Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ABONE OL
DHA

1- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: NÜFUSU ÜLKEYE YÜK GÖREN ANLAYIŞ TAMAMEN İFLAS ETMİŞ DURUMDADIR

Tuğçe SEZER ODABAŞI- Harun ŞAHBAZOĞLU / İSTANBUL, (DHA)- AİLE ve Nüfus 10 Yılı (2026-2035) Vizyon Tanıtım Programı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak belirledik" dedi. Erdoğan ayrıca, "Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumdadır" ifadelerini kullandı.

Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026-2035) Vizyon Tanıtım Programı bugün Haliç Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın katılımı ile gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2026-2035 dönemini kapsayan 'Aile ve Nüfus On Yılı' vizyon belgesini paylaştığı ve 'Aileyle Köklenen, Nüfusla Güçlenen, İstikbale Yükselen Türkiye' temasıyla gerçekleşen programa ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı.

Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "10 yıllık bir dönemde ailelerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum. Şu bir gerçektir ki bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşikleriyle büyüyen evlatlarda, nesilden nesle taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz bu doğrultuda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. 'Ailemiz Geleceğimiz' temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum" diye konuştu.

'AİLE GÜÇLÜ OLDUĞUNDA BİREYLER GÜÇLÜ OLUR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne-baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez" dedi.

'VATANIMIZIN ANAVATAN OLMASI TESADÜF DEĞİLDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anayasamızın 41'inci maddesinde yer alan 'Aile Türk toplumunun temelidir' ilkesi, hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir. Evet, Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başarmıştır. Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler, fertler, hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeliyse, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" ifadelerini kullandı.

'EN AZ ÜÇ ÇOCUK' DİYEREK HIZLA YAKLAŞAN BİR TEHLİKEYE DİKKAT ÇEKMİŞTİK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz. Hatırlarsanız, 2007 yılında 'en az üç çocuk' diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız, ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık" dedi.

'ÇABALARIMIZIN DOĞRULUĞU GELECEKTE ÇOK DAHA İYİ ANLAŞILACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 'üç çocuk' çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler, bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kaldı. Şundan emin olunuz ki, yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum. Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz, aynı zamanda 1960'lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı 50'nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklardır, ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi" diye konuştu.

'DÜNYAYA ÖRNEK GÖSTERİLEN ÜLKELERİN HEMEN HEPSİ NÜFUS ARTIŞ HIZININ AZALMASINDAN DERT YANIYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul'un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumdadır. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyor. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki, eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek" ifadelerini kullandı.

'KIZDAN TORUN BAHÇE GÜLÜ, OĞULDAN TORUN İSE OĞUL BALI OLARAK GÖRÜLÜR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz. Aile bağlarımız zayıflıyor, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014'te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023'te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi, bunun yanında kızdan torun 'bahçe gülü', oğuldan torun ise 'oğul balı' olarak görülür. Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi" dedi.

'BİZDE 35'E YAKLAŞAN ORTANCA YAŞ AVRUPA'DA 45'TİR. TÜRKİYE, AVRUPA BİRLİĞİ'NDEN HALEN 10 YAŞ DAHA GENÇTİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus, çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkat çekmek istediğim bir başka oran, artık 30,8'e düşen hane halkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5'e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'a, hanımlarda 26'ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94'tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. Tabii burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye'nin meselesi değil. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke, yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş Avrupa'da 45'tir. Türkiye, Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı 'üç çocuk' çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

'ÇALIŞAN ANNELER, DOĞUM İZİNLERİNİ ARTIK 24 HAFTA OLARAK KULLANABİLECEK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hükümet olarak uzun bir süredir 'Güçlü Birey, Güçlü Aile, Güçlü Toplum' şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki 'aile' ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil ediyor. Aile ve Gençlik Fonu'nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz, 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025'te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz, doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler, doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini, kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

'VİZYON BELGEMİZ İSTİKBALE YÜRÜYEN TÜRKİYE VİZYONUNUN YOL HARİTASIDIR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak belirledik. 'Aile ve Nüfus On Yılı' aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise, insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan 5 stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz doğurganlık hızının artırılmasıdır. Dördüncü önceliğimiz gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. On yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle Mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlamak, toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini, aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

İPEK HALI HEDİYE EDİLDİ

Konuşmaların ardından, Orta Asya'daki Pazırık Kurganlarında bulunan ve Hunlara ait dünyanın en eski halısı kabul edilen 'Pazırık Halısı'nın Amasya Olgunlaşma Enstitüsü tarafından aslına uygun üretilen kopyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a takdim edildi.

Programın gerçekleştiği Haliç Kongre Merkezi'nde ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle ilan edilen '2025 Aile Yılı' kapsamında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Anadolu Ajansı iş birliğinde düzenlenen fotoğraf yarışmasında ilk üç dahil olmak üzere ön elemeye kalan eserlerden oluşan 'Ailemiz Geleceğimiz Fotoğraf Yarışması Sergisi' de katılımcılara sunuldu.

Aile kurumunun toplumsal hayattaki rolüne derin ve kalıcı bir farkındalık oluşturmak ve kadim değerleri yeniden hatırlatmak amacıyla düzenlenen yarışmaya, 4 bin 165 kişi, 11 bin 818 fotoğrafla katıldı. Seçici kurul tarafından dereceye layık görülen ve sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar, bu seçkide bir araya getirildi.

Gerçekleşen programda ise 2025 Aile Yılı kapsamında gerçekleştirilen 'Ailemiz Geleceğimiz' temalı fotoğraf ve kısa film yarışmalarında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması

===========================

2- BAKAN BOLAT: CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN YÜKSEK İKİNCİ AYLIK MAL İHRACATI RAKAMI ELDE EDİLDİ

Gülseren KARAPINAR- Şevval CİNDİR / İSTANBUL, (DHA)- Nisan Ayı Dış Ticaret Verileri Basın Toplantısı'nda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı elde edildi. Aralık 2025'te 26,3 milyar dolardı. Ondan bir tık aşağıda Nisan ayı çok iyi bir performans ihracatçılarımızın kaydettiği ay oldu. Böyle olunca tüm zamanların da en yüksek Nisan ihracatı gerçekleştirildi ve iki gün önce de neredeyse 2 milyar dolara yakın olmak üzere en fazla ihracat yapılan dördüncü günü gerçekleştirdik" dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Güntepe ise "Uzun yıllardan sonra ilk kez bütün sektörlerimiz artı yazdı. İkinci rekor, 25 milyar doların üzerinde bir rakam. Toplamda da 276 milyar dolara yaklaşan bir ihracatımız var. Yıl sonu hedefimiz 282 milyar" dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi'nde düzenlenen basın toplantısında Nisan Ayı Dış Ticaret Verilerini açıkladı. Toplantıya Bakan Bolat'ın yanı sıra Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Güntepe, Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, Ordu Üniversitesi Rektörü Orhan Baş katıldı.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Türkiye 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16'ıncı büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaşmıştır. 2002'de dünyada 21'nci sıradaydı. Avrupa'nın da 6'ncı büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başına milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. İstihdamla ilgili de şunu söylemek istiyorum: Mart ayı verileri açıklandı; yüzde 8,1 işsizlik oranı. Son 38 ayın en düşük oranları. Aşağı yukarı son 38 aydır tek hanede seyrediyor" dedi.

'EN YÜKSEK NİSAN İHRACATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ'

Bakan Bolat, "Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı elde edildi. Aralık 2025'te 26,3 milyar dolardı. Ondan bir tık aşağıda Nisan ayı çok iyi bir performans ihracatçılarımızın kaydettiği ay oldu. Böyle olunca tüm zamanların da en yüksek Nisan ihracatı gerçekleştirildi ve iki gün önce Perşembe günü de neredeyse 2 milyar dolara yakın olmak üzere en fazla ihracat yapılan dördüncü günü gerçekleştirdik. Nisan ayındaki ihracat artışımız hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın, Kasım 2021'den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Yine çok güzel bir veri; Nisan itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk. Bu da bir rekordu' diye konuştu

'BİR YILDA BEŞ KERE REKOR KIRMIŞIZ'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki Ocak-Şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen; yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı'na rağmen ihracatta ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmalarıyla elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayı ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Dikkatinizi artış oranına çekmek istiyorum: yüzde 22,3 bu artışımız. Mustafa Gültepe başkanımız hep der 'çifte haneli çifte haneli' diye; alın size çifte haneli ihracat artışı. Sizin sayenizde, ihracatçılarımız.. Ve geçen yıl Nisan'da 20 milyar 800 milyon dolarken 25,4 milyar dolar olunca nette 4,6 milyar dolar artış sağladık. Bu büyük bir rakam. Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarına baktığımızda, Aralık ayı: 26,3 milyar dolar. Geçen yıl Nisan ayı: 25,4, Temmuz ayı: 24,9, Mayıs ayı: 24,8, Geçen yıl Mayıs ayı: 24,2. Bunlar bizim aylık rekorlarımızdır, dikkatinizi çekerim. Son bir yılda beş kere rekor kırmışız: Mayıs 2025, Temmuz 2025, Aralık 2025 ve şimdi Nisan 2026" dedi.

'6 MİLYAR DOLARLIK NET İHRACAT ARTIŞIMIZDA ÖNEMLİ FAKTÖRLER VAR'

Bakan Bolat, "2026 nisan ayındaki bu 4,6 milyar dolarlık net ihracat artışımızda önemli faktörler var. 166 ülkede ihracat artışı sağladık. Körfez ülkelerine olan ihracatımızda belirli bir toparlanma sağladık. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan sonra mart ayında Körfez ülkelerine ihracatımızda aylıkta yüzde 30, yıllıkta yüzde 37'lik azalma vardı mart ayında. Nisan ayında ise geçen yılki nisandan bile daha fazla ihracat artışı sağlayarak bu mart ayındaki Körfez ülkelerine yönelik azalan ihracatımızı telafi etmiş olduk. Tekstilde yüzde 16 artış var, 1,2 milyar dolar. Konfeksiyonda yüzde 16,5 artış var, 1,4 milyar dolar. Deri ürünlerinde yüzde 10,5 artış var, 134 milyon dolar. Mobilyada da yüzde 5,7 artış var, 279 milyon dolar. Hükümetimizin istihdamı korumak için bu sektörlere verdiği destekler; ihracat reeskont kredilerinin günlük limitlerinin arttırılması, faiz oranlarının düşürülmesi ve Merkez Bankamızın döviz dönüşüm desteğini 1 Mayıs'tan bu yana, geçen seneden bu yana yüzde 3 olarak uygulaması.. Ve bu evvelsi gün itibarıyla yeniden 3 ay uzatıldı. Bütün bu destekler ve de Körfez'deki savaş ve lojistik hatlarındaki kırılmaların yeniden Batı cereyanından, Batı bölgelerinden taleplerin Türkiye'ye doğru kaydırılmaya başlanması, özellikle bu emek yoğun sektörlerimizde ihracat artışımıza büyük bir ivme kazandırdı" dedi.

'İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 75'E YÜKSELDİ'

Bakan Bolat, "Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı Nisan ayında 2,4 milyar dolar artış gösterdi. Türkiye'nin toplam mal ihracatında orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 44,4 seviyesine ulaştı. İthalatta yüzde 3,1'lik bir artış yaşanırken, ihracattaki yüzde 22,5'lik artışla kıyaslandığında ithalattaki artışın frenlendiği görülmektedir. Nisan ayı ithalatı 33,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığında olumlu bir gerileme yaşandı: Geçen yıl Nisan ayında 12 milyar dolar olan dış ticaret açığı, bu yılın aynı ayında 8,5 milyar dolara geriledi. Geçen yılın Mart ayında ise bu rakam 11,2 milyar dolardı. Dış ticaret açığı geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 30 azaldı; net bazda ise 3,6 milyar dolarlık bir azalma söz konusu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 75'e yükseldi. Ocak-Nisan 2025-2026 İhracat Artış Oranı: Mart ayı itibarıyla negatifte -2 milyar dolar olan oran, bu dönemde yüzde 3'e yükselerek 88 milyar 630 milyon dolar oldu. İthalat: Artış oranı yüzde 4,3. 125 milyar 804 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracattaki artışımız yaklaşık 2 milyar 450 milyon dolar. İthalattaki net artışımızda 5, 150 milyon dolarlık bir artış var. 214 buçuk milyar dolar dış ticaret hacmine ulaştık. Açıkta 4 ayda 37 milyar 174 milyon dolar. Geçen yıl bu rakam 34, 600'dü. Burada da 2 buçuk milyar dolar dış ticaret açığımızda artış var. İhracat'ın ithalatı karşılama oranı geçen yıl, ilk dört ayda yüzde 71,3'ken bu yıl yüzde 70 buçuk konummunda. 2026 Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmışı 122,2 milyar dolar olarak görüyoruz. Bunun anlamı şu: Mal ve hizmet ihracatı yıllıklandırılmışta 398 milyar dolara nisan sonu itibarıyla yükselmiş bulunmaktadır. Neredeyse 400'e artık ramak kaldı; 400 diyebileceğimiz ayları da önümüzdeki birkaç ay içinde göreceğiz inşallahö dedi.

'YIL SONU HEDEFİMİZ 282 MİLYAR'

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Güntepe ise "Uzun yıllardan sonra ilk kez bütün sektörlerimiz artı yazdı. İkinci rekor, 25 milyar doların üzerinde bir rakam. Bunda takvimin etkisi de oldu, paritenin etkisi de oldu ama hep söyledik; çift rakamlı bir şekilde artıralım, büyütelim, ihracatı yukarılara doğru taşıyalım. Hep yüzde 10 üzerinde söylüyordum konuşmalarımda. Yüzde 20'nin üzerinde de olunca çok da güzel oldu. Mart ayında özellikle Körfez bölgelerinde eksi yazmıştık. En azından nisan ayında onların toparlandığını ve artıya geçtiğini çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Şimdi savaşlar zaman zaman artı, zaman zaman eksi yazdırır. Özellikle bundan sonraki aylarda eğer gerekli önlemleri alabilirsek, rekabetçiliğimizde bir düzeltme yapabilirsek bence bundan sonra çok daha fazla üretimde ve ihracatta rakamları çift haneli bir şekilde anlatma ve söyleme şansımız var. Önümüzde mayıs var. Mayıs ayı tabii otomatik olarak eksi gelecek çünkü çalışma günü çok az. 14 iş günü var. Tatillerin bol olduğu, bayramın tam salı gününe denk geldiği bir ayımıza denk gelecek. Aylar arasında bu tarz değişiklikler olabilir, geçişler de olabilir. Şunu söyleyeyim; ilk dört aydaki artış yüzde 3, son 12 aylık artış yüzde 4'ün üzerinde. Toplamda da 276 milyar dolara yaklaşan bir ihracatımız var. Yıl sonu hedefimiz 282 milyar. İnşallah bu hızda giderse, bütün sektörlerimizde hep söylediğimiz gibi yeşil olup artı olursa rakamı çok daha kısa bir sürede yakalama potansiyelimiz vardır diye düşünüyorum" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------------------

-Bakan Bolat'ın konuşması

-TİM Başkanı Güntepe'nin konuşması

-Fotoğraf çekimi

-Genel ve detay görüntüler

==============================

3- ŞİŞLİ'DE GELİNİNİ SİLAHLA ÖLDÜREN KAYINVALİDENİN 6 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA ARANDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Doğan Can CESUR-Hasan YILDIRIM / İSTANBUL (DHA)- ŞİŞLİ'de Menekşe K. (58), aynı evde yaşadığı, cezaevindeki oğlunun dini nikahlı eşi Burçin Şahin'i (25) tartışma sırasında ruhsatsız silahla vurdu. Evde yapılan kontrolde Burçin Şahin'in hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yerinde ruhsatsız silahla yakalanan Menekşe K.'nin, 'Uyuşturucu madde ticareti' suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu öğrenildi.

Olay, saat 13.15 sıralarında Eskişehir Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Haydarcan K.'nın 'hırsızlık' suçundan cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin'in ise kayınvalidesi Menekşe K. ile aynı evde yaşadığı öğrenildi. Evde henüz bilinmeyen nedenle çıkan tartışmada Menekşe K., kendisine ait ruhsatsız silahla Burçin Şahin'e ateş etti. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Burçin Şahin'in hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yerinde inceleme yapan ekipler, 3 adet boş kovan buldu.

6 YIL 8 AY HAPİS CEZASI ÇIKTI

Polis ekipleri, şüpheli Menekşe K.'yi olay yerinde ruhsatsız silahla yakaladı. Şişli Asayiş Büro Amirliği'ne teslim edilen şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Menekşe K.'nin suç kaydı olmadığı, ancak 'Uyuşturucu madde ticareti' suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu öğrenildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------------------

Olay yerinden görüntü

Olayı meydana geldiği bina

Olay yeri inceleme ekipleri

Ambulansın gidişi

Genel ve detaylar

=============================

4- BEYKOZ'DA 4 GÜNDÜR SU KESİNTİSİ YAŞANAN MAHALLEDE, BİDONLARLA KUYRUĞA GİRDİLER

Mert ORDU/İSTANBUL,(DHA)- BEYKOZ'da İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) hatlarında meydana gelen arıza nedeniyle 4 gündür su kesintisi yaşandı. Mahalle sakinleri bidonlarla evlerine su taşımak için uzun kuyruk oluşturdu.

Gümüşsuyu Mahallesi'nde İSKİ hatlarında meydana gelen arıza nedeniyle 4 gündür su kesintisi yaşadı. Yetkililere ulaşmak için çağrı merkezlerini aradıklarını söyleyen mahalle sakinleri çözüm bulunmadığını belirtti.

Mahalle sakinlerinden bazıları bidon ve kovalarla metrelerce yürüyerek su taşımak zorunda kaldı. Beykoz Belediyesi ekipleri bölgeye su tankerleri yönlendirdi.

'NET BİLGİ ALAMIYORUZ'

Mahalle sakinlerinden Kadir Özkaya "Aradığımızda net bir bilgi alamıyoruz. Sürekli farklı açıklamalar yapılıyor. Günlük ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Yaşanan durum ciddi bir mağduriyet oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

'GÜNLERDİR MAĞDURUZ'

Bir diğer mahalle sakini Eray Külyat, kesintinin günlerdir sürdüğünü belirterek, "Yakın sokaklarda su varken burada olmaması kabul edilemez. Günlerdir mağduruz. Verilen saatler tutmuyor, sürekli erteleniyor. İnsanlar zor durumda, bu durumun bir an önce çözülmesini istiyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------

- Tankerden su alan mahalle sakinlerinden görüntü

- Röpler

- Genel ve detay görüntüler

=============================

5- ŞARKICI TÜLAY ÖZER SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Hasan YILDIRIM/İSTANBUL,(DHA) Bir süredir diyaliz tedavisi gören şarkıcı Tülay Özer (79) hayatını kaybetti. Özer Zincirlikuyu Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Ablasının cenazesi için aracıyla cami avlusuna gelen Zerrin Özer, rahatsızlanması sonrası camiden ayrıldı.

Böbrek yetmezliği nedeniyle bir süredir diyaliz tedavisi gören şarkıcı Tülay Özer 79 yaşında hayatını kaybetti. Özer, için Zincirlikuyu Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Tülay Özer'in oğlu Kamuran Hakan Rizeli, sanatçı Selami Şahin, Atilla Atasoy, doktor Ender Saraç ile çok sayıda seveni katıldı. Zerin Özer ablası Tülay Özer'in cenazesine katılmak üzere aracıyla cami avlusuna geldi. Cenazede rahatsızlanan Zerrin Özer, cenaze namazına katılamadan evine dönmek zorunda kaldı. Tülay Özer, Zincirlikuyu Camiinde kılınan cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

'BU KADAR SEVENİ OLDUĞUNU GÖRÜNCE İNSAN DUYGULANIYOR'

Tülay Özer'in oğlu Kamuran Hakan Rizeli, "Annem uzun süredir diyaliz hastasıydı. On seneye yaklaşmıştı. Onun vücuda verdiği bir yorgunluk vardı. Yıpratma vardı. 50 gündür de başka bir sebepten dolayı hastane sürecimiz vardı. Toparlıyor gibi umuyorduk iyiye gidiyordu durumu ama işte takdiri ilahi. Ani bir beyin kanaması oldu. Onun sonucu vücut dayanamadı ve vefat etti. Pandemi süreciyle birlikte annem Marmaris'te yalnız yaşıyordu, ben yanıma gel dedim. Son 5-6 senedir birlikte yaşıyorduk. Evde iki kişi birlikte yaşarken sevgiyi unutmuştum açıkçası. Bu kadar seveni olduğunu tekrar hatırlatınca insan duygulanıyor. Tüm sevenlerine teşekkür ederim" dedi.

'GÜZEL BİR İNSANDI'

Cenaze törenine katılan Selami Şahin, "Güzel bir insandı. Kalbi yüreği çok güzeldi. Üzülmemek elde değil ama Allah mekanını cennet eylesin, ateş düştüğü yeri yakar" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

----------------------

Cenazeden görüntü

Tabut başında dua edenler

Tülay Özer'in oğlu Kamuran Hakan Rizeli ile röp.

Selami Şahin ile röp.

Helallik alınması

Cenaze namazının kılınması

Tabutun cenaze aracına konulması

Genel ve detaylar

=============================

6- GÜNGÖREN'DE OKUL İNŞAATINDA ALEV ALEV YANAN İŞÇİ KONTEYNERLERİ SÖNDÜRÜLDÜ

Özgür EREN / İSTANBUL, (DHA)- Güngören'de okul inşaatında yanan işçi konteynerleri itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken 2 konteyner kullanılamaz hale geldi.

Güven Mahallesi Okul Sokakta bulunan Abdi İpekçi İlkokulu'nun inşaat alanında bulunan işçilerin kaldığı konteynerde saat 16.00 sıralarında yangın çıktı. Konteynerden çıkan alevleri gören işçiler durumu hemen polis, sağlık ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Alevler kısa sürede büyüdü ve bitişiğinde bulunan konteynere de sıçradı. Yangın nedeniyle sokakta kısa süreli panik yaşanırken okul inşaatından çıkan dumanlar gökyüzünü kapladı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri müdahale ederek yangını söndürdü. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken 2 işçi konteyneri kullanılamaz hale geldi.

'İŞÇİLERİN KALDIĞI YER'

Murat Akın, "Burası Abdi İpekçi İlkokulu. Yanan yer inşaat sahası, işçilerin kaldığı yer. Muhtemelen içeride soba ya da başka bir şey de olabilir. Büyük bir yangın oldu. İnşallah kimse yoktur. Okulumuzun inşaatı ne güzel gidiyordu, nazar değdi" dedi.

Görüntü Dökümü:

----------------

-Yoğun duman

-Konteynerlerin alevli yanmasından genel ve yakın detaylar

-Okul inşaatından detay görüntüler

-İtfaiye ekiplerinden detay görüntü

-İşçilerden detay görüntü

-Toplanan kalabalık

-Röportaj

===========================

7- ESENYURT'TA UYUŞTURUCU OPERASYONU; 3 GÖZALTI

Uğur Samet AVCI- Vehbi DEMİR / İSTANBUL, (DHA)- Esenyurt'ta uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 3 şüpheli düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2'si adliyeye sevk edilirken, biri serbest bırakıldı.

Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında, dün İstiklal Mahallesi'nde takibe aldıkları bir grubun boş bir binayı merkez olarak kullandığını tespit etti. Bir süre binada bekleyen şüphelileri izleyen polisler, şüpheliler dışarı çıktıklarında baskın yaparak gözaltına aldı.

Gözaltına alınan E.C. ve Ç.C.'nin üzerlerinde yapılan aramalarda 15,34 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Şüphelilerin sorgusunda E.C.'nin uyuşturucuyu Ç.C.'den aldığı, Ç.C.'nin ise maddeleri H.A. isimli kişiden toplu halde temin ettiği belirlendi. Operasyonu genişleten ekipler, H.A.'yı da gözaltına aldı. Şüphelilerin ikametlerinde ve kullandıkları boş binada yapılan aramalarda; 2 uyuşturucu hap, fişek, uyuşturucu ticaretinde kullanıldığı değerlendirilen bir miktar nakit para ve cep telefonu ele geçirildi.

2 ŞÜPHELİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

Emniyetteki işlemleri tamamlanan ve hakkında 'Uyuşturucu madde kullanmak' suçundan işlem yapılan E.C., serbest bırakıldı. Uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen Ç.C. ve H.A. ise 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti' suçundan adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Şüphelilerin takibe alındığı boş binadan görüntüler

-Şüphelilerin yakalanması

-Ele geçirilenler

-Şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi

-Genel ve detay görüntüler

==============================

8- GİRESUN TANITIM GÜNLERİ'NDE 3'ÜNCÜ GÜN YOĞUNLUĞU

Esra GÜNTEPE - Hadican EROL / İSTANBUL ( DHA) ATATÜRK Havalimanı Millet Bahçesi'nde 18'inci 'Giresun Tanıtım Günleri'nde üçüncü gün yoğunluğu yaşandı. Etkinliğe gelenler standlara ilgi gösterdi. Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy yöresine özgü, 500 yıllık tarihi geçmişe sahip, 'kuş dili' olarak da bilinen ıslıkla haberleşme yönteminin tanıtımı içinde stant kuruldu. Islık Dili Tanıtma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Rıfat Köçek, ıslıkla haberleşme yöntemini ilgi duyanlara gösteriyor. Köçek " Bu dil kısa mesafe dili değil. Coğrafi şartların zor olduğu, Karadeniz sarp dağların olduğu yerlerde uzaktaki bir insana zor durumda olduğunda veyahut da ihtiyaç halinde derdini anlatmak için kullanılır. O yüzden yüksek sesle konuşmak gerekir. Biz de bu dilin unutulmaması adına festivaller yapıyoruz" dedi.

Giresun'un kültürel değerleri, yöresel lezzetleri ve el sanatlarının tanıtıldığı organizasyonda, ziyaretçiler Karadeniz mutfağına özgü ürünleri tatma fırsatı buldu. Yöresel müzikler eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, katılımcılar hem alışveriş yaptı hem de Giresun'a özgü ürünleri yakından inceleme imkanı buldu. Etkinliğin üçüncü gününde özellikle pide ve fındık ürünleri ile yöresel yiyeceklerin yer aldığı stantlarda yoğunluk oluştu. Vatandaşlar, Giresun'a ait ürünlere büyük ilgi gösterirken, organizasyon alanında zaman zaman kalabalık nedeniyle yoğunluk yaşandı. Tanıtım günlerinin hem Giresun'un kültürel mirasının tanıtılması hem de yerel üreticilerin desteklenmesi açısından önemli olduğu belirtildi. Dört gün süren etkinlik,3 Mayıs Pazar günü sona erecek.

'GİRESUN, GÖRESUN, YİYESUN, DOYASUN'

Giresun pidesini İstanbul'a getirdiğini belirten Pide ustası İbrahim Kodal, "Giresun, pidesinin dünyaya yayıldığı yer. Hamurun iki defa mayalanması, yayla peyniri ve yayla tereyağıyla olması ve ustalığı. Allah'ın bize verdiği bir el lezzeti var. Ama biz ne diyoruz? Sloganımız var, her zaman söylediğimiz: Giresun, göresun, yesun, doyasun! İşte Yeşilköy Millet Bahçesi'nde Giresun diyoruz. En güzel aşklar tereyağlı pideyle başlar

" dedi.

'GİRESUN KÖFTESİNİN SIRRI ORGANİK OLMASI'

Köfte ustası Osman Küçük, "Etimiz Giresun'un yaylalarında düvelerimizden, organik etimizden yapılıyor. İçerisinde katkı yok. Sadece az sarımsak, damak zevki olsun diye bölgesel olarak. Tamamen doğal, organik köftemiz, Giresun köftesi. Budur sırrı budur; organik olması, doğal olması bu kadar" ifadelerini kullandı.

'BURASI KARADENİZ'İ ARATMIYOR'

Gökhan Sertcan, "Çok güzel. Etkinliklere geldik işte, buralarda geziyoruz. Pidesi güzel. Zaten Karadeniz'e de gittik, Karadeniz'i seviyoruz. Aratmıyor, aynı diyebiliriz" dedi.

'MEMLEKET ÖZLEMİNİ GİDERİYORUZ'

Ayşegül Kontaş, "Güzel ilimizin ürünlerini tanıtıyorlar. Gezmeye göremeye geldik, alışveriş yapmaya geldik. Memleket özlemini gideriyoruz. Hava da çok güzel şansımıza, şuan hamileyim de canım dolma çekti dolma alacağız, tereyağı peynir ekmeğimiz meşhur ondan alacağız. Güzel saatte geldiğimizi düşünüyorum. Hafta sonumuzu bu şekilde değerlendirelim dedik" dedi. Neriman Cömert, "Vallahi yeni geldik. Dün güzeldi, biraz yağmurluydu. İnşallah bugün daha güzel geçer. Yani Giresunlu olarak bütün herkesi bu etkinliğe bekliyoruz. Çünkü yöremizi tanıtan şeyler var. Vallahi bizim için büyük bir fırsat. Çalışmayan arkadaşlar için, herkesi buraya bekliyoruz. Kalabalık olsun, gücümüzü gösterelim" dedi.

'MEMLEKET HASRETİ DİNDİRMEYE GELDİK'

Etkinliği gezmeye gelen Şaduman Akgül, "İnsanın kendi memleketi gibi var mı? Bak lahana aldım oradan geldi diye, seviniyoruz" diye konuştu. Ömer Keskin, "Giresun günlerini geziyoruz şu an. Değişik damak tatlarını, zevklerini bulalım diye. Peynir standında bayağı bir çeşit var, alıyoruz" ifadelerini kullandı.

'KUŞ DİLİ' TANITIMI İÇİN STANTLAR KURULDU

Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy yöresine özgü, 500 yıllık tarihi geçmişe sahip, 'kuş dili' olarak da bilinen ıslıkla haberleşme yönteminin tanıtımı içinde stant kuruldu. Islık Dili Tanıtma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Rıfat Köçek, ıslıkla haberleşme yöntemini ilgi duyanlara gösteriyor. "Yöremizde çok uzun yıllar coğrafi şartlardan dolayı doğmuş, aslından normal yöre ağzını Türkçe konuştuğumuz kelimeleri ıslığa çevirerek 3-4 kilometre, hatta 7 kilometre mesafelere derdimizi anlatma dilidir. Bir iletişim aracıdır. "Hoş geldiniz, hoş geldiniz." Aslında bu dil kısa mesafe dili değil. Coğrafi şartların zor olduğu, Karadeniz sarp dağların olduğu yerlerde uzaktaki bir insana zor durumda olduğunda veyahut da ihtiyaç halinde derdini anlatmak için kullanılır. O yüzden yüksek sesle konuşmak gerekir. İsminizi müsaade eder misiniz?Tabii ki bunu daha hızlı konuşarak uzaktaki kişilere de anlatabiliyoruz. Ama biz Türkçe konuşulan her kelimeyi normal ıslığa çevirerekten karşıdaki bir insana hitap edebiliyoruz" dedi.

'ACİL KORUMA GEREKTİREN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİ'NDE'

Rıfat Köçek, "Şimdi takdir edersiniz ki ıslık dili UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne girdi. Burada Trabzon'un bir kısmı, Gümüşhane'nin bir kısmı, Ordu'nun da çok az bir kısmı olmak şartıyla ama esas yeri Giresun Çanakçı Kuşköy'dür. Burada hala bu dil konuşuluyor. Biz de bu dilin unutulmaması adına festivaller yapıyoruz. Bu festivallerde biraz daha işe müzik boyutu kattığımız zaman renkli olsun, atalarımızdan bize bu gelen geleneği biz de önümüzdeki nesillere devam etmeye çalışıyoruz. Biraz da bu çobancılıktan gelen, yaylalarda gelen uzak, ırak mesafe konuşması. Yani evde konuşulacak bir dil değil. Ama yine de bahçedeki bir insana o kadar mesafeyi... Karadeniz sarp, bizim Giresun Çanakçı da sarp, yani yamaçlarda evler, uzak mesafeler... Derdini, sesini anlatamadığı için ıslıkla haberleşiyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Pide yapımı

-Anons

-Giresun köftesi yapımı

-Röportajlar

-Islık Dili Röportaj

-Genel ve detay görüntüler

© Copyright 2026

DHA