Asırlık aile mesleği keçeciliği 3'üncü kuşak olarak sürdürüyor
Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yaşayan 'Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' ünvanına sahip keçe ustası Umut Arabul (49), yaklaşık 100 yıllık aile mesleğini, 3'üncü kuşak temsilcisi olarak sürdürüyor. Eserlerinin tamamını geleneksel tepme keçe yöntemiyle ürettiğini belirten Arabul, "Dedem ve babamdan sonra bu zanaata ben de gönül verdiğim için gurur duyuyorum" dedi.

Keçecilik, Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan ve unutulmaya yüz tutmuş sanat dallarının başında geliyor. Türk el sanatlarında da büyük bir öneme sahip keçe aynı zamanda günümüz modasında da kullanılıyor. ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ ünvanına sahip keçe ustası Umut Arabul da ilkokul yıllarında dedesinin yanında öğrenmeye başlayıp, babasından devraldığı bu zanaatı, 3'üncü kuşak olarak sürdürmenin mutluluğunu yaşıyor. Eserlerinin tamamını geleneksel tepme keçe yöntemiyle üreten Arabul, kuzu yününü keçeye dönüştürmek için Kuşadası'ndaki atölyesinde her gün yoğun bir mesai harcıyor.
'AMACIM SONRAKİ KUŞAKLARA AKTARMAK'
Keçe yapımının inceliklerini 7 yaşında dedesinin yanında öğrenmeye başladığını belirten Umut Arabul, "Dedem mesleğe 1930'da başlamış. Dedemin yünü ayıklamasını, temizlemesini, yıkamasını, boyamasını ve keçeye motif atmasını izleyerek mesleğe adım attım. İlk dedemle çalıştım. Daha sonra babamdan bu zanaatın inceliklerini öğrenmeye devam ettim. Dedem ve babamdan sonra bu zanaata ben de gönül verdiğim için gurur duyuyorum. Eserlerimin tamamını geleneksel tepme keçe yöntemiyle üretiyorum. Amacım keçeciliği sonraki kuşaklara aktarmak. Keçe çok sabır isteyen bir zanaat. Özellikle yerde tepme işlemini uygularken sabırlı olmanız gerekiyor. Bu nedenle biz çırak yetiştirirken ilk önce sabırlı olup olmadıklarına bakıyoruz. Genç neslin bu zanaata pek ilgi gösterdiğini söylememiz mümkün değil. Yine de şu an yetiştirdiğim çıraklarım var" dedi.

'HER YÜNDEN KEÇE İMAL EDİLMİYOR'
Günümüzde keçenin başta ev dekorasyonu olmak üzere birçok farklı alanda kullanıldığını ifade eden Arabul, "Keçe, milattan önce 3'üncü yüzyılda doğmuş bir Türk sanatı, Türk geleneği. Mevlevilerin de birçok eşyası zamanında keçeden üretilmiş. Teknoloji olabildiğince az kullanılıyor. Yünü keçeye dönüştürürken zeytinyağı sabunu ve su kullanıyorsunuz. Her yünden de keçe imal edilmiyor. Ülkemizde Konya'da yetişen koyunlar ve Ankara'da yetişen Angora cinsi tavşan ile develerin yünü keçe yapımına çok uygun. Keçeden şapka, terlik, patik ve ceket, yelek de üretiliyor. Yer sergisi, halı ve kilim de yapılıyor. Bizim ürettiklerimiz genelde duvarda ve yerde süs eşyası olarak kullanılıyor" diye konuştu.







