Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

ABONE OL
DHA

1- BAKAN BAYRAKTAR: 2035 YILINA KADAR RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİ KAPASİTEMİZİ 120 GW'A ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ

Gülseren KARAPINAR-Emir BENLİOĞLU/İSTANBUL,(DHA)-Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Yükselen Piyasalar Forumu'nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Geleceğe bakarken, iddialı bir hedef belirledik: 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kapasitemizi 120 GW'a çıkarmayı hedefliyoruz. Şebeke entegrasyonunu ve sistem esnekliğini güçlendirmek amacıyla yaklaşık 40 GW kapasiteli HVDC iletim hatlarının inşasını da planlıyoruz" diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Yükselen Piyasalar Forumu Serisi kapsamın düzenlenen 'Kritik Mineraller Forumu'na katıldı. Forum açık ve iyi işleyen piyasaların desteklenmesi, üretici ülkelerle ortaklıkların güçlendirilmesi, tedarik zinciri dayanıklılığının arttırılması ve mineral arzıyla, işleme seçeneklerini çeşitlendirmek için kamu ve özel sektör finansmanın harekete geçirilmesi konularını masaya yatırmak amacıyla düzenlendi. Foruma Bakan Bayraktar'ın yanı sıra Ticaret Bakanı Ömer Bolat, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, OECD Türkiye Daimi Temsilcisi: Büyükelçi Kerem Alkin, Fas Krallığı Enerji Dönüşümü ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Leila Benali, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan katıldı.

'ARZ GÜVENLİĞİ VE FİYAT DALGALANMALARI EN ÖNEMLİLERİDİR'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Modern tarihin en büyük enerji krizlerinden birini, hatta belki de en büyüğünü yaşıyoruz. Bu günlerde enerjiyle ilgili her toplantının gündemindeki en önemli konu, elbette İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıdır. Bu gelişmeler petrol ve doğalgaz üzerinde çeşitli şekillerde büyük etkiler yaratmaktadır; ancak arz güvenliği ve fiyat dalgalanmaları en önemlileridir. Son gelişmeler, bölgesel çatışmaların etkilerinin sadece o bölgelerle sınırlı olmadığını bir kez daha bize göstermiştir. Bunlar tüm dünyayı etkilemektedir" dedi.

'KÜRESEL ENERJİ TALEBİ YÜZDE 1,3 ORANINDA ARTTI'

Küresel enerji talebinin arttığını ifade eden Bakan Bayraktar, "Dünyanın enerji talebi artıyor ve resmen 'Elektrik Çağı'na giriyoruz. Geçen yıl, küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında arttı. Elektrik talebi ise bu oranın iki katından fazla bir hızla büyüdü. Bu artışın ardında elektrikli araçlar, yapay zeka destekli veri merkezleri, soğutma sistemleri ve ekonomilerimizin hızla elektrifikasyonu yatıyor. Bu talebi karşılamalıyız. Bu nedenle, kritik minerallerle ilgili bugünkü toplantı tam da zamanında gerçekleşiyor. Çünkü kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, temiz enerji teknolojilerinin yanı sıra dijital altyapı, ileri imalat ve savunma sistemleri için de vazgeçilmez hale gelmiştir" dedi.

'DOĞRU ZAMANDA, DOĞRU YERDEYİZ'

Bakan Bayraktar, "Rüzgar türbinlerinden elektrikli araçlara, yarı iletkenlerden pil depolamaya kadar, bu mineraller modern ekonomilerin merkezinde yer almaktadır. Son dönemde yaşanan aksaklıklar ve jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinin artık sadece ekonomik bir mesele olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Bunlar, koordineli ve ileriye dönük politika adımları gerektiren stratejik bir konu haline gelmiştir. Daha güçlü ve daha çeşitlendirilmiş tedarik zincirleri oluşturmak için doğru zamanda, doğru yerdeyiz" dedi.

'ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ, DEĞER ZİNCİRİNDE ŞEFFAFLIK VE ORTAK SORUMLULUĞA İHTİYACIMIZ VAR'

Bakan Bayraktar, "Ekonomilerimize güç veren hammaddeleri güvence altına almalıyız. Neden doğru yerdeyiz? Çünkü Türkiye olarak enerji ve madenciliği bir işbirliği aracı olarak görüyoruz. Doğru enerji ve madencilik projeleri 'kazan-kazan' niteliğinde olmalıdır. Amacımız, enerji diplomasisi yoluyla bölgesel istikrarı sağlamak, bölgedeki refahı artırmak ve çatışmaları önlemektir. Kritik mineraller söz konusu olduğunda, bu minerallerin üretiminin coğrafi olarak yoğunlaştığını biliyoruz, ancak daha da önemlisi, işleme ve arıtma kapasitelerinin sınırlı bölgelerde yoğunlaşmış olmasıdır. Bu dengesizlik, piyasa dinamiklerinin ötesine geçen ve ekonomik güvenliği ve endüstriyel dayanıklılığı doğrudan etkileyen yapısal kırılganlıklar yaratmaktadır. Bu nedenle, teknoloji odaklı ülkeler ve önde gelen şirketlerle aktif olarak işbirliği yapıyoruz. Temel finansmanın çok ötesine geçen ortaklıklar kurmak istiyoruz. Teknoloji transferi bunun önemli bir parçasıdır. Adil ve şeffaf piyasalar yaratmak önemli bir zorluktur. Hiçbir ülkenin, parçalanmış bir alıcı tabanına karşı hacimsel üstünlüğünü kullanmasına izin verilmemelidir. Günümüzün zorluklarıyla tek başımıza mücadele edemeyiz. Uluslararası işbirliği, değer zincirinde şeffaflık ve ortak sorumluluğa ihtiyacımız var" dedi.

'2035 YILINA KADAR RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİ KAPASİTEMİZİ 120 GW'A ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ'

Bakan Bayraktar, "OECD gibi kuruluşlar, küresel pazarlarda güven oluşturarak bu konuda hayati bir rol oynamaktadır. Günümüzde maden güvenliği, ulusal güvenliğin bir parçasıdır. Ve ulusal güvenlik, ekonomik refahın temelidir. Türkiye'ye gelince, bugün kurulu güç kapasitemizin yüzden 62'sinden fazlası yenilenebilir kaynaklardan gelmektedir. Geleceğe bakarken, iddialı bir hedef belirledik: 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kapasitemizi 120 GW'a çıkarmayı hedefliyoruz. Şebeke entegrasyonunu ve sistem esnekliğini güçlendirmek amacıyla yaklaşık 40 GW kapasiteli HVDC iletim hatlarının inşasını da planlıyoruz. Bunlar geniş kapsamlı bir yapısal dönüşümü temsil ediyor ve bu dönüşümün merkezinde kritik mineraller yer alıyor" dedi.

'TÜRKİYE'NİN KAPSAMLI KRİTİK HAMMADDE STRATEJİSİNİ RESMİ OLARAK AÇIKLAYACAĞIZ'

Bakan Bayraktar, "Bu yeniçağda, sadece kaynaklara sahip olmak yeterli değil. Bu kaynakları işleyebilmelisiniz. Bu malzemeleri rafine etmek ve gelişmiş endüstriyel süreçlere entegre etmek için orta ve alt sektörlere ihtiyacınız var. Türkiye tam da bunu inşa ediyor: Kaynak çıkarımını derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer yaratımıyla birleştiriyoruz. Bu vizyon, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporumuzda özetlenmiştir. Bu raporun bulgularına dayanarak, ayrıntılı bir yol haritasını son haline getiriyoruz. Yakında, Türkiye'nin kapsamlı Kritik Hammadde stratejisini resmi olarak açıklayacağız. Beylikova nadir toprak elementleri projesi, bu stratejinin temel taşıdır. Çünkü Beylikova'nın dünyadaki en büyük nadir toprak element yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. En başından beri hedefimiz, eksiksiz bir değer zinciri oluşturmaktı" diye konuştu.

'NADİR TOPRAK OKSİTLERİNİ ÜRETECEĞİZ'

Bakan Bayraktar, "Madencilik şirketimiz ETI Maden, ortaklarıyla birlikte bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Beylikova'daki pilot tesis halihazırda faaliyete geçmiş olup, şimdi de ayırma ve işleme kapasitelerini de içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

-Forumdan görüntüler

-Bakan Bayraktar'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

==============

2- BAKAN BOLAT OECD 'KRİTİK MİNERALLER FORUMU'NDA KONUŞTU

Gülseren KARAPINAR-Emir BENLİOĞLU/İSTANBUL,(DHA)- TİCARET Bakanı Ömer Bolat, OECD Yükselen Pazarlar Forumu açılışında düzenlenen 'Kritik Mineraller' forumuna katıldı. Burada bir konuşma yapan Bolat, "Türkiye'nin küresel yönetişimi ve ekonomik dayanıklılığı, kritik mineraller alanı da dahil olmak üzere ortak bir sorumluluk olarak gördüğünü vurgulamak isterim. Aslında, hiçbir ülke kritik mineraller konusundaki küresel karşılıklı bağımlılıktan kaynaklanan zorlukları tek başına ele alamaz. Daha güçlü bir uluslararası işbirliğine ihtiyacımız var" dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 'Ortaklıklarla Yatırım ve Büyüme Potansiyelini Açığa Çıkarmak' konulu OECD Kritik Mineraller Forumu'na Ticaret Bakanı Ömer Bolat katıldı. Forum açık ve iyi işleyen piyasaların desteklenmesi, üretici ülkelerle ortaklıkların güçlendirilmesi, tedarik zinciri dayanıklılığının arttırılması ve mineral arzıyla, işleme seçeneklerini çeşitlendirmek için kamu ve özel sektör finansmanın harekete geçirilmesi konularını masaya yatırmak amacıyla düzenlendi. Foruma Bakan Bolat'ın yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, OECD Türkiye Daimi Temsilcisi: Büyükelçi Kerem Alkin, Fas Krallığı Enerji Dönüşümü ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Leila Benali, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan ile politikacılar, sektör temsilcileri ve uluslararası ortaklar katıldı.

'KRİTİK MİNERALLER ELZEM HALE GELMİŞTİR'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İkiz dönüşüm süreci küresel ekonomide merkezi bir konum kazandıkça, kritik mineraller yüzyılımızı şekillendiren temel dönüşümler için elzem hale gelmiştir. Piller, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve elektrik şebekeleri gibi temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmezdirler. Buna ek olarak yarı iletkenlerden akıllı telefonlara, veri merkezlerinden yapay zeka sistemlerine ve gelişmiş telekomünikasyon altyapısına kadar dijitalleşme için de aynı derecede hayati öneme sahiptirler. Son 10 yılda, temel kritik minerallere olan talep önemli ölçüde artmıştır. Lityum talebi neredeyse 4 katına çıkarken, nadir toprak elementleri ve kobalt talebi kabaca 2 katına çıkmıştır. Diğer minerallerde de benzer talep artışları görüyoruz. Daha da önemlisi, mobilitenin elektrifikasyonu, hızla artan yenilenebilir enerji altyapısı ve gelişmiş elektronik yapay zeka tarafından yönlendirilen bu eğilimin önümüzdeki on yıllarda da devam etmesi beklenmektedir. Bu nedenle, karbonsuzlaşmaya, dijitalleşmeye ve tedarik zinciri güvenliğini güçlendirmeye çalışan günümüz dünyasında, kritik mineraller endüstriyel rekabet gücü, ulusal güvenlik ve ekonomik dayanıklılık için giderek artan stratejik bir önem kazanmıştır" dedi.

'ARZ YÖNETİMİ DÖRT TEMELE DAYANMALI'

Bakan Bolat, "Küresel ekonomide adil bir ikiz dönüşüm ve ortak refah sağlamak adına dengeli ve hakkaniyetli bir uluslararası düzenin şekillendirilmesi için, kritik mineral arz yönetiminin dört temele dayanması gerektiğine inanıyoruz. Birincisi, çeşitlendirme yoluyla dayanıklılığa ihtiyacımız var. Üretimin, teknolojilerin, taşıma koridorlarının ve finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, küresel karşılıklı bağımlılığı daha istikrarlı hale getirmenin temel araçlarıdır. Bu anlamda, yeni bloklar, yeni engeller veya yeni sıfır toplamlı çatışmalar yaratmadan aşırı yoğunlaşmayı azaltmalıyız. İkincisi, adil ve öngörülebilir ticarete ihtiyacımız var. Üçüncüsü, mineral zengini gelişmekte olan ülkeler kaynaklarından daha fazla değer elde etmelidir. Sanayi devriminin erken evrelerinde, doğal kaynaklar açısından zengin olan ülkeler endüstriyel kapasite açısından fakir kalmıştır. Bu kalıp, kritik mineraller çağında tekrarlanmamalıdır. 'Adil' bir geçiş için, üretici ülkelerin işleme, enerjiye erişim, lojistik, dijital altyapı, işgücü becerileri, araştırma kapasitesi ve yerel endüstriyel gelişim konularında yatırımlara ihtiyacı vardır. Son olarak, kritik mineral arzında maden çıkarmanın ötesini düşünmeliyiz. Geri dönüşüm, yeniden kullanım, ikame, malzeme verimliliği ile pil kimyası ve endüstriyel tasarımdaki inovasyonlar arz yönetişimimizin bir parçası olmalıdır. Ciddi bir mineral stratejisi sadece yeni madenler açmakla ilgili değil, aynı zamanda döngüsel ekonomiler ve daha akıllı teknolojiler inşa etmekle de ilgilidir" dedi.

'DAHA GÜÇLÜ BİR ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİNE İHTİYACIMIZ VAR'

Bakan Bolat, "Türkiye'nin küresel yönetişimi ve ekonomik dayanıklılığı, kritik mineraller alanı da dahil olmak üzere ortak bir sorumluluk olarak gördüğünü vurgulamak isterim. Aslında, hiçbir ülke kritik mineraller konusundaki küresel karşılıklı bağımlılıktan kaynaklanan zorlukları tek başına ele alamaz. Daha güçlü bir uluslararası işbirliğine ihtiyacımız var. Şeffaf piyasa bilgileri, riskleri önceden tespit edecek erken uyarı sistemleri, birlikte çalışılabilir standartlar, daha güçlü teknolojik ortaklıklar, daha iyi finansman araçları ve yatırımları riskten arındıracak güvenilir mekanizmalar için çalışmalıyız. Bu durum; hükümetler, sanayi, bölgesel kalkınma kurumları ve finans sektörü arasında daha güçlü bir diyalog ve güven gerektirmektedir. Bu nedenle, OECD Kritik Mineraller Forumu'nun bu toplantısı tam zamanında gerçekleşmektedir. Önümüzdeki 2 gün boyunca kritik mineraller; ticaret, yatırım, sürdürülebilirlik ve sorumlu tedarik zincirleri dahil olmak üzere her açıdan tartışılacaktır. Forumun teşhisten daha fazlasını hedefleyeceğine ve tüm bu konularda pratik rehberlik oluşturulmasına yardımcı olacağına eminim" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------

-Forumdan görüntüler

-Bakan Bolat'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

==========

3-BAKAN BOLAT: KRİTİK MADENLERE ÇOK BÜYÜK İHTİYAÇ VAR

Gülseren KARAPINAR-Emir BENLİOĞLU/İSTANBUL,(DHA)-OECD Kritik Mineraller İhracat Kısıtlamaları Envanteri 2026 Lansmanı'nı değerlendiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Dünya önemli bir dönüşümden geçiyor; yeşil ekonomiye geçiş ve dijital ekonomiye geçiş. Bu açıdan da kritik madenlere çok büyük bir ihtiyaç var. Yenilenebilir enerji, özellikle ileri teknolojiler imalat sektöründe, yapay zekanın ortaya çıkması. Bütün bu önemli alanlarda kritik madenlerin rolü artıyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 'Ortaklıklarla Yatırım ve Büyüme Potansiyelini Açığa Çıkarmak' konulu OECD Kritik Mineraller Forumu'nun ardından, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ve OECD Ticaret ve Tarım Direktörü Marion Jansen ile birlikte 'Kritik Mineraller İhracat Kısıtlamaları Envanteri 2026 Lansmanı'na da katıldı. Bolat, lansman sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.

'AÇIK VE KURALLARA DAYALI TİCARETE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat lansman konuşmasında, "2022 ile 2024 yılları arasında, küresel kritik hammadde ticaretinin yaklaşık yüzde 16'sı ihracat kısıtlamalarından etkilenmiştir. Bazı mineraller için bu maruziyet çok daha yüksektir. Kobalt ve manganez ihracatının yaklaşık yüzde 70'i etkilenmiş durumdadır. Grafit ihracatının neredeyse yarısı, nadir toprak elementlerinin ise yüzde 45'i kısıtlamalara tabidir. Uygulanan önlemlerin türünde de bir değişim görüyoruz. İhracat vergileri ve lisans gereklilikleri en yaygın araçlar olmaya devam etmektedir. Ancak daha kısıtlayıcı önlemler artış göstermektedir. Bu eğilimlerin ciddi sonuçları bulunmaktadır. İhracat kısıtlamalarının yerel politika hedeflerine hizmet edebileceğinin farkındayız. Gelir yaratabilir veya endüstriyel gelişimi destekleyebilirler. Ancak yaygın olarak kullanıldıklarında, aynı zamanda olumsuz yayılma etkileri de yaratırlar. Küresel arzı daraltır, fiyat oynaklığını artırır ve tedarik zinciri dayanıklılığını zayıflatırlar. Zaten kırılgan olan küresel ekonomide bu durum, parçalanma risklerini artırmaktadır. Bu nedenle iş birliği esastır. Açık ve öngörülebilir pazarlara, çeşitlendirilmiş tedarik zincirlerine ve koordineli uluslararası eyleme ihtiyacımız var. OECD Envanteri bir veri tabanından daha fazlasıdır; o bir kamu yararıdır. Şeffaflığı güçlendirir ve kanıta dayalı politika yanıtlarını destekler. Türkiye olarak, açık ve kurallara dayalı ticarete büyük önem veriyoruz. Kritik hammaddelerin dengeli yaklaşımlar gerektirdiğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

'KRİTİK MADENLERİN ROLÜ ARTIYOR'

Lansmanın ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Bakan Bolat, "Bu yılın konusu ise 'Kritik Madenler' konusu. Şundan dolayı; dünya önemli bir dönüşümden geçiyor; yeşil ekonomiye geçiş ve dijital ekonomiye geçiş. Bu açıdan da kritik madenlere çok büyük bir ihtiyaç var. Yenilenebilir enerji, özellikle ileri teknolojiler imalat sektöründe, yapay zekanın ortaya çıkması. Bütün bu önemli alanlarda kritik madenlerin rolü artıyor. Bu sene OECD Genel Direktörlüğü ve İstanbul Merkezi'nin kritik madenler konusunda 'Gelişen Piyasalar Forumu'nu düzenlemesi çok önemli bir başlık. Birçok ülkeden bakanlar yer alıyor, bakan yardımcıları, uzmanlar. Ve Türkiye ve Fas'ın ortak ev sahipliği söz konusu toplantıya başkanlık anlamında. Bizde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Fas devletinin Enerji Bakanı toplantının eş başkanları konumunda. OECD Genel Sekreteri, Suudi Arabistan'ın Sanayi Bakanı, birçok ülkeden gelen sanayi bakanları, bakan yardımcıları, enerji madenler bakanları buradalar" dedi.

'ÜLKELERİN GİDEREK İHRACAT ENGELLERİ ÇIKARDIKLARINI GÖRÜYORUZ'

Bakan Bolat, "Açılış konuşmalarını tamamladık ve az önce de OECD yıllık raporunu açıkladı. Bu rapor, kritik madenler konusundaki ihracat kısıtlamalarının envanter raporu. Bu niye önemli? Son iki yılda, özellikle kritik madenler ihracatında ülkelerin giderek ihracat engelleri çıkardıklarını görüyoruz. Milli menfaatleri korumak önemli ama bu milli menfaatleri korurken komşu ülkeler ya da dünya ülkelerinin ekonomilerine zarar verecek uygulamaların ortaya çıkması uluslararası bir işbirliğini gerektiriyor. İşte OECD buna dikkat çekmek için bu forumu düzenledi. Bu kritik madenlerin sahibi olan ülkeler ki Türkiye de onlardan birisi, milli menfaatlerini korumaları en tabii hakları. Ama özellikle bu hammadde zengini az gelişmiş ülkelerin artık geçmişteki doğal maden hammadde zenginliklerinin kendilerine refah getirmediği bir dönemi yaşamasınlar; onlar da bu madenleri işleyerek özellikle ekonomilerini katma değerle geliştirsinler. Biz bunu da istiyoruz" diye konuştu.

'ENVANTER RAPORUNUN TÜRKİYE'DE AÇIKLANMASI ÇOK ÖNEMLİ'

Bakan Bolat, "Bu anlamda OECD buna dikkat çekmek için dünya kritik madenlerin dünya ticaretinde özellikle ulaşılabilirlik noktasında çok ciddi boykotlar, engeller ortaya çıkmasın diye bir mücadele veriyor. Bugün iki günlük OECD'nin Kritik Madenler Forumu ve bugün açıkladığı kritik madenlerdeki ihracat kısıtlamalarının envanter raporunun İstanbul'da, Türkiye'de açıklanması çok önemli. Biz de Türkiye olarak böylesine önemli bir foruma ev sahipliği yapmaktan çok memnuniyet duyuyoruz. Gerek Ticaret Bakanlığımız gerekse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bu konuda OECD Genel Merkezi ve İstanbul Bölgesel Merkezi ile yakın bir koordinasyon ve işbirliği içinde çalışıyor" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

-Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın lansmanda konuşması

-Bakan Bolat'ın forum kapsamında değerlendirmeleri

-Genel ve detaylar

===========

4- VALİ GÜL: BİR BAŞARI HİKAYESİ ANLATIYORSAK BUNUN ANA AKTÖRÜ SAĞLIK ÇALIŞANLARIDIR

Canan İLARSLAN - Hadican EROL / İSTANBUL, (DHA) - 'İstanbul Aşı ile Güvende; Pandemi Deneyimi Sempozyumu'nda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Yaşananları şimdi güzel anı olarak anlatıyorsak, bir başarı hikayesi olarak anlatıyorsak, bunun ana aktörü sağlık çalışanlarıdır. Kimsenin komşusuna selam vermediği, korktuğu, yolunu değiştirdiği, 'Aynı apartmanda kalırsak sıkıntı olur mu?' diye düşündüğü dönemde aynı hastanede, aynı serviste sizler tedavi ettiniz. Arkadaşlarınızı kaybettiniz, kendiniz hasta oldunuz, sevdiklerinize bu hastalığı taşıdınız, çocuklarınızı hasta ettiniz. Dolayısıyla hakkınızı ödeyemeyiz, fedakarlıklarınızı unutmadıkö dedi.

Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün ev sahipliğinde düzenlenen '2'nci İstanbul Aşı ile Güvende; Pandemi Deneyimi Sempozyumu', Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde yapıldı. Sempozyum açılış törenine İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, Başakşehir Kaymakamı Cemil Özgür Öneği ve sağlık çalışanları katıldı. Program öncesi İstanbul genelinde ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen 'Masal Şehri İstanbul'un Aşı Kahramanları' isimli resim yarışmasının açılışı yapıldı. Yarışmada derece alan öğrencilere ödüllerini Vali Gül ve İl Sağlık Müdürü Güner verdi.

'DÜNYADA PANDEMİ SÜRECİNİ EN AZ ZARARLA ATLATAN ÜLKELERDEN BİRİ OLDUK'

İstanbul Valisi Davut Gül, "Dünyanın her tarafında üretim süreçleri değişti, dağıtım süreçleri değişti, tüketim alışkanlıklarımız değişti. Hiç karşılaşmadığımız, olağanüstü durumlarda sadece devletin kısmen uygulamaya çalıştığı sokağa çıkma yasaklarının ülke genelinde uygulandığını ve milletimizin de aslında istisnalar hariç buna uyduğunu gördük. Sağlık çalışanları çocuklarından, eşlerinden ayrı kaldı. Hastanelerde yatıp kalktılar. Şehirlerden şehirlere geçişler kısıtlandı. Yurt dışından gelenler 15 gün karantinada kaldı. Yaşlıların, evden çıkamayanların ihtiyaçlarını karşılamak için vefa grupları oluşturuldu. Aslında bu o kadar anlamlı bir şey ki; diğer kamu kurum ve kuruluşları işlerini bir tarafa bıraktılar, vatandaşın evden çıkmaması için ihtiyaç duyduğu malzemeleri, ekmeğinden tutun sütüne kadar evlerine kadar, tabiri caizse, kapıcılık hizmeti yaptılar. Bunun neticesinde de dünyada pandemi sürecini en az zararla atlatan ülkelerden biri biz olduk" dedi.

'FEDAKARLIKLA, GAYRETLE, BİRLİKTE HAREKET EDEREK MÜCADELE VERDİK'

Vali Gül, "Dünyanın birçok yerinde maske temin edilemedi, maske araçları yağmalandı. Bizde, okullardan başlayarak insanlar maskeler üretti. Hiç daha önce maske üretmeyen işletmeler maske üretmeye başladı. Özetle; fedakarlıkla, gayretle, birlikte hareket ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde arkada kalanları toplayarak biz bir mücadele verdik. Şunu gördük: Aslında cebinizdeki paradan ziyade sizin kurumsal kapasitenizin ne kadar olduğu çok önemli. Önce milletimiz, önce kendi vatandaşımız ve artanı da maskeye ulaşamayan dünyanın birçok bölgesine kargo uçaklarıyla ulaştırdık. Dolayısıyla da bunu biz bazen çabuk unutuyoruz. Aşının ne kadar kıymetli olduğunu ve ihtiyaç durumunda bizim de aşı yapabileceğimizi, bizim de o aşıyla kısmen de olsa bir müdahalede bulunabileceğimizi göstermiş olduk. Bu da aslında bilim insanlarımızın, üniversitelerimizin, hocalarımızın gayretiyle oldu" dedi.

'HAKKINIZI ÖDEYEMEYİZ, FEDAKARLIKLARINIZI UNUTMADIK'

İstanbul Valisi Gül, "Aşı dünyada bulunmazken Türkiye çok büyük sayıda aşı siparişi verdi ve bunu kamuoyuyla açıkladı. Vatandaşlar şundan emin olsunlar: Parası olsun ya da olmasın, devlet aşıyı satın aldı ve bütün vatandaşlara bu aşıyı belli bir takvim içerisinde verecek. Sonra denildi ki 'Aşılar iyidir, kötüdür, kalitelisi var, kalitesizi var.' Farklı bir aşıdan yine satın alındı. Sonra 'Ya biz aşımızı yapabilir miyiz?' meselesi gündeme geldi. Kendi aşımızı da yaptık. Dolayısıyla da yaşananları şimdi güzel anı olarak anlatıyorsak, bir başarı hikayesi olarak anlatıyorsak, bunun ana aktörü sağlık çalışanlarıdır. Kimsenin komşusuna selam vermekten korktuğu, yolunu değiştirdiği, 'Aynı apartmanda kalırsak sıkıntı olur mu?' diye düşündüğü dönemde aynı hastanede, aynı serviste sizler tedavi ettiniz. Arkadaşlarınızı kaybettiniz, kendiniz hasta oldunuz, sevdiklerinize bu hastalığı taşıdınız, çocuklarınızı hasta ettiniz. Dolayısıyla hakkınızı ödeyemeyiz, fedakarlıklarınızı unutmadık. Rabbim sağlık çalışanlarımızı her zaman sağ eylesin" ifadelerini kullandı.

'PANDEMİYLE TÜM DÜNYAYA ÖRNEK ŞEKİLDE MÜDAHALE ETTİK'

İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, "6 yıl geçmesine rağmen dün gibi hatırlıyoruz. Biz sağlıkçılar olarak bu günleri unutmamız mümkün değil. Annelerin çocuklarından kaçtığı bir zamanda biz hastalarımızı sadece sağlıkçılar olarak değil, bütün kamunun, bütün emektarların, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber bu pandemiye tüm dünyaya örnek bir şekilde mücadele ettik. Dünyada 700 milyon vaka olan bir pandemiden bahsediyoruz ve 700 bin ölüm. Yüzde 1 mortalitesi olan ve ilk başta kimsenin nasıl bir hastalıkla mücadele ettiğini bilmediği bir olaydan bahsediyoruz. Hızlı bir şekilde Türk sağlık sistemi bu pandemiye, bu krize, bu büyük felakete hızlı bir şekilde cevap verdi. Sırf İstanbul'da pandeminin ilk senesinde yoğun bakım kapasitemiz bin 900'lerden 4 binlere kadar çıktı. Servis yatak kapasitemiz 20 binden, yüzde 25 artışla 25 binin üzerine çıktı, sadece kamuda. Ve biz günde sadece 500 PCR testi yaparken bunu 100 bin rakamlarına kadar çıkardık" diye konuştu.

'İSTANBUL'DA BİR GÜNDE SADECE 359 BİN AŞI YAPILDI'

İl Sağlık Müdürü Güner, "17 Haziran 2021 gününde sadece İstanbul'da 359 bin aşı yapıldı ve 1 milyon 500 bin aşı tüm Türkiye genelinde yapıldı. Biz bu birlikteliğimizle ve bu koordinasyonumuzla, fedakarlığımızla beraber hayatları kurtardık" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

-Sempozyumdan görüntü

-Vali Davut Gül'ün konuşması

-Emre Güner'in konuşması

-Genel ve detay görüntüler

========

5- 'AZİZ İHSAN AKTAŞ SUÇ ÖRGÜTÜ' DAVASINDA DURUŞMA 29 NİSAN'A ERTELENDİ

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - BELEDİYE başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davasının bugünkü duruşmasında sanık avukatlarının esasa ilişkin savunmaları alındı. Duruşma 29 Nisan saat 10.00'a ertelendi

'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' soruşturması kapsamında, 3'ü tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu 11 tutuklu sanık ve tutuksuz 200 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. Duruşma İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan 3 no'lu salonda görülüyor.

5 SANIK DAHA TAHLİYE EDİLMİŞTİ

Mahkeme tutuklu sanıklar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi destek hizmetleri personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi, Beşiktaş Belediyesi'nin eski Destek Hizmetleri müdürü Gülal Erdovan Anıl'ın tahliyesine karar vermişti.

AKTAŞ'IN AVUKATLARI MAHKEME RAPOR SUNDU

Duruşmada Aktaş'ın avukatları, 'kamu zararı oluşmadığı' yönündeki bir bilirkişi raporunu mahkemeye sundu. Duruşma, sanık avukatların esasa ilişkin savunmalarının alınmasıyla devam etti.

'AZİZ İHSAN AKTAŞ'IN O TARİHTE BELEDİYEDEN ALACAĞI OLUP OLMADIĞI TESPİT EDİLMELİ'

Geçtiğimiz günlerde tahliye edilen Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın avukatı, belediyedeki hak edişlerini alabilmek için iki daireyi ederinin çok üstü bir fiyata satın aldığı yönündeki iddialara cevap vererek "Bu daireler ederinin üzerine satılmadı, toplam ederi 20 milyon. Mahkeme ısrarlı talebimize rağmen bu dairelerin satış tarihlerindeki bedeline ilişkin herhangi bir tespit yapmadı. Bahse konu taşınmazda bilirkişi marifetiyle gerçek bedeli belirlensin. Aynı zamanda Aziz İhsan Aktaş'ın o tarihte belediyeden alacağı olup olmadığı tespit edilmeliö dedi.

'BUNLAR KURGUDUR'

Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in avukatı ise, "Muhtemeldir ki etkin pişmanlık ifadesinde 'isim ver, çık' denmiş ve bu şekilde de soruşturma ilerletilmiş. Aziz İhsan Aktaş'ın ailesi gözaltına alındı, mal varlıklarına ve hesaplarına el konuldu, ekonomik sıkıntıya girdi ve çözümü 'isim ver ve çık' yönteminde buldu. Aziz İhsan Aktaş kullanıldı ve birçok belediye başkanı yargılanmaya başladı. Canını kurtarmak isteyen' ve etkin pişmanlık ifadesi veren kişi, kendisine 'zararı dokunmayacak' kişilerin ismini verir. Aziz İhsan Aktaş etkin pişmanlık ifadesi verirken, Oya Tekin ile tanışıklığı olmadığı için sadece eşi üzerinden bir kurgu yapmış, müvekkilim aleyhinde delil toplanamadığı için ismi parantez içinde 'temsilen' diye yazılmış. Yalan söyleyenlerin yalan söylediğini kanıtlamaya çalışıyoruz ki ifadelerine itibar edilmesin. Bunlar kurgudur" dedi.

Duruşma yarın saat 10.00'a ertelendi. (DHA)

==============

6- SARIYER’DE GEMİNİN KARAYA OTURDUĞU ANLAR KAMERADA; İŞ KADINININ YALISI HASAR ALDI

Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA) - İSTANBUL Boğazı'nda dümen arızasından kaynaklanan nedenle Sarıyer, Yeniköy açıklarında karaya oturan konteyner gemisi, uzun süren çalışmaların ardından kurtarıldı. Geminin karaya oturması sonucu korkuluk, fayans ve beton bölümlerinde hasar oluşan yalının, iş kadını Bianka Sömer Türkmen’e (45) ait olduğu öğrenildi. Geminin karaya oturduğu anların görüntüleri de ortaya çıktı.

Olay, saat 00.12 sıralarında Yeniköy Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Rusya’dan aldığı yükle Kocaeli Derince Limanı’na gitmekte olan 'KAPPA' isimli konteyner gemisinde seyir halindeyken, dümen arızası meydana geldi. Yaklaşık 2 dakika boyunca siren çalan gemi kıyıya yöneldi. Yalıya metreler kala duran gemi karaya oturdu. İhbar üzerine bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurtarma ekipleri sevk edildi. KURTARMA-5, KURTARMA-6 ve KEGM-5 hızlı tahlisiye botu ile balık adamlar bölgede çalışma başlattı. Geminin karaya oturması nedeniyle İstanbul Boğazı’nda gemi trafiği çift yönlü olarak geçici süreyle askıya alındı.

HASAR MEYDANA GELEN YALI İŞ KADININA AİT ÇIKTI

Geminin karaya oturması sonucu avlu kısmında bulunan cam korkuluk, fayans ve beton bölümlerde hasar meydana gelen yalının iş kadını Bianka Sömer Türkmen’e ait olduğu ortaya çıktı. Olayda yaralanan olmadığı öğrenilirken, çalışmaların ardından gemi römorkörlerin desteğiyle bulunduğu yerden yüzdürülerek kurtarıldı. Geminin çekilmesinin ardından İstanbul Boğazı’nda çift yönlü olarak askıya alınan gemi trafiği saat 07.50 itibariyle yeniden açıldı.

KARAYA OTURDUĞU ANLAR KAMERADA

Aynı geminin 2022 yılında da Kandilli açıklarında makine arızası yaptığı ve bu nedenle boğaz trafiğinin bir süre durduğu öğrenildi. Görüntülerde geminin kıyıya yöneldiği ve yalıya çarptığı anların vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildiği anlar görülyor. Görüntülerde geminin karaya oturduğu anlar da yer alıyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----

(ÖZEL)

(Cep telefonu)

- Geminin karaya oturduğu anlar

- Yalıdan ve gemiden görüntü

- Vatandaşların görüntü çekmesi

(Dron)

-Gemiden ve kıyıdan görüntüler

================

7- BEYKOZ BELEDİYESİ'NE YÖNELİK 'YOLSUZLUK' DAVASINDA DURUŞMA 5 HAZİRAN'A ERTELENDİ

Esra GÜNTEPE /İSTANBUL,(DHA)- BEYKOZ Belediyesi'ne yönelik yürütülen 'İhaleye fesat karıştırma' ile 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım' soruşturması kapsamında mahkemede savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, "Beykoz halkının sandıktaki iradesine çöküldü. En zor olan şey iyi bir isim yaptıysanız o ismi koruyabilmektir. Şüpheden sanık yararlanır, ama artık şüpheden savcılar yararlanıyor. Sanıklığı da kabul etmiyorum. Onurlu insan kaçmaz, bana Silivri hapishanesinden kapıyı açsalar siz karar vermedikten sonra kaçmam. 10 bin 200 saattir uğramadığımız algı operasyonu kalmadı. Çok istiyorlarsa sandığı kursunlar paylaşalım, Beykoz halkına ayıptır. Mert olan mücadelesini eder" dedi. Duruşma 5 Haziran'a ertelendi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu 26 sanık hakkında 'İhaleye fesat karıştırma', ve 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 'Üyelik' ve 'Yardım' suçlarından yürütülen soruşturma tamamlandı. Köseler'in 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma', 'Zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık' ve 'Zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik' suçlarından toplam 17 yıl 6 aydan, 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Sanıklar bugün saat 11.30 sıralarında başlayan duruşmada Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuklu sanıklar, görevinden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler ile Veli Gümüş ve Havva Dindar'ın yanı sıra tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Alaattin Köseler, "En son bu salonda görüştük, 69 gün sonra tekrar karşınızdayım. Sizin tüm tahliyelere verdiğiniz kararı herkes gibi bende takdir ettim. 1 gün sonra Paşabahçe'de halk beni karşıladı. 24 saat sonra tekrar ağır ceza mahkemesi beni tutukladı. Halk çok büyük kayıplar içinde. Ben çok merak ediyorum bu bilirkişi raporu bir an önce çıkar nedir bu kamu zararı? 18'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne şunu sormak istiyorum; 24 saat sonra ne değişti de ben tutuklandım. Ben iktidarın belediye başkanı olsam 18'inci Ağır Ceza Mahkemesi bana bu aleyhe maddeleri yazamaz. Beykoz halkının sandıktaki iradesine çöküldü. En zor olan şey iyi bir isim yaptıysanız o ismi koruyabilmektir. Şüpheden sanık yararlanır, ama artık şüpheden savcılar yararlanıyor. Sanıklığı da kabul etmiyorum. Onurlu insan kaçmaz, bana Silivri hapishanesinden kapıyı açsalar siz karar vermedikten sonra kaçmam. 10 bin 200 saattir uğramadığımız algı operasyonu kalmadı. Çok istiyorlarsa sandığı kursunlar paylaşalım, Beykoz halkına ayıptır. Mert olan mücadelesini eder. Hangi evrakta, sahtecilik var ben bilmiyorum. Kim hazırladı bu evrağı, hangi evrak bilmiyorum. Birilerinin konfor alanı değişmesin diye beni tutsak ettiler. Daha önce hakkaniyetle verdiğiniz tahliye kararını tekrar vermenizi talep ediyorum" dedi.

'İFTİRA ATANLARIN HEPSİ DIŞARIDA BEN HALA TUTUKLUYUM'

Savunma yapan tutuklu sanık Veli Gümüş, "Dosyaya konu olan ihlaleler de görev ve yetkim olmadığı halde ben neden tutukluyum? İftira atanların hepsi dışarıda ben hala tutukluyum. Üzerime iftira atanlar açıkça kul halkına girmiştir. 2 buçuk yıllık evliliğim var bunun 14 ayı cezaevinde geçti. Bu eşime de ceza. Benim vicdanım çok rahat, serzenişim sadece tutukluluğadır. Ben 3 bayram eşimden ailemden uzak kaldım. Önümüzdeki bayram eşimin ailemin yanında olmak istiyorum tahliyemi talep ederim" dedi.

'BİZ SADECE ÇALIŞTIK, DEVLETE HİZMET ETTİK'

Tutuklu sanık Uğur İnci, "Yaklaşık 20 yıldır kendi işimi yapıyorum, önce teklif veririz kabul edilirse çalışırız. Beykoz Belediyesi ile de yapmadan önce teklif gönderdim, kabul edilenler oldu, edilmeyenler oldu. İhalesiz iş yapmıyorduk. Acil olunca hemen müdahale ettiğimiz işler oluyordu. Bu işler Nihat Mutlu'nun döneminde oldu. 10-11 yıldır bu işi yapıyorum. Biz sadece çalıştık, devlete hizmet ettik. Devleti zarara uğrattığımızı düşünmüyorum" dedi.

'DEVLETİ ZARARA UĞRATACAK BİR ŞEY YAPMADIM'

Tutuklu sanık Havva Dindar, "Tek söylemek istediğim devleti zarara uğratacak bir şey yapmadım, kendim teslim oldum, 14 aydır tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum" dedi.

'BENİM DÖNEMİMDE USULSÜZLÜĞE HİÇ DENK GELMEDİM'

Tanık Nihat Mutlu, " Alaattin Başkanımız 5 Nisan'da göreve başladı. Ben 3 hafta içerisinde 29 Nisan'da görevden alındım. Başka bir hizmette düz memurlukta görev yaptım. Ağustos 2024 itibarıyla Boğaziçi Üniversitesi'nde görev yapmaya başladım. İhaleler destek hizmetleri müdürlüğü tarafından yürütülmezdi, başka hizmetler tarafından yürütülürdü. Ben belediyede çalıştığım sürece biz kamu ihale kanunun dışına çıkmadık. Benim dönemimde usulsüzlüğe hiç denk gelmedim. Belediyeden ayrıldıktan sonra hiçbir işim olmadı. Yıldız Güneş ile çalıştım o benim kalem memurumdu. Bizim müdürlüğe geçici olarak geldi. Ben sonuç itibariyle 20 senedir çalışıyorum 16 yıldır yöneticilik yaptım. Kalem memuruydu ister istemez oradaki işlerden haberdardı. Ben 3 sene destek hizmetleri müdürlüğü yaptım. Alaattin Başkanımız görev aldıktan sonra benim bulunduğum dönem de ihale yapmadık" dedi.

TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 5 Haziran Cuma gününe erteledi. (DHA)

==========

8- ESKİ MİLLETVEKİLİ MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL,(DHA) - 22'inci dönem AK Parti İstanbul ve 23'üncü dönem AK Parti Sivas Milletvekili ve İlim Yayma Vakfı kurucularından Mehmet Mustafa Açıkalın son yolculuğuna uğurlandı.

TBMM 22 ve 23. dönem AK Parti İstanbul ve Sivas Milletvekili, İlim Yayma Vakfı kurucularından Mehmet Mustafa Açıkalın, 75 yaşında hayatını kaybetti. Dün İstanbul'da vefat eden Açıkalın için bugün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazına müteakip cenaze töreni düzenlendi. Törene, 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, eski bakanlar İsmet Yılmaz, Veysel Eroğlu ve Nurettin Nebati ile bazı belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da törene çelenk gönderdi. Açıkalın'ın ailesi ve yakınları cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Prof. Dr. Cevat Akşit'in kıldırdığı cenaze namazının ardından Açıkalın'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, tören mangasınca cenaze aracına götürüldü. Açıkalın, Ümraniye'deki Ihlamurkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------

-Cenazeden detaylar

-Siyasilerden detaylar

-Cenaze namazının kılınması

-Cenazenin kaldırılması

-Cenazenin cenaze aracına koyulması detay

=============

9- ATLAS ÇAĞLAYAN'IN AİLESİNİ TEHDİT DAVASINDA SANIK: RAHATSIZLIK VERMEK İSTEDİM

Ceyda YEŞİLOĞLU /İSTANBUL,(DHA)- GÜNGÖREN'de öldürülen Atlas Çağlayan (17) cinayetinin ardından aileye tehdit mesajları attığı belirlenen ve 19 yıl 3 ay hapis talebiyle yargılanan Muhammed Yusuf Kazıcı hakim karşısına çıktı. Kazıcı savunmasında, "Bir cahillik yapıp aileye rahatsızlık vermek istedim pişmanım" dedi. Duruşma 13 Mayıs'a ertelendi.

Güngören'de 14 Ocak'ta E.Ç. tarafından bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan'ın ölümünün ardından ailesine yönelik tehdit mesajları gönderdiği belirlenen Muhammet Yusuf Kazıcı hakkında Gülhan Ünlü'ye yönelik 'Gece vakti yağmaya teşebbüs' ve 'Kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçlarından toplam 2 yıl 9 aydan, 12 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ayrıca Kazıcı hakkında Gülhan Ünlü ve Cüneyt Çağlayan ile mağdurlar Atlas, Doruk, Ayaz ve Arden Çağlayan'a yönelik 'Zincirleme şekilde kişisel verileri ele geçirmek' suçundan 2 yıl 6 aydan, 7 yıla kadar hapis cezası istendi. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan sanık Kazıcı, duruşmaya SEGBİS (Sesli ve görüntülü Bilişim Sistemleri) ile katılırken tarafların avukatı duruşmada hazır bulundu.

'MESAJLARI SANAL MEDYAYA KENDİMİ KAPTIRDIĞIM İÇİN GÖNDERDİM'

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Muhammed Yusuf Kazıcı, "İddianamede yazılı mesajları ve paylaşımları ben yaptım. Bir cahillik yaptım. Atlas Çağlayan ve müştekileri tanımıyorum. 40 bin lira alacak verecek meselesi yoktur. O mesajları sanal medyaya kendimi kaptırdığım için gönderdim. Gülhan Ünlü'yü sosyal medyada görmüştüm. Ben de orada dolaşırken cahillikle mesaj attım. Çok pişmanım, keşke yazmasaydım. Gülhan Ünlü'nün numarasını, panel sorgulamasından temin ettim. Müştekiye siparişleri kapıda ödemeli olarak göndermiştim. Aynı gün içerisinde 3 kere sipariş gönderdim. 112'ye asılsız ihbarları da ben yaptım. Bir cahillik edip, rahatsızlık vermek istedim. Yanlış bir düşünceydi. Kendimi karşı tarafa Muhammet Hüseyin Yıldırım olarak tanıttım, rastgele ad soyad yazdım. Cezaevindeki diğer mahkumlardan ve ailemden tepki aldım, çok pişmanım. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum. Bu eylemleri birinden talimat alarak değil, kendiliğimden yaptım. Benim Daltonlar ya da başka suç örgütleri ile bir bağlantım yoktur" dedi.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Savcı, sanık Muhammed Yusuf Kazıcı'yı 'Gece vakti yağmaya teşebbüs' ve 'Kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçlarından, ayrıca Gülhan Ünlü ve Cüneyt Çağlayan ile mağdurlar Atlas, Doruk, Ayaz ve Arden Çağlayan'a yönelik 'Zincirleme şekilde kişisel verileri ele geçirmek' suçundan toplam 5 yıl 3 aydan, 19 yıl 3 aya kadar hapis cezası uygulanmasını talep etti. Mahkeme sanık Kazıcı'nın tutukluluk halinin devamına karar verirken, duruşmayı ise 13 Mayıs Çarşamba gününe erteledi. (DHA)

==============

10- İSTANBUL'DA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 89 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI, ELE GEÇİRİLENLER SERGİLENDİ

Gülseren KARAPINAR - Emir BENLİOĞLU / İSTANBUL, (DHA) - İstanbul'da düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınan 116 şüpheliden 89'u tutuklandı. Operasyonlarda ele geçirilen 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde ile 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi'nde sergilendi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu imalatı ve ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında, ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet yürüttüğü belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. Teknik ve fiziki takiplerin ardından son 3 haftada gerçekleştirilen operasyonlarda 116 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda; 3 milyon 650 bin sentetik ecza hap, 199 kilogram skunk, 107 kilo 385 gram metamfetamin ve 46 bin 500 adet uyuşturucu hap olmak üzere toplam 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde ile 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.

116 ŞÜPHELİDEN 89'U TUTUKLANDI

Gözaltına alınan 116 şüpheliden 14'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 89'u tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 13 şüphelinin ise adli işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

'HEDEFİMİZ BELLİ VE NETTİR; GENÇLİĞİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ ÇALDIRMAYIZ'

Operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucu maddeler, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi'nde sergilendi. Sergiyi inceledikten sonra açıklama yapan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, "Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz son iki hafta içerisinde ulusal ve uluslararası zehir tacirlerine yönelik yapmış olduğu çalışmalarda; 307 kilogram uyuşturucu madde, 3 milyon 700 bin adet uyuşturucu hap ele geçirilmiş, operasyonlar sonucunda 116 şahıs gözaltına alınmış, 89 şahıs ise tutuklanmıştır. Gençliğimizi ve neslimizi korumak adına mücadeledeki en büyük gücümüz, İstanbul halkının bize olan desteğidir. Hedefimiz belli ve nettir; gençliğimizi ve geleceğimizi çaldırmayız" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------

(Polis kamerası)

-Operasyonlardan görüntüler

-Ele geçirilenler

-Şüphelilerin yakalanması

(Aktüel)

-Ele geçirilenlerin sergilenmesi

-İl Emniyet Müdürü Yıldız'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

=============

11- ARNAVUTKÖY'DE SAHİLDE BULUNAN CESET; 40 GÜNDÜR KAYIP OLARAK ARANIYORMUŞ

Ali AKSOYER-Taylan ERGÜN/ İSTANBUL,(DHA) ARNAVUTKÖY,Karaburun sahilinde bulunan cesedin 40 gündür kayıp olarak aranan Ömer Yalçın(47)'a ait olduğu ortaya çıktı. Adli Tıp Ön raporunda Yalçın’ın ölüm sebebinin suda boğulma olduğu belirlendi. Yalçın’ın intihar etmiş olabileceğinin değerlendirilirken, soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü belirtildi.

Arnavutköy, Karaburun Balıkçı barınağında dün saat 11.00 sıralarında Arnavutköy Belediyesi temizlik işçileri plaj girişinde temizlik yaptığı sırada bir ceset görerek polise ihbarda bulundu. Deniz ile sahilin birleşme noktasında bulunan kimliği belirsiz cesette çürümeler olduğu tespit edildi.

KIZINDAN ÖRNEK ALINDI

Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri cesedin yaklaşık 40 gün önce Gaziosmanpaşa'da hakkında kayıp müracaatı yapılan Ömer Yalçın olabileceği ihtimali üzerine harekete geçti. Kayıp Ömer Yalçın’ı kızı E.N.Y'den Adli Tıp Kurumu'nda alınan DNA örnekleri, kıyıda bulunan cesetten alınan örneklerle karşılaştırıldı. Yapılan inceleme sonucu cesedin Ömer Yalçın’a ait olduğu belirlendi.

Gaziosmanpaşa, Şehit Tevfik Arslan polis merkezine 30 Mart 2026 tarihinde başvuran E.N.Y.(22) babası Ömer Yalçın’dan 19 Mart 2026 tarihinden bu yana haber alamadıklarını hayatından endişe ettiğini söylemişti. Polis yaptığı çalışmada düne kadar Ömer Yalçın’la ilgili herhangi bir ipucu bulamamıştı. Adli Tıp Kurumu ön raporunda Ömer Yalçın’ın ölüm sebebini suda boğulma olduğunu belirlendi. Ceset üzerinde yapılan incelemede herhangi bir darp yada yaralanma izi bulunamadığı öğrenildi. Ömer Yalçın’ın intihar etmiş olabileceği değerlendirilirken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü belirtildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-----------------------

Ekiplerden görüntü

Sahilden görüntüler

Genel detaylar

===========

12- BAŞAKŞEHİR'DE ALACAK TARTIŞMASI SİLAHLI KAVGAYA DÖNÜŞTÜ: 1 YARALI

Vehbi DEMİR - Baran AKKAYA / İSTANBUL, (DHA) - BAŞAKŞEHİR'de alacak meselesi nedeniyle çıkan silahlı kavgada bir kişi yaralandı. Olayın ardından kaçan şüpheli polis ekiplerince yakalandı.

Olay, 26 Nisan Pazar günü saat 17.00 sıralarında Boğazköy Mahallesi Kamelya Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, alacak meselesi nedeniyle iki kişi arasında tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Kavgada bir kişi yaralanırken şüpheli kaçtı. Çevrede bulunanların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralı hastaneye kaldırıldı. Olay sonrası kaçan şüpheli kısa sürede yakalandı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

(Cep telefonu)

Yaralının yerde yattığı anlar

Çevredekilerin yardım etmesi

Polis ekiplerinden görüntüler

(Aktüel)

Olayın yaşandığı sokak

Genel ve detay görüntüler

=========

13- 13 YAŞINDAKİ ÇOCUK ARAÇ KULLANIRKEN YAKALANDI; SAHİBİNE 40 BİN LİRA CEZA KESİLDİ

Mert ORDU/İSTANBUL,(DHA)- SULTANBEYLİ'de asayiş uygulaması sırasında durdurulan bir aracı 13 yaşındaki çocuğun kullandığı ortaya çıktı. Otomobil sahibine 40 bin lira para cezası kesilirken, araç otoparka çekildi.

Olay, saat 23.15 sıralarında Akşemsettin Mahallesi Fatih Bulvarı'nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, polis ekiplerinin asayiş uygulaması sırasında yapılan kontrollerde 13 yaşındaki çocuğun otomobili kullandığı tespit edildi. Polis ekipleri çocuğun aracı kullandığı sırada babası M.Ç.'nin de yan koltukta olduğunu belirledi.

'BAŞKALARININ KABUSU OLAMAZSIN'

Trafik polisi çocuğa "Senin biraz büyümen lazım" diyerek uyarıda bulundu. Polis baba M.Ç.' ye ise, "İnsanların hayatını tehlikeye atamazsın. Birilerini mutlu edeceğim diye başkalarının kabusu olamazsın. Senin çocuğu bu arabayı vermen hata. Çocuk daha 13 yaşında çocuğa araba verilmez." dedi. Otomobilin başka bir kişiye ait olduğu öğrenilirken, araç sahibine 40 bin lira para cezası kesildi. Otomobil çekici yardımıyla otoparka çekildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.(DHA)

Görüntü Dökümü

----

- Polisin uyarısı

- Çocuğun babasıyla polis arasındaki diyalog

- Ceza kesilmesi

- Aracın otoparka çekilmesi

=======

14- İSTANBUL'DA "TÜRK DÜNYASI ÇOCUK OYUNLARI ŞENLİĞİ" DÜZENLENDİ

Emre KURT/İSTANBUL,(DHA) - İstanbul'da Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen "Türk Dünyası Çocuk Oyunları Şenliği" açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, "Oyun oynayan bir nesil, hem sokaktaki hem de dijital karanlıktaki tehlikelerden de korunmuş olacaktır" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü koordinesinde, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen çocukların katılımıyla "Türk Dünyası Çocuk Oyunları Şenliğiö düzenlendi. Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen etkinlik, halk oyunları gösterisinin ardından tanıtım filmi ve bayrak gösterisiyle başladı. Açılış programının ardından, katılımcı ülkelere ait yöresel çadırların önünde geleneksel oyunlar oynandı ve kültürel tanıtımlar yapıldı. Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Macaristan'dan çocuklar, öğretmenler ve eğitim yöneticilerinin bir araya geldiği şenlikte, farklı ülkelerden gelen çocuklar kendi geleneksel oyunlarını sergileyerek kültürel etkileşimde bulundu. Şenlik kapsamındaki etkinliklerin 30 Nisan'a kadar süreceği bildirildi.

'OYUNLAR ÇOCUĞUMUZUN İNŞASI İÇİNDE ÇOK ÖNEMLİDİR'

Açılış programında konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, "Türk Dünyası Çocuk Oyunları Şenliği ismindeki oyun kavramı bizim eğitim tasavvurumuzda basit bir eğlence aracı değildir. Türkiye Yüzyılı Maarif modelimizde eğitim anlayışımızda modelin merkezinde yer alan eğilimlerden bir tanesi de oyun severliktir. Çünkü çocuk, doğuştan yaratılışı itibariyle hayata oyunla başlar, çocuğun en önemli işi oyundur ve onu şekillendiren de oyundur. Bu nedenle geleneğimizin üzerinde şekillenen oyunlar çocuğumuzun inşası içinde çok önemlidir" dedi.

'OYUN OYNAYAN BİR NESİL, HEM SOKAKTAKİ HEM DE DİJİTAL KARANLIKTAKİ TEHLİKELERDEN DE KORUNMUŞ OLACAKTIR'

Yelkenci, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizler eğitimi sadece dört duvar arasında sıkışmış bir bilgi aktarımı serüveninden sürecinden ibaret görmüyoruz. Çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı hatırlatmak onları dijital yalnızlıktan, dijital karanlıklardan kurtarıp akranlarıyla sosyalleşmelerini sağlamak bu inşanın en temel taşlarından biridir. Öyle bir nesil ki kökleriyle bağlarını sağlam kurmuş şartlarının farkında olan ve çağın imkanlarından istifade etmesini bilen fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek maarif modelimizde önemli bir yer tutmaktadır. Bu noktada çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı hatırlatmak onları dijital yalnızlıktan kurtarmak sadece dijital tehlikelere karşı tedbir almakla olacak bir mesele değildir. Tam tersine hayatı bütün yönleriyle üç yüz altmış derece, çocukları bütün gelişim yönleriyle ele alarak o gelişim yönlerine hizmet etmekle sağlanacak bir şeydir. Oyun oynayan bir nesil, hem sokaktaki hem de dijital karanlıktaki tehlikelerden de korunmuş olacaktır" diye konuştu.

Kırgızistan'ı temsil ederek şenliğe katıldıkları için gurur duyduklarını söyleyen Kırgızistan Milli Eğitim Bakanlığı Daire Başkanı Nurzida Kasymova, Türk dünyası oyunlarının sadece oyun değil kültür, diller ve arkadaş bulmak için çok büyük bir fırsat olduğunu belirtti.

Türkmenistan heyetiyle birlikte şenliğe katılan Türkmenistan Milli Eğitim Bakanlığı Daire Başkanı Alamyşowa Oguljahan Bayramowna ise etkinliğe katıldığı için çok mutlu ve heyecanlı olduklarını söyleyerek sıcak bir karşılamayla ağırlandıklarını ifade etti. Türki Cumhuriyetlerinin oyunlarını tanımak ve tanıtmak için, milli miras ve tatlarını sergilemek ve ikram etmek için geldiklerini belirtti. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---

-Açılış programından görüntüler

-Farklı ülkeden çocuklardan görüntüler

-Halk oyunları gösterisi

-Ömer Faruk Yelkenci konuşması

-Kırgızistan MEB Daire Başkanı ile röp.

-Türkmenistan MEB Daire Başkanı ile röp.

-Genel ve detaylar

==================

ÜSKÜDAR'DA 5 KATLI BİNANIN ÇATISI ALEV ALEV YANDI

İsa ALMAÇAYIR/İSTANBUL,(DHA)- ÜSKÜDAR'da 5 katlı binanın çatısından izolasyon çalışması sırasında alevler yükseldi. Yangın, itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Yangın, saat 15.30 sıralarında İcadiye Mahallesi Nevcihan Sokak'ta meydana geldi. 5 katlı binanın çatısından izolasyon çalışması sırasında alevler yükselmeye başladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Yangın, itfaiye tarafından söndürüldü. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında yaralanan kimsenin olmadığı belirlendi. Yangın nedeniyle binanın çatısında hasar oluşurken, çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

(Cep telefonu)

-Alevli görüntü

(Aktüel)

-Yanan çatı

-Olay yerinden görüntüler

-Ekiplerin çalışmaları

-Genel ve detaylar

==================

© Copyright 2026

DHA