Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ABONE OL
DHA

1-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI, MİLLİ İRADENİN VE DEMOKRASİNİN ASKIYA ALINDIĞI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR

Gülseren KARAPINAR/İSTANBUL,(DHA)- KİTABA VEFA; Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi'nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500'ü Sultan II. Abdülhamid Han'ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinden çöpe atılmıştır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eksim Holding tarafından Beyoğlu'ndaki Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen "Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergi Açılışı"na katıldı. Programda Erdoğan’ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbuul Valisi Davut Gül, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir yer aldı.

‘İLİM VE KİTAPLA BAĞLARINI HİÇBİR ZAMAN KOPARMAYAN İKİ İLİM AŞIĞIYDI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eksim Holding'e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli'ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Merhum Abdullah ve Fahrettin Tivnikli, mütekamil birer ticaret ve erbabı olmalarının yanı sıra kazandıklarını millet için, ülke için, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanlarıydı. İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan iki ilim aşığıydı. Rabbim her ikisinin de ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin diyorum. Biraz önce Ebubekir Bey hem İSAR Vakfı'nın hem de bu sene 40’ıncı yılını kutlayan Eksim Holding'in kurucu değerlerinden kısaca bahsetti. Merhum Abdullah ve Fahrettin Tivnikli'nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olması her türlü takdire şayandır. Burada şunu vurgulamak durumundayım: Onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhiyle sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü, fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor; ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” dedi.

‘AİT 4 BİN 500 ESER İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ'NDEN ÇÖPE ATILMIŞTIR’

Erdoğan, “Hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bilgi yane olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkar edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar. Kökleriyle ayakta kalır. Hayata ve tarihe kökleriyle tutunur. İşte bizi millet ve birey olarak köklerimize bağlayan en güçlü damar ilim, fikir ve gönül erbabımızın imbiğinden süzülen kitaplarımızdır. Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kağıt hamur yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurdaniyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500'ü Sultan II. Abdülhamid Han'ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser, devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nden çöpe atılmıştır” diye konuştu.

‘DÜNYACA ÜNLÜ MÜCELLİTLER YETİŞTİRMİŞ BİR MİLLETİZ’

Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İsar Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakınız bizler cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir milletiz. Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tebarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor: ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik, Avrupa'ya da ışık saçarak yoluna devam ederken Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kağıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.’ Evet, cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden den fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum. Aynı şekilde sizleri unutulmaya yüz tutan cilt sanatımızı ihya etmeye dönük çabalarınız için de yürekten kutluyorum. Bu düşüncelerle Eksim Holding'in 40’ıncı yılı ile birlikte Kitaba Vefa, Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçen tüm kardeşlerimi yürekten kutluyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor; hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla” dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması

=============

2-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ÖNEN’İN KIZININ CENAZESİNE KATILDI

İSTANBUL,(DHA)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Milletvekili Abdulkadir Emin Önen'in kızı Fatma Zehra Önen'in cenaze törenine katıldı. Cenaze namazının ardından Fatma Zehra Önen, son yolculuğuna uğurlandı.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Emin Önen'in kızı Fatma Zehra Önen, geçen yıl geçirdiği operasyonun ardından rahatsızlandı. Hastanede tedavi altına alınan durumu ağırlaşan Önen, hayatını kaybetti. Galatasaray Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı 3'üncü sınıf öğrencisi Önen'in cenazesi, son yolculuğuna uğurlanmak üzere Barbaros Hayrettin Paşa Cami’sine getirildi. Cenaze namazına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT Başkanı İbrahim Kalın, bakanlar ve çok sayıda siyasetçi ile kızın ailesi, sevenleri katıldı.

Namazın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fatma Zehra kızımız gerçekten bu rahatsızlığı döneminde çok çile çekti, Rabbim bu çektiği çileyi onun ebedi alemle alakalı taksiratının affına vesile kılsın. Makamını âli eylesin. Rabbim yar ve yardımcısı olsun inşallah" dedi. Önen’in cenazesi ailesi ve sevenlerinin gözyaşları içinde Sarıyer Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

----------

-Cenaze namazından görüntüler

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aileye taziyesi

-Namaz sonrası Erdoğan'ın konuşması

===========

3-BAKAN KURUM: KİRALIK KONUT PROJESİNİN İLK TESLİMLERİNİ EYLÜL AYINDA GERÇEKLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ

Canan İLARSLAN – Harun ŞAHBAZOĞLU / İSTANBUL, (DHA)- COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "15 bin kiralık konut projesinden de bir kısmının teslimini yine İstanbul'da eylül ayı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Konutlarımızı yaptık, bitirdik ve ilk konutlarımızın teslimlerini de İstanbullu vatandaşlarımıza yapıp yollayacağız. İstanbul'da hem kentsel dönüşüme, deprem dönüşümüne destek verebilmek hem de kira fiyatlarını, kira enflasyonunu aşağı çekebilmek adına bu irade ortaya konuldu”" dedi.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında "Basın Buluşması Programı"na katıldı. Burada konuşan Bakan Kurum, “İstanbul’da kira fiyatlarının ve kiralarının aşağı çekilmesi, dar gelirli vatandaşlarımızın desteklenmesi açısından bu projeyi önemsiyoruz. Bu hafta Cumhurbaşkanımıza kiralık konutlara ilişkin son şartları neticelendireceğimiz şartları kabinede sunacağız ve kabine sonrasında da Cumhurbaşkanımız bu konuya ilişkin inşallah açıklamalar yapacaktır. Eylül ayı içerisinde hedeflediğimiz o 15 bin kiralık konut projesinden de bir kısmının teslimini yine İstanbul'da Eylül ayı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Konutlarımızı yaptık, bitirdik ve ilk konutlarımızın teslimlerini de İstanbullu vatandaşlarımıza yapıp yollayacağız. Bunun müjdesini de buradan vermiş olalım. Şartlarını da önümüzdeki hafta hangi şartlar dahilinde olabileceğini de Cumhurbaşkanımız milletimize ilan edecektir. İstanbul'da hem kentsel dönüşüme, deprem dönüşümüne destek verebilmek hem de kira fiyatlarını, kira enflasyonunu aşağı çekebilmek adına bu irade ortaya konuldu” dedi. (DHA)

‘COP31’E OLDUKÇA ZORLU KÜRESEL BİR ORTAMDA HAZIRLANIYORUZ’

Programda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “COP31’e oldukça zorlu küresel bir ortamda hazırlanıyoruz. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği tartışmaları, giderek büyüyen borç krizleriyle birlikte ve yine tedarik zincirindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini doğrudan etkiliyor. Bu tablo iklim meselesinin sınırlarını maalesef genişletiyor. Bugün iklim politikası; enerjiye, sanayiye, şehirlere, ticarete, gıdaya, suya ve kalkınmaya gerçekten çok önemli, negatif etkileri var ve bu sürecin hep birlikte ele alınması gereken büyük bir dönüşüm alanı olarak görmek mecburiyetindeyiz. Tam bu nedenle aslında COP sürecinden beklenti de değişti. İnsanlar artık alınan kararların kendi hayatlarına yansımasını istiyor. Sözlerin artık icraata, eyleme, uygulamaya dönüşmesini bekliyor. Bizim de aslında COP31 yaklaşımımız buradan başlıyor. Paris Anlaşması gerçekten dünyaya çok önemli bir istikamet çizdi. Bugüne kadar çok önemli kararlar alındı. 80 üzerinde karar var ve her ülke, COP Başkanlığı sürecini yürüten her ülke bu kararlara ilişkin gerçekten önemli iradeler ortaya koymuş oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında aldığımız kararların ne kadar hızlı hayata geçtiğini tüm dünya olarak tartışıyoruz. COP31 Başkanlığını üstlendiğimiz ilk günden bu yana aslında bu bakış ve anlayışla çalışmalarımızı yürüttük ve çalışmaların üç ana eksen etrafında oturttuk. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyaloğu güçlü tutacağız, uzlaşı sağlayacağız ve sağladığımız uzlaşı üzerinde de aksiyonda o uzlaşıyı hayata geçiriyor olacağız. Çünkü kalıcı sonuç için önce birbirimizi dinlememiz gerekiyor. Sonra ortak zemini birlikte oluşturmamız gerekiyor ve ardından da uygulamayla aldığımız kararları hayata geçirmemiz çok değerli, çok önemli. O yüzden Antalya'yı bu anlayışın güçlü dönüşüm noktası haline getirmeyi hedefliyoruz. COP31’de sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların ise insan hayatının tüm noktalarına dokunan sonuçlara dönüştüğünü bir uygulama COP'u olarak yapmak ve burada neticeler almak istiyoruz. Bizim buradaki başarı kriterimiz bu. Buradaki amacımız başlıkları çoğaltmak yerine seçtiğimiz alanlarda ölçülebilir ilerleme oluşturmak. Çünkü hedefin gerçek hayata taşıyan uygulama kapasitesidir” dedi.

‘ANTALYA'YA İKLİM TEKNOLOJİSİ, İNOVASYON VE ÖLÇEKLENEBİLİR ÇÖZÜMLER TAŞIYAN GÜÇLÜ BİR ÖZEL SEKTÖR KATILIMI HEDEFLİYORUZ’

Bakan Kurum, “İklim finansmanı zirvesini de bu yüzden Antalya yolculuğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bakü'de gelişmekte olan ülkelere yönelik değerli dostlarımızın, Muhtar Babayev başkanlığında yaptığımız COP29 sürecinde önemli kararlar alındı ve 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolara varılması yönünde bir hedef ortaya konuldu. Daha geniş çerçevede ise yıllık 1.3 trilyon dolar kaynak hareketliği hedefleniyor. Bizim burada üzerinde durduğumuz esas mesele; kaynakların yatırıma ihtiyacı olan ülkelere ve projelere zamanında ulaşabilmesidir. Bu çok önemli. Geçmişte 100 milyar dolarlık hedefte yaşanan aslında gecikme bize önemli bir tecrübe bıraktı. Bu tecrübe şunu bize ifade etti. Finansmanda güven; açıklanan miktar kaynağında, zamanında ve erişilebilir biçimde sahaya ulaşmasıyla güçlenir. Fakat bunun önünde başka bir sorun daha var. Bir tarafta sermaye, diğer tarafta çok büyük yatırım ihtiyacı var. Bu her zaman buluşamıyor. İklim Uygulama Köprüsü de aslında bu vazifeyi görecek. Biliyorsunuz, birçok gelişmekte olan ülkenin güçlü iklim hedefleri var, projeleri var, hayalleri var. Ancak bu hedefleri finansmana hazır projelere dönüştürmek için teknik kapasiteye, bilime, teknolojiye ve proje hazırlama desteğine ihtiyaçları var ve bu çalışmaları yaptıktan sonra da uygun finansman ihtiyaçları arkasından geliyor. Dolayısıyla İklim Uygulama Köprüsü bu ihtiyaca cevap vermek üzere geliştirdiğimiz bir mekanizma. Ulusal iklim hedefleri ve kalkınma önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföyleriyle aslında buluşturmak istiyoruz. Bunu aynı şekilde İller Bankası ile yapmış olduğumuz bir SURF mekanizmasıyla da sürdürüyoruz. Şehirlerin su, atık su, yağmur suyu, altyapı projelerinin hazırlanması ve bu projelerin de finansmanla buluşmasını da şehrin ihtiyacını finans dünyasının yatırım diliyle buluşturmak üzere bir çalışma yürütüyoruz. Bu dönüşümü önemsiyoruz. Kamu, özel sektör ve kalkınma ülkelerini aslında aynı denklemde ele alıyoruz. Antalya'ya iklim teknolojisi, inovasyon ve ölçeklenebilir çözümler taşıyan güçlü bir özel sektör katılımı da hedefliyoruz. Bu bakışla bu çalışmaları yürütüyoruz” diye konuştu.

‘COP31 BAŞKANLIĞI’NDA KÖPRÜ VAZİFESİNİ GÖRECEĞİZ’

Bakan Kurum, “Finansman mimarisini kurarken en kırılgan ülkelerin şartlarını da merkeze almak zorundayız. Onları düşünmek mecburiyetindeyiz. Ve en az gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan küçük ada devletlerinin finansmana erişimi Antalya'da elde edeceğimiz sonucun önemli ölçütlerinden birisi olacaktır. Bu yaklaşım bizi Türkiye'nin COP31'e hangi tecrübeyle geldiği sorusuna aslında getiriyor. Ve Türkiye'nin uygulama tecrübesini COP31'e taşıyor diyebiliriz. Gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişirken karşılaştığı zorlukları da biliyoruz. Bu yüzden gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan dünyanın beklentilerini aynı masada okuyabilecek güçlü bir konumdayız. COP31 Başkanlığı’nda köprü vazifesini göreceğiz. Bu kapsamda da uygulama COP’un hedeflerini de belirledik. Sözün eyleme icraata dönüşmesi bağlamında eylem gündemindeki hemen hemen her konuyu bir hedefle somutlaştırdık. Bu kapsamda 2035 yılına kadar altı büyük küresel atılımı hayata geçireceğiz. Enerjide önemli bir adım atacağız. Elektrifikasyonun Küresel Payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sıfır atık hedefimiz net. Dünyayı koca bir çöplüğe dönüştürmekten kurtarıp küresel atık artışını yarı yarıya düşüreceğiz. Yüzde 50 azaltacağız. Binalardaki enerji tüketimini yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle sanayide döngüsel malzeme kullanım oranını yine 2035 yılına kadar yüzde 15 seviyesine taşıyarak doğadan aldığımızı doğaya geri vereceğiz” ifadelerini kullandı.

‘KONUTLARIMIZI YAPTIK, BİTİRDİK VE İLK KONUTLARIMIZI TESLİM EDECEĞİZ’

Bakan Kurum, “İstanbul’da kira fiyatlarının aşağı çekilmesi, dar gelirli vatandaşlarımızın desteklenmesi açısından bu projeyi önemsiyoruz. Bu hafta Cumhurbaşkanımıza kiralık konutlara ilişkin son şartları neticelendireceğimiz şartları kabinede sunacağız ve kabine sonrasında da Cumhurbaşkanımız bu konuya ilişkin inşallah açıklamalar yapacaktır. Eylül ayı içerisinde hedeflediğimiz, 15 bin kiralık konut projesinden de bir kısmının teslimini yine İstanbul'da Eylül ayı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Konutlarımızı yaptık, bitirdik ve ilk konutlarımızın teslimlerini de İstanbullu vatandaşlarımıza yapıp yollayacağız. Bunun müjdesini de buradan vermiş olalım. Şartlarını da önümüzdeki hafta hangi şartlar dahilinde olabileceğini de Cumhurbaşkanımız milletimize ilan edecektir. İstanbul'da hem kentsel dönüşüme, deprem dönüşümüne destek verebilmek hem de kira fiyatlarını, kira enflasyonunu aşağı çekebilmek adına bu irade ortaya konuldu” dedi.

Görüntü Dökümü:

------------

-Programdan görüntü

-Murat Kurum’un konuşması

-Genel ve detay görüntüler

==============

4-BAKAN KURUM İKLİM MESELESİNDE DAHA GÜÇLÜ, DAHA CESUR, DAHA SOMUT BİR SİYASİ İRADE ORTAYA KOYMANIN ZAMANI GELDİ

Canan İLARSLAN – Harun ŞAHBAZOĞLU, İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL İklim Finansmanı Zirvesi’nde konuşan COP31 Başkanı ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İklim meselesinde artık daha güçlü, daha cesur, daha somut bir siyasi irade ortaya koymanın zamanı geldi de geçmiştir. Burada hep birlikte tüm dünya liderlerini temiz enerjiye, elektrifikasyona bu kapsamda yine yatırım yapılabilir su güvenliğine, dirençli şehirlere ve yeşil sanayiye daha fazla kaynak ayırmaya ve bu dönüşümü hızlandıracak ortak bir küresel irade oluşturmaya acilen davet ediyoruz dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM), “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanına” temasıyla düzenlenen “İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi”ne katıldı.

'İKLİM ADALETİ VE FİNANSMAN MESELESİNİ DE GÜNDEMİN BİRİNCİ SIRASINDAN ASLA DÜŞÜRMEYECEĞİZ’

Burada konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Dünya zorlu bir dönemden geçiyor. Enerji ve borç krizleri giderek artıyor. Tedarik zincirlerine baktığımızda bu sorunlar her geçen gün çeşitleniyor. İklim değişikliğinin ağırlaşan etkileri, üzerimizdeki baskıyı da arttırmaya devam ediyor. Şu tartışılmaz bir gerçektir ki insanların COP31'den beklentileri her zamankinden daha büyüktür ve bu kapsamda sorumluluğumuz da aynı derecede katlanmıştır. Elbette dünya her alanda olduğu gibi iklim alanında da çok önemli mesafeler kat etmiştir. Ben burada bugüne kadar alınan tüm kararları gerçekten çok önemsiyorum. Çünkü insanlık ellerini birleştirmeyi başarmış ve bu çerçevede kolay değil 196 ülkenin Paris Anlaşmasıyla küresel bir çerçeve oluşturması gerçekten kayda değer, çok önemli bir ilerlemedir. Şimdi ise önümüzde daha büyük bir görev duruyor. Biz COP31 başkanlığı olarak insanlığa bir söz verdik ve dedik ki 'COP31 artık bugüne kadar alınan kararların sözlerin yatırıma dönüştüğü, somut çözümlerin üretildiği tarihi bir zirve olacaktır' ve bugün de İstanbul'dan Türkiye'nin aksiyoner vizyonundan hareketle diyorum ki biz bu sözü asla ve asla yerde bırakmayacağız. Önümüzde bir hedefimiz var. Bu hedefe giden yolda iklim adaleti ve finansman meselesini de gündemin birinci sırasından asla düşürmeyeceğiz. Çünkü bu işi başarmanın tek yolu finans. Hem ulusal hem de küresel tecrübemiz bize şunu öğretti Bir hedefi uygulamaya, bir planı yatırıma, bir kararı sonuca dönüştürmenin yegane aracı finansmandır. Şükürler olsun ki küresel finans dünyası bu salonda da görüldüğü üzere adaletli ve yine yapıcı duruşumuza çok güçlü bir şekilde destek vermektedir dedi.

‘İKLİM FİNANSMANINA İHTİYACIMIZ 7.5 İLA 9 TRİLYON DOLAR SEVİYESİNDE’

Bakan Kurum, “Şu gün baktığınızda iklim finansmanına ihtiyacımız 7.5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde. Dünya için harcadığımız mevcut finansman ise yaklaşık 1.9 trilyon dolar. Bu farkı ben bir uçurum olarak nitelendiriyorum. Bu uçurumu hep birlikte gidermemiz gerekiyor. Özel sektörüyle, finans kuruluşlarıyla, hükümetlerimizle, tüm insanlıkla birlikte bu farkı gidermemiz gerekiyor. Bunun için iklim meselesine sadece bir çevre meselesi olarak bakmaktan tamamen vazgeçmeli; iklim meselesinin bir finans, bir kalkınma, yatırım ve teknoloji hamlesi meselesi olduğunu ve bu anlamda da ortak küresel mücadele gerektiğini hafızamıza kazımalıyız. Bizce, bundan sonraki büyük pazar, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm pazarı olacaktır. Bu dönüşüme bugün yatırım yapanlar, çok daha kısa sürede karşılığını almaya başlayacak; yeni iş alanlarına, yeni finansman kaynaklarına ve büyüyen pazarlara erkenden erişecektir Hedefimiz net. Ülkelerin iklim ve kalkınma önceliklerini, finansman sağlayabilecek somut proje portföylerine dönüştüreceğiz, çok basit. Finansman ile projeyi bir araya getireceğiz ve iklim değişikliğine uyum ve azaltım bağlamındaki projelerin hızlı bir şekilde üretilmesini de sağlayacağız. Dünya güvenlik konseptini yeniden kurmaktadır. NATO ülkeleri savunma ile bağlantılı yatırımlarını milli gelirlerinin yüzde 5'ine kadar çıkaracak büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Biz benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği içinde bekliyoruz. Çünkü savunmaya ayrılan kaynak nasıl gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yatırım yapmak olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. İklim meselesinde artık daha güçlü, daha cesur, daha somut bir siyasi irade ortaya koymanın zamanı geldi de geçmiştir. Burada hep birlikte tüm dünya liderlerini temiz enerjiye, elektrifikasyona bu kapsamda yine yatırım yapılabilir su güvenliğine, dirençli şehirlere ve yeşil sanayiye daha fazla kaynak ayırmaya ve bu dönüşümü hızlandıracak ortak bir küresel irade oluşturmaya acilen davet ediyoruz“ dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-------------

-Programdan görüntü

-Murat Kurum’un konuşması

-Genel ve detay görüntüler

===========

5-ALSU GEMİSİNİN 3’ÜNCÜ KAPTANI EVCİMAN: MESAFE 500 METRE KALINCA ROTASINI BENİM ÜZERİME DOĞRU ÇEVİRDİ

Ayşe GÜREL/İSTANBUL, (DHA)- Silivri açıklarındaki gemi kazasının ardından tutuklanan ALSU gemisinin 1’inci kaptanı Ahmet Erarslan ile 3’üncü kaptanı Murat Evciman’ın ifadeleri ortaya çıktı. 3’üncü kaptan Evciman ifadesinde, “Aramızdaki mesafe 500 metreye kadar kalınca Tuğberk İmamoğlu gemisi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi. Telsizden ‘Tuğberk İmamoğlu, üstüme doğru geliyorsun, gelme’ şeklinde seslendim. Bu sırada Tuğberk İmamoğlu gemisi sancak yapmaya devam etti ve üzerime doğru gelmeye devam etti. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Kaza, Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpması nedeniyle meydana geldi” dedi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gemi kazasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan ALSU isimli geminin 1’inci kaptanı Ahmet Erarslan ile 3’üncü kaptanı Murat Evciman çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 4 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklanan Erarslan ve Evciman’ın hakimlik ifadeleri ortaya çıktı.

‘YAKLAŞIK 1-2 DAKİKA İÇERİSİNDE GEMİ KAYBOLDU’

ALSU gemisinin 1’inci kaptanı Ahmet Erarslan ifadesinde, “Olay günü Türk bayraklı ALSU isimli geminin 1’inci kaptanlığını yapmaktaydım. Söz konusu gemiye yaklaşık 1 ay önce katıldım. Gemi kazasının yaşandığı saat diliminde istirahatteydim. Kaza esnasında 3’üncü kaptanımız Murat Evciman görevdeydi. Yani bu saat diliminde geminin sevk ve idaresinden Murat Evciman sorumluydu. Olayın meydana geldiği anda gemi yüksüzdü. Kaza anında yaslama sesi duydum. Kalktığımda güverte reisimiz Süleyman Eker’in ‘Çarpıştık, çarpıştık’ şeklinde bağırdığını duydum. Bunun üzerine hemen yukarı çıktım. Köprü üstüne çıktığımda 2’nci kaptan Barış Hazar ve Murat Evciman bulunuyordu. Ne olduğunu sorduğumda ‘Çarpıştık’ dediler. Köprü üstüne çıktığımda Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi sancak kıç omuzluğunda, ışıkları yanar vaziyette gördüm. Aramızdaki mesafe yaklaşık 300 metre civarındaydı. Ben bulunduğum gemiyle sola dönüşe geçtiğim sırada yaklaşık 2-3 dakika geminin ışıklarını gördüm. Dönüşün bitmesine yakın Tuğberk İmamoğlu isimli geminin ışıklarının tamamen kaybolduğunu gördüm. Benim dönüşüm yaklaşık 5 dakika sürmüştü. Bunun üzerine radardan mevkisine baktım. Yaklaşık 1-2 dakika içerisinde gemi kayboldu ve artık radarda da görünmedi. Ben hemen Sektör Marmara ile irtibat kurdum ve durumu bildirdim” dedi.

‘GEMİDE GÖZCÜ BULUNDURMAK KAPTANIN İNİSİYATİFİNE BAĞLI’

Erarslan, “Kaza anında gemide gözcü bulunmuyordu. Gemide gözcü bulundurmak kaptanın inisiyatifine bağlı olup trafiğin yoğun olduğu kısımlarda gözcü bulundurulması gerekmektedir. Biz Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, Tuğberk İmamoğlu isimli gemi bizim gemimize çarpmıştır. Tuğberk İmamoğlu isimli gemi bize ‘İskeleye al’ uyarısı yaptıktan sonra bizim gemimiz iskeleye aldığı halde, Tuğberk İmamoğlu gemisinin kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Şayet bizim gemimiz şiddetli biçimde Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmış olsaydı, bulunduğumuz gemide daha büyük hasar meydana gelirdi. Bizim bulunduğumuz gemi kazayı yaslama olarak hissetmiştir. Bizim gemimizdeki AIS cihazı aktif bir şekilde çalışmaktaydı. Tuğberk İmamoğlu isimli geminin AIS cihazı ise kapalı konumdaydı. Çünkü biz Tuğberk İmamoğlu gemisini AIS’den görememiştik. Biz Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi yalnızca radardan takip edebilmiştik. Kaza, Tuğberk İmamoğlu’nun bizim gemimize vurması nedeniyle meydana geldi. Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm” dedi.

‘ROTASINI BENİM ÜZERİME DOĞRU ÇEVİRDİ’

3’üncü kaptan Murat Evciman’ın hakimlik ifadesinde ise, “Olay günü Türk bayraklı ALSU isimli geminin 3’üncü kaptanlığını yapmaktaydım. Söz konusu gemiye 31 Temmuz 2026 tarihinde katıldım. Bu meslekte 7 aylık tecrübem bulunmaktadır. Kazanın meydana geldiği esnada 3’üncü kaptan olarak geminin kumandası bendeydi ve köprü üstünde ayrıca bir gözcü görev yapmıyordu. Vardiya esnasında irademi etkileyecek herhangi bir şey kullanmamıştım. Tuğberk İmamoğlu isimli gemi ‘İskeleye al’ şeklinde telsizden seslenince radardan baktığımda bu gemiyi gördüm. Çıplak gözle baktığımda ise bu geminin fenerini görmemiştim. Ben bulunduğum gemideki ECDIS ekranına baktığımda AIS görünmüyordu. Radar ekranına baktığımda Tuğberk İmamoğlu gemisinin izdüşümünü gördüm. Ben bulunduğum gemiyi yaklaşık 5 derece iskeleye aldım. Yaklaşık 2-3 dakika geçtikten sonra tekrar ‘İskeleye al’ sesini telsizden duydum. Bunun üzerine bulunduğum gemiyi keskin bir şekilde yaklaşık 9 derece iskeleye aldım. Bu şekilde benim bulunduğum gemi Tuğberk İmamoğlu gemisinin sağ tarafında kaldı. Bu konum itibarıyla Tuğberk İmamoğlu gemisiyle aramızda yaklaşık 700-800 metre mesafe vardı. Yaklaşık 1-2 dakika sonra aramızdaki mesafe 500 metreye kadar düştü. Bu şekilde karşı gemiyle aramızda, her ikimiz de kendi rotamızda seyir halinde olduğumuz için bir problem yoktu. Aramızdaki mesafe 500 metreye kadar kalınca Tuğberk İmamoğlu gemisi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi” dedi.

‘BİLİRKİŞİ RAPORUNDA HAKKIMDA YAPILAN TESPİTLERİ KABUL ETMİYORUM’

Evciman, “Ben bu sırada karşıdaki geminin manevra yapacağını düşündüm ve telsizden ‘Tuğberk İmamoğlu, üstüme doğru geliyorsun, gelme’ şeklinde seslendim. Seslendikten sonra aramızdaki mesafe azaldığı için ben bulunduğum geminin rotasını iskeleye doğru çevirdim. Bu sırada Tuğberk İmamoğlu gemisi sancak yapmaya devam etti ve üzerime doğru gelmeye devam etti. Ben Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye sancak almaya başladığı andan itibaren ışıklarını görüyordum. Tuğberk İmamoğlu gemisi, iskele baş omuzundan benim bulunduğum geminin sancak baş omuz kısmına çarptı. Çarpışma olduğu anda hemen köprü üst katından birkaç basamak inerek ‘Çarpışma oldu’ diye bağırdım. Sonra hemen köprü üstüne geldim. Köprü üstüne geldiğimde Tuğberk İmamoğlu gemisinin ışıklarını gördüm. Kazadan yaklaşık 20 saniye sonra köprü üstüne 2’nci kaptan Barış Hazar geldi ve gemiyi tam sağa doğru çevirip Tuğberk İmamoğlu gemisinden uzaklaştırdı. Çarpışmadan yaklaşık 10-15 dakika sonra Sektör Marmara’ya bilgi verildi. Kaza, diğer geminin rotasını üzerimize doğru çevirmesinden kaynaklanmıştır. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Çatışmadan önce Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS’i görünmediği için Sektör Marmara da bana bir uyarıda bulunmamıştı. Kaza, Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpması nedeniyle meydana geldi. Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm” dedi. (DHA)

===========

6-SİLİVRİ'DEKİ AÇIKLARINDA BATAN GEMİDEKİ MÜRETTEBATIN AİLELERİ KONUŞTU; İNŞALLAH O CAN SALININ İÇİNDE BİR YERLERDEDİRLER

Derya EVREN KORKMAZ- Feridun AÇIKGÖZ / İSTANBU, (DHA)- SİLİVRİ açıklarında Alsu isimli gemiyle çarpışarak batan Tuğberk İmamoğlu gemisi ve 10 personeli arama çalışmaları 3'üncü gününde devam ediyor. Kayıp olan 10 mürettebatın aileleri konuştu. Geminin aşçısı Abdülbaki Mirzaoğlu’nun oğlu Mahsun Mirzaoğlu, "Bekleyişimiz devam ediyor burada. Bir can salımız kayıp. Şirketle görüştüğümüzde onlar da can salının kayıp olduğunu söylüyor. İnşallah o can salının içinde bir yerlerdedirler diye umut ediyoruz" dedi.

Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı. Kazanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 personelle irtibatın kesildiği bildirilirken, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin denizdeki arama kurtarma çalışması başlattı. Tuğberk İmamoğlu gemisi ve içerisindeki 10 personel için başlatılan arama kurtarma çalışmaları 3’üncü gününde sürüyor. Kayıp 10 kişinin ailelerinin Silivri'deki bekleyişi ise 3 gündür devam ediyor.

'HABER ALINANA KADAR BURADAYIZ'

Kayıp mürettebat arasında abisi yer alan Nevriye Yener, "Lütfen bir şeyler yapılsın. Herkes elinden geleni yapıyor ama daha fazla bir şey yapılamaz mı. Bekliyoruz bütün insanların gözü sahilde. Lütfen abimi istiyorum. Bütün yetkililere sesleniyorum Allah rızası için herkes ne yapabiliyorsa onu istiyorum" dedi.

Geminin aşçısı Abdülbaki Mirzaoğlu’nun kardeşi Hasan Mirzaoğlu, "Şu an aldığımız bilgilere göre hızlı bir şekilde çalışmalar 24 saat aralıksız devam ediyor. Bizim ümidimiz var. Bize şu ana kadar ümidimizi kıracak bir bilgi gelmedi. Devlet büyüklerimizin de yüksek bir çaba gösterdiğine eminiz. Biz buna inanıyoruz ve bunu hissediyoruz. Acımız var. Acımız olduğu kadar bizim ümidimiz de var. Sağ bulunacağını düşünüyoruz, ümidimiz o yönde. Ümidimiz bütün mesai arkadaşlarının bir arada sağ salim bulunması ve buradan öyle ayrılmamız. Haber alınana kadar buradayız. Abim normalde 4 yıldır çalışıyor fakat batan gemide iki aydır çalışıyordu. Daha önce aynı şirkette fakat farklı bir gemide çalışıyordu" diye konuştu.

'ŞİRKETLE GÖRÜŞTÜĞÜMÜZDE ONLAR CAN SALININ KAYIP OLDUĞUNU SÖYLÜYOR'

Abdülbaki Mirzaoğlu’nun oğlu Mahsun Mirzaoğlu, "Haberi televizyondaki altyazılardan öğrendim. En son babamla kazanın olduğu gece saat 20.30 gibi konuştum. Herhangi bir olumsuz durumdan bahsetmedi. Annemle görüştü kendisi. Bekleyişimiz devam ediyor burada. Bir can salımız kayıp. Şirketle görüştüğümüzde onlar da can salının kayıp olduğunu söylüyor. İnşallah o can salının içinde bir yerlerdedirler diye umut ediyoruz" dedi.

'HEPİMİZ KAYIP OLAN CAN SALINDA OLDUKLARINI UMUT EDİYORUZ'

Gemidekilerden Nidai Duman’ın kızı Süreyya Keleş, "Babamla Salı günü konuştuk. Kartal’a geleceğini söyledi. Halini sorduğumda iyi olduğunu söyledi. Gemiyle ilgili hiçbir sorundan bahsetmedi. Sadece genelde telefonu kapalı olur artık Türkiye’de olduğu için telefonunun kapalı olmayacağını söyledi. Sabah haberi gören biri haberin fotoğrafını atmış. Ben hiç ihtimal vermediğim için açıp bakmadım bile. Sonra annem aradı, o söyledi. O da televizyondan öğrenmiş. Sonra gemi şirketi bize yakın olduğu için oraya gittik. Onlar da yeni öğrenmişti, bizim gibi çok üzgünlerdi. Süreç çok zor. Neler olduğunu televizyonlardan izliyoruz. Olay yeri uzak, gözümüz görmüyor o yüzden de zorlanıyoruz. Belki gözümüz birilerinin dalıp aradığını görse içimiz biraz daha rahat ederdi ama o da mümkün değil. Hepimiz kayıp olan can salında olduklarını umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Nevriye Yener röp.

-Hasan Mirzaoğlu

-Mahsun Mirzaoğlu

-Süreyya Keleş

-Genel görüntüler

============================

7-ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANI GÜNER’İN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜNÜN UYUŞTURUCU TESTİ POZİTİF ÇIKTI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - Tutuklanan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in özel kalem müdürü Sadık Can Köksal’ın uyuşturucu testi pozitif çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘uyuşturucu’ ve ‘fuhuş’ soruşturması kapsamında tutuklanan Çankaya Belediyesi eski Özel Kalem Müdürü ve Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in yakın arkadaşı Sadık Can Köksal’ın uyuşturucu testinin sonucu pozitif çıktı. Köksal’dan alınan idrar ve saç örneklerinde kokain ve metamfetamin tespit edildiği öğrenildi. (DHA)

==========

8-DENİZ GÖKTAŞ'IN 12 YILA YILA KADAR HAPSİNİN İSTENDİĞİ İDDİANAME KABUL EDİLDİ

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - SANAL medyada yayınladığı videolarda suç unsuru tespit edilmesi üzerine hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Deniz Göktaş hakkında iddianame hazırlandı. Göktaş'ın 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapsinin istendiği iddianame 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Göktaş, 28 Eylül'de hakim karşısına çıkacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılı tarafından sanal medya da yayınladığı videolarda suç unsuru tespit edilmesi üzerine hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Deniz Göktaş hakkında iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianamede, Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” ismiyle yayınlanan gösteri içeriğinde sarf ettiği ifadeler nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama' ve 'Suçu ve suçluyu övme' suçlarından 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

SÖYLEMLERİN ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN BOYUTTA

Hazırlanan iddianamede bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmanın hakaret olarak tanımlandığı, şüphelinin söylemlerde bulunduğunun sabit olduğu, alınan savunmasında gösteri metnini kendisinin yazdığını ikrar ettiği, suça konu söylemlerin eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu yazıldı.

ALENEN TAHRİK ETTİĞİ BELİRTİLDİ

İddianamede, şüphelinin, halkın büyük bir kesiminin benimsediği İslam dininin ibadetlerinden olan oruç ibadetini gerçekleştiren kişilerin canlı bomba olmaya daha müsait olduğu, bir canlı bombanın oruç tutması halinde kendisini nerede patlatacağının belli olmadığını belirterek halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulunduğu aktarıldı. Ayrıca halkın büyük bir kesiminin benimsediği İslam dininin kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim ile ilgili söylemlerde bulunarak halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulunduğu belirtildi. Yine şüphelinin alınan savunmasında “dalgıç” kelimesinden denize haşema ile giren kadınları kastettiğini ikrar ettiği, halkı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik ettiği kaydedildi.

500’DEN FAZLA CİMER ŞİKAYETİ YAPILDIĞI YAZILDI

Ayrıca iddianamede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 500’den fazla CİMER başvurusu olduğu, şikayet dilekçeleri göz önüne alındığında şüphelinin sarf ettiği sözlerin toplumun geniş kesimlerinde infial uyandırmaya elverişli olduğu, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığının anlaşıldığı ve şüphelinin 'Basın ve Yayın Yoluyla Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme' suçunu işlediği aktarıldı.

28 EYLÜL'DE HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK

Göktaş'ın 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapsi istendiği iddianame 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Göktaş, 28 Eylül'de hakim karşısına çıkacak. (DHA)

===============

9-BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ’NE YÖNELİK ‘YOLSUZLUK’ DAVASINDA DURUŞMA 16 KASIM’A ERTELENDİ

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) - GÖREVİNDEN uzaklaştırılan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile 30 sanığın yargılandığı Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ davasında duruşma görüldü. Tutuklu sanıklar Hasan Akgün, Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı ile iş insanları Adem Çukur, Mehmet Kılıç ve Osman Yeşilgül’ün tutukluluklarının devamına hükmedildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile 30 sanığın yargılanmasına başlandı. İddianamede Hasan Akgün hakkında, ‘Çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme’, ‘Rüşvet’, ‘İcbar suretiyle irtikap’ ve ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ suçlarından 68 yıldan 183 yıla kadar hapis cezası istendi. Bugün İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmanın ikinci gününde

TUTUKLU SANIKLARIN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Görülen duruşmada tutuksuz sanıkların savunmaları ve tanık beyanları alındı. Beyanların tamamlanmasının ardından duruşma savcısı tutuklu sanıkların mevcut delil durumu ve dosya kapsamı dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, görevinden uzaklaştırılan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı ile iş insanları Adem Çukur, Mehmet Kılıç ve Osman Yeşilgül’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

16 KASIM’A ERTELENDİ

Duruşma 16 Kasım 2026 tarihine ertelendi. (DHA)

============

10-İSTANBUL’DA HUKUK BÜROLARINA 'PANEL' OPERASYONU: 31 GÖZALTI

Ayşe GÜREL/İSTANBUL (DHA) -VATANDAŞLARIN kişisel verilerine “HukukBİS”, “AsistBİS” ve benzeri yasa dışı dijital panel sistemleri kullanarak erişen 29 hukuk bürosuna düzenlenen operasyonda 24 avukat ve 7 sivil personel olmak üzere toplam 31 şüpheli gözaltına alındı. Hukuk bürolarında ele geçirilen dijital materyaller, panel erişim kayıtları ve para hareketlerinin incelenmesine devam edildiği öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, bazı hukuk bürolarında vatandaşlara ait kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde temin edilmesine ve sorgulanmasına imkan sağlayan “HukukBİS”, “AsistBİS” ve benzeri yasa dışı dijital panel sistemlerinin kullanıldığına ilişkin elde edilen deliller üzerine soruşturma başlatıldı. Şüpheliler Barış Sakızlı, Abdurrahman Kayseri ve firari Zafer Çam’dan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan teknik incelemelerde; İstanbul’da faaliyet gösteren çok sayıda avukatlık bürosuna ait olduğu değerlendirilen panel erişim kayıtları, kullanıcı bilgileri, Google Authenticator doğrulama kodları, AnyDesk ve TeamViewer üzerinden sağlanan uzaktan bağlantı izleri, kişisel veri içerikli sorgu çıktıları, toplu Word ve Excel dosyaları ile panel kullanımına ilişkin yazışmalar tespit edildi. Söz konusu sistemlerin bazı hukuk bürolarının bilgisayarlarına uzaktan erişim programları aracılığıyla kurulduğu, sisteme girişlerde doğrulama uygulamalarının kullanıldığı ve kullanıcı hesaplarının büro içerisinden aktif şekilde yönetildiğine ilişkin bulgulara ulaşıldı.

PANELDE KİŞİSEL BİLGİLERE ERİŞİM SAĞLAYAN MODÜLLER TESPİT EDİLDİ

İncelenen yasa dışı panel sistemlerinde; vatandaş arama, kimlik sorgulama, aile sorgulama, yerleşim yeri sorgulama, SGK kayıt sorgulama, çalışan sorgulama, GSM bilgisinden kişi sorgulama, kimlik bilgisinden telefon sorgulama, tapu kayıt sorgulama, mükellef sorgulama ve ada-parsel sorgulama gibi vatandaşların kişisel ve özel nitelikteki bilgilerine erişim sağlayan modüllerin bulunduğu belirlendi. Öte yandan, panel sisteminin satışı, kurulumu veya erişiminin sağlanmasıyla bağlantılı oldukları değerlendirilen Barış Sakızlı, Abdurrahman Kayseri ve firari Zafer Çam ile birlikte, sistemin kullanım veya erişim ücretlerinin aktarımında aracı olarak kullanıldığı değerlendirilen banka hesapları da incelemeye alındı. Soruşturma kapsamında Fatih Aslan, Muhammed Sefa Bircan, Talha Çorapçıoğlu, Kaya Aslan, Kurtuluş Hüneroğlu ve Ali Çorapçıoğlu adına kayıtlı hesaplara gerçekleştirildiği değerlendirilen para transferlerinin yönü, miktarı, açıklamaları ve sıklığı delil olarak değerlendirildi.

29 HUKUK BÜROSUNDA ARAMA YAPILDI

İstanbul genelinde faaliyet gösteren 29 hukuk bürosunda arama yapıldı. Ayrıca panel hizmeti karşılığında gerçekleştirildiği değerlendirilen para transferlerine ilişkin muhasebe kayıtları ve dijital mali verilerin de inceleme ve el koyma kapsamında değerlendirilmesine karar verildi. Soruşturma kapsamında elde edilen dijital materyaller, para hareketleri, panel erişim kayıtları ve diğer delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi.

24'Ü AVUKAT OLMAK ÜZERE 31 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA

Operasyon kapsamında 24 avukat ve 7 sivil personel olmak üzere toplam 31 şüpheli gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı bulunan 16 avukatın yakalanmasına yönelik çalışmaların ise devam ettiği öğrenildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------

-Operasyondan görüntüler

-Yapılan aramalar

-Ele geçirilenler

-Şüphelilerin sevki

============

11- ESENYURT'TA SAHTE PARA OPERASYONU: 2 MİLYON 890 BİN SAHTE DOLAR ELE GEÇİRİLDİ

Emre KURT/İSTANBUL, (DHA) -ESENYURT'ta düzenlenen operasyonda 2 milyon 890 bin sahte ABD doları ele geçirildi, 1 şüpheli yakalandı.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, sahte para basımı ve dağıtımına yönelik yürüttükleri çalışmalar kapsamında Esenyurt'ta operasyon düzenledi. Operasyonda, 28 bin 900 adet sahte 100 ABD doları ele geçirildi. Ele geçirilen sahte paraların toplam değerinin 2 milyon 890 bin ABD doları olduğu belirtildi. Operasyonda 1 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı öğrenildi.

Görüntü Dökümü:

-----------

-Operasyondan görüntüler

-Ele geçirilen sahte dolar ve dijital meteryaller

© Copyright 2026

DHA