Uzm. Dr. Keskin: Planlı ve düzenli 30 dakikalık rutinden vazgeçilmemeli
Uzm. Dr. Keskin: Planlı ve düzenli 30 dakikalık rutinden vazgeçilmemeli
İZMİR,(DHA)-MEDİCANA Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, yaşla beraber gelişen kas kaybının (sarkopeni) fiziksel gücü azaltmanın yanı sıra hücresel düzeyde yaşlanmayı da tetiklediğine dikkati çekerek, "Vakti kısıtlı olanlar için gün içine yayılan kısa 'hareket molaları' iyi bir başlangıç olsa da kalıcı sonuç için planlı ve düzenli 30 dakikalık rutinden vazgeçilmemelidir. Bugün hareket etmek için ayrılan o 30 dakika, aslında 10 yıl sonraki kendinize verebileceğiniz en değerli hediyedir" dedi.
Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, yaşla birlikte ortaya çıkan kas kaybı hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Keskin, kas kütlesinin korunmasının sağlıklı yaşlanma açısından önemli olduğunu dile getirdi. Kas kaybının yalnızca doğal bir yaşlılık belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Keskin, "Bu durum yalnızca doğal bir yaşlılık belirtisi olarak görülmemelidir. Kas kaybı, tüm vücudu etkileyen sistemik yaşlanma sürecinin önemli bir parçasıdır. Kas dokusu sadece hareketi sağlayan bir yapı değildir; metabolizma, hormon dengesi, bağışıklık sistemi ve beyin sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle kas kaybı, yaşlanmanın pasif bir sonucu olmaktan çok, süreci hızlandıran bir etken olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum kaçınılmaz değildir. Düzenli fiziksel aktivite, özellikle direnç egzersizleri, yeterli protein alımı ve aktif bir yaşam tarzı ile kas kaybı büyük ölçüde yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı.
'SARKOPENİ BİYOLOJİK YAŞLANMAYI HIZLANDIRIYOR'
Yaşın ilerlemesiyle birlikte kas kaybının metabolik ve hücresel düzeyde etkiler oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Keskin, "Kas dokusu, vücudun en aktif metabolik yapılarından biridir. Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı düşer, bu da yağ oranının artmasına ve insülin direncinin gelişmesine zemin hazırlar. Bu süreç, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalık riskini artırır. Kas kaybı ayrıca hareket kabiliyetini ve dengeyi bozarak düşme ve yaralanma riskini yükseltir. Hücresel düzeyde ise kas dokusunun azalması, inflamasyonun artmasına ve vücudun onarım kapasitesinin zayıflamasına neden olur. Tüm bu süreçler, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasına katkıda bulunur. Bu nedenle kas kütlesini korumak, yalnızca güçlü kalmak için değil, daha genç ve sağlıklı bir biyolojik yaşı sürdürebilmek için büyük önem taşır" dedi.
'HAREKET HÜCRESEL YAŞLANMAYI DA YAVAŞLATABİLİYOR'
Fiziksel aktivitenin hücresel düzeyde de etkili olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kromozomlarımızın uçlarında bulunan ve her hücre bölünmesinde kısalan telomerler, biyolojik yaşlanmanın en net göstergelerinden biridir. Bilimsel çalışmalar, düzenli egzersizin bu yapıları koruyabildiğini gösteriyor. Özellikle haftada en az 4 gün yapılan tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi orta şiddetli aerobik aktiviteler, hücrelerimizin daha uzun süre genç kalmasına yardımcı olabilir. Yani her gün ayıracağınız 30-40 dakika, aslında hücrelerinizin ömrünü uzatmak için verdiğiniz bir mücadeledir."
'AĞIRLIK VEYA DİRENÇ ÇALIŞMALARI KAS KÜTLESİNİ KORUR'
Hareketin çeşitlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Uzm. Dr. Keskin, "Biyolojik yaşı yavaşlatmak için hareketin çeşitlendirilmesi şarttır. Tek başına yürüyüş sağlıklı bir alışkanlıktır ancak tam bir 'gençleşme' için programa direnç, esneklik ve tempo eklenmelidir. Kalp hızını artıran kardiyo egzersizleri dayanıklılığı artırırken, ağırlık veya direnç çalışmaları kas kütlesini korur. Esneme hareketleri ise sakatlık riskini azaltarak vücudun esnekliğini muhafaza eder. Vakti kısıtlı olanlar için gün içine yayılan kısa 'hareket molaları' iyi bir başlangıç olsa da kalıcı sonuç için planlı ve düzenli 30 dakikalık rutinden vazgeçilmemelidir. Bugün hareket etmek için ayrılan o 30 dakika, aslında 10 yıl sonraki kendinize verebileceğiniz en değerli hediyedir. Bu hediye; daha bağımsız, daha enerjik ve kronolojik yaşından çok daha genç bir biyolojik yaşa sahip olmanızı sağlayacaktır" diye konuştu.(DHA)
FOTOĞRAFLI