Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin, vesayetten arınmış bir ana muhalefete ihtiyaç duyduğu açıktır
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin, vesayetten arınmış bir ana muhalefete ihtiyaç duyduğu açıktır
Aybala MELEK-Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/SAKARYA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin, her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu, son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü, Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden, gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye’ye fayda getirmez; zarar getirir" dedi.
Sapanca'da düzenlenen AK Parti 33'üncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile salona girişte alkışlarla karşılandı. Erdoğan, açılış konuşmasını yapmak için kürsüye çıktığı sırada toplantı kapsamında AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığa tarafından hazırlanan 'Efsane Büyük Başkan' isimli şarkı çalındı. Erdoğan kürsüde, partililer de salonda ayakta alkışlarla şarkıya eşlik etti. Erdoğan açılış konuşmasında, "Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle 'aracılarla' konuşan, perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren, yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli bir şekilde yaptık. Partimiz için hareketimizin istikbali için mücadelemizin başarısı en doğru siyaset neyse, ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek, yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33’üncü istişare toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde, gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek; inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş bir şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi.
'ÜLKEMİZE HİZMETKARLIK ETMENİN BAHTİYARLIĞI İÇİNDEYİZ'
Erdoğan, 14 Ağustos tarihinde AK Parti’nin kuruluşunun 25’inci yıl dönümünü kutlayacaklarını anımsatarak, "14 Ağustos 2001’de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdır, önce Cenabıallah’ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye’ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır, durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Biz, millet olarak, öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz, birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye’nin tamamı, 86 milyon, hep birlikte, ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz; aynı Peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan, aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden, bizi bir eden, bizi beraber eden, bizi tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir. Düşünceler farklı olabilir. Anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Mezheplerde, üslupta, yolda, yöntemde farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir. Yaşam tarzları, hassasiyetler farklı olabilir. Ancak nihayetinde hepimiz, aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz" diye konuştu.
'86 MİLYON BU DEVLETİN EŞİT DERECEDE SAHİBİDİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir, kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir; bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir, bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun, mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır; o halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Ve bu devlet bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi, bilaistisna, bu devletin eşit derecede sahibidir" dedi.
'BİZ EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİ VERDİK'
AK Parti olarak kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren, kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, dışlamanın etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın, kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarını belirten Erdoğan, "Biz, hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken; üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. Bizim, AK Parti olarak, eşitlik ve adalet mücadelemiz, birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler, bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine, biz normalleşmenin mücadelesini verdik. Kendi evlatlarım dahil, bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar, başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede, dindar olsun ya da olmasın, kadınlar, yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim-kuşam tarzını, tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadınının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsanız; normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz, kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik, diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik" dedi.
'KİMSE BİZE AYRIMCILIK YAPAMAZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi zaman zaman, marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor; başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler; son derece üstenci bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye, bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye, bu meselede normalleşmiştir. Türkiye, bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir. Türkiye, bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu, anlamayanların da anlaması gerekir; başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, ekstrem değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbendi, çarşafı, özellikle örtmesi, ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu, yeni normal de değildir, bu tüm zamanların normalidir; bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz, işte budur. Bizim, 86 milyon hepimizin, başka vatanımız yok, başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok; biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz; son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez, geçmişte olduğu gibi, parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz; mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu, hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir. Kim ki, bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti’yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik; 25 yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz" ifadelerini kullandı.
'SİYASİ FARKLILIKLARIMIZ BİZİ DÜŞMANLAŞTIRMAMALI'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin uzlaşma olduğunu, farlılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabası olduğunu dile getirerek, "Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil, milli bir ödev bilinciyle milletin istikbali için yapmak durumundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında, Milliyetçi Hareket Partisi ve Değerli Lideri Sayın Devlet Bahçeli’yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık, ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakı’nı kurduk Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz, siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz; fakat akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız, bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı" dedi.
'25 YIL NORMALLEŞMENİN MÜCADELESİNİ VERDİK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalananın, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu söyleyerek, "'Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın' dediler. 'O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin' dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. İşte en son, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar. AK Parti olarak, 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 25 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaştırma mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında, Cumhur İttifakı’nı kurarak, bu mücadeleyi daha da güçlendirdik" diye konuştu.
'CHP'NİN, DIŞ MİHRAKLARDAN KURTULMASI HAYIRLI OLACAKTIR'
Erdoğan, CHP'deki gelişmelere değinerek, "Şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum, biz, CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk bugün de yokuz yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir 'Frankenstein' ürettiler şimdi de ceremesini çekiyorlar ama buna rağmen, bizim arzumuz ve umudumuz şudur; CHP’nin, içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi başaramazlar mı elbette bunu biz bilemeyiz. Ancak, Türkiye’nin, her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu, son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü, Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden, gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş, yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye’ye fayda getirmez; zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan, teşkilatlarının 'biri Şam’dan biri Şark’tan çalan' bir yapının Türkiye’ye de milletimize de sunabileceği hiçbir katkı yoktur" dedi.
'ARZUMUZ TÜRKİYE'NİN NORMALLEŞMESİ'
Erdoğan, bütün arzularının Türkiye’nin normalleşmesi olduğunu vurgulayarak, "Bu, elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. Ancak iktidar kadar muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması, bu milletin değerlerinden beslenmesi, hayati derecede önemlidir. FETÖ, 15 Temmuz’da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı; o kalleş darbeyi Türkiye’ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken, kendimiz için değil; devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. Siyonizm adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji, sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil; herkese kastediyor. Biz de Siyonizme karşı mücadele verirken, kendimiz için şahsi mücadele vermiyoruz; bunu milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken 'senden, benden' diye ayırmıyordu; Kürt’üyle, Türk’üyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil; ülkemiz, vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
'TÜRKİYE'YE VAKİT KAYBETTİRİLMESİNİ İSTEMİYORUZ'
Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşmasını ülkenin bütün evlatları için Türkiye’nin aydınlık yarınları için istediklerini vurgulayan Erdoğan, "Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye’nin savunma sanayiini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide, her alanda destan yazarken; belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliğini sağlamayı değil, Türkiye’mizi düşünüyor, Türkiye’mizi dert ediniyoruz. Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye geçmişte yıllarını kaybetti, enerjisini kaybetti; fidan gibi delikanlılarını kaybetti. Sağ dediler, sol dediler, Alevi-Sünni, Kürt-Türk dediler yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler, çok büyük acılar çektirdiler. Biz, artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz. Raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye’ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 25 yıl önce, AK Parti’yi kurarken, Türkiye’nin bütün renklerinin parti içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdiklerini, AK Parti’nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine; çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine; kutuplaştırma üzerine değil, birleştirme, bütünleştirme üzerine inşa ettiklerini dile getirdi.
'GAYEMİZ, MENZİLİMİZ BİRDİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz Mevlana gibi 'her ne olursan ol yine gel' dedik. Yunus gibi 'gelin tanış olalım' dedik. Hacı Bektaş gibi 'hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda' dedik. 25 yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye ne ise AK Parti tam olarak işte odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, bunu kimse yanlış yorumlamasın, bir kitabın binlerce sayfası olabilir. Bir kitabın, her bir sayfası farklı renkte olabilir. Bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir tezhibi, hattı, minyatürü, ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır. Kitabı bütünleştiren bir cildi vardır. Her kitabın bir dibacesi, mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidin elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti, işte bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var ama bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, bir müellifi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz. Yolunu ayırana 'uğurlar olsun' dediğimiz gibi yolumuza girene de 'hoş geldin' der, bağrımıza basarız; yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. Daha kurulurken ilkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevemizi net bir şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız, çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz. Biz, bir dava hareketiyiz. Biz, bir misyonun temsilcisiyiz. Biz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Biz zaferle değil, seferle mükellefiz. Zafere ulaşmak için her yönteme başvuran, zafere ulaşmak için her yolu mubah gören, ilke, hudut, kural tanımayan anlayış, bizden uzaktır. Biz ilkelerle hareket eder, sırat-ı müstakim üzere sabitkadem yere basar, zaferi de Allah’ın takdirinden umarız" dedi.
'BU DAVA KADİM BİR DAVADIR'
Erdoğan, AK Parti'nin 25 yıl önce nasıl bir duygu ve heyecan üzerine kurulduysa, bugün de aynı duygu ve heyecan içinde yoluna devam ettiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"25 yıl önce hangi ilkeler ve değerler etrafında kenetlendiysek, bugün de aynı ilkeler ve değerler etrafında birbirimize yoldaşlık ediyoruz. İstikametimiz nettir. Menzilimiz nettir. Allah’a sonsuz hamdolsun ki şımaranlardan olmadık. Başımız dönmedi. Makamlarda eriyip gitmedik. Tekebbüre kapılmadık. İstikametimizi şaşırmadık. Yolumuzdan ayrılmadık. Menzilimizden sapmadık. Milletle gönül bağımızı koparmadık. Hamdolsun, büyüdük, güçlendik, dev olduk, 25 yıllık destan olduk ama davamızı unutmadık, nereden geldiğimizi, neyi temsil ettiğimizi, nereye gittiğimizi aklımızdan bir an olsun çıkarmadık. Kurulduğumuz gün gibi diriyiz, heyecanlıyız, azimliyiz, gayretliyiz. Yolu şaşıranlar, kendi yollarına gittiler. Yorulanlar, soluklanmak için çekildiler. Öyle zamanlar oldu ki; dostlarımızı kendi ellerimizle toprağa verdik, gözyaşlarıyla Rahmet-i Rahman’a uğurladık ama hiç boşluk bırakmadık. Gidenlerin yerine yenileri geldi. Gençler akın akın geldiler, partimize heyecan kattılar, renk kattılar, enerji kattılar. Her zaman söylüyorum; bu dava kadim bir davadır. Bu dava kökü mazide, gözü atide mukaddes bir davadır. Bu dava bizden önce vardı; bizden sonra da var olacak. Bu mesele kişisel bir mesele değildir. Bu mücadele kişisel bir mücadele değildir. Bu mücadele millet mücadelesidir, memleket mücadelesidir. Bu mücadele ümmet mücadelesidir; insanlık mücadelesidir. Rabb’im ömür verdikçe, bu mücadeleyi şanla, şerefle yürüteceğiz. Milletimizin güvenini boşa çıkarmadık, çıkarmayacağız. Milletimizin hayallerini suya düşürmedik, düşürmeyeceğiz. Milletimizin emanetine leke sürdürmedik, asla leke bulaştırmayacağız. İnandığımız yolda eğilmeden, bükülmeden yürümeye devam edeceğiz. Hep birlikte yazdığımız çeyrek asırlık destanda alın teri, emeği, katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma, partimizin en üst kademesinden, en uçtaki birimine kadar her bir dava arkadaşıma teşekkür ediyorum. Partimizin çatısı altında bulunmuş, bu harekete omuz vermiş; fakat bugün aramızda olmayan, Hakk’ın rahmetine kavuşmuş tüm kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyor, kendilerini hasretle, minnetle yad ediyorum. Ahde vefanız ve dayanışmanız için sizlere şükranlarımı sunuyorum."
3 OTURUM
Merkez Karar ve Yönetim Kurul (MKYK) üyeleri, Merkez Disiplin Kurulu üyeleri, Genel Merkez Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu üyeleri, Siyasi Erdem ve Etik Kurulu üyeleri, Kurucular Kurulu üyeleri, milletvekilleri, Kadın ve Gençlik Kolları MKYK üyeleri, genel başkan yardımcıları, bakanlar ve bakan yardımcılarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının ilk gününde Parti Politikaları Oturumu ve Ortak Akıl Oturumu ile TBMM Parti Grubu Çalışmaları ve Değerlendirmeleri Oturumu gerçekleştirilecek. Toplantı yarın da devam edecek. (DHA)
FOTOĞRAFLI