak kendi alanında küresel bir markaya dönüştü. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta destan yazdık. Bakın, şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum. Göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz ne kadardı? Sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 vilayetimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidişli-gelişli yollarda milletimizin ömründen ömür gidiyordu. Türkiye'ye yakışmayan, milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmaları başlattık ve 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77'ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise tam 30 bin 49 kilometreye çıkardık. İşte bugün de bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresinin kurdelesini sizlerle birlikte kesmenin heyecanı içindeyim" diye konuştu.

'TAKOZ' BENZETMESİ YAPINCA HEMEN BİRİLERİ ALINIYOR, BUNDAN RAHATSIZ OLUYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır bu ülkeye hizmet eden bir siyasetçi olarak içimi yakan bir hususu bugün sizlerle paylaşmak arzusundayım. Burayı özellikle genç arkadaşlarımın, ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimin çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman 'takoz' benzetmesi yapınca hemen birileri alınıyor, bundan rahatsız oluyor. Oysa biz takoz sıfatını birilerini kötülemek, birilerine hakaret etmek, birilerini rencide etmek, tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz. Tam tersine, sadece bir durum tespitinde bulunuyoruz. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştıkları için bunları ifade ediyoruz. Arkaik bir zihniyeti, ülkemiz muhalefetini mefluç eden çarpık bir anlayışı tarif etmek için bu benzetmeyi kullanıyoruz" ifadelerini kullandı.

'ÇIKTILAR KORO HALİNDE, 'BU YOLLAR ÇABUCAK BOZULUR' DEDİLER'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda takoz diye tanımladığımız bu zihniyetle hem de çok acı bir şekilde yüz yüze geldik. Yapılan her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımıza dikildi, bize demediğini bırakmadı. Çıktılar koro halinde, 'Bu yollar çabucak bozulur, milletin kaynağını israf ediyorsunuz' dediler. 'Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar' dediler. 'Petrol lobisine hizmet ediyorlar' dediler. 'Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter' dediler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki, 'Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar' diye köşe yazıları yazdılar. O günleri hatırlayanlar bilir, sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı. Meclis tutanaklarını açıp bakın, muhalefetin bölünmüş yol projesi için daha neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduklarını, hangi saçma sapan argümanlarla bu projeyi kötülediklerini sizler de göreceksiniz. Şunu bir defa tüm halkımızın bilmesini isterim. Eğer biz bunlara kulak assaydık, bugün burada olamazdık. Türkiye'ye hepimizin göğsünü kabartan şu manzarayı yaşatamazdık. Ama biz tek yapabildiği takoz koymak, karalamak, çamur atmak olan bu vizyonsuzlar korosuna aldırmadık" dedi.

'KELİMENİN TAM MANASIYLA BİR YOL DESTANI YAZDIK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece milletimizi dinledik, sadece milletimize hizmet etmeye odaklandık ve bölünmüş yol projemizi başlattık. Israrla devam ettirdiğimiz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık. Ne dedik, 'Yol medeniyettir' diyerek yeni yollar yaptık. Emniyetli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık. 'Yol ver dağlar, yol ver bana, yollar seni gide gide usandım' diye türküler yakan milletimizin yol mahrumiyeti çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarında bıraktık. Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle, milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, “Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır" diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık. Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları, vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık. 86 milyonla sırt sırta vererek, kelimenin tam manasıyla bir yol destanı yazdık. Milletimiz bize destek oldu, bizi en zor zamanlarımızda yalnız bırakmadı. Biz de milletimize şükran borcumuzu işte böyle ödedik ve ödüyoruz. Bize inanan, bize güvenen, istikbalini bizlere teslim eden milletimize bugün bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu aziz milletimizi mahcup etmeyen Cenab-ı Allah'a hamdediyoruz. Rabbim ömür verdikçe 'Durmak yok, yola devam' diyoruz" diye konuştu.

'ULAŞIMDA VAKİT VE YAKIT İSRAFINI ÖNLEDİK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakın, bütün bu yolları yaparak sadece ülkemizi kalkındırmakla kalmadık, aynı zamanda ulaşımda vakit ve yakıt israfını önledik, araç yıpranmalarını en aza indirdik, çevre kirliliğini azalttık, turizmden tarıma kadar hayatın her alanında ilave katma değer üretilmesini sağladık. Şehirler arası seyahat artık insanlarımız için eziyet olmaktan çıktı, adeta keyfe dönüştü. 'Bölünmüş yollar bizi bölecek' diyen tetikçilere en güzel cevabı insanlarımızı buluşturarak, hasret çeken gönülleri kucaklaştırarak biz verdik. Tüm bunlarla birlikte ülkemizin doğu-batı ve kuzey-güney yönlü ulaşım hatlarındaki merkezi rolünü daha da güçlendirdik. Otoyollar, yüksek hızlı trenlerle, havalimanlarıyla, Marmaray, Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Körfez Geçişi, 1915 Çanakkale Köprüsü ve daha nice devasa yatırımla Türkiye'yi bölgesinin en avantajlı ülkelerinden biri haline getirdik" ifadelerini kullandı.

'YOL KUSURUNDAN KAYNAKLANAN KAZA ORANINI NEREDEYSE SIFIRA İNDİRDİK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar elbette mühim kazanımlar. Fakat bizim için asıl önemlisi, vatandaşlarımızın canlarına mal olan, nice ocağın sönmesine sebep olan trafik kazalarının azaltılmasıdır. Yol kusurundan kaynaklanan kaza oranını neredeyse sıfıra indirdik. İşte bunun değeri, maliyeti, kazancı parayla ölçülemez. Önüne geçilen her kaza, kurtarılan her hayat bizim için dünyalara bedeldir. Milletimizin şöyle yüreğinden koparak ettiği 'Allah razı olsun' duası, her türlü makamın, rütbenin katbekat üstündedir. Gelecek nesillere yol kusurundan kaynaklı trafik kazalarının asgari düzeye indiği, güvenli bir Türkiye inşa etmenin sevinci içindeyiz" dedi.

'ALLAH'IN İZNİYLE BU TEKERLEK TÜMSEKTE KALMAYACAK, YOLDA KAMAYACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hizmet sevdalısı bir kadro olarak tabii ki bunları yeterli görmüyoruz. Daha önümüzde gidecek çok yolumuz var. Daha ülkemize kazandıracak çok eserimiz var. Daha gerçekleştirmeyi istediğimiz nice hayallerimiz ve hedeflerimiz var. İnşallah sabırla, sevdayla, samimiyetle çalışarak bu hedeflerimize de vasıl olacağız. 23 sene önce 6 bin 101 kilometre ile başladığımızda bizi hayal kurmakla itham edenler olmuştu. Sadece 8 yılda biz bu rakamı 15 bin kilometreye çıkardık. Bugün 30 bin kilometreyi aşmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler gelecek. Allah'ın izniyle bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kamayacak. Türkiye'yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark işte budur. Onlar iş yapmaktan, eser üretmekten acizler. Onlar millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan acizler. Onlar taş üstüne taş koymaktan acizler. Para kuleleri, ayakkabı kutuları, rüşvet çarkları dışında 'İşte bizim eserimiz' diyebilecekleri hiçbir icraatları yok" diye konuştu.

'KİMSE KUSURA BAKMASIN, CAZGIRLIK YAPARAK SUÇ BASTIRMAYA DA ÇALIŞMASIN'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte sizler de görüyorsunuz belediyeler üzerinden bir Deli Dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işi düşenin adeta iliğini kurutmuşlar. Yola, köprüye, kavşağa, metroya, otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşler. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar. Yargı mensuplarına, belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar, kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın, cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine, mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına, hakkın er veya geç yerini bulmasına engel olamazsınız. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı, inanıyoruz ki deliller ışığında en isabetli kararı verecektir" ifadelerini kullandı.

'ÇİĞ SÜT İÇMEDİYSENİZ BU KARIN AĞRISI NİYE'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her gün çok çirkin ifadelerle, son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hali niye? Hukuku çiğnemediyseniz adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz 'arınmak' sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin. Kimin ne yaptığını ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok çok iyi görüyor. Biz de bunların oyunlarını biliyor, giderek daha fazla paniğe kapılmalarının sebebini az çok tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savurmaya devam etsin, varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin, biz işte bugün burada olduğu gibi eserlerimizle konuşmayı sürdüreceğiz. Siyasetten nefretin, öfkenin, gerilimin diline asla teslim olmayacağız. İşimize bakacağız, 'Türkiye Yüzyılı' hedefimize ulaşmaya bakacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a konuşmalarının ardından, ulaştırma yatırımlarını simgeleyen özel bir hediye takdim edildi. Üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasının da bulunduğu ve Türkiye'nin bölünmüş yol ağını temsil eden 'bölünmüş yol maketi' Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu tarafından sunuldu. Ardından ulaşımda ulaşılan 30 bin kilometrelik bölünmüş yol mesafesini temsilen düzenlenen kurdele kesimi gerçekleşti.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması

=========

2- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ARAKÇİ'Yİ KABUL ETTİ

İSTANBUL, (DHA)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul'da bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de bulunan Arakçi'yi İstanbul'da kabul etti. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.

Görüntü Dökümü:

--------------

-Görüşmeden fotoğraflar

=========

3- BAKAN FİDAN: İLİŞKİLERİN YENİ BİR ANLAŞMA ZEMİNİNDE NORMALLEŞMESİ GEREKMEKTEDİR

Gülseren KARAPINAR-Ulaşcan ÖZER/İSTANBUL,(DHA)- İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ve İran'ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gelinen noktada ilişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir" dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise, "İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok, müzakere etmek istiyor; ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar ve yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan bir müzakere olarak ortaya koymalılar" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul'da bir otelde bir araya geldi. Yaklaşık 1.5 saat görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakanlar açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

'HADİSELERİN BÜYÜK ÖLÇÜDE YATIŞMIŞ OLMASI MEMNUNİYET VERİCİDİR'

Ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Kasım ayında ben Tahran'ı ziyaret etmiştim. Daha sonrasında hem ikili ilişkileri hem bölgesel gelişmelere ilişkin konular ortaya çıktıkça kendisiyle sürekli iletişim halindeyiz. İki günde bir muhakkak hemen hemen konuşmamız gerekebiliyor bölgede olan gelişmelerden dolayı. Değerli kardeşimle bugün çok önemli gelişmeleri ele aldık, birçok bölgesel konuyu, ikili konuyu etraflıca tartıştık. Bölgemizin istikrar ve güvenliği dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Bölgesel sorunlara bölgesel sahiplenme anlayışıyla çözümler üretmemiz gerektiğini biliyorsunuz, her zaman savunuyoruz. Gerek Ortadoğu'da, gerek Balkanlar'da, gerekse Güney Kafkasya'daki çalışmalarımızı da tamamıyla bu prensip üzerinden yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede komşumuz İran'ın huzuru ve refahı bizim için de, bölge için de büyük önem taşımakta. İran'da yaşanmakta olan gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına başsağlığı dileklerimizi yinelemek isterim, dostuma da yineledim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükunetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran'ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK/PJAK terör örgütünün sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK'ya karşı ortak mücadele sergilememiz gerektiğini bu vesileyle tekrar hatırlatmak istiyoruzö İfadelerini kullandı.

'SURİYE'DE, IRAK'TA, AFGANİSTAN'DA, GAZZE'DE YAŞANANLAR HAFIZAMIZDA TAZELİĞİNİ KORUMAKTA'

Bakan Fidan, "İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ve İran'ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gelinen noktada ilişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, İran'a yönelik bir askeri müdahale karşı olduğumuzu her fırsatta tüm muhataplarımıza aktardık. Cumhurbaşkanımız bu sabah da Pezeşkiyan ile telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz; sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız, bunun çok fazla işe yarayacağına da inanmıyoruz. Müzakereyi ve diplomasiyi savunuyoruz. Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Gazze'de yaşananlar hafızamızda tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur, istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi'ye bizzat aktardım. Türkiye'nin sorunların barışçıl yollarla çözümü için her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yineledim. Öte yandan İsrail'in ABD'yi İran'a askeri saldırı yapmaya ikna etmeye çalıştığını da görmekteyiz. İsrail'in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Buna fırsat vermeyeceğimizi ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidirö dedi.

'GAZZE'DEKİ TEMEL HEDEFLERİMİZ BELLİDİR'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, " Bugün Gazze'ye ilişkin son gelişmeleri de ele almaktayız. Bugün önümüzdeki acil mesele Gazze'deki kardeşlerimizin acılarının dindirilmesi ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamaktır. Gazze barış planının ikinci aşamasına geçilmiştir. Gazze'de ateşkesin sağlanmasına ülkemiz ciddi katkı sağlamıştır. Bundan sonraki süreçte de aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz. Barış kurumu mekanizmalarında yer almaktayız. Ben de Gazze'nin Yönetimi Ulusal Komitesini ve Yüksek Temsilci'nin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme Komitesi çalışmalarına katılacağım. Gazze'deki temel hedeflerimiz bellidir: Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze'nin sınırları değiştirilmemelidir. Gazze'de yeniden imar, Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve inisiyatif üstlenmekteyiz. Bugün gündem maddelerimiz arasında Suriye de yer aldı. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürüyoruz. Bilindiği gibi 24 Ocak'ta uzatılmış bulunan bir çatışmasızlık süreci yaşanmakta. Bugünden entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti. Bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye'nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor. Cezaevlerindeki tutukluların güvenli şekilde Irak'a transferinin tamamlanması büyük önem taşımakta. Diğer taraftan ortak komşumuz Irak'ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına yönelik süreci de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak'taki güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümetiyle bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığının sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil, bölgesel güvenlik ve refah için de yararlı olduğuna yürekten inanıyorum. Değerli dostum Arakçi'ye bugünkü ziyareti kapsamında yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Bugün toplantımızdan sonra Cumhurbaşkanımız da kendilerini kabul edecekler. Ben bir kez daha bu vesileyle İstanbul'a, ülkemize hoş geldiniz diyorumö ifadelerini kullandı.

'ÇÖZÜMSÜZLÜK DE SAVAŞ DA ÇÖZÜM DEĞİL'

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın dış politikamızla ilgili ortaya koyduğu en önemli ilkelerden biri de ki yıllardır bunu büyük bir tutarlılıkla ve azimle uygulamaya devam ediyoruz. Bölgesel bölgesel çatışmaların sönümlenmesi ve mümkünse yeni savaşların çıkmaması. Bunu biz Gazze'de, Suriye'de, Ukrayna Savaşı'nda, aynı şekilde Güney Kafkasya'da, bölgemizdeki bütün çatışmalarda ortaya koyduğumuz bir hareket tarzı. Çünkü çatışmalar devam ederse bu her türlü probleme zemin hazırlıyor; teröre zemin hazırlıyor, kitlesel göçlere zemin hazırlıyor, yoksulluğa zemin hazırlıyor ve ne zaman biteceği belli olmayan yoğun bir istikrarsızlık dönemi. Aynı mantıkla biz komşumuz, kardeşimiz olan İran'a yönelik böyle bir saldırıyı geçtiğimiz haziran ayında da tabii kabullenmedik. Bundan sonra olacak olan bir saldırıyı da bizim bu prensipler ışığında tabii ki benimsememiz mümkün değil. Diyalog yoluyla, çözüm yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz. Tabii ki iki taraf var; bunlardan biri İran, şu anda müzakereci kardeşimiz de yanımızda bulunuyor. Kendisiyle bu konuda çok yoğun görüş alışverişinde bulunduk. İran'ın hangi şartlar altında nasıl müzakere edebileceği, hangi noktalara ne kadar gidebileceği konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikrimiz var; yıllardır da takip ettiğimiz bir konu. Cumhurbaşkanımız, İran'la Amerika Birleşik Devletleri arasındaki temel anlaşmazlık sorunu olan özellikle nükleer dosya ve diğer birkaç konunun halli için yoğun bir mesai sarf etmekte. Biz de kardeşimizle bu konuda müzakere halindeyiz. Tabii ki dün Steve Witkof'la çok uzun bir görüşmem oldu kardeşimizle görüşmeden önce. Bölgedeki bazı arkadaşlarımızla görüşmelerim oldu ve bugün belli görüşleri paylaştık. Bundan sonra da Amerikalılarla görüşeceğiz. Çünkü biliyorsunuz, fikir oluşturmanın doğasında olan bir süreç; tartıştıkça, yeni perspektifleri içine aldıkça konu eviriliyor, evirildikçe yeni farkındalıklar, yeni idrakler ortaya çıkıyor. Bu size yeni somut adım atma imkanı sağlıyor. Bugün de birtakım yeni perspektifler üzerinde konuştuk kardeşimizle. Tabii ki kendisi bir sistemi, bir devleti temsil etmekte; tabi olduğu sınırlamalar ve talimatlar var. Onun ışığında kendisi görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Amerikan tarafında da hakeza aynı türden bir sistem var. Bütün bu sistemleri de göz önüne alarak bir ara yol inşallah buluruz. Bölgemiz ne gelmesi mümkün yıkıcı bir savaşın, ani bir savaşın sonuçlarını yaşar ne de İran'ın uzun yıllardır tutulduğu gibi yine böyle bir yalıtımla baş başa bırakılarak İran'ın da bölge tarafından benimsenmeyen birtakım politikalara başvurmasına sebep olur. Çözümsüzlük de savaş da çözüm değil. Olması gereken çözüm ve barış yoluyla buna var gücümüzle çalışıyoruz. Bölge ülkeleri de bu konuya destek veriyorlar. İnşallah bu konuda biraz mesafe kat ederiz diye düşünüyorumö dedi.

'İSRAİL YAYILMACILIĞINI DA GÖRMEK İSTEMİYORUZ'

Bakan Fidan, "Bölgesel yayılmacılık konusundaki görüşlerimizi biliyorsunuz. Biz kendi bölgemizde herkesin birbirinin sınırına saygı duyduğu, birbirinin hakkına, hukukuna, emniyetine, ulusal güvenliğine saygı duyduğu bir artık kalıcı sistemin hayata geçmesini istiyoruz. Ulus devletler çağında yaşıyoruz. Dünyanın başka yerinde tesis edilmiş olan bu sistemin bölgemizde olmasını istemiyoruz. Dolayısıyla en baştan kendimize söylüyoruz: Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ne Fars yayılmacılığını istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail'in bölgede, özellikle Filistin konusunda, Lübnan'da, İran'a yaptığı saldırı, Suriye'deki işgalleri, Katar'a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri, delilleri. Bunları artık bir an önce sonlandırıp bölgede diğer ülkelerin, Filistin Devleti dahil sınırlarına saygı duyduğu bir zemine çekilmesi lazım. Bölgede artık ülkeler güçsüz, çaresiz ülkeler değil. Her ülkenin kendi çapında gücü, mücadele zemini ve azmi var. Ülkeler bir araya geliyorlar. Artık dönem iş birliği dönemi. İsrail'in bölgesel yayılmacılık politikalarından vazgeçip bölgede artık bölge ülkeleriyle uyum içerisinde olan Filistin Devletini tanıyan bir durumda olması hem kendisi için iyidir hem de bölgenin huzuru için iyidirö ifadelerini kullandı.

'MÜZAKEREYE TEHDİTLE BAŞLANMAZ'

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "Siz de çok net bir şekilde dediniz; Amerika'nın tutumunda çok net bir şekilde çelişkiler mevcuttur, bariz bir şekilde görülmektedir. Ancak birkaç tane çok açık ve bariz bir şey var. Birincisi askeri seçenek ve tehditler. Askeri saldırı bir seçenek değildir. Askeri saldırıyı geçen Haziran ayında yaptılar, gerçekleştirdiler ve amaçlarına da ulaşmadılar, hiçbir amaçlarına ulaşmadılar. Bu nedenle bir kez daha tehdit etmeye başladılar; yine de müzakere etmek istiyoruz diyorlar. Yani eş zamanlı bir taraftan tehdit ederken bir taraftan da müzakere ediyorlar. Haziran ayında bir hezimete uğradılar. Yine bunu her arada bir tekrar tekrar dile getirirlerse veya bu tecrübeyi tekrar yaşamak isterlerse yine de aynı sonuçla karşılaşacaklar ve herhangi bir amaçlarına da ulaşmayacaklar. Müzakere konusunda Amerika hükümeti farklı aracılarla defalarca bizden müzakere talebinde bulunmuştur ve bu taleplerini de sürekli yeniliyorlar. Ancak İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok, müzakere etmek istiyor; ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar ve yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan bir müzakere olarak ortaya koymalılar. Kendisi de 'fair and equitable' demişti; adil ve insaflı bir müzakere. Eğer bu yaklaşımla müzakere etmek isterse İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman diplomasiyi bir kenara bırakmamıştır ve bırakmayacaktır da.

'AVRUPA BİRLİĞİ BÜYÜK HATA YAPMIŞTIR'

Bakan Arakçi, "Avrupa Birliği'nin Devrim Muhafızları'nı terör örgütü olarak ilan etmesiyle ilgili olarak ben sadece şunu diyebilirim: Avrupa'nın stratejik hataları var ve üzülüyorum bunun için aslında, sadece üzgünüm diyorum. Hem hesaplamalarında hem başka konularda çok stratejik hatalar yaptılar. Maalesef Avrupa Birliği düşüşe yönelik bir kurum, bir örgüt haline gelmiştir ve uluslararası arenada rolünü kaybetmiştir, oyuncu (oyunculuğunu) kaybetmiştir. Hatta bence artık kendi menfaatlerini bile net olarak göremiyor, algılayamıyor. Eğer Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ'la veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti ve onlar şu anda Avrupa sokaklarında DEAŞ'la ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyorlardı. Bunlar aslında şu anda onlar için yapılan şeyin kıymetini bilmiyorlar. Aslında Devrim Muhafızları dünyayı çok büyük bir terör örgütünden kurtardı. Avrupa Birliği büyük hata yapmıştır ve inanıyorum ki çok tez zamanda, yakın bir zamanda kendi hatasının farkına varacaktır. Bence aslında bu şekilde duygusal davranmak yerine akıllı ve mantıklı davranmaları daha doğru olacaktırö dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------

-Görüşmeden görüntüler

-Hakan Fidan'ın konuşması

-Abbas Arakçi'nin konuşması

=========

4- BAKAN KACIR: 30 MİLYAR LİRALIK BİR KEFALET HACMİ OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ

Tuçe GÖLCÜ ARMUTLU-Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL,(DHA)-KOSGEB Refinansman Kefalet Programı İmza Töreni'nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bugün KOBİ'lerimize finansal bir nefes, üretim azimlerine yeni bir ivme kazandıracak 'Refinansman Kefalet Programımızı' devreye alıyoruz. İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, bilgi hizmet faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri sektörlerinde yer alan KOBİ'lerimizin nakit akışını rahatlatıyoruz. Program kapsamında; KOBİ'lerimize 10 milyon lira kefalet üst limiti, 48 aya kadar vade ve yıllık yüzde 36 maliyet ile mevcut kredilerin refinansmanı imkanı sunuyoruz. Programla, bu yıl 30 milyar liralık bir kefalet hacmi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB Refinansman Kefalet Programı İmza Töreni'ne katıldı. İstanbul Finans Merkezi Yönetim Ofisi'nde gerçekleştirilen törende konuşan Bakan Kacır, "Ülkemiz büyümesinin ve kalkınmasının lokomotifi KOBİ'lerimizin hamisi KOSGEB ile bankaların iş birliğinde hayata geçirdiğimiz yeni destek mekanizmasının işletmelerimize, ülkemize ve milletimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum" dedi.

'MİLLİ GELİRİMİZİ 1 TRİLYON 538 MİLYAR DOLARA TAŞIDIK'

Bakan Kacır, "Küresel ticarette belirsizliklerin yükseldiği, korumacılığın arttığı bir dönemi müşahede ediyoruz. Tüm dünyada kırılganlıklar derinleşirken, etrafı adeta ateş çemberiyle sarılı zor bir coğrafyada yer alan Türkiye, istikrar ve güven adresi olarak fırtınalara göğüs geriyor. Geçtiğimiz yılın 3. çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimiz, kesintisiz büyümesini 21 çeyrektir sürdürüyor. Milli gelirimizi 1 trilyon 538 milyar dolara taşıdık. 2002'de 36 milyar dolar düzeyinde olan yıllık ihracatımız, imalat sanayimizin öncülüğünde 273,4 milyar dolara çıktı. Türkiye bugün, Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Elbette tüm bu başarıları; her bir sektörümüzün önünü açan, potansiyelini harekete geçiren ve gücüne güç katan hamlelerimiz ile başardık. İstihdamın yüzde 69'unu sağlayan, Ar-Ge harcamalarımızın yüzde 29'unu üstlenen, ihracatımızın yüzde 30'dan fazlasını gerçekleştiren KOBİ'lerimiz; bu büyük yürüyüşün omurgasıdır. Türkiye Yüzyılı'nda hedefimiz; yüksek katma değerli üretimi artıran, dijital ve yeşil dönüşümü hızlandıran, markalaşma ve ihracatta ölçek büyüten bir KOBİ ekosistemini çok daha güçlü bir zemine taşıyabilmektir" diye konuştu.

'GEÇTİĞİMİZ YIL 54 BİN İŞLETMEMİZE 34,8 MİLYAR LİRA DESTEKTE BULUNDUK'

Bakan Kacır, "Bakınız bu anlayışla son 23 yılda KOSGEB'i KOBİ'lerimizin en büyük yol arkadaşı ve stratejik çözüm ortağı haline getirdik. Şu tabloya dikkatinizi çekmek isterim: 2002 yılına kadar sadece 4 bin işletmeye, bugünkü rakamlarla yaklaşık 2,1 milyar lira destek verebilen, imkanları son derece kısıtlı bir KOSGEB vardı. Son 23 yılda kaynaklarımızı müteşebbisimiz için seferber ederek bu tabloyu baştanbaşa değiştirdik. Bu dönemde 1 milyon 412 bin işletmemizin elinden tuttuk; onları üretimde, ihracatta ve inovasyonda yalnız bırakmayarak toplam 286 milyar liralık bir kaynağı KOBİ'lerimize kazandırdık. Sadece geçtiğimiz yıl 54 bin işletmemize 34,8 milyar lira destekte bulunduk. Bu tablo Türkiye'nin girişimci ruhuna duyduğumuz güvenin, sanayicimizin azmine verdiğimiz kıymetin en somut göstergesidir. Son dönemde de KOSGEB'i; sahaya inen, işletmemizin ihtiyacını yerinde tespit eden, yol gösteren, ufuk çizen, dijitalden yeşile her alanda rehberlik eden ve Türkiye Yüzyılı'nın küresel markalarını inşa eden stratejik bir çözüm ortağı haline getirdik. KOBİ'lerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı, daha esnek ve yerinde cevap verebilmek için KOSGEB'in 40 farklı destek programını; girişimcilik, ölçek büyütme, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet olmak üzere 4 ana başlıkta yeniden yapılandırdık. Yeşil Sanayi Destek Programı kapsamında; bin 951 KOBİ'mizin 7,4 milyar lira tutarındaki sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji ve kaynak verimliliği odaklı projelerini destekledik" dedi.

'38 İŞLETMEMİZİN 1,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM PROJESİNE DESTEK VERDİK'

Bakan Kacır, "Dijital Dönüşüm Destek Programı ile de 166 işletmemizin 1,9 milyar liralık yatırım projesine destek vererek üretimde verimliliği artırmak, teknolojiyi KOBİ'lerimizin gündelik işleyişinin bir parçası haline getirmek için önemli bir adım attık. KOBİ'lerimizin nabzını tutmak, taleplerini doğru okumak üzere; KOSGEB'teki çalışma arkadaşlarımız son iki yılda 320 bin işletme ziyareti gerçekleştirdi. Ülkemizin sadece bugününü değil, yarınlarını da hesap ederek kurguladığımız yeni programları geçtiğimiz yıl devreye aldık. Bu programlar arasında yer alan Kapasite Geliştirme Destek Programı ile KOBİ'lerimizin verimliliğini ve dayanıklılığını artıran, üretimini büyüten, pazarını genişleten ve kurumsal kapasitesini güçlendiren ölçek büyütme yatırımlarını destekliyoruz. Bugüne kadar 2 bin 440 işletmemizin 38,6 milyar liralık yatırım projesine finansman sağladık. KOBİ'lerimizin küresel pazarlarda daha rekabetçi bir konuma yükselmesi, markalaşması ve ihracatta sürdürülebilir başarı yakalaması için devreye aldığımız Küresel Rekabetçilik Destek Programıyla da 38 işletmemizin 1,5 milyar liralık yatırım projesine hızlandırdık. Ülkemiz sanayisinin yapısal dönüşümünü gerçekleştirirken, elbette tüm sektörlerimizin dertlerine derman olmak bizim boynumuzun borcudur. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ'lerimizi desteklemek üzere İstihdamı Koruma Programı'nı hayata geçirdik" diye konuştu.

'KOBİ'LERİMİZİN NAKİT AKIŞINI RAHATLATIYORUZ'

Bakan Kacır, "İstihdamı koruyan KOBİ'lere geçtiğimiz yıl çalışan başına aylık 2 bin 500 TL destek sağladık. Böylelikle 15 bin 520 KOBİ'mizde 441 bin istihdamı koruduk. 21 bin ilave istihdam oluşturduk. Bu yıl destek tutarını 3 bin 500 liraya çıkardık ve programımıza büyük ölçekli firmaları da dahil ettik. Böylelikle 1 milyon 100 bin istihdamı korumayı hedefliyoruz. Türkiye Yüzyılı yolculuğunda hiçbir sektörümüzü geride bırakmadan; üretimin, istihdamın ve ihracatın her halkasını birlikte güçlendiren, bütüncül bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün KOBİ'lerimize finansal bir nefes, üretim azimlerine yeni bir ivme kazandıracak 'Refinansman Kefalet Programımızı' devreye alıyoruz. İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, bilgi hizmet faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri sektörlerinde yer alan KOBİ'lerimizin nakit akışını rahatlatıyoruz. İstihdam, üretim ve ihracatı sürdürülebilir ve sürekli kılıyoruz. Program kapsamında; KOBİ'lerimize 10 milyon lira kefalet üst limiti, 48 aya kadar vade ve yıllık yüzde 36 maliyet ile mevcut kredilerin refinansmanı imkanı sunuyoruz. Burada, sanayicimiz ve KOBİ'lerimiz için bir hususun altını özellikle çizmek isterim; oluşturduğumuz finansal destek mekanizması, bir 'borç yapılandırması' değil, işletmelerimizin finansal kabiliyetini artıran bir 'refinansman' işlemidir" dedi.

'FİNANSMAN GÜCÜNÜ DOĞRUDAN KOBİ'LERİMİZİN EMRİNE SUNUYORUZ'

Bakan Kacır, "Dolayısıyla, bu imkandan yararlanan hiçbir işletmemizin kredi reytingi ya da risk notu asla olumsuz etkilenmeyecek; finansal itibarları en güçlü şekilde korunacaktır. Ayrıca, değişen piyasa koşullarını da hesaba katarak, işletmelerimize kullandıkları bu finansmanı en az bir kere yeniden yapılandırma esnekliği tanıyoruz. Programla, bu yıl 30 milyar liralık bir kefalet hacmi oluşturmayı hedefliyoruz. Bugün imzalayacağımız protokol doğrultusunda; 3'ü kamu, 6'sı özel olmak üzere toplam 9 bankamızla el ele veriyor, bu finansman gücünü doğrudan KOBİ'lerimizin emrine sunuyoruz. Bankalarımız, oluşturduğumuz bu destek mekanizmasını işletmelerimizle buluşturacak en etkin enstrümanları devreye alacaklar" dedi.

'MERKEZ BANKASI REZERVLERİMİZ TARİHİ SEVİYEYE ULAŞTI'

"Buradan tüm KOBİ'lerimize sesleniyorum: Biz her daim sizin yanınızda olmaya, yolunuzdaki taşları temizlemeye ve Türkiye'nin üretim gücünü sizlerle birlikte zirveye taşımaya kararlıyız" diyen Bakan Kacır, "Siz yeter ki üretmeye, istihdam sağlamaya devam edin. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; işini büyütmek isteyene yeni kapılar açmaya, üretimini sürdürmek isteyenin yükünü hafifletmeye, istihdamını artırmak isteyenin yanında olmaya tüm imkanlarımızla devam edeceğiz. Bakınız ekonomide tesis ettiğimiz istikrar ve güven ortamı ve dezenflasyon politikalarımız meyvelerini veriyor. Enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre büyük oranda gerileme gösterdi. Merkez Bankası rezervlerimiz tarihi seviyeye ulaştı. Güçlenen makro finansal istikrar; risk primimizin azalmasını, ekonomimizin şoklara karşı dirençli ve daha dayanıklı hale gelmesini mümkün kılıyor. Küresel ekonomilerin ve ticaretin sert rüzgarlarla sınandığı bu dönemde, Türkiye; istikrarıyla ayrışıyor, yatırım ve üretimde yeni fırsat pencerelerini birer birer açıyor. Ülkemizi küresel değer zincirlerinde daha yukarılara taşıyacak yeni iş birlikleri ve ticaret koridorları tesis ediyoruz. Türkiye'de istihdamı, üretimi, katma değeri büyüten bir kalkınma modelini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte adım adım hayata geçiriyoruz. Bu doğrultuda; sanayimizin gelecek 30 yılının yol haritası niteliğindeki Sanayi Alanları Master Planı'nı ince eleyip sık dokuyarak hazırladık" ifadelerini kullandı.

'PLANLI SANAYİ ALANLARIMIZIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ 160 BİN HEKTARDAN 350 BİN HEKTARA YÜKSELTECEĞİZ'

Bakan Kacır, "Programımız ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 160 bin hektardan 350 bin hektara yükselteceğiz. Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız. Master Planın ilk faz çalışmaları kapsamında, Samsun-Mersin hattında 13 ilde 16 yeni yatırım alanı belirledik. Mevcut OSB'lerimizin ortalama 11 katı büyüklüğe ulaşan bu alanlarda mega endüstriyel bölgeler inşa edeceğiz. Altyapısı tamamlanmış, sosyal donatılarla zenginleştirilmiş, akıllı ve yeşil üretim üslerini yatırımcımızın hizmetine sunacağız. Bu bölgeleri demiryolu, liman ve otoyol bağlantılarıyla üreticimize lojistik maliyet avantajı sunan, stratejik merkezler haline getireceğiz. Tüm bu bütüncül hamleler ile KOBİ'lerimize yeni işbirlikleri ve fırsatlar için güçlü bir zemin sunuyoruz. Ülkemiz kalkınmasının ve büyümesinin sacayağı KOBİ'lerimizi güçlendirecek her adımı kararlılıkla atamaya devam edeceğiz. Sözlerime son verirken, KOBİ'lerimizin gücüne güç katacak yeni destek programımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

---------

-Genel detaylar

-Bakan Kacır kürsü konuşması

-İmza töreninden detaylar

========

5- 'AZİZ İHSAN AKTAŞ' DAVASINDA DURUŞMA 3 ŞUBAT'A ERTELENDİ

Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA)- BELEDİYE başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davasının duruşmasının dördüncü günü başladı. Saat 11.00 sıralarında başlayan duruşmada tutuklu sanıkların savunmalarına devam edildi. Duruşmaya 3 Şubat Salı günü saat 10.00'da devam edilmek üzere ara verildi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5'i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasının dördüncü günü başladı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.

'BEN TEK BİR BELGE DAHİ İMZALAMADIM'

Tutuklu sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, "Bizim ihalede fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılanmamız nedeniyle şöyle düşünüyorum; ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İddianamede ne deniyor? Destek Hizmetleri Müdürlüğü, piyasa araştırması yapmak için firmalardan teklif almış. Bu firmalardaki imzalardan biri, isim A'ya ait görünüyor ancak imzanın A kişisine ait olmadığı belirtiliyor. Bu teklif Destek Hizmetleri'ne gönderilmiş. Bu imza o kişiye ait olmadığı gerekçesiyle, silsile yoluyla ihalede dolaylı ya da dolaysız rol alan herkes özel belgede sahtecilikle suçlanmış. Ben hayatım boyunca onurumla çalıştım. Eğer bir silsile kurulacaksa; Destek Hizmetleri Müdürü firmalardan teklif aldı diye sahtekarlık yapmışsa, Temizlik İşleri Müdürü Destek Hizmetleri'ne yazı gönderdi diye sahtekarlık yapmışsa, ben sahtekarlık yaptıysam, ben de Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan olur aldıysam, o zaman onların da yargılanması gerekir. Eğer silsile buysa, bu şekilde olması gerekir. İddia makamı insanları araştırdığını söylüyor. Ben de aynısını istiyorum. Benim imzam alınsın, yetkili laboratuvara gönderilsin. Eğer imza bana aitse, bana en az üç ceza verebilirsiniz" dedi.

'İDDİANAMEDE HAKKIMDA TEK BİR MADDE DAHİ YER ALMAMIŞTIR'

Esenyurt Belediyesi İhale Komisyonunda mali üye olarak görevli tutuklu sanık Mert Çelik, "İhaleye ilişkin hiçbir evrakın hazırlık aşamasında dahi yer almam söz konusu değildir. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu dönemde katıldığım ilk ihale olmuştur. İhale komisyonunun belirlenme süreci, Mali Hizmetler Birimi'nde çalışan personelin isimlerinin alfabetik sıralamasına göre yapılmaktadır. İlgili ihale tarihinde sıranın 'M' harfine denk gelmesi nedeniyle komisyonda zorunlu mali üye olarak yer aldım. İlgili tarih ve saatlerde görevde olmamam sebebiyle yerime yedek üye sıfatıyla Mesut Çakmak katılmıştır. Alfabetik sıralama yapıldıktan sonra belirlenen yedek komisyon üyesinin isminin de benim ismimden sonra gelmesi, komisyon üye sıralamasının bu şekilde yapıldığının açık kanıtıdır. Eğer benim yerimde bugün Ahmet ya da Ali olsaydı, yine aynı alfabetik sıralama gereği komisyonda ve ihale sürecinde hiç yer almamış olacaktım. Soruşturma sürecinde üzerime atılan suçlamalara ilişkin herhangi bir kanıt bulunamadığı için iddianamede hakkımda tek bir madde dahi yer almamıştır. Hakkımda yöneltilen suçlamayı işlemediğim, yani rüşvet almadığım tespit edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" şeklinde konuştu.

'BİLİRKİŞİ RAPORUNDA DA HERHANGİ BİR FESAT İDDİASI İLERİ SÜRÜLMEMİŞTİR'

Tutuklu sanık İSFALT Eski Genel Müdürü Burak Sırali, "Göreve başladığımda şirketin yaklaşık 250 milyon lira seviyesinde icra aşamasına gelmiş vergi ve SGK borcu bulunmaktaydı. Hatta çarşamba günü göreve başladım, perşembe gününün tatil olması nedeniyle işlem yapılamadı. Cuma günü ise şirkete icra tebliği geldi. İşlerden elde edilen gelir arttıkça asfalt üretimini kendi tesislerimizde karşılayabilir hale geldik. Ancak asfalt serim ekipmanımız bulunmadığından, işleri alt taşeronlara ihale etmek durumunda kaldık. İddianamede suçlama konusu yapılan ihaleler de bu kapsamda; önce İSKİ'den, daha sonra İBB'den kazanılan İSKİ ihalesinin asfalt serim işlerine ilişkin alt taşeron ihaleleridir. Bu ihalelerin süreçleri, benden önceki dönemde nasıl yürütülüyorsa aynı şekilde yürütülmüştür. İhaleye yetkili kişiler zaman içinde değişmiş olabilir ancak genel yaklaşım, yöntem ve işleyiş aynıdır. Söz konusu dört ihale açık ihale usulüyle yapılmıştır. Hem iç denetimden hem de dış denetimden geçen bu ihalelerde, özellikle suçlandığım ihaleler bakımından, herhangi bir ihaleye fesat karıştırma unsuruna ya da kamu zararına ilişkin bir tespit bulunmamıştır. Görev yaptığım dönemde ve sonrasında, iddianame hazırlanıp tutuklanmama kadar geçen süreçte yapılan denetimlerde de bu yönde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Her ne kadar iddianamede dört ayrı eylemden dolayı suçlandığım belirtilse de, esasen hakkımda ileri sürülen iddiaların önemli bir kısmı aynı konu etrafında toplanmaktadır. Bu ihalelere ilişkin olarak bilirkişi raporunda tespit edilen iki husus da mevzuata uygun olup, ihalelerin sıhhatini etkilemeyen niteliktedir. Raporda belirtilen bu iki husus, ihaleye fesat karıştırıldığına dair bir delil veya emare oluşturmamaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda da bu bulgular üzerinden herhangi bir fesat iddiası ileri sürülmemiştir. İkinci husus ise, ihaleye ilişkin fiyat dışı unsur düzenlenmesine dair gerekçeli bir açıklama belgesinin bulunmamasıdır. Dolayısıyla bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, ihaleye fesat karıştırma iddiası aslında tek bir eyleme dayandırılmaktadır. Bu da, benim göndermediğim ve gönderilmesine izin vermediğim halde, yaklaşık maliyet bilgilerine ilişkin tek bir bilginin Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıldığı iddiasıdır. Paylaşılan mesaja ilişkin kayıt İsmail Güven'e aittir. Ayrıca dosyada, İsmail Güven'in Aziz İhsan Aktaş'a gönderdiği el yazısı fotoğrafının görüntüsü bulunmaktadır. Avukatım aracılığıyla bu el yazıları adli belge ve uzmanına inceletilmiş, notların benim el yazımdan çıkmadığı bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, yaklaşık maliyet bilgisinin paylaşılması iddiasına ilişkin olarak bu suçu benim işlemediğime dair açık ve somut deliller bulunmaktadır" dedi.

Bazı tutuklu sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya 3 Şubat Salı günü saat 10.00'da devam edilmek üzere ara verdi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

ARŞİV

=========

6- KONYASPOR U-19 FUTBOL TAKIMINI TAŞIYAN OTOBÜS KAZA YAPTI; 7 YARALI

İsa ALMAÇAYIR / İSTANBUL,(DHA)-Konyaspor U-19 futbol takımını taşıyan otobüs, Pendik TEM Otoyolu'nda kamyona arkadan çarptı. Kazada kamyan şoförü ve takım otobüsünün şoförüyle birlikte 5 futbolcu yaralandı.

Kaza, saat 15.09 sıralarında Pendik TEM Otoyolu Kurna Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Konyaspor U-19 futbol takımını taşıyan kulüp otobüsü, Samandıra mevkii Kuzey Marmara Otoyolu Kavşağı'nda kamyona arkadan çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri otobüste sıkışan otobüs şoförünü kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Kamyon şoförü, otobüs şoförü ve 5 futbolcu kazada yaralandı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle TEM Otoyolu'nun 2 şeridi trafiğe kapatıldı. Futbolcular, olay yerine getirilen başka bir otobüsle kalacakları otele götürüldü. Kazayla ilgili inceleme başlatılırken otobüsün vinçle kaldırılmasının ardından trafik normale döndü.

VALİLİKTEN AÇIKLAMA

Kazaya ilişkin İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada, "30.01.2026 Cuma günü saat 14.55 sıralarında Konyaspor U19 Takım Otobüsü seyir halindeyken, İstanbul İli Pendik Kurna Anadolu Otoyolu Kuzey Marmara Sapağı bölgesinde kamyona arkadan çarpmıştır. Kaza sonucu 1'i otobüs şoförü, 1'i kamyon şoförü ve 5 futbolcu olmak üzere toplam 7 kişi yaralanmıştır. Olayın ardından olay yerine sağlık, itfaiye ve emniyet ekipleri sevk edilmiş ve yaralılar çevre hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Yaralıların hayati tehlikeleri bulunmamaktadır." ifadelerine yer verildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

Olay yerinden görüntüler

Sıkışan otobüs şoförünün kurtarılması

Futbolculardan görüntü

Trafikten görüntü

Genel ve detay görüntüler

==========

7- DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: ANLAŞMA İMZALANIRKEN TARAF OLAMIYORUZ AMA SONUÇLARINDAN BİZZAT ETKİLENİYORUZ

Canan İLARSLAN- Hadican EROL/ İSTANBUL, (DHA)-TÜRKİYE-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması programında konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, "Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız. AB'nin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor. Bu ciddi bir şekilde bizim üzerinde düşünmemiz gereken konulardan. Bizim en önemli fonksiyonlarımızdan birisi, siyasetçilerin siyaseten söylemek istemedikleri ya da zorlandıkları alanlarda iş dünyası olarak daha aktif olmaya çalışmak. Birçok AB ülkesi anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir. Ama zannederim veya biz öyle anlıyoruz, bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız. Biz Avrupa'nın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, 2-3 ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere devam edeceğiz"dedi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa Birliği (AB) liderlerine "Türkiye'nin AB üyeliğinin önünün açılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi" çağrılarının yer aldığı mektup gönderdi. DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının taleplerinin bulunduğu mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi. Yarın Financial Times'ta da yayımlanacak mektuba ve sürece ilişkin İstanbul'da "Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıya DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ali Kibar katıldı.

'ÖNGÖRÜLEMEZLİĞİN OLDUĞU BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ'

DEİK Başkanı Nail Olpak, "Avrupa'yla aramızda bir entegrasyon süreci var. Siyasi sebepleriyle bloke olmuş, herkesin birbirini 'Sen onu yerine getirmiyorsun' diyerek geriye bıraktığı bir süreç var ama kabul etmeliyiz ki yakın bir ilişki içerisinde de olduğumuzu görmek lazım. Dolayısıyla bugünkü toplantının gündemi sadece bir Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusu değil. Önemli mi Gümrük Birliği'nin güncellenmesi? Elbette önemli. Vazgeçtik, önemsizdir, böyle bir şeyden bahsetmiyoruz. Bir de Gümrük Birliği hadisenin sadece ticari rakamlardan ibaret olmadığını da anlamamız lazım. Maalesef iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir süreci yaşıyoruz. Nedir hiç hoşlanmadığı süreç diye bahsettiğimiz? Belirsizlik, öngörülemezlik. Öngörülemezliğin olduğu bir süreç yaşıyoruz ve ne kadar devam edeceğini de öngöremiyoruz. Faizin yüksek olması bizi rahatsız eder, enflasyonun yüksek olması, iş gücü, bunların hepsi rahatsız eder mutlaka ama en çok rahatsız eden konu da öngörülemezliktir. Şimdi bu sürecin içerisinde bakıldığında Avrupa özelinde ne yaşıyoruz? Gümrük Birliği'nden geldik, sıkıntıları konuşuyoruz. Güncellemeyi, dijitalleşmenin bugün geldiği noktada kamu alımlarından tarıma kadar bir süreçlerin içerisinde bir güncelleme ihtiyacımız var. Ama devamında da başka konular gündeme geldi. Karbon düzenlemesi. Baktığınızda yeni bir duvar. Çelikle ilgili kotalarda resmen bir şey ifade edilmedi ama ciddi şekilde azaltma süreçleri gündemde. Demek ki bunların bütününü biz değerlendirmek durumundayız. Made in Europe var, en güncel konularımızdan birisi. Avrupalı dostlarımızla görüştüğümüzde aslında Asya-Pasifik'e yönelik diyorlar. Ülke ismi söylemeyelim, Çin demiyorlar da Asya-Pasifik veya söyleniyor. Ama içerisine bakıldığında endişe ettiğimiz şekilde gerçekleşmez, Türkiye'nin o çemberin dışında kalıp yeni bir duvarın önümüze çıkması gibi bir risk var" dedi.

'BİZ AVRUPA'NIN FARKLI NOKTALARINDA O KAPILARI AŞINDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

DEİK Başkanı Nail Olpak, "Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız. Bununla AB'nin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor. Bu ciddi bir şekilde bizim üzerinde düşünmemiz gereken konulardan. Bu evrilmenin içerisinde zannederim bizim en önemli fonksiyonlarımızdan birisi, siyasetçilerin siyaseten söylemek istemedikleri ya da zorlandıkları alanlarda iş dünyası olarak daha aktif olmaya çalışmak. Birçok AB ülkesi anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir. Ama zannederim veya biz öyle anlıyoruz, bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız. Biz Avrupa'nın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, 2-3 ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere devam edeceğiz. Onlar adına bir şeylerin söylenmesini de kolaylaştırmaya gayret etmeliyiz. Çünkü gelinen noktada da AB'nin ve Avrupa'nın bize ihtiyaç kısmını Mehmet Ali Bey orayı söyledi, tekrarlamayacağım ama kendi içimizde gerçekten ihtiyacımız var. Niye var? Şimdi Amerika'nın havalarda uçuşan gümrük vergileri sürecinden aslında biz de nasibimizi aldık. Bizi AB ile aynı kefeye koyarak yüzde 15 yaptı. 'Devamında inşallah olmaz. Şu İran çekişmesiyle ilgili 'İran'la ticareti olanları ben 25'e koyacağım' dedi. Kararı yayınlamadı ama yayınlarsa ne olacak diye düşünmeye başlıyorum. Rusya ile olan yaptırımlar sebebiyle ticaretim gerilerken, bizim Türk Devletleri Teşkilatı olan ticaretimiz de yaptırımların dolaylı etkisiyle gitmeye başladı. O zaman bizim daha proaktif olmaya çok daha ihtiyacımız olduğu bir dönem. Demek ki süreci daha proaktif şekilde götürmek durumundayız. Yapmaya çalıştığımız hem görev tanımımızdan hem de sürecin bizi getirdiği noktadan o globalleşmeden glokolleşmeye geldik mi, hepsini yaşadık; şimdi gittikçe korumacı, kendi sınırları içerisine adeta gitmeyi hedefleyen garip bir dünya düzeninin içerisinde yol bulmaya çalışıyoruz. Birlikte bulacağız, beraber olacağız. Sizlerin network'ü geniş, bizimki geniş. Anlatacağız, dinleyeceğiz" ifadelerini kullandı.

'AB'DE BİZİ DESTEKLEMEDİĞİNİ SÖYLEYEN YOK'

DEİK Başkanı Nail Olpak, "Belki özeleştiri yapılacaksa bu sürece kim ne kadar hazırlıklı oldu, biz dahil olmak üzere öyle bakmak lazım. Bunu vurgulamak istiyorum ve riskin orada olduğu konusunda hemfikirim. Şimdi elbette bir taraftan ihtiyaç bir taraftan rekabet var. Tamamlayıcılık ne ölçüde ve ihtiyaç ne ölçüde, buna bakmak lazım. AB ile olan ilişkilerde birebir görüşmelerle siz de ifade ettiniz, bakanlar, başbakanlar yani görevim gereği ben de hepsiyle, büyükelçilerle yaptığımız görüşmede, 2-3 ülkeyi hariç tutalım AB'de, bizi bu konuda desteklemediğini söyleyen yokö diye konuştu.

'DÜNYANIN YENİ BİR AVRUPA'YA İHTİYACI VAR'

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "AB ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değil, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olması. Dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı var. Bu yeni Avrupa'yı birlikte inşa edelim. Bu her iki taraf için de bir küresel rekabet gücü gerekliliği. Türk iş dünyası açısından ise halihazırda ait olduğumuz ekonomik coğrafya söz konusu. Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak AB liderlerine, Avrupa'yı yönetenlere bir mektup hazırladık ve gönderdik. Mektubumuz yarın Financial Times'ta açık mektup olarak yayımlanacak ve başta Avrupa olmak üzere geniş kitlelere ulaşacak. Bu mektupla, iş dünyasının Türkiye'nin tam üyeliğine verdiği desteği, ortak projelerdeki potansiyeli ve somut iş birliği alanlarını açık bir şekilde ortaya koyuyoruzö dedi.

'BUGÜN TÜRKİYE AB'NİN 5'İNCİ BÜYÜK TİCARET ORTAĞI'

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değildir; bu ilişki aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ortak üretim ve karşılıklı bağımlılık demektir. Bugün Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı; Türkiye ise AB'nin 5'inci büyük ticaret ortağı. Yatırımlar, turizm, finansal hareketler ve sermaye akımları gibi tüm göstergeler, Avrupa'nın Türkiye açısından ne kadar merkezi bir yerde durduğunu açıkça gösteriyor. Ancak Türkiye açısından Avrupa yalnızca bir coğrafya değil. Avrupa ortak değerler demek. Ekonomik entegrasyon demek, ilerleme demek. Çünkü küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Avrupa, ABD ve Çin merkezli askeri, finansal ve teknolojik güç dengelerinde son yıllarda zayıflayan konumunu tekrardan güçlendirmek için atılımlar içinde. Jeopolitika artık yalnızca diplomasiyi değil, doğrudan iş dünyasını etkiliyor. Yapay zeka ve ileri teknolojiler ekonomileri baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Böyle bir ortamda Avrupa'nın stratejik bütünlüğünü güçlendirmesi ve yakın çevresiyle daha derin bir entegrasyona yönelmesi artık bir tercih değil, açık bir zorunluluk haline geldi. Tam da bu noktada Türkiye, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkıyor. Arz güvenliğinin jeopolitik güce dönüştüğü bir dünyada Türkiye, kritik hammaddeler ve bunların ileri üretim aşamaları için Avrupa'nın en gerçekçi ve en yakın tedarik ortağını temsil ediyor. Tüm bu tabloya rağmen bugün eksik olan AB'deki siyasi irade ve stratejik vizyon eksikliği, belirsizlik güven üretmiyor. Yatırım kararlarını geciktiriyor. Stratejik fırsatları zayıflatıyorö ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE, AVRUPA'NIN GELECEĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR'

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Bu nedenle Avrupa Birliği yetkililerine çağrımız net: Türkiye, Avrupa'nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ekonomi, teknoloji, güvenlik, enerji ve toplumsal alanlarda somut ilerleme sağlayacak pratik modeller hızla devreye sokulmalı. Bizler Türkiye-Avrupa iş dünyası temsilcileri olarak bu mesajı Avrupalı muhataplarımıza kararlılıkla iletmeyi sürdüreceğiz. 2026'nın söylemlerin aksiyona dönüştüğü bir yıl olması için odağımızı Türkiye'nin Avrupa entegrasyon sürecine yöneltiyoruz. Avrupa Birliği'nden beklentimiz çok açık: Stratejik ve vizyoner bir yaklaşım ve gecikmeden harekete geçilmesi. Yeni nesillerin güvenliği, refahı ve barışı kendiliğinden oluşmayacak. Bunlar birlikte inşa edilecek. Türkiye'nin de Avrupa'nın da buna hazır olması gerekiyorö dedi.

'AVRUPA'NIN TÜRKİYE'Yİ DIŞLAYARAK EKONOMİK VE STRATEJİK ÖZERKLİK KURABİLECEĞİNE İNANMIYORUZ'

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı var. Bu yeni Avrupa'yı da birlikte inşa edelim. Daha farklı söylemem gerekirse, Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı var. Dünyanın böyle bir Avrupa'ya ihtiyacı var. Avrupa'nın Türkiye'yi dışlayarak ekonomik ve stratejik özerklik kurabileceğine inanmıyoruz. AB'nin ve nüfus sahibi üye ülke liderlerinin Türkiye'yi dışlayarak stratejik körlükten bir an önce kurtulmaları ve Türkiye'nin tam üyeliğinin getireceği yararları görmeleri şarttır. Bizim şu andaki çalışmamız çok net ve hedef odaklı; Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmalıdır ve şu anda vaktidir" diye konuştu.

'BİZİMLE BERABER YAZIN BU HİKAYEYİ DİYORUZ'

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Şimdi Avrupa'da yeni bir hikaye yazması lazım. Dünyada biraz daha Avrupa'nın dinlenebilir hale gelmesi için, biraz daha ciddiye alınması için, biraz daha masada Trump'ın önünde değil de yanında veya eşit seviyede oturabilecekleri bir konuma gelmeleri için güçlerini ortaya çıkarmaları lazım. Avrupa'nın gücü de bence kendi coğrafyasından ve bu hikayeyi yeniden yazmaktan geçiyor. Biz diyoruz ki burada: 'Bu hikayeyi Türkiyesiz değil, Türkiye ile birlikte yazarsan dünya yeni Avrupa'yı Türkiye ile birlikte yazılmış hikayede görmek istiyor. Avrupa'nın da kendini bu şekilde konumlandırmaya ihtiyacı var. Biz Avrupa değerlerine gerçekten kendimiz de ciddi değerler katabiliriz, bunu mix edebiliriz (harmanlayabiliriz). Buradan birbirimizden çok şey öğrenebiliriz. Eksiklerimizden, fazlalarımızdan faydalanırız; kendimizi tekrarlamayız, kanalize etmeyiz, aksine entegre ederiz diyoruz. Onun için 'Bizimle beraber yazın bu hikayeyi' diyoruz. Bu mektubun gerçekten esas amacı, Avrupa'nın yeniden tarif edildiği dönemde bizim de o masada olup katkıda bulunmamız ve bizim de artık doğal olarak Avrupa Birliği üyesi kabul edilmemiz" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:

-----------

-Basın buluşmasından görüntü

-Nail Olpak'ın konuşması

-Mehmet Ali Yalçındağ'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

======

8- BEYLİKDÜZÜ'NDE SİTEYE SİLAHLI SALDIRI; GÜVENLİK GÖREVLİSİ AĞIR YARALANDI

Ramazan İŞİKLİ - Şevval CİNDİR / İSTANBUL, (DHA) - BEYLİKDÜZÜ'nde sitenin girişine düzenlenen silahlı saldırıda özel güvenlik görevlisi M.F.Ö. (48) ağır yaralandı. Saldırı anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, saat 02.30 sıralarında Adnan Kahveci Mahallesi Ihlamur Caddesi'nde bulunan sitenin girişinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, site önüne gelen maskeli şüpheli, girişte görevli özel güvenlik görevlisine art arda ateş açtı. Kurşunların isabet ettiği M.F.Ö. ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı güvenlik görevlisi, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan M.F.Ö.'nün hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Polis ekiplerinin yaptığı ilk incelemede, şüphelinin M.F.Ö. ile kişisel husumeti bulunduğu ve saldırıyı bu nedenle gerçekleştirdiği belirlendi. Olay yerinde delil çalışması yapan ekipler, kaçan şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Öte yandan site yönetimi olayla ilgili açıklama yapmadı. Saldırının ardından site girişinde kurşunların isabet ettiği alanların afiş ve bayraklarla kapatıldığı görüldü.

SALDIRI ANI KAMERADA

Güvenlik görevlisinin ağır yaralandığı silahlı saldırı, sitenin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, şüphelinin site girişine kadar gelerek güvenlik görevlisini hedef aldığı ve art arda ateş açtığı anlar yer alıyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

-------

(Güvenlik kamerası)

-Silahlı saldırı anı

(Cep telefonu)

-Olay yerinden görüntüler

-Site girişinden görüntü

(Aktüel)

-Siteden detay görüntüler

=======

9- İSTANBUL MERKEZLİ 4 İLDE BAKIR KABLO HIRSIZLARINA OPERASYON; 19 GÖZALTI

Esra GÜNTEPE / İSTANBUL, (DHA) - İnşaat şantiyelerinden maddi değeri yüksek bakır kablo ve inşaat malzemesi çalınmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Bursa ve Kırıkkale'de eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonlarda 19 şüpheli gözaltına alındı.

İnşaat şantiyelerinde maddi değeri yüksek bakır kablo ve inşaat malzemesi hırsızlığı olaylarıyla ilgili Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde, örgütün liderliğini Doğukan Arslanhan'ın yaptığı belirlendi. Yapılan araştırmalar sonucunda İstanbul, Ankara, Bursa ve Kırıkkale'de 66 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 19 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, soruşturmanın ise çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

=======

10- ARNAVUTKÖY'DE İKİ KATLI EVDE YANGIN: 2 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ

Taylan ERGÜN / İSTANBUL (DHA)- ARNAVUTKÖY'de iki katlı bir evde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Yangında evde bulunan 2 kişi dumandan etkilendi.

Yangın, saat 14.30 sıralarında Arnavutköy İslambey Mahallesi'nde bulunan iki katlı bir evde henüz belirlenemeyen nedenle çıktı. Kısa sürede yoğun dumanın tüm evi sardığını görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri ev ve çevresinde güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri alevlere müdahale etti. Yangın, ekiplerin çalışması sonucu büyümeden söndürüldü. Yangın sırasında evde bulunan 4 kişilik aileden 2 kişi dumandan etkilendi. Sağlık ekipleri, dumandan etkilenen 2 kişiye olay yerinde müdahale etti. Yangının ilk anlarında evden yükselen yoğun duman, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerde dumanın camlardan ve çatı kenarlarından yükseldiği görüldü. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

(Cep telefonu)

-Evden dumanların yükselmesi

-Çevredekilerin toplanması

-İtfaiyenin gelmesi

(Aktüel)

-Ekiplerden görüntü

-Yangına müdahale

-Genel ve detaylar

© Copyright 2026

DHA