DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3
DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3
1- ALEYNA KALAYCIOĞLU'NUN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA)- ÜMRANİYE'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. Aleyna Kalaycıoğlu'nun emniyetteki ifadesi ortaya çıktı.
'KUBİLAY AYAK İŞLERİNİ YAPARDI'
Aleyna Kalaycıoğlu ifadesinde, "Kubilay Kaan Kundakçı'yı eski erkek arkadaşım Vahap Canbay aracılığıyla tanıdım. Vahap'ın ayak işlerini yapardı. Vahap onu yeri geldiğinde şoför olarak kullanır, kimi zaman market alışverişine gönderirdi. Bu işleri parasal karşılığı için değil ona yakınlığından yapardı. Bazen Vahap benim de yanıma Kubilay'ı gönderir, bana yardımcı olur, ulaşımımı sağlardı. Çokta sevdiğim bir kardeşimdi, samimiyetimizde vardı. Benim telefonumda 'Kubi' adıyla kayıtlıydı. Vahap'tan bağımsız olarak ta görüşür konuşurduk. Arabalar konusunda ilgiliydi. Kendi aracımı ona verirdim. Benim aracımla da gezerdi. Bir keresinde Vahap beni kendi aracında alıkoyduğunda şoförü Kubilay'dı. Bu olay bir sene kadar önceydi, o gün Vahap in doğum günüydü. Doğum günü çıkışı Vahap ile tartıştık ve beni aracında alıkoymuştu. Kubilay'ın ayrıca futbolcu olarak Kars iline transfer olduğunu bilirim. Hatta kendisi için eski futbolcu arkadaşlarım ile de fazlaca görüşme yapmışımdır. Amacım onun iyi bir kulübe transferiydi. Kubilay
Vahap ile çok yakındı ancak geçmişte Vahap'ın Bağcılar'daki müzik stüdyosunun örgüt tarafından taranmasının ardından ailesi Kubilay'ı uzun bir süre kendisiyle görüştürmemişti. Vahap'ın abisi cezaevinde tutukludur, bildiğim kadarıyla 35 yıl ceza almıştır" dedi.
'ANNEM, ALAATTİN'İN BANA İLGİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ'
Kalaycıoğlu, "Alaattin Kadayıfçıoğlu'nu iki hafta öncesine kadar tanımazdım. Annem, Alaattin'in ailesinden birilerini tanırdı. Annem bana, düzgün bir aileden geldiğini ve Alaattin'in bana ilgisi olduğunu söyledi. Bir bakıma görücü usulü Alaattin ile iki hafta kadar önce tanışarak konuşmaya başladık. Alaattin ile tanışmadan iki hafta öncesi de Vahap ile ayrılmıştık. Alaattin, bildiğim kadarıyla armatördür. Annem benim bu kişiyle tanışmamı istedi. Bu kişi düzgün bir aileye sahip, artık düzgün insanlarla görüş diye beni uyararak tanışıklığımı destekledi. Çünkü annem Vahap ile beraberliğimden de son derece rahatsızdı. Alaattin ile tanışmamızdan bu yana kendisinden tamamıyla olumlu elektrik aldım, kendisi bana karşı çok saygılı ve kibar davranırdı. Bu durum kendisiyle ilişkimizin çok daha hızlı ilerlemesine yol almasına vesile oldu. Alaattin'ın bildiğim kadarıyla sabıka kaydı yoktu. Silahı olduğunu bilmezdim. Olay gününe kadar da kendisinde silah görmedim. Bilal Kadayıfçıoğlu'nu ise tanımam. Sadece Alaattin'in babası olarak bilirim. Kendisiyle yüzyüze ya da telefonla görüşmüşlüğümüz yoktur. Ne iş yaptığını bilmem ancak Alaattin'in aile şirketlerinde çalıştığını bildiğimden onunda armatör ya da denizcilik üzerine çalışmaları olduğunu tahmin ediyorum" dedi.
'MAFYATİK GRUPLARLA İLİŞKİLERİ OLDU'
Kalaycıoğlu, "Vahap Canbay olay tarihinden bir buçuk yıl öncesinden beridir tanırım. Kendisi eski erkek arkadaşım, sevgilim olur. Kendisiyle ilk tanıştığımız zamanlarda doğup büyüdüğü Bağcılar ilçesinden Beylikdüzü ilçesine ailesiyle taşınmıştı. Bağcılar'da stüdyosu taranması olayından sonra Bağcılar'dan uzaklaşmışlardı. Kendisi rap müzikle uğraşırdı. Tanıştığımız sıralar ben annem ve engelli kız kardeşim Cansu ile birlikte Zekeriyaköy'de yaşıyorduk. Daha sonrasında annem, Cansu ve ben Beykoz'a taşındık. Vahap sürekli olarak bizimle, arkadaşlarını getirip kalmaya başlayınca annem bu durumdan rahatsız oldu. Vahap ile ben ayrı bir eve çıkmaya karar verdik. Annem şu an ki adresim olarak tanımladığım yere taşındı. Bizde Vahap ile Şişli'de ki dairemize taşındık. Vahap ile beraberliğimiz süresinde çeşitli mafyatik gruplarla ilişkileri olduğu gördüm. Benim yanımda telefon görüşmeleri yapıp yine başka kişilere bu görüşme içeriklerini anlatırdı. Kamuoyunu Casper, Dalton ve benzeri isimlerle meşgul eden suç gruplarının adını anardı. Ticari manada yakınlıkları nedir bilmem ama abisinin cezaevine girmesi ve kendi ofisinin bulunduğu çevre ile ilgili bağlantıları olduğunu düşünüyorum" dedi.
'BASKI VE PSİKOLOJİK ŞİDDET BAŞLADI'
Kalaycıoğlu, "İlişkimizin ilk altı ayından sonraki süreçte Vahap tarafından bana yönelik özellikle psikolojik baskı ve psikolojik şiddet, kısıtlamalar ve tehditler başladı. Spora gidemiyordum, arkadaşlarımla uluşamıyor,görüşemiyordum. Daha önce müzik yaptığım tüm çevremle iletişimimi kopardı ve beni kendisinin de prodüktörlüğünü yapan Yalçınay Yıldız'a mahkum etti. Ben kendisine olan sevgimden söylediklerini yaptım. Ama mutsuz ve rahatsızdım. Süreç ilerledikçe kavgalarımız büyüdü ve fiziksel şiddete de başladı. Beni kolumdan tutup tartaklamalar ve kafa atmalar gibi şeylerdi. Bu kavgalar üçüncü kişilerin de önünde olurdu. Çünkü evde sürekli olarak kendisinin misafirleri olurdu. Birlikte kaldığımız ev, erkek ambarı gibiydi. Evde mutlaka kendisine ayakçılık eden Kubilay, abisi Erdem, prodüktör Yalçınay birilerinden biri evde olurdu. Daha sonrası bu yaşadıklarımı annemle paylaştığım için ve annemin gözü önünde de çok kavga yaşadığımızdan Vahap'ın da anneme çok büyük saygısızlıkları olduğu için annem yavaş yavaş ilişkimi desteklememeye başladı. Vahap Canbay'da bu durumu öğrendiği için anneme kinlenmeye başladı. Beni annemle üç ay görüştürmedi. Vahap yüzünden annemle konuşamadım. Vahap, bir keresinde Fransa tatili dönüşünde de havalimanında beni tartakladı. Polisten yardım istedim ancak neticesinde adli işlem yaptırmadık, müracaatçı olmadım" dedi.
'PSİKOLOJİSİ BOZULDU'
Kalaycıoğlu, "Vahap ile beraberliğimiz esnasında kendisinin uyuşturucu kullandığını görmedim, kendisinde silah da görmedim ama çevresinin nasıl bir kitle olduğunu bildiğimden bu gibi suç içeren şeylere
erişebilmesinin kendisi için çok güç olmadığını biliyorum. Vahap ile her kavgamızla beni sektörden silme ile çok değer verdiğim köpeklerimi alıkoymakla tehdit ederdi. Köpeklerimi defaten alıkoyup
odaya kilitlemiştir. Prodüktörlerimiz ortak olduğundan ve benim seslendirdiğim iki şarkıda kendisinin sözlere katkısı olduğu için şarkılarımı kaldırarak beni piyasadan sileceğiyle tehdit ederdi. Çünkü benim hayata tek tutunduğum şeyin müzik olduğunu biliyordu. Kısacası mutsuz ve toksik bir ilişkimiz vardı. Kendisinin tanıştığımız süreç içerisinde çokça aracı oldu ama son dönemlerde elindeki her şeyi kaybetti ve bana ait aracı aldı. Kendi ailesinin aracıymış gibi kullanmaya başladı. Aracın sahibi benken kendi işlerime ticari taksi tutarak gitmeye başladım. Son dönemlerimizde benden borç aldı ve maddi olarak beni sıkıştırdı. Borcunu geri istediğimde de sanki ben ona borçluymuşum gibi bana bağırdı, üzerime yürüdü. Son günlerimizde psikilojisi iyice bozuldu ve bana sarmaya başladı, ben hiçbiryere çıkamaz oldum. Sadece evde Yalçınay ile müzik yapabilir oldum ve hergün ağlayarak yatağın içinde zaman geçirmeye başladım. Bu durumun neticesi ayrılmamızla sonuçlandı. Vahap ile son dönemlerimizde en çok ters düştüğümüz durum yaptığı hataların, uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddeti konu bittikten sonra kesinlikle kabul etmemesiydi. Ben kendisinde gördüğüm sıkıntıyı dile getirmeye çalıştığımda 'senin psikolojin iyi değil, sen psikoloğa git. Bu köpeklere de bakamazsın' diyerek köpeklerimi benden almaya çalışırdı. Bu durum bizi iletişimsiz hale getiriyordu ve ilişkimizi kopma noktasına getiriyordu. Yine bir tartışmamızda köpeğimi alıp evden çıktım. Kendisine ayrılık mesajı attım. Yapamadığıma, ilişkimizin toksik olduğunu dair. Vahap'ta cevap olarak 'Beni bu şekilde mi bırakacaksın eyvallah Aleyna' dedi. Bu şekilde kendisini her yerden engelleyerek ilişkimi bitirdim. İlişkimizi o gece karşılıklı anlaşma şeklinde bitmiştir" dedi.
'KENDİSİNİ VE BENİ ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ'
İfadesinde olay günü yaşananları anlatan Aleyna Kalaycıoğlu, "Olay tarihi olan 19 Mart gününden bir gece öncesinden Alaattin'in Kandilli'de bulunan, tek başına yaşadığı evinde birlikte kaldık. O sabah işe gitti, ben de stüdyoda kayıt almam gerektiğini söyleyerek olay yerindeki ofise geçtim. Yalçınay'da kayıt için orada olacaktı. Çünkü bitmemiş çalışmalarımız vardı. Ben saat 15.00 sıralarında stüdyodaydım. Yalçın'a da saat 16.00 gibi orada olmasını söyledim. Alaattin bana ulaşımımı sağlamam için araç vermişti. Ben köpeğimle birlikte stüdyonun önüne geldim. Araç elektrikli olduğundan aracı durdurmayı başaramadım, ekranın kapandığını görmeyince Bertin'i aradım ya da mesaj attım. Kendisine dışarı gelip aracı kapatmasını istedim. Ben ve köpeğim araçtan indikten sonra Bertin aracı kapattı ve birlikte stüdyoya geçtik. Yaklaşık bir saat kadar sonra Yalçınay yolda olduğu halde beni arayıp, Vahap'ın çok kötü olduğunu ve eve döndüğünü, bugün yanıma stüdyoya gelemeyeceğini söyledi. Ben de ona işle ilişkilerimizi karıştırmaması gerektiğini söyledim. O sırada telefonu Vahap eline aldı. Çıldırmış ve ağlar halde, bağırarak bana hayatımda biri olup olmadığını sordu. 'Ben birşeyler araştırdım, görüştüğün birilerimi var' dedi. Bu ihtimalle kendisini ve beni
öldüreceğini söyledi. Üstüne basa basa o gün intihar edeceğini, herşeyi yakacağını yıkacağını söyledi. Ben yeni ilişkimden haberi olmasını istemediğim için ilişkimi kendisine söylemedim. İlişkim olmadığını söyledim, kardeşim üzerine yemin ettirdi. Bu diyalogları üzerinden zaman geçince yine kabul etmeyeceğini düşündüğümden Bertin'in telefonundan Vahap ile görüşmemizi sesli kayda aldım. Oradaki kayıttan Vahap'ın psikilojisinin ne kadar bozuk olduğu da gözlenecektir. Ona sakin bir dilli ilişkimizin bittiğini ve kendisinin de bu durumu kabullenmesi gerektiğini söyleyerek telefonu kapattım" dedi.
'KUBİLAY'A BU OLAYA DAHİL OLMAMASINI SÖYLEDİM'
Kalaycıoğlu, "Bu görüşmenin öncesi ya da hemen sonrasında aynı gün Kubilay beni aradı ve 'Abla ben sizi barıştırmak istiyorum. Oraya gelmek istiyorum' dedi. Ben de Kubilay'a ısrarla bu olaya dahil olmaması
gerektiğini, onun gelmesiyle barışmayacağımı, Vahap'ın araya kimseyi sokmaması gerektiğini, ilişkimizin bittiğini, Kubilay'ın da ailesiyle zaman geçirmesini, bizimle meşgul olmaması gerektiğini söyleyerek ısrarla gelmemesi istedim ve telefonu kapattım. Bizim bu diyalolarımız üzerine Bertin bana 'Şu aracı ben biraz uzağa çekeyim' dedi. Çünkü birkaç gün önce evden eşyalarımı aldırmak için benzer plakalı bir aracı Vahap ile birlikte eski kaldığımız eve gönderdiğimden Vahap plaka üzerine aracın şoförü, eşyaları almak üzere giden kadın çalışanı sıkıştırarak sorular sorup kendince araştırma yapmış. Şoför de aracı Zuhal Hanım gönderdi diye geçiştirmiş. Bertin'in bu konudaki hassasiyeti de Vahap yeni bir beraberliğe başladığımız Alaattin'i öğrenmesin diyedir. Bu yüzden bizde Bertin'in aracıyla yemek yemeye çıktık. Köpeğimi de stüdyoda bıraktım. İçeride bir temizlik abla vardı. Bertin ile yemek için dışarı çıktığımız sırada stüdyonun alt sokağından geçerken telefonum çaldı. Telefonumda 'Rapnoz' adıyla kayıtlı Yalçınay arıyordu ancak yanında Vahap'ın olduğunu, onun benimle görüşmek istediğini bildiğimden telefonu açmadım. Yalçınay ısrarla Bertin'i aramaya başladı. Bertin telefonu açtı. Yalçınay geldiğini, stüdyoya girmek istediğini söyledi. Ben de tek başına gelmediğini düşündüğümden köpeğimi de çalarlar diye temizlikçi ablaya telefonla geri dönüp kimseyi içeriye almamasını söyledik, zaten abla da bu gelenleri tanımadığından bizden cevap almadan onları içeriye almamıştı. Bu süre zarfında Yalçınay'a stüdyoya geri dönmeyeceğimi, o gün için artık çalışmayacağımızı, saatin geç olduğunu söyledim ve Bertin ile yemeğe gittik. O sırada Bertin'in stüdyo
kamerasından ve stüdyoya yakın oturan stüdyo girişini görür mesafedeki arkadaşını aradık. Bertin'in arkadaşına sokak üzerinde Kubilay'ın babasının beyaz renkli aracı olduğunu bildiğimizden bu özelliklerde bir araç olup olmadığını sorduk. Bertin'in arkadaşı yok dedi. Bunun üzerine 'Sokakta gördüğü ve içerisinde birilerinin olduğu araç var mı?' diye sorduğumuzda Bertin'in arkadaşı birkaç araç saydı, ama bunlardan 16 plakalı aracı Kubilay'ın kullandığı araçlardan diye bildiğimden 'İçinde kimse var mı?' diye ayrıca sordum. 'İçinde birileri var, birşey bekliyorlar' dedi. Bunun üzerine ben annemi aradım, bu araçta Vahap'ın olduğuna ve bana zarar vereceğine emindim. Çünkü ısrarla o kadar süre beklemezlerdi. Çünkü günler öncesi de arkadaşlarımın evinde kaldığımı tespit edip bu arkadaşlarımın evlerinin önüne de geldi ve benim aşağıya inmemi mail atarak istedi" dedi.
'KAÇACAK DELİ ARADIM'
Kalaycıoğlu, "Ama ben kendisiyle hiçbir şekilde iletişimde olmadım. Bertin ile yemek yerken korkmuş durumdaydım ve kaçacak delik arıyordum, titriyordum, ilk defa kendimi böyle hissediyordum. Annemi aradım. Beni stüdyoda beklediklerini söyledim. O sırada Alaattin'i arayıp stüdyoya geri dönmeyeceğimi, Vahap'ların beni beklediğini söyledim. Bu mesajlar telefonumda kayıtlıdır. Alaattin de bana yemekten kalkınca direkt eve gelmemi söyledi. Annem de korkuyla defalarca beni arayıp kendisinin yanına gitmemi söyledi. Ben de annemin gönlünü almak için önce anneme sonrasında Alaattin'in evine gitmeye karar verdim. Korktuğumdan Bertin de yanımdaydı, kendisini de stüdyoya göndermeyeceğimi söyledim. Bu sebeple anneme birlikte gittik. Bertin de yanımdaydı. Bertin'in stüdyoya yakın oturan arkadaşı Kenan'dan içinde Vahap'ın olduğunu düşündüğüm 16 plakalı aracın halen stüdyo önünde beklediği haberini aldık. Alaattin, 'Polisi arayalım bu kişileri ihbar edelim' dedi. Benim canımı sıkmamam için Alaattin bana uzun uzadıya moral verici bir mesaj attı. O gece benim yeni şarkımın platformlara yüklenmesi gerekiyordu. Ben halen annemde iken Yalçınay'ı aradım ve nerede olduğunu sordum. Bana evin yakınlarında bir tekeldeyim dedi. Ben de 'Ne kadar zamana evde olursun' diye sorduğumda 'Yarım saate kadar evdeyim' dedi. Ben 'Benimle dalga mı geçiyorsun, evle tekel arası nasıl yarım saat olur' dedim. O sırada annem yalan söylediklerini ve orada pusuda beklediklerini bildiği için görüntülü konuşmayı kendisine çevirerek 'Oğlum noluyor, lütfen herkes haddini bilsin, lütfen kendinize gelin artık' diyerek annelik içgüdüsüyle kendilerine onları çokta
kışkırtmadan mesaj verdi. Annem bağırmadan çağırmadan sakin bir dille Yalçınay ile görüştü. Bu görüşme esnasında Bertin de şahitti, Yalçınay da 'Tamam abla' diyerek telefonu kapattı" dedi.
'KONUŞACAĞIM DİYEREK İNDİ'
Kalaycıoğlu, "Bu görüşme vesilesiyle annemin evinde olduğumu anladılar. Aynı zamanda stüdyo çevresini de Bertin in arkadaşı ile takip ettiğimizden görüşmeden sonra aracın oradan ayrıldığını haber aldık. Halen annemlerde otururken Alaattin beni almaya yanımıza geldi. Birlikte Alaattin in evine gidecektik. Alaattin ile birlikte gelen araçtaki iki kişi beni ve Bertin'in stüdyosunun yakınlarına bıraktığım aracı alacak hem de köpeğim irice bir hayvan olduğundan VİP tip büyük alanı olan bu araca köpeği bindirip eve götürecektik. Annemin evinden Bertin'i de yanımıza alıp kapının önüne indik. Bertin buraya gelirken kullandığımız kendi aracıyla bizim önümüz sıra stüdyoya vardı. Bertin de 16 plakalı aracın orada olmadığını bize tekrardan teyid etti. Bertin ile mesajlaşmamızda bu detaylar geçmektedir. Annemin eviyle Bertin'in stüdyosu arası araçla 5 dakika mesafededir. Biz Alaattin ile siyah renkli binek araca bindik. VIP araçta önümüz sıra seyrediyordu. Stüdyoya geçip aracı, eşyalarımı ve köpeğimi alıp oradan hemen ayrılacaktım. Bertin'e köpeği hazırlamasını, hızlı hareket etmesini rica ettim. Eşyaları almaya giden VIP ile stüdyoya geçtiğimiz VIP araç aynı araç olduğundan Vahap'a görünmeden, Vahap benim hayatımda bir başkası olduğunu anlamadan bir an evvel oradan ayrılmak niyetindeydik. Biz Bertin ile yazıştığımız sıra Vahap'ların bulunduğunu tahmin ettiğimiz araç orada yoktu. Bizde bu güvence ile hızlı bir şekilde stüdyoya geçip alacaklarımızı alıp
ayrılmayı düşündük. Stüdyo önüne geldiğimizde Vahapların aracı geri dönmüştü. Farları açık bir şekilde Bertin'in arkadaşının attığı fotoğraflardaki konumundaki bekleme halindeydi. Vahap ve beraberindekilerin beni ve köpeğimi alıkoymak için beklediklerinden emindim. O yüzden tüm gün korkudan titreyerek kendilerinden kaçmıştım. O sırada sokağa Alaattin'in aracıyla dönüş yapmıştık. Sokakta dar bir sokak olduğundan araçlar karşı karşıya geldi ve birbirlerimizi görmüş olduk, Vahap ile gözgöze geldim. Vahap önce bana sonra Alaattin'e baktı. Vahap aracın içerisine yere doğru birşeyler almaya çalışır gibi eğildi. Bu anlattıklarım anlık gelişti, Vahap elini aşağıya uzatmıştı. Alaattin'e dönüp 'Ne olur devam edelim, burada duraklamayalım, gidelim' dedim ve ağlamaya başladım. O sırada Alaattin, Vahap'ın araç içerisinde birşeyler yaptığını fark edince Alaattin de bizim içinde bulunduğumuz aracın torpidosunu açarak silah aldı. Sakin bir şekilde bana dönüp 'Sadece konuşacağım' diyerek indi" dedi.
'BEN SİLAH SESİNİ DUYUNCA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA ARAÇTAN ÇIKTIM'
Kalaycıoğlu, "Ben o esnada araçta ağlıyordum. Sonrasında Alaattin eliyle aracın camına vurarak 'Kardeşim siz niye böyle yapıyorsunuz, bu kızın peşini bırakın, gidin' dedi. O sırada Kubilay sürücü koltuğundaydı. Vahap ise yolcu koltuğundaydı. Aracın konumu itibariyle Vahap'ın bulunduğu taraf yola bakıyordu, Alaattin'de Vahap'ın kim olduğunu bilmeksizin kendisiyle diyalog kurmaya çalışıyordu. Şoför mahalli duvar tarafındaydı, Alaattin'in o tarafa yönelmesi mümkün değildi. Alaattin, Vahap ile diyalog kurmaya çalışırken Vahap kendi kapısını açmaya, hızlı bir şekilde ittirmeye çalıştı. Alaattin de kapıyı açtırmadı, itişme oldu. Bunun üzerine Vahap camını açtı, Vahap eliyle Alattin'in tabanca olan elini camdan tutmaya çalışırken bir el silah sesi duydum. Ben Alaattin'in silahına dolduruş yaptığını görmedim, Vahap boylu ve uzun kollu biridir, zaten içinde bulundukları araçta iki büklüm duruyordu. Oturduğu yerden de elini uzatarak Alaattin'e uzanabilmesi mümkündü. Vahap, Alaattin'in koluna temas ettiği gibi silah patladı. Ben silah sesini duyunca çığlık çığlığa araçtan çıktım. Ben kimin yaralandığını görmeden çığlık atarak araçtan indim. Araca doğru koşarken bağırışmalardan birinin yaralandığı ya da birine bir şey olduğunu hissettim. Neticesinde bu olayın içindeki kişiler bu ve benzeri olaylardan kaçınmıştım" dedi.
'TETİĞİ ÇEKTİM AMA SİLAH PATLAMADI, SİLAH BOŞTU'
Kalaycıoğlu "Bir nevi korktuğumun başına geldiğinden sakındım. Halen kimin yaralandığını görmedim. Kendimce duyduğum silah sesi ve üzerine işittiğim çığlık sesine rağmen kimse vurulmamış olabilir diye de düşündüm, şok geçiriyordum, çığlık çığlığa Kubilay ve Vahap'ın aracına gitmeye çalışırken Alaattin de şoka girmişti, beni VIP aracın içine koydu. O esnada VIP araçta bulunan Mustafa Rece ve Hüseyin Can Avcı da olayın şokuyla ne yapacaklarını şaşırdılar. Kimse böyle bir olayın olmasını tahmin etmedi. Mustafa abi şoför koltuğundaydı. Araca bindik ve kapı kapandı, Alaattin tabancasını arka kapıdan girişte sağdaki koltuğa bıraktı. Beraberimizdeki Hüseyin abi de muhtemelen diğer aracın direksiyonuna geçti. Ben içinde bulunduğumuz araçta tabancayı görünce elime aldım. Olayın şoku ve birine bir şey olduğu vicdanıyla kendi kalbime doğrulttum. Tetiği çektim ama silah patlamadı, silah boştu. Çünkü o olayda zarar görmesi muhtemel her bir kimse benim için kıymetliydi, eski arkadaşım ve yanında kardeşim dediğim kişi dahil. Alaattin bana şokun etkisiyle 'Sen ne yapıyorsun' diyerek silahı elimden aldı. Ve şokun etkisiyle öndeki Mustafa Rece ye abi ben sadece konuşacaktım, bu silah patlamayacaktı diye anlatarak ağlamaya başladı. Ne yapacağını şaşırdı. Ben o sırada yerde saçlarımı çeker bir şekilde yatıyordum. Alaattin beni yerden kaldırarak 'Yanlışlıkla oldu, kendine gel lütfen ben hiç iyi değilim, yanlışlıkla oldu'dedi. Ben halen kime ne oldu bilmiyordum "dedi. (DHA)
=============
2- KÜÇÜKÇEKMECE'DE YIKIM SIRASINDA BİTİŞİKTEKİ BİNADA BULUNAN DAİRE ZARAR GÖRDÜ: EV SALLANIYOR
Özgür EREN-Altunay TUGA/İSTANBUL,(DHA)- KÜÇÜKÇEKMECE’de bir binanın yıkımı sırasında bitişikte bulunan apartmanın en üst katındaki dairede hasar meydana geldi. İş makinesi dairenin yatak odası duvarına zarar verdi. Duvarlarda çatlaklar oluşurken, yıkımı yapan firma duvarı onardı. Apartmanda bulunan daireler tahliye edildi.
Olay İnönü Mahallesi Tolga Caddesinde bulunan bir binada meydana geldi. Kentsel dönüşüm kapsamındaki binanın yıkımına başlandı. Bu sırada iş makinesi, binanın bitişiğindeki 5 katlı apartmanın en üst katında bulunan dairenin duvarlarına zarar verdi. İş makinesinin müdahalesi sırasında yıkılan tuğlalar dairenin yatak odasına doldu; duvarlarda çatlaklar meydana geldi. Ev sahibi Rıfat Akkoca yıkım sırasında duvarlarda ve taşıyıcı kolonda çatlaklar oluştuğunu söyledi. Duvar yıkım firması tarafından onarılırken, duvarlarda oluşan çatlaklar nedeniyle daire sahipleri apartmanı tahliye etti.
'EV SALLANIYOR'
Delinen duvarda kafes bulunduğunu ve kuşlarının kaçtığını söyleyen Rıfat Akkoca, "Dün ben işteydim, annem aradı 'Gel duvar delinmiş kuş kaçtı' diye. Duvarla uğraşırken kuşların bir tanesini yakaladım biri de kayıp. Yatmak için bu odaya geldiğimizde duvardaki çatlakları fark ettik. Saat 23.00 gibi Küçükçekmece Belediyesi zabıta ekiplerini aradım.Zabıta geldi aşağıda bana bilgilendirme yaptılar, yukarıya çıkıp hiç bakmadılar. 'Sabah erken saatte arayın erken gelirler' dediler. İki kere aradım iki kere kayıt yaptırdım; ne arayan var ne soran var. Şu an ev sallanıyor. Duvarın yıkılması sonucu bazanın başı hasar almış. Kuşun bir tanesi kayıp. Kedinin yemesinden korkuyorum. Duvarlar çatlak. Ev sallanıyor. Biz de çıkacağız evden ama duvarın örülmesini bekliyoruz’. Duvar örülse bile yine yıkılacak." diye konuştu.
'ÇOK MAĞDUR OLDUK'
Sade Akkoca, "Bana evde durma dediler, ben de dışarı çıktım. Akşam geldik, evin yarısı yıkık. Yıkımcılara dedim ki 'Kuşumuz var dikkat edin' dedim. Kuşun biri kaçtı, oğlum gece kuşlardan birisini yakaladı. Sabaha kadar da çok mağdur olduk. Şİmdi de duvar örülüyor." dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü
--------
(Cep telefonu)
-Duvardaki çatlaklar
-Duvarın bir kısmının yıkılması
-Eşyaların zarar görmesi
-İş makinesinin yıkımı
(Aktüel)
-Yıkılan duvarın örülmesi
-Oluşan çatlaklar
-Evden görüntü
-Yıkım yapılan yer
-Röportajlar
===========
3- BAKIRKÖY'DE MOTOSİKLET KAZASINDA AĞIR YARALANAN KADIN 20 GÜN SONRA HAYATINI KAYBETTİ
Vehbi DEMİR / İSTANBUL, (DHA)- BAKIRKÖY'de, arkadaşı Ramazan K.'nın (19) kullandığı motosikletin karşı yönden gelen Maksut O.'nun (24) idaresindeki motosiklet ile kafa kafaya çarpıştığı kazada ağır yaralanan Miray Çakır (21), 20 gündür tedavi gördüğü yoğun bakımda hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsinin ardından ailesine teslim edilen Çakır'ın cenazesinin, Şirinevler Ulu Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği öğrenildi. Öte yandan Çakır'ın kazadan önce motosikletle seyir halinde olduğu anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, 3 Mart Salı günü saat 22.50 sıralarında Cevizlik Mahallesi İstanbul Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Ramazan K. yönetimindeki motosiklet, ters yöne girdiği öne sürülen yabancı uyruklu Maksut O. idaresindeki motosikletle çarpıştı. Çarpmanın etkisiyle savrulan Miray Çakır, ani fren yapan bir araca çarparak durabildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan sürücüler Ramazan K. ile Maksut O. ve yolcu Miray Çakır, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alarak kazayla ilgili inceleme başlattı.
20 GÜN SONRA HAYATINI KAYBETTİ
Hastanede beyin kanaması geçirdiği belirlenen Miray Çakır, yoğun bakım ünitesinde 20 gün boyunca tedavi altına alındı. Genç kadın, doktorların tüm müdahalesine rağmen dün saat 16.00 sıralarında hayatını kaybetti. Çakır'ın cenazesi, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu Morgu'na götürüldü. İşlemlerin tamamlanmasının ardından ailesi tarafından teslim alınan cenazenin, bugün ikindi vakti Şirinevler Ulu Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Yeni Ayazağa Mezarlığı'nda defnedileceği öğrenildi. Öte yandan, Çakır'ın kazadan kısa süre önce motosikletle seyir halinde olduğu anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------------
-Miray Çakır'ın fotoğrafı
(Güvenlik Kamerası)
-Kazadan hemen önce
(Aktüel)
-Adli Tıp'tan görüntüler
-Genel ve detay görüntüler
============
4- MATTİA AHMET MİNGUZZİ’NİN ANNESİNE TEHDİT İÇERİKLİ MESAJ GÖNDEREN ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Ceyda YEŞİLOĞLU/ İSTANBUL (DHA)- KADIKÖY’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesine tehdit içerikli mesajlar gönderen ve bunları X platformunda yayınlayan şüpheli gözaltına alındı. Yalova'da gözaltına alınan M.E.U. (34) 'Tutuklama' talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.
Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi’ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şüpheli hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye yönelik X üzerinden tehdit içerikli mesajlar yayınladığı ve gönderdiği belirlendi. Başsavcılık tarafından verilen talimatla harekete geçen polis ekipleri M.E.U.'yu Yalova'da gözaltına aldı. Şüphelinin adresinde yapılan aramalarda bulunan dijital materyallere el konuldu. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheli, 'Tutuklama' talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.(DHA)
===========
5 - AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASI; İFADEYİ SIZDIRAN POLİSLERİN DOSYASI BİRLEŞTİRİLDİ
Ceyda YEŞİLOĞLU /İSTANBUL, (DHA) - KÜÇÜKÇEKMECE'de, eski polis memuru Cemil Koç (38) tarafından öldürülerek, cesedi bavul içinde yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz (22) cinayeti davasında 2'nci duruşma başladı. Esra Tokyaz'ın ifadesini Cemil Koç ile paylaşan polislerin dosyası birleştirildi. Polis memuru N.Ç. savunmasında "Cemal Arslan isimli şahıs, yardım etmek için Cemil'in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal'in varlığından haberdar olsaydım, Cemil'e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım"dedi.
Küçükçekmece'de 11 Temmuz 2025 tarihinde eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavula konularak Eyüpsultan'da yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin zanlı Cemil Koç'un (38) da aralarında bulunduğu 9 sanığın yargılanması sürüyor. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, Cemil Koç, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Esra Tokyaz, anne Halime Tokyaz, 9 tutuklu sanık ve sanık avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.
DOSYALAR BİRLEŞTİRİLDİ
Esra Tokyaz'ın emniyette verdiği ifadeyi, Cemil Koç ile paylaştıkları iddia edilen polis memurları N.Ç. (44) ile Z.B.'nin (31) Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dosyaları, ağır ceza mahkemesindeki cinayet davasıyla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11'e yükseldi.
'CEMİL'İN FİRARİ OLDUĞUNU GÖRDÜM'
Duruşmada, dosyası asliye ceza mahkemesinden birleştirilen tutuksuz sanık Z. B., "Cemil Koç'u tanımıyordum. N.Ç. isimli sanık sayesinde tanıdım. 15 Temmuz öncesinde adli mukayyet büro personeli olarak çalışıyorum. Malatya Emniyet Müdürlüğü'ndeydim. 12 Temmuz günü N.Ç., bana bir şahısla ilgili çalışma yaptıklarını ve sistemden sorgulamamı istedi. Talep edilen bilgiyi sorgulamam için bana Cemil Koç'un kimlik numarasını WhatsApp üzerinden iletildi. Ben de mesaj yoluyla şahsın son karışmış olduğu olay özetini gönderdim. Ekranda Cemil Koç'un 11 Temmuz günü bir olaya karıştığı ve bu konuda firari olduğunu gördüm. Suç, asayişe müessir bir olaydı. Olay özetinin tamamına bakmadım. Emniyet ifademde bakmamak için ısrar ettiğimi söylesem de, orada ki amacım çıkış saatim olduğu için ekrana bakamayacak olmamı belirtmiş olmamdı" dedi.
'YAPTIĞIM ŞEYİN YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNEMEDİM'
Dosyası birleşen bir diğer tutuklu sanık N.Ç. savunmasında, "Birleştirme kararını kabul etmiyorum. Birleştiğimiz dosya, bir cinayet davası. Yaptığım şeyin yanlış olabileceğini düşünmedim. Cemil Koç ifadeden hemen sonra Esra'yı aradı ve elimde dedi" diye konuştu.
DURUŞMADA GERGİNLİK
Bu sırada müşteki Esra Tokyaz, "Suç olduğunu bile bile mi yaptın terbiyesiz" dedi. Bunun üzerine mahkeme Başkanı Tokyaz'ın salondan çıkarılmasını istedi. Polisler Esra Tokyaz'ı salondan çıkardığı sırada Tokyaz polislere bağırdı.
'AYŞE'Yİ EJEGÜL SANDIM'
Gerginliğin sona ermesinin ardından savunmasına devam eden sanık N.Ç., "Bu olayla ilgili haberleri sosyal medyada gördüm. Ekrandaki bilgileri Cemil Koç'a attım. Cemil'in sonradan firari olduğunu öğrendim. Arayıp, karakola ifade vermesini istedim. Cemil'in cezaevinde yattığını, uyuşturucu kullandığını biliyordum. Başka suçu var mı bilmiyordum. Beni arayınca suç mu işledi diye düşündüm. Bu konuyla ilgili sanık Z.B.'yi aradım. Bir sanık bana bavul verdi. İçerisinde önemli bir şey olduğundan bahsetti. Cemil bana, Ayşe ile 3 aydır nişanlı olduğundan bahsediyordu. Cemil bana Ejegül isminde nişanlısından bahsetmişti. Bir gün havalimanından Ayşe ile geldiklerinde, ben Ayşe'yi Ejegül sandım. Sonrasında Cemil bana Ejegül ile alakalı bir şeyler söyledi. Bende araştırma yapınca kadının Özbek olduğunu ve öldüğünü duydum. Ölüm haberlerini duyunca Cemil'den şüphelendim. Başka bir kişinin bilgisiyle Polnet'e girmedim. Asliye Ceza Mahkemesi'nde verdiğim ifadem yanlıştır. Cemil Koç'un bana Polnet sorgusu yaptırıp, yaptırmadığını tam net hatırlamıyorum. Sadece Cemil Koç'u tanıyorum. Diğer sanıkları tanımıyorum. Zaten Cemal Arslan isimli şahıs, yardım etmek için Cemil'in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal'in varlığından haberdar olsaydım, Cemil'e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi.
ARA VERİLDİ
Duruşma sonunda Esra Tokyaz, sanık Cemal Arslan'a saldırmak istedi. Araya müşteki avukatları girdi. Bunun üzerine sanık Arslan., "Ambulans çağırın darp raporu alacağım" dedi. İzleyiciler ve taraflar salondan çıkarıldı duruşmaya ara verildi. (DHA)
=======================
6- BAĞCILAR'DA İŞ YERİNDE YANGIN TÜPÜ DOLUMU SIRASINDA 8 KİŞİ ZEHİRLENDİ
Baran AKKAYA-Özgür EREN/İSTANBUL,(DHA)- BAĞCILAR'da 5 katlı binanın bodrum katındaki yangın söndürme tüpü dolumu yapılan iş yerinde 2 işçi zehirlendi. Ardından ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinden 6 kişinin daha zehirlendiği belirlendi. Zehirlenen 8 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Olay, saat 15.00 sıralarında Yenigün Mahallesi 655. Sokak'ta bulunan 5 katlı binanın bodrum katındaki iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre yangın söndürme tüpü dolumu yapılan iş yerinden yükselen dumanları fark eden mahalledeki kişiler ekiplere haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen İtfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekipleri iş yerinin içinde bulunan 2 işçinin zehirlendiğini fark edip müdahale etmeye başladı. Bunun üzerine işçilere müdahale eden sağlık ekiplerinden 6 kişide gazdan etkilendi. Olayda 2'si işçi 6'sı sağlık çalışanı toplam 8 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ve olay yeri inceleme ekipleri sokakta gaz ölçümleri gerçekleştirdi. İçerideki zehirli gazın tahliye edilmesinin ardan olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İŞ YERİ MÜHÜRLENDİ
Olaya ilişkin açıklamada bulunan İstanbul Valiliği, "24.03.2026 Salı Günü saat 15.00 sıralarında Bağcılar İlçesi Yenigün Mahallesi 655. Sokak'taki bulunan yangın söndürme tüpü dolum tesisinde zehirlenme olayı meydana gelmiştir. İhbarın ardından olay yerine gelen ve 6 kişiden oluşan sağlık ekibi, işyerinde bilinci kapalı vaziyette bulunan 2 kişiye müdahale hazırlığı yaparken tesiste bulunan gazdan etkilenmiştir. Yenilenen ihbarın ardından bölgeye KRBN, UMKE, İtfaiye, Emniyet ve Zabıta ekipleri sevk edilmiştir. İş yerinde bulunan 6'sı sağlık personeli ile 2'si ise işyeri çalışanından oluşan 8 kişi, ekiplerin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Olay sonrasında iş yeri mühürlenerek çevrede gerekli tedbirler alınırken olayla ilgili soruşturma da başlatılmıştır" ifadeleri kullanıldı.
'2 KİŞİ YERDE YATIYORDU'
Görgü tanığı Mine Eren, "Aşağı indim. Komşumuz ile konuşuyordum, kapıyı açınca 'Girme, açma kapıyı koku var' dedim hemen maske attım. Dışarı çıkaramadım merdivenlerden yuvarlandı, 2 kişi yerde yatıyordu. Bağırdık o kadar sesleri almadılar, hemen eşimi aradım ambulans çağırdı. Ben panikten haber veremedim. O zehirli koku hala boğazımı yakıyor. Yangın tüpü dolduruyorlar orada. Ambulans geldiğinde onlar bile baygınlık geçirdi, fenalaştı herkes kokudan" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----
-Mine Eren röportaj
==================
7- PENDİK'TE OTOPARK TARTIŞMASINDA 11 YAŞINDAKİ KIZININ YANINDA SİLAHLA VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ
Murat SOLAK - Mert ORDU - Gülseren KARAPINAR - Mehmet ALA / İSTANBUL, (DHA) - PENDİK'te oto galeri sahibi Seyfettin B. (41), iş yerinde yer kalmayınca bazı araçları yaşadığı binanın otoparkına götürdü. Aynı binada yaşayan Hüseyin Teke (44), kendi aracını binanın otoparkına park edemeyince, komşusu Seyfettin B. (41),'yi telefonla arayıp tartıştı. Bir süre sonra binanın önünde karşılaşan taraflar arasında çıkan silahlı kavgada Seyfettin B., Hüseyin Teke'yi 11 yaşındaki kızının yanında silahla vurarak öldürdü.
Olay, dün saat 20.15 sıralarında Bahçelievler Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, yaşadığı binanın otoparkında yer bulamayan Hüseyin Teke, oto galeri sahibi olduğu öğrenilen Seyfettin B.'nin iş yerine ait fazla araçları otoparka park ettiğini fark etti. Bunun üzerine Seyfettin B.'yi telefonla arayan Teke, araçlar nedeniyle kendi otomobilini park edemediğini söyleyerek tepki gösterdi. Telefon görüşmesinin ardından binanın önünde karşılaşan ikili arasında yeniden başlayan tartışma kısa sürede büyüyerek silahlı kavgaya dönüştü. Seyfettin B.'nin silahla ateş açması sonucu Hüseyin Teke, 11 yaşındaki kızının gözü önünde vurularak ağır yaralandı. Yaralanmasına rağmen saldırganın elindeki silahı almaya çalışan Teke, bu sırada silahın ikinci kez ateş almasıyla kalbinden vuruldu. Taraflar arasında yaşanan arbedede Seyfettin B. de hafif şekilde yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan Hüseyin Teke, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Seyfettin B.'nin hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Polis ekipleri olay yerinde inceleme yaparken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
'ENİŞTEM OTOPARK KONUSUNU KONUŞMAK İÇİN ARADI'
Yaşanan olayla ilgili konuşan Hüseyin Teke'nin kayınbiraderi Hasan Can Taşçı, “Çok dramatik bir olay. Eniştem, abim otopark kavgası yüzünden öldürüldü. Eniştem evine geliyor, galerici Seyfettin B.'yi otoparktaki arabalar için arıyor. 'Otopark mevzusunu ne yapacağız, arabaları ne zaman çekeceğiz. Bir şey yapalım' diyor. Seyfettin, 'Sen beni bu konudan dolayı arayamazsın' diyerek bir anda fevri çıkış yapıyor. Bu insanlar birbirlerini tanıyorlar, selamlaşıyorlar, konuşuyorlar. Hiç aralarında husumet olacak bir durum da yok. Sonrasında eniştemde diyor ki 'Niye sana bir şey soramıyorum. Bu arabalar ne zaman çekilecek?' diye soruyor. Seyfettin de 'Ya sen kimsin bana bir şey sormazsın' diyor. Sonrasında ne oluyorsa eniştem kapının önüne çıkıyor. Eşine çocuklarına kapıyı açmayın, 'Biz tartışacağız' diyor. O sırada benim 11 yaşındaki yeğenim kapının arasından bakıyor ve olayın tamamını görüyor. Sonrasında uzlaşı sağlanacakken silahlar patlıyor" diye konuştu.
'KALBİNDEN VE KOLLARINDAN VURULDU'
Eniştesinin eve dönerken arkasından vurulduğunu belirten Taşçı, “Eniştem dönüp silahı tutmaya çalışıyor, o arada silah tekrar ateşlenince Seyfettin B. ayağından vuruluyor. Sonra arbede sonucunda eniştem kalbinden 2 kurşun ve kollarından vuruluyor. Ablam bize ulaştı. Önce 112'yi aradı sonra bize haber verdi. Eniştemin ağzından kanlar geliyor. Sonra ablam öldüğünü düşünüyor zaten. Biz hemen geldik. Sonra hastaneye gidince ölüm haberini aldık. Evliydi 2 çocuğu vardı. Bir tanesi 11, biri 4 buçuk yaşında. Perişan oldular. Yetim kaldılar. Sonuna kadar adalete güveniyoruz. Adaletten yanayız. Çünkü biz maganda değiliz. Çocuğunun gözünün önünde oluyor ve çocuğunun orada 'Seyfettin abi bütün otopark senin olsaydı da babamı niye vurdun' diye sitemi oluyor. Seyfettin'in babası Yakup amca gelip hüngür hüngür ağlıyor. Annesi, 'oğlum yapma' diye bağırıyor. Bir insanın neden canına kastedilir. Acımız çok büyük" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü dökümü:
----
-Hüseyin Teke'nin fotoğrafları
-Olayın yaşandığı bina ve sokaktan görüntü
-Daire kapısı ve duvardaki kurşun izleri
-Kayınbirader Hasan Can Taşçı röp
-Adli Tıp'tan görüntüler
-Teke'nin aile yakınlarından görüntü
-Genel ve detaylar
==================