Pakistan’ın kurucusu Cinnah’ın hayatı ve mücadelesini anlatan sergi açıldı
Pakistan’ın kurucusu Cinnah’ın hayatı ve mücadelesini anlatan sergi açıldı
İSTANBUL,(DHA)- PAKİSTAN’ın kurucusu Quaid-e-Azam Muhammed Ali Cinnah’ın 150’nci doğum yıl dönümü dolayısıyla, Pakistan Büyükelçiliği ve Albayrak Grubu iş birliğinde hazırlanan ‘Bir Milletin Kuruluş Hafızası’ sergisinin açılışı Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Cinnah’ın hayatı ve Pakistan’ın kuruluş sürecine ışık tutan sergi, 23 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.
Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Doç. Dr. Davut Şahbaz ve Albayrak Grubu Kurumsal İletişim Koordinatörü Esad Sivri’nin katıldığı açılış töreninde, Muhammed Ali Cinnah’ın hukuk, temsil ve bağımsızlık mücadelesindeki rolü ele alındı. Sergide yaklaşık 50 eser yer alıyor.
FOTOĞRAFLARLA BİR KURULUŞ HİKAYESİ
Sergide, Muhammed Ali Cinnah’ın gençlik ve aile yıllarından başlayarak Londra’daki Yuvarlak Masa Konferansı, 1940 Lahor Oturumu, 14 Ağustos 1947’deki iktidar devri töreni, Kurucu Meclis konuşmaları ve Pakistan’ın ilk devlet kurumlarının kuruluşuna kadar uzanan tarihi fotoğraflar yer alıyor.
‘Bir Milletin Kuruluş Hafızası’ sergisi, 16-23 Haziran tarihleri arasında Rami Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
SÜLÜN: CİNNAH BAĞIMSIZ BİR DEVLET İDEALİNİ SOMUT BİR GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜ
Açılışta konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, “Bir milletin var olması demek; ortak bir hafızanın, ortak bir idealin, ortak bir aidiyet bilincinin inşa edilmesi demek. İşte, Büyük Önder (Kaid-i Azam) Muhammed Ali Cinnah Pakistan’da bunu başardı. Bağımsız bir devlet idealini somut bir gerçeğe dönüştürdü. Kardeş Pakistan halkının hafızasına birlik, adalet, ve hukukun üstünlüğü ilkelerini emanet etti. Türkiye ile Pakistan’ın bu ortak mücadele ruhu, kardeşlik duygusu bizi “tek millet, iki devlet” gibi yaptı. Tarih bunun ispatlarıyla dolu. Ne zaman başımız sıkışsa ilk koşanlardan biri Pakistan. Aynı şekilde, ne zaman Pakistan’ın bir ihtiyacı olsa Türkiye her zaman yanında. Bu şu demek: Kardeşliğimiz, lafta kalan bir kardeşlik değil. Zor günde kenetlenmenin ne demek olduğunu bilen iki halkın vefası. Dolayısıyla Pakistan’la ilgili her şey bizim için çok değerli. Ben, bu vesileyl Pakistan halkının büyük mücadelesini, Muhammed Ali Cinnah’ın kuruluş hafızasına yön veren devlet adamlığını gözler önüne seren bu anlamlı sergiyi düzenleyen, emek veren herkese teşekkür ediyorum. Pakistan’ın kurucu lideri, aynı zamanda ülkelerimiz arasındaki dostluğun baş mimarı Muhammed Ali Cinnah’ı saygı ve rahmetle anıyorum” dedi.
CÜNEYD: BUGÜN HUKUK VE DEVLET İNŞASI KONUSUNDA KALICI DERSLER SUNAN BİR DEVLET ADAMINI ANIYORUZ
Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd, Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, “Bugünkü katılımınız, yalnızca sıra dışı bir lidere duyulan saygının değil; aynı zamanda Muhammed Ali Cinnah’ın temsil ettiği anayasacılık, demokratik mücadele, siyasi onur ve ilkelere dayalı liderlik anlayışına verilen değerin de bir göstergesidir. Bugün, doğumunun üzerinden 150 yıl geçmişken, yalnızca tarihi bir şahsiyeti hatırlamıyoruz. Aynı zamanda, olağanüstü bir kararlılıkla milyonlarca insanın siyasi kaderini değiştiren ve yaşamı; liderlik, azim, hukuk ve devlet inşası konusunda kalıcı dersler sunan bir devlet adamını anıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cüneyd, “Muhammed Ali Cinnah, 25 Aralık 1876 tarihinde Karaçi’de doğdu. Daha genç yaşlardan itibaren sıra dışı bir bağımsız düşünce yapısı, disiplin ve kararlılık sergiledi. Genç yaşta Londra’ya giderek Lincoln’s Inn’de hukuk eğitimi aldı ve avukatlık ruhsatını kazandı. Hukuk mesleği yalnızca onun kariyeri olmakla kalmadı; aynı zamanda siyasi felsefesini, entelektüel karakterini ve mücadele yöntemini şekillendirdi. Hindistan’a döndüğünde Bombay’da dönemin en başarılı avukatlarından biri olarak kendisini kabul ettirdi. Hukuk alanındaki yükselişi dikkat çekiciydi. Son derece keskin bir zekaya, olağanüstü hazırlık yeteneğine, kusursuz mahkeme nezaketine ve rakiplerinin dahi saygısını kazandıran güçlü bir hitabet ve muhakeme becerisine sahipti. Bu hukukçu kimliği, siyaset anlayışını da derinden etkiledi. Döneminin birçok siyasi liderinden farklı olarak Cinnah, anayasal düzene derinden inanıyordu. Anlaşmazlıkların hukuk, diyalog, müzakere ve kurumsal güvenceler yoluyla çözülebileceğine inanıyordu. Ona göre siyaset bir gösteri alanı değil; adalet ve temsil temelinde yürütülen anayasal bir süreçti” diye konuştu.
ŞAHBAZ: CİNNAH, UZAK COĞRAFYALARDA YAŞAYAN AMA KALBİ ANADOLU’YLA ÇARPAN SARSILMAZ BİR DOSTTU
Açılışta konuşan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Davut Şahbaz da “Cinnah, uzak coğrafyalarda yaşayan ama kalbi Ankara’yla, Anadolu’yla aynı ritimle çarpan sarsılmaz bir dosttu. Biz bu topraklarda ölüm kalım mücadelesi verirken, Kurtuluş Savaşı’mızın o en karanlık, o en umutsuz günlerinde, Cinnah’ın meydanlarda topladığı yardımlar, o mazlum halkın kendi ekmeğinden bölüp gönderdiği altınlar, bizim cephemize cephane oldu, sönmekte olan ocağımıza odun oldu. Mustafa Kemal Atatürk’e hayrandı. Onu dünya tarihinin en büyük dehası olarak görürdü. Bizim acımızla ağlar, bizim zaferimizle doğrulurdu. İşte bu yüzden, o orada başardı ama sevgisi, saygısı geldi burada, Türk’ün kalbine doldu. Onun aziz hatırasının önünde saygıyla eğilirken, o sarsılmaz kardeşlik bağını ruhunun en derin hücrelerinde hisseden bir insan olarak konuşuyorum. O, sadece Pakistan’ın Kaîd-i Azam’ı değil; tüm Doğu’nun, tüm mazlumlar dünyasının unutulmaz kahramanıdır. Çizdiği o temiz yol, kurduğu o tertemiz mülk, asırlar geçse de hafızamızdan silinmeyecektir” ifadelerini kullandı.