‘Şiddet psikolojisi, erken müdahale ve mahalle çalışmaları müfredatta yer almalı’
Çocuklar ve ergenlerin güvenliği konusunda kaygıya yol açan akranlar arası sokak şiddeti ve çeteleşme vakalarının pedagojik boyutunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Sevil Momeni Shabani, “Okullarda; çocuk ve ergen şiddeti psikolojisi, risk tarama ve erken müdahale, onarıcı adalet, aile ile profesyonel iletişim ve mahalle temelli çalışmalar müfredatın temel bileşenleri arasında yer almalıdır” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve World Health Organization (WHO) tarafından yayımlanan küresel raporlarda sorunun açık biçimde ortaya konduğunu ifade eden İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Sevil Shabani Momeni, buna göre dünya genelinde her üç öğrenciden birinin okul ortamında zorbalık ya da şiddetin farklı biçimlerine maruz kaldığını belirtti.
Akran zorbalığının yalnızca çocukların psikolojik iyi oluşunu değil; akademik başarıyı, okula bağlılığı ve uzun vadeli yaşam sonuçlarını da kalıcı biçimde olumsuz etkilediğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Momeni, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gençlik şiddetini bir kamu sağlığı sorunu olarak tanımladığını örnek göstererek şunları söyledi:
“Fiziksel kavga, akran zorbalığı, çete ilişkili şiddet ve silah kullanımının bireysel eğilimlerin ötesinde ailevi, okul temelli ve toplumsal risk faktörleriyle yakından ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. Veriler, şiddete maruz kalan ya da şiddet davranışı gösteren çocukların okuldan kopma, ruh sağlığı sorunları yaşama ve ilerleyen yıllarda suça sürüklenme riskinin belirgin biçimde arttığını göstermektedir.”
'ERKEN UYARI İŞARETLERİ GÖZDEN KAÇIRILMAMALI'
Şiddetin, çoğu zaman ani değil öngörülebilir bir süreç olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Momeni, gözden kaçırılmaması gereken erken uyarı işaretlerini şöyle sıraladı:
“Okullarda ani arkadaş grubu değişimleri, öğrencinin yalnızca tek bir gruba bağımlı hâle gelmesi, grup hâlinde zorbalık ve gözdağı davranışları, itibar ya da intikam söylemleri, devamsızlık artışı ve okulda kendimi güvende hissetmiyorum ifadeleri erken uyarı işaretleri arasında yer almaktadır.”
Sosyal medya üzerinden başlayan çatışmaların okul ve sokak ortamına taşınabileceğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Momeni bu durumu günümüzde akran şiddetinin en riskli boyutlarından biri olarak öne çıktığını ifade etti.
Bütüncül Okul Yaklaşımı ve Şiddetin Önlenmesine Yönelik Çerçeve modellerine göre riskin, davranışsal, sosyal ve akademik göstergelerin birlikte görülmesiyle arttığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Momeni ailelerin ve eğitimcilerin gözlemlemesi gereken uyarı işaretleri hakkında, “Ani öfke patlamaları, tehditkâr dil, kurallara meydan okuma ve şiddeti yücelten semboller davranışsal göstergeler arasında yer alırken, biz ve onlar dili, kapalı gruplaşmalar ve okul dışı riskli alanlarda yoğunlaşma sosyal göstergeleri oluşturmaktadır. Devamsızlık artışı, ani not düşüşleri ve öğretmenlerle çatışmalar ise akademik alandaki uyarı sinyalleridir” dedi.
‘OKULLARDA MÜDAHALE DÜZEYİ KADEMELİ OLMALI’
Bu göstergeler doğrultusunda okullarda müdahale düzeyinin kademeli olarak ele alınması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Momeni, müdahale yöntemlerine ilişkin "Tek bir belirti görüldüğünde izleme yeterli olabilirken, davranışsal ve sosyal alanlarda iki ya da daha fazla risk göstergesinin birlikte ortaya çıkması erken müdahaleyi gerektirmektedir. Şiddet tehdidi ya da suça sürüklenme riski oluştuğunda ise çok disiplinli bir yaklaşım kaçınılmazdır. Bu kapsamda rehberlik servisi, sınıf rehber öğretmeni ve okul idaresinden oluşan Risk Tarama Ekiplerinin düzenli değerlendirmeler yapması, öğrencilerin güvenle başvurabileceği anonim bildirim mekanizmalarının oluşturulması, öfke yönetimi ve akran arabuluculuğu gibi koruyucu grup çalışmalarının yürütülmesi ve okulun mahalle düzeyinde gençlik merkezleriyle iş birliği içinde çalışması önem taşımaktadır. Özellikle şiddeti normalleştiren dilin kullanımı, belirgin gruplaşma eğilimleri ve artan devamsızlığın birlikte görülmesi, gecikmeden müdahale edilmesi gereken kritik bir eşik olarak değerlendirilmektedir” diye konuştu.
‘CEZA DEĞİL, ÖNLEYİCİ VE ONARICI YAKLAŞIM’
Okulların, şiddete karşı koruyucu ve önleyici tedbirler noktasında UNICEF, UNESCO ve WHO tarafından geliştirilen ve kısa adı INSPIRE (çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kanıta dayalı, çok sektörlü stratejiler bütünü) olan çerçevenin önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Momeni, çocuklara yönelik şiddetin yalnızca disiplin ya da hukuki yaptırımlarla çözülemeyeceğini ifade etti.
Dr. Öğr. Üyesi Momeni etkili önleme stratejileri noktasında izlenmesi gereken adımları şöyle açıkladı:
“Güvenli okul ikliminin oluşturulması, ebeveynlerin desteklenmesi, yaşam becerileri eğitimi ve erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi, etkili önleme stratejileri arasında yer almaktadır. Uzmanlar, okuldan uzaklaştırma ve damgalayıcı disiplin uygulamalarının bazı çocukları daha riskli sosyal gruplara itebildiğine dikkat çekmekte, temel amacın çocuğu sistemin dışına itmek değil, sistem içinde korumak ve desteklemek olması gerektiğini vurgulamaktadır.”
‘AİLELER SORUMLULUKTA YALNIZ BIRAKILMAMALI’
Ailelerin de sürecin önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Momeni, ebeveyn tutumları hakkındaki araştırmaların çıktılarını şöyle özetledi: “Araştırmalar otoriter ya da ihmalkâr ebeveyn tutumlarının akran şiddeti riskini artırdığını; tutarlı, sınır koyan ancak ilişki odaklı tutumların ise koruyucu olduğunu göstermekte. Ailelerin çocuklardaki ani davranış değişimlerini, riskli akran ilişkilerini ve çevrim içi tehditleri erken fark edebilmesi için bilgi ve beceriyle desteklenmesi gerekmektedir. Ancak bu sorumluluk yalnızca ailelere yüklenemez, eğitim sistemi, rehberlik servisleri ve sosyal hizmetlerin eşgüdüm içinde çalışması zorunludur.”
‘ÖĞRETMENLER VE EĞİTİM FAKÜLTELERİ İÇİN KRİTİK ROL’
Erken uyarı işaretlerinin farkına varılması ve doğru yönlendirilmesinde öğretmenlerin ve eğitim fakültelerinin kilit aktörler olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sevil Shabani Momeni eğitimcilerin süreçteki rolü hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Öğretmenin rolü sorunu tek başına çözmek değil, güvenliği öncelemek, rehberlik servisine yönlendirmek ve etik sınırlar içinde hareket etmektir. Bu nedenle öğretmen yetiştirme programlarının okul şiddeti, zorbalık, dijital ortamda akran şiddeti ve kurumlar arası yönlendirme süreçlerini kapsayacak biçimde güçlendirilmesi gerekmektedir. Çocuk ve ergen şiddeti psikolojisi, risk tarama ve erken müdahale, onarıcı adalet, aile ile profesyonel iletişim ve mahalle temelli çalışmalar müfredatın temel bileşenleri arasında yer almalıdır.”





