Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

Prof. Dr. Ensari: PMOS yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir durum değil

Prof. Dr. Ensari: PMOS yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir durum değil

ABONE OL
DHA

İSTANBUL, (DHA)- BB Tüp Bebek Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Tuğba Ensari, uzun yıllardır Polikistik Over Sendromu (PCOS) olarak bilinen tablonun artık PMOS olarak değerlendirilmeye başlandığını belirterek, “Aslında değişen sadece bir isim değil, hastalığa bakış açımız. Bugün biliyoruz ki bu hastalık yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir durum değil. İnsülin direnci, kilo artışı, kronik inflamasyon, tip 2 diyabet riski, kalp ve damar hastalıkları gibi metabolik süreçlerle de yakından ilişkili” dedi.

Yeni tanımlamanın hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ettiğini söyleyen Prof. Dr. Ensari, “Uzun yıllardır Polikistik Over Sendromu yani PCOS olarak bildiğimiz bu tabloyu artık PMOS olarak değerlendirmeye başladık. Sadece adet düzensizliği, tüylenme, akne ya da ultrasonda görülen polikistik over görünümü üzerinden değerlendirmek hastalığı tam anlamıyla açıklamıyor. Yeni tanımlama, aslında hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ediyor” diye konuştu.

‘HASTALARI METABOLİK SAĞLIK AÇISINDAN DA DEĞERLENDİRİYORUZ’

PMOS’a yaklaşımda önemli değişiklikler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ensari, “Hastalarımızı artık yalnızca jinekolojik açıdan değil, metabolik sağlık açısından da değerlendiriyoruz. İnsülin direnci, bel çevresi, vücut kitle indeksi, lipid profili ve yaşam tarzı gibi birçok faktör tedavi planlamasının ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çünkü her hastanın klinik tablosu aynı değil. Aynı tanıyı alan iki hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi de birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle günümüzde kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşım ön plana çıkıyor” ifadelerini kullandı.

‘YUMURTLAMA DÜZENSİZLİKLERİ GEBELİK ŞANSINI AZALTABİLİYOR’

PMOS’un infertiliteyle yakın ilişkisine de değinen Prof. Dr. Ensari, “PMOS’un en önemli sonuçlarından biri de infertiliteyle olan yakın ilişkisidir. Yumurtlama düzensizlikleri gebelik şansını azaltabiliyor. Bunun yanında insülin direnci ve hormonal dengesizlikler hem yumurta kalitesini hem de rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle infertilite nedeniyle başvuran hastalarda değerlendirmeyi yalnızca yumurtlamaya odaklayamayız. Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, metabolik durumu, eşe ait faktörler ve yaşam alışkanlıkları birlikte ele alınmalı. Çünkü başarılı bir tedavi ancak tüm bu faktörler birlikte değerlendirildiğinde mümkün oluyor” dedi.

‘VÜCUT AĞIRLIĞININ YÜZDE 5-10 AZALTILMASI BİLE ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYABİLİYOR’

Tedavinin ilk basamağını çoğu zaman yaşam tarzı değişikliklerinin oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ensari, “Özellikle fazla kilolu hastalarda vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılması bile yumurtlamanın yeniden başlamasına ve gebelik şansının artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Düzenli fiziksel aktivite ve Akdeniz tipi beslenme, tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Gerektiğinde insülin direncini düzenleyen veya yumurtlamayı destekleyen ilaç tedavilerine başvuruyor, uygun hastalarda aşılama ya da tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerini planlıyoruz. Burada önemli olan standart bir tedavi uygulamak değil, hastanın ihtiyacına en uygun tedaviyi doğru zamanda sunabilmektir” diye konuştu.

‘PMOS’U YALNIZCA YENİ BİR İSİM OLARAK DEĞERLENDİRMEMEK GEREKİYOR’

Prof. Dr. Ensari, “Sonuç olarak PMOS’u yalnızca yeni bir isim olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu değişim, hastalığın gerçek doğasını daha doğru tanımlayan ve tedavi yaklaşımımızı daha kapsamlı hale getiren önemli bir dönüşümü ifade ediyor. Amacımız yalnızca gebelik elde etmek ya da adet düzenini sağlamak değil; hastalarımızın metabolik sağlığını korumak, uzun dönem sağlık risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmaktır” dedi.

© Copyright 2026

DHA