'Bodrum'da 2004 yılından beri bin ila 2 bin hektarlık bir alanda deniz çayırı kaybı var'
Ekomiras Derneği, Akdeniz’in en kritik ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının (posidonia oceanica) korunmasına yönelik yürüttüğü bilimsel çalışmalar kapsamında, Bodrum Yarımadası kıyılarında bugüne kadar yapılan en kapsamlı analizlerden birini tamamladı. Çalışmanın sonuçlarını paylaşan Ekomiras Derneği Kurucusu, Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum'da 2004 yılından bu yana bin ila 2 bin hektarlık bir alanda deniz çayırı kaybı olduğuna dikkat çekip, "Balığı, insan yaşamını korumak için önce deniz çayırlarını korumanız gerekiyor" dedi.

Ekomiras Derneği, Bodrum kıyılarında deniz ekosisteminin akciğerleri olarak kabul edilen deniz çayırlarına yönelik yürüttüğü bilimsel çalışmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. 'Project Posidonia' kapsamında dron görüntüleri, su altı gözlemleri ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak yapılan haritalandırma çalışmaları, kıyı ekosistemindeki kırılgan dengeyi gözler önüne serdi. Ekomiras Derneği Kurucusu ve Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp yaptığı çalışmalara ilişkin açıklama yaptı.

‘İNSANIN YAŞAMINI İÇİN DENİZ ÇAYIRLARINI KORUMANIZ GEREKİYOR’
Deniz çayırlarının korunması gerektiğini vurgulayan Dr. Mert Gökalp, "Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da, ilk 10-15 metre içerisinde halen daha 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık 6 bin 500 hektar kadar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan bize oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor, dalganın enerjisinin az gitmesini sağlıyor, kumun çekilmemesini sağlıyor, balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Deniz çayırlarının karbon eminiminde, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var. Bu elimizden alındığı zaman ekonomik ve ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Bu deniz çayırları o atıkları, bakterileri, virüsleri de temizliyor normalde. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırları olmazsa, kirlilikten dolayı partikül sayısı artıyor. Balığı, insan yaşamını korumak için önce deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da koruma alanlarıyla, tesis önlerindeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız" dedi.

‘DENİZ ÇAYIRI KAYBI VAR'
Son 22 yıldan bu yana yaklaşık 2 bin hektarlık alanda deniz çayırı kaybı olduğuna dikkati çeken Dr. Gökalp, "2004 senesinde uydu veri görüntüleri ilk defa bize verildiği, zamanlardan itibaren baktığımız zaman yaklaşık olarak bin ila 2 bin hektarlık bir alanda kayıp olduğunu görebiliyoruz. Çünkü dron ile sökülen alanlar havadan baktığımız zaman görülüyor. Şimdi yeni projelere ulaşmamız lazım. Eğitim seferberliğini bir üst noktaya taşımamız lazım. Deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler yetiştirmemiz, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak 'topluca korumak' gerekiyor. Bunun için de biz Muğla ve Bodrum içerisinde 'Yeşil Deniz Koruyucuları- Green Rangers' diye bir proje başlatıyoruz. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Her şeye pozitif bakmalıyız. Green Rangers ile beraber, bu kayıp alanlarda posidonia restorasyonu yapacağız. Oralardaki posidoniaları korumayla beraber biraz daha geliştirmeye başlayacağız. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağları, plastikleri toplayacağız. Bodrum Belediyesi, Muğla Belediyesi toplamaya çalışıyor ama ellerinden geldiği kadar toplayabiliyorlar. Bu büyük bir organizasyon işi. Bizim vatandaş olarak gidip hep beraber sezon içerisinde farklı günlerde Gökova’nın koylarını temizlememiz lazım" diye konuştu.

Dr. Gökalp konuşmasının devamında, "Bitez’de, sahilin kumluk olan ilk bölümünde tamamen deniz çayırları sökülmüş vaziyette. Aynı şekilde Gümbet ve Torba’da da. Büyük tesislerin kurulduğu noktalarda, özellikle Güvercinlik oteller bölgesinde ciddi temizlik yapılmış. Yalıkavak’ta, Gündoğan tarafları, Türkbükü tarafları feci vaziyette. Ufak ufak müsilaj belirtileri var. Haziran, temmuz, ağustos, eylül oluyor denizin kimyası değişiyor, rengi değişiyor. Sonra ekimden itibaren deniz, bu yerlerde kendini tamir etmeye çalışıyor. Bodrum merkezde durum aynı çünkü kaçaklar var. Tamir etmeye çalışıyor; yeni sezonda mayısla beraber yeniden baskı giriyor. Atıklarını arıtacaksın, kıyıların vahşi alanlarını canın pahasına vatanı savunur gibi koruyacaksın ve deniz çayırlarını koruyacaksın, izin vermeyeceksin."







