Gündem
Politika
Spor
Dünya
Ekonomi
Kurumsal
English
You are already subscribed to notifications.

'Diyetle incelmeyen bacaklar, lipödem işareti olabilir'

'Diyetle incelmeyen bacaklar, lipödem işareti olabilir'

ABONE OL
DHA

İZMİR, (DHA)-MEDİCANA Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, özellikle kadınlarda sık görülen lipödemin kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunun belirtip, "Diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle alt ekstremitedeki hacmin değişmemesi bu hastalığın habercisi olabilir" dedi.

Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, lipödemin, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman 'bölgesel kilo' ya da 'selülit' sanılarak gözden kaçan kronik ve ilerleyici bir hastalık oduğunu söyledi.

Lipödemin klasik kilo artışıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, "Lipödem çoğunlukla kadınlarda görülen, özellikle kalça, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Obezitede yağ dokusu vücudun her yerine dağılırken, lipödemde gövde genellikle daha ince kalır, bacaklar belirgin şekilde kalınlaşır. Bununla birlikte hastalarda dokunmakla ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülür. En çarpıcı noktalardan biri ise, diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle alt ekstremitedeki hacmin değişmemesidir" dedi.

'EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ GEÇ TANI'

Lipödemin en büyük sorunlarından birinin geç tanı olduğunu belirten Uzm. Dr. Büyükkömürcü, "Lipödem genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Ayrıca ailesel yatkınlık oldukça belirgindir; aynı ailede benzer bacak yapısına sahip kadınların olması sık karşılaştığımız bir durumdur" diye konuştu.

İLK BELİRTİLER ÇOĞU ZAMAN GÖZDEN KAÇIYOR

Hastalığın erken döneminde ortaya çıkan bulguların çoğu zaman önemsenmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Büyükkömürcü, "Erken dönemde bacaklarda orantısız kalınlaşma, gün içinde artan dolgunluk ve ağırlık hissi, dokunmakla hassasiyet, kolay morarma ve ciltte portakal kabuğu görünümü gibi bulgular ortaya çıkar. Ancak bu dönemde ödem çok belirgin olmayabilir. Bu da hem hastalar hem de hekimler açısından tanıyı zorlaştırır. 'Diyet yapıyorum ama bacaklarım incelmiyor' ifadesi lipödem hastalarının en sık dile getirdiği şikayetlerden biridir. Kişi kilo verir, üst vücut incelir; ancak bacaklardaki hacim belirgin şekilde değişmez. Bu durum lipödem açısından önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir" dedi.

LİPÖDEM İLE LENFÖDEM EN ÇOK KARIŞTIRILAN İKİ HASTALIK

Lipödem ile lenfödemin sık karıştırılarn iki hastalık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, "Lipödemde yağ dokusu artışı ön plandadır ve ayaklar genellikle etkilenmez. Ağrı ve hassasiyet belirgindir. Lenfödemde ise lenf sıvısının birikimi söz konusudur, ayaklar da şişer ve daha sert, basmakla çukurlaşan bir ödem görülür. İleri evre lipödemde lenfödem de tabloya eklenebilir" diye konuştu.

Uzm. Dr. Büyükkömürcü, lipödemin ilerleyici bir hastalık olduğuna dikkati çekip, "Tedavi edilmediğinde yağ dokusu artışı devam edebilir, hareket kısıtlılığı gelişebilir, ağrı ve hassasiyet artabilir. Cilt altı dokuda nodüler yapılar oluşarak zamanla fibrotik sertleşmeler gelişebilir. Cilt yüzeyinde düzensizlik ve portakal kabuğu görünümü belirginleşebilir. İleri evrede lenfödem tabloya eklenebilir. Bu durum yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkar; hastanın günlük yaşamını ve hareket kapasitesini ciddi şekilde etkileyen kronik bir tabloya dönüşebilir dedi.

'LİPÖDEMDE HORMONAL ETKİ BELİRLEYİCİ'

Lipödemde hormonal etkinin belirleyici olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Büyükkömürcü, şöyle devam etti: "Östrojen, yağ dokusunun vücuttaki dağılımını doğrudan etkiler. Bu hormonun etkisiyle alt ekstremitedeki yağ hücreleri daha kolay büyür, sıvı tutma eğilimi artar ve damar geçirgenliği yükselir. Bu da dokuda hassasiyet ve ödem gelişmesine yol açar. Öte yandan lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir. Ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Manuel lenf drenajı ile lenfatik dolaşımı uyarılararak sıvı birikimi azaltılabilir. Kompresyon tedavileri ve bandajlama ile dokuya dışarıdan destek sağlanabilir. Kişiye özel egzersiz programları ile kas pompası aktive edilerek, dolaşım artırılır. Özellikle sertleşmiş ve nodüler dokularda ESWT yani şok dalga tedavisi önemli bir destekleyici seçenek olarak öne çıkmaktadır. Liposuction uygun hastalarda etkili bir seçenek olabilir. Ancak cerrahi, ileri evre hastalarda ve konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda, doğru hasta seçimi yapılarak gündeme gelmelidir."

'EGZERSİZ, DOLAŞIMI DÜZENLEMEK İÇİN YAPILMALI'

Egzersizin rolüne dikkat çeken Uzm. Dr. Büyükkömürcü, "Yüzme ve su içi egzersizler, hidrostatik basınç etkisi sayesinde doğal bir kompresyon sağlar ve ödem kontrolünde oldukça etkilidir. Bunun yanında tempolu yürüyüş, bisiklet ve düşük etkili kuvvet egzersizleri de önerilmektedir. Düzenli egzersiz ile kas pompası aktive olur, dolaşım artar, sıvı birikimi azalır ve ağrı kontrol altına alınabilir. Lipödemde egzersizi 'yağ yakmak' değil 'dolaşımı düzenleyen bir tedavi aracı' olarak görmek gerekir" diye konuştu. Beslenmenin rolüne değinen Uzm. Dr. Büyükkömürcü, "Beslenme doğrudan tedavi edici değildir ancak hastalığın seyrini etkileyen önemli bir faktördür. Akdeniz tipi beslenme ve düşük karbonhidrat temelli yaklaşımlar inflamasyonu azaltıcı etkileri nedeniyle öne çıkar. Bu sayede hassasiyet, ödem ve ağrı gibi şikayetlerde azalma sağlanabilir" dedi. (DHA)

FOTOĞRAFLI

© Copyright 2026

DHA