Bakan Tekin: Çocuklar, eğitime hayatına kendi değerlerimizi tanıyarak başlasın istiyoruz
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Çocuklar, eğitim öğretim hayatına başlarken önce kendi ilinde, ilçesinde, mahallesinde ya da köyündeki değerlerimizi tanıyarak başlasınlar istiyoruz” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bir dizi temaslarda bulunmak ve çeşitli açılış törenlerine katılmak için Gaziantep’e geldi. Bakan Tekin, Kamil Ocak Spor Salonu’nda gerçekleşen ‘Şehrim Okulum’ protokolü ve lansmanına katıldı. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde öğrencinin bütüncül gelişimini desteklemek; sanatsal, sportif, kültürel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sağlamak için ücretsiz yaygın eğitim kursları, geziler, etkinlikler, faaliyetler yürütülmesi ve kurs programlarının geliştirilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanması için protokol taslağı hazırlandı. Platforma Gaziantep’in tüm ilçelerinde olacak şekilde 41 kurs merkezi tanımlandı. Kurs merkezlerinde 16 farklı spor branşına, 10 farklı sanat, kültür kursuna ve 5 farklı bilim etkinliğine yer veridi. Platforma 41 kurs merkezinde toplam 118 kurs açıldı. Spor temasında 90, kültür-sanat temasında 19, bilim ve teknoloji temasında ise 9 adet kurs bulunuyor.
'TÜRKİYE'NİN BİNLERCE YILLIK DEVLET GELENEĞİ VAR'
Protokol imza töreninden önce açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye'nin binlerce yıllık bir devlet geleneği olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Bugün, Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra gerçekten beni mutlu eden ve en çok heyecanlandıran işlerimizden bir tanesinin daha burada tanıtımını yapacağız. Tanıtımını yapacağımız şey yıllardır televizyonlarda başka ülkelerin filmleri ve dizilerini seyrederken, okullarla ilgili eğitimleri izlerken, niye biz bu ülkemizde yok, niye biz bunları yapmıyoruz, niye buradan başlamıyoruz dediğimiz bir projeyi daha bugün hayata geçireceğiz. Bugünlerde birileri çıkmış diyor ki; Türkiye modeli mi olurmuş? Türkiye kimmiş kendine model yapacak? Bunu diyen kim biliyor musunuz arkadaşlar? Maalesef bunu diyen kişiler Türkiye'de siyaset yapan kişiler. Açıkça şunu söylüyorlar; bize diyorlar ki x ülkesinin modelini alıp getirip, bize aynen uygulasaydınız. Ben de diyorum ki siz güvenmeyebilirsiniz, siz sevmeyebilirsiniz ama ben Türkiye'deki entelektüellere, Türkiye'deki akademisyenlere, Türkiye'deki öğretmenlere, Türkiye'deki velilere, Türkiye'deki öğrencilere sonuna kadar güveniyorum. Dünyada en iyisini biz yaparız, diyorum. Ve bunu dedikten sonra, bunu hayata geçirdikten sonra, uluslararası ortamlarda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni sunumunu yapmaya başladığımız her yerde, konuştuğumuz, anlattığımız her ülkenin temsilcisi 'ya biz size uzman gönderelim, sizin ülkenizde bizim uzmanlarımıza anlatın, biz de bu modeli almaya çalışalım' diyen ülkeler var. Dolayısıyla, Türk insanına, Türk gencine, Türkiye'deki öğretmene güvendiğimiz zaman, çok güzel sonuçlar elde edeceğimizi burada görmüş olduk. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli şu; biz diyoruz ki Türkiye'nin binlerce yıllık bir devlet geleneği var. Türkiye'nin binlerce yıllık bir toplum, millet geleneği var. Biz diyoruz ki bu gelenek zaten dünyada egemen olduğu dönemde barışı, insan haklarını, adaleti, medeniyeti biz temsil ettik. Bugün yine barışı, adaleti, medeniyeti eğer biz dünyaya getirmek istiyorsak, biz eğer dünyada bu görevleri egemen kılmak istiyorsak adresi başka yerde aramaya gerek yok. Bizim geçmişimizde var.”
‘TÜRKİYE'YE ÖZGÜ BİR MODEL İNŞA ETTİM DİYE ELEŞTİRİYORLAR’
Bakan Tekin, bazı kesimlerin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni eleştirmesine ilişkin “Biz, nisan ayını ulusal egemenlikten dolayı Türkiye genelinde 'Maarifin kalbinde çocuk' mottosuyla milli egemenliğin, demokrasinin ve insan haklarının anlatıldığı, bununla ilgili farkındalığın oluşturulduğu bir ay olsun diye tanımlamaya çalıştık. Bir genelge yayınladık. Biz, genelgede dedik ki 'binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğinden tevarüs ettiğimiz' dedik. Bu bile rahatsız etmiş. 'Ne demek binlerce yıllık' diyor, 'niye binlerce yıllık' diyor. Kardeşim ne diyeyim ben, benim mirasım bu, benim geçmişim bu. 'Dünyanın neresinde olursa olsun binlerce yıllık devlet geleneğim var, toplum geleneğim var' dediğim zaman gurur duyulması gerekir. Ne diyeceğim ben? Benim mirasım bu. Benim ülkemde birileri çıkıyor, 'Niye binlerce yıldan atıfta bulunuyorsun' diyor. Arkadaşlar ben böyle bir tuhaflık görmedim. Biz bugün çıksaydık deseydik ki Güney Amerika'daki bir ülkenin modelini Türkiye'ye getirdik deseydik alkışlayacaklardı ama ben Türkiye'ye özgü bir model inşa ettim diye eleştiriyorlar. Burada bir tuhaflık yok mu? Biz, bizim ülkemizin gelenekleri, bizim toplumumuzun, bizim medeniyetimizin insanlığa kazandırdığı değerler, bunların hepsini bünyesinde barındıran bir model inşa etmeye çalıştık. Bunu yaparken, bugün burada tanıtımını yaptığımız projemin özünde şu var. Biz dedik ki, çocuklarımız eğitim öğretimine başlarken önce içinde yaşadığı topluluğu, içinde yaşadığı evi ve aileyi, onun değerlerini içselleştirsin, okula geldiğinde ilçesini, ilini, ülkeyi ve dünyayı, böyle bir gelenek başlatmak istedik. Ve dedik ki, buradan hareketle okul dışı öğrenme ortamları diye bir proje geliştirdik” diye konuştu.
'YEPYENİ BİR SÜRECİ BAŞLATIYORUZ’
Bakan Tekin, eğitimin toplumun her alanında, toplumsal yaşamın her anında mutlaka dikkat edilmesi gereken bir alan olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
“Çocuklarımıza artık, biraz önce burada iki genç kardeşimiz sunum yaparken anlattılar. Çocuklar, eğitim öğretim hayatına başlarken önce kendi ilinde, ilçesinde, mahallesinde ya da köyündeki değerlerimizi tanıyarak başlasınlar istiyoruz. Ne var orada? Orada bir cami olabilir, orada bir kütüphane olabilir, orada bir ören yeri olabilir. Orada, Kurtuluş Savaşımıza ya da bizi bugün, bu ülkeye, bize vatan kılan şehitlerimize ait bir mekan olabilir. Çocuklarımız önce orayı tanıyarak başlasınlar. Çocuklarımız önce kendi ilini, ilçesini, köyünü tanıyarak başlasınlar. Orada, bu medeniyet birikimine katkıyı verecek şeyleri önce değerlendirelim. Buradan hareketle, Türkiye'nin tamamında yüz binlerce içerik tespit ettik. Bunların hepsini online ortama taşıdık. O yüzden biz valiliklerden ve belediyelerden de bizim bu yolculuğumuza destek olmalarını istemiştik. Bu çağrımıza ilk karşılık veren kişi Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin. Dedik ki bu projeye buradan başlayalım. Biz bütün bir şehri eğitim ve öğretim hayatının merkezine yerleştirmek istiyoruz. Çocuklarımız okuldan çıkıp eve giderken eğitim öğretimi sürecini devam ettirsinler istiyoruz. Eve giderken yolda sivil toplum örgütleriyle, toplumla ilişkiye girdiği zaman eğitim öğretim süreci sekteye uğramasın istiyoruz. O yüzden de 'Şehrim Okulum' mottosuyla çocuklarımızın keşfettiği, katıldığı, bu şekilde de öğrendikleri yepyeni bir süreci başlatıyoruz. Ve bu süreçte bize destek olan ve bizimle beraber bu projenin hayata geçirmesini sağlayan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve bugün aynı zamanda Konya'da da Selçuklu Belediyesi'yle beraber başlatıyoruz. Her iki belediye başkanımıza da huzurlarınıza teşekkür ediyorum. Şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Eğitim toplumun her alanında, toplumsal yaşamımızın her anında mutlaka dikkat etmemiz gereken bir alan. Çocuklarımıza kendi yaşantımızla, kendi değerlerimizle övünerek örnek olmak durumundayız ki mesafe katedebilelim diyorum” dedi.
KREŞ AÇILIŞINA KATILDI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, daha sonra Fatma-Meral-Beyhan Uslu Kreş ve Gündüz Bakım Evi açılış törenine katıldı. Bakan Tekin, “Yaklaşık 3 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürütmeye çalışıyorum ve bu esnada da hiçbir tane resmi bütçeyle yani kamu bütçesiyle yapılan bir okulun açılışını yapmadım. Sadece hayırseverler tarafından yapılan okulların açılışına gittim. Sebebi de şu gittiğim her yerde hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Devletin, milletin üzerinden bu yükün alınmasına katkı verdiğiniz için, devlete millete bu anlamda katkı sağladığınız için, geleceğimize çocuklarımıza bu anlamda verdiğiniz katkıdan dolayı teşekkür etmek için buradayım” ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, okulları denetlemenin görevleri olduğunu belirterek, “Burası 3-6 yaş çocuklarımıza hizmet edecek. Ben Fatma Şahin Başkanımızla bu konuları çok konuşuyoruz. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bu konuda bir tartışmaya girdik. Tartışma esnasında İstanbul Büyükşehir Belediyesine şu eleştiriyi yapmıştım. Anayasamız belli, anayasamızın sonunda devrim kanunları başlığıyla Tevhid-i Tedrisat Kanunu var. Üzerine başta Milli Eğitim Temel kanunu olmak üzere resmi olarak bütün kamu kurumlarının bütün özel kurumların bağlayan uymak zorunda olduğumuz yasal düzenlemeler var. Bu yasal düzenlemelerin hepsi eğitimle ilgili işlerde Milli Eğitim Bakanlığı’na hizmet yapmak, denetlemek, kontrol etmek ve program oluşturmak yetkisini görevini ve sorumluluğunu bize veriyor. Yani biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir çocuğumuz eğer okula erişim sorunu yaşıyorsa o çocuğun sorunu bizim sorunumuzdur. Anayasa bizi sosyal devlet olarak tanımlamış. O çocuk okula gittiğinde, okulda eğitim öğretim programının ne olduğu, içeriğinin ne olduğu, ülkesine milletine bağlılık öğretiliyor mu öğretilmiyor mu, pedagojik anlamda akademik ilkelere uygun bir eğitim veriliyor mu verilmiyor mu, bunu denetlemek bizim görevimiz. Bu eğitimi, bu programı yetkin ehil kişiler veriyor mu vermiyor mu, bunu denetlemek bizim görevimiz” diye konuştu.
‘HERKESİ EĞİTİM ÖĞRETİM SÜRECİNE KATKI VERMEYE DAVET EDİYORUM’
Bakan Tekin, çocukların denetimi yapılmayan yerlerde vakit geçirmelerine müsaade edilmeyeceğini belirterek, şöyle konuştu:
“Zamanın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına bunu söylüyordum. Diyordum ki siz iş adamlarından hayır aldığınızı iddia ediyorsunuz. Aldığınız hayırlarla inşa ettiğiniz okul binaları arasında kreş binaları arasında bir paralellik var mı? Yani kimseyi kandırıyor musunuz kandırmıyor musunuz? bunu bir görelim. Hayrı aldınız. Ne aldınız, ne kadar aldınız, ne yaptınız bunu bir görelim. Gördük. Bunu sistemimize işleyelim. e-Okul diye bir sistemimiz var bizim orada kayıtlı olsun. Vatandaşımız da bilsin desin ki burada bir okul var bu okul Milli Eğitim Bakanlığı’nın kontrolünde. Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygun bulduğu kişiler bu okulda öğretmenlik yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygun bulduğu ders kitapları ve müfredat burada işleniyor. Bunu yapalım dedim. Siz bizi denetleyemezsiniz diyor. Niye denetleyemiyoruz? Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz, anayasamız sizi bağlamıyor mu, kanunlar sizi bağlamıyor mu? Diyor ki erkeksen gel kapat. Kardeşim ben kapatacağım demiyorum. Ben diyorum ki gelin buranın standartlarını belirleyelim. Türkiye’de 75 bin tane okul var. Bu 75 bin okulun nasıl standartları belirliyorsak bu 75 bin okulda nasıl programları denetliyorsak bunu yapalım. Biz devletin bize yüklediği sorumlulukları yerine getirmeye çalışan insanlarız. Dolayısıyla ben gerçek ya da tüzel bütün kişileri, sivil toplum örgütlerini, herkesi eğitim öğretim sürecine katkı vermeye davet ediyorum. Milli Eğitim Bakanı olarak da bu konuda katkı veren herkesin ayağına gidip teşekkür etmeyi de taahhüt ediyorum. Bunu da yapıyoruz ama milletin çoluğunu çocuğunu kandırmak, nereye gittiği belli olmayan, ne program aldığı belli olmayan, vatanseverliğini tespit etmediğimiz, hukuka uygunluğunu tespit etmediğimiz yerlerde çocuklarımızın vakit geçirmelerine de müsaade edemeyiz”
'EĞİTİMDE ULUSLARARASI ORANLARA YETİŞTİK'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi 5'inci Çalıştayı'na' katıldı. Gaziantep Öğretmenevi'ndeki programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, son 25 yılda eğitim-öğretimde yapılan çalışmalarla ilgili verileri paylaştı. Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hayatı geçirilmesinin nedenleri ve ileriye dönük amaçlarıyla ilgili de bilgi verdi. Yusuf Tekin, "2002-2003 eğitim-öğretim döneminde Türkiye'de yaklaşık olarak 330-350 civarında sınıfımız vardı. 350 bin civarında sınıfta ders görüyordu öğrencilerimiz. Bunun yarısının deprem ya da benzeri sebeplerle ekonomik ömrünü tamamladığını düşünürsek o günden elimizde kalan 150 bin civarında derslik olduğunu söyleyebiliriz.
Bugün çok şükür 750 bin sınıfımız var. 150 bin oradan kaldığını düşünürsek yaklaşık 5 kat artmış. Aynı şey insan kaynağı açısından da geçerli. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının çok kalabalık olduğu, öğretmenlerimizin iş yükünün çok yoğun olduğu realitesinden hareketle öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılması gerektiği konuşuldu ve yaklaşık 830 bin öğretmen ataması yapıldı bu aradan geçen süre içerisinde. Oradaki göstergeler itibarıyla da uluslararası oranlara eriştik. Teknolojik altyapı konusunda da şu anda 650 bin dersliğimiz internet erişim altyapısına sahip. Ve internet erişim hizmeti üzerinde dünyanın en büyük eğitim-öğretim içerik portalı dediğimiz EBA'ya bu 650 bin sınıfımızdaki akıllı tahtalar aracılığı erişim mümkün. UNDP raporlarına göre dünyada neredeyse tüm sınıflarında etkileşimli tahta olan tek ülke Türkiye" dedi.
‘ÇOCUKLARIMIZ BİZDEN ÇOK DAHA İYİ TÜRKÇE KONUŞACAKLAR’
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve amacı ile ilgili de bilgi veren Bakan Tekin, "Çocuklarımızın, gençlerimizin bizim binlerce yıllık bu medeniyet inşa eden, dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensinler istedik. Bununla gurur duysunlar istedik. Ve her vasıtayı bu anlamda kullanmayı kendimize ilke ettik. Mesela, çok alakasız gibi gelecek 2023 yılı Haziran ayında bir genelge yayınladık. Dedik ki çocuklarımız okul bahçelerinde geleneksel çocuk oyunlarımızı oynasınlar dedik. Hiç alakasız gibi duruyor değil mi? Yani okul bahçelerimiz cıvıl cıvıl olsun, çocuklarımız hareket etsin, obeziteyle mücadele etsin vesaire dedik. Hemen akabinde de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız, Temel Eğitim Genel Müdürümüz 100 geleneksel çocuk oyunumuzu belirledi. İllerde formatörler oluşturduk. Çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı öğretelim diye. Niye? Gerekçemiz ne olabilir? Kültür aktarımında, medeniyet inşa aktarımında, medeniyet aktarımında çocuklarımız için en önemli paylaşım araçlarının bir tanesi oyunlardır. Kültür aktarımının en temel çıkış noktalarından bir tanesi bu. Çocukların çocukken oynamaya başladıkları oyunlar sizin bu ülkeye olan bağlılığınız, bu ülkenin değerlerine olan bağlılığınız, paylaşım, dayanışma, merhamet bunların hepsi çocuklarınıza oyunlarla verilebilir. Başka ülkelerde bu yapılıyor. Biz başlar başlamaz burada dedik ki çocuklarımız bir sahip oldukları medeniyet birikimiyle gurur duysunlar. Gurur duymak için ne yapmaları lazım? Önce bilmeleri lazım. O zaman programlarımızı revize ederken, yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle yola çıkarken ana parametrimiz bu oldu. Bunu çocuklarımız öğrensin.
Bu minvalde bir sürü şey yaptık. İlk yaptığımız şeylerin bir tanesi 2023 yaz aylarında çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştirmek açısından ortaokulda da Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili ve Edebiyatı dersleriyle ilgili olarak kararlar aldık. Geçme metodunu değiştirdik. Ölçme değerlendirme metodunu değiştirdik. Çocuklarımıza artık gramer ezberletmeyin. Onun yerine Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretimlerimizin iş yükünü biraz arttırdık ama dört beceri üzerinden çocuklarımızın ana dil becerilerini ölçtüğümüz yeni bir yaklaşımı uygulamaya başladık. Ben şunu iddia ediyorum. Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacaklar. Çocuklarımız bizden daha çok daha iyi şeklinde kendilerini ifade etmeye başlayacaklar. Bakın çok trajik bir örnek olsun diye söylüyorum yine. Ana dil becerisi o kadar önemli ki çocuklarımızın yabancı dil becerileri belirliyor. Ben hep şu örneği veriyorum; kendi ana dilinde gündelik hayatta 100 kelimeyle konuşan bir çocuk, 500 kelime ile nasıl yabancı dil konuşacak? Komik değil mi? Trajikomik. O zaman çocuklarımızın yabancı becerileri dahil matematik okur yazarlığından diğer akademik derslere kadar her anlamda başarıları artırabilmemizin yegane koşulu ana dil becerilerini istediğimiz düzeye çekebilmek" diye konuştu.

















