'Parkinson'un sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu değil'
'Parkinson'un sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu değil'
İZMİR, (DHA)-İZMİR Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, Parkinson'un sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu olmadığını belirtip, koku kaybından uyku bozukluklarına, hatta duran kol saatlerine kadar pek çok sinsi belirtiye karşı uyardı.
Her yıl 11 Nisan'da, hastalığı ilk kez tanımlayan James Parkinson'un doğum gününde kutlanan Dünya Parkinson Günü'nde, bu yıl da erken teşhisin hayati önemine odaklanılıyor. İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, Dünya Parkinson Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Uludağ, Parkinson'un sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu olmadığını söyledi. Prof. Dr. Uludağ, koku kaybından uyku bozukluklarına, hatta duran kol saatlerine kadar pek çok sinsi belirtiye karşı vatandaşları uyardı.
'SİNSİ BELİRTİLER ÖNCÜ OLABİLİR'
'Parkinson' denince akla ilk olarak istirahat halindeki titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği gelse de Prof. Dr. Uludağ, hastalığın bu majör bulgulardan yıllar önce işaretler verebileceğini söyledi. Prof. Dr. Uludağ, "Koku alma duyusunda azalma, uykuda bağırma veya ani hareketlerle rüyayı yaşama (REM uyku bozukluğu), yazının küçülmesi ve kabızlık gibi belirtiler genellikle başka nedenlere bağlanıp göz ardı ediliyor. Oysa bu bulgular tanı için altın değerindedir" dedi.
'BOZUK" SANILAN OTOMATİK SAATLER'
Hastalığın günlük hayattaki yansımalarına dair literatürden çarpıcı bir örnek paylaşan Prof. Dr. Uludağ, otomatik saatinin sürekli durması şikayetiyle tamirciye giden bir hastayı anlattı. Yapılan incelemede saatin bozuk olmadığı, ancak hastanın kolunu 'Parkinson' nedeniyle yeterince sallamadığı için saatin şarj olamadığı anlaşıldı. Prof. Dr. Uludağ, bu durumun hastalığın erken dönemindeki kol salınımı azalmasının tipik bir örneği olduğunu ifade etti.
'KOL AĞRISI PARKİNSON ÇIKABİLİR'
Tanı sürecindeki zorluklara da değinen Prof. Dr. Uludağ, 58 yaşındaki bir erkek hastasının sadece kol ağrısı şikayetiyle ortopedi ve fizik tedavi birimlerini gezdiğini, kendisine 'bursit' teşhisi konduğunu aktardı. Kliniğe başvurduğunda yapılan muayenede koldaki tutukluk ve yavaşlığın fark edilmesiyle 'Parkinson' tanısı konan hastanın, uygun tedaviyle ağrılarından kurtulduğu belirtildi.
'KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YAKLAŞIMI
SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (SUAM) bünyesinde her hafta perşembe günü özel Parkinson polikliniği hizmeti verdiklerine dikkati çeken Prof. Dr. Uludağ, tedavi sürecinin tamamen bireyselleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Tedavide sadece ilaçların değil, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin de kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Uludağ, "Amacımız sadece belirtileri yönetmek değil, hastanın bağımsızlığını ve yaşam kalitesini korumaktır. Özellikle ilaç kullanımındaki zamanlama başarının anahtarıdır" dedi.
'AİLELER DE SÜRECİN BİR PARÇASI'
Parkinson'un sadece hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uludağ, hasta yakınlarının bakım yükü ve duygusal zorluklar altında kalabildiğine dikkat çekti. Kliniğinde hasta yakınlarını da sürece dahil ederek bilgilendirdiklerini belirten profesör, doğru destekle hastaların uzun yıllar aktif bir sosyal yaşam sürebileceğinin altını çizdi.
Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, Parkinson ile yaşam mümkün olduğunu belirtip, "Belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun. Erken tanı, hayat kalitesini korumanın en güçlü yoludur" dedi. (DHA)
FOTOĞRAFLI