Emine, babasından öğrendiği kuyumculuk mesleğiyle asırlık kişniş takısını geleceğe taşıyor
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü’nde usta öğretici olarak görev yapan Emine Akınsoy, ailesinin kuyumculuk geleneğini sürdürüyor. Babası ve amcasının atölyesinde çocuk yaşlarda mesleği öğrenen Akınsoy, Diyarbakır’ın geleneksel kişniş takısını da aslına uygun yöntemlerle üretip gelecek nesillere aktarılması için çalışıyor.

Diyarbakır’ın geleneksel kişniş takısı, Olgunlaşma Enstitüsü Kuyumculuk Teknolojisi Atölyesi’nde aslına uygun üretim teknikleriyle üretilmeye devam ediyor. Geçmişte evlilik çağına gelen ve gelinlik giyen kızlara mutlaka takılan kişniş, bugün bakır, tunç ve gümüş kullanılarak tamamen el işçiliğiyle hazırlanıyor. Döküm yönteminin kullanılmadığı üretimde, yüzlerce küçük parça tek tek işlenip kaynaklanarak bir araya getiriliyor. Yapımı büyük sabır ve ustalık gerektiren kişniş takısı, yalnızca bir takı olmanın ötesinde Diyarbakır’ın aile yapısını, bolluk ve bereket anlayışını yansıtan kültürel bir miras olarak öne çıkıyor. Takının her bir parçası farklı bir anlam taşırken, 4 halkadan oluşan hane çocukları, yıldız motifi anneyi, pul motifi ise takının arka bölümünü tamamlayan unsuru simgeliyor. Kişniş topları ise bolluk ve bereketi temsil ediyor.

‘GÜCÜMÜZ YETTİĞİNCE GELECEK NESİLLERE AKTARMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü’nde usta öğretici olarak görev yapan Emine Akınsoy, kuyumculuk mesleğini çocuk yaşlarda babası Ahmet Salih Akınsoy ve amcası Ramazan Akınsoy’un atölyelerinde öğrenerek aile geleneğini sürdürdü. Yaklaşık 2-3 yıldır Enstitü’de görev yapan Akınsoy, geleneksel kişniş takısının üretiminde de çalışıyor. Tamamen el işçiliğiyle hazırlanan kişniş, parçaların tek tek işlenip kaynaklanmasıyla ortaya çıkıyor. Enstitüde geleneksel takının genç kuşaklara aktarılması için farklı tasarım çalışmaları da yürütülüyor. Kişnişin yalnızca bir takı olmadığını, Diyarbakır’ın geçmişinden günümüze taşıdığı önemli bir kültürel miras olduğunu belirten Emine Akınsoy, şunları söyledi:
“Kişniş zaten bizim kültürel mirasımızı yansıtan, bizim de gün yüzüne çıkarmak istediğimiz bir 720 parçadan oluşan bir üründür. Yaptığımız ürünlerde hane, pul ve yıldız şeklinde parçalardan oluşmaktadır. Eskiden geleneksel olarak zengin aileler kızlarını evlendirirken çeyiz sandığının içine muhakkak kızları için, muhakkak bir takısını bırakır öyle evlendirirlermiş. Bizim de burada amacımız yaptığımız ürünlerle, çeşitlerle, modellerle aslında farklı bir tasarım da yaratmaya çalışıyoruz. Kişnişi sadece kendi başına kullanmak yerine, taşlarla birleştirerek farklı modeller de çalışmak istiyorum. Özellikle gençlerimizin, bizden sonraki Z kuşağının bu ürünleri ve geleneği yeterince bilmeyebiliyor. Benim amacım, babamdan ve amcamdan devraldığım bu mesleği sürdürmek, zamanla kaybolmaya yüz tutmuş bu geleneği yeniden gün yüzüne çıkarmak, insanların bu ürünleri daha fazla benimsemesini unutmamasını ve yaşatmak. Yani tek gayem, amacım budur. Satış noktalarımız var. Burada elde ettiğimiz ürünleri satış noktalarımız veriyoruz. Şu anda babamdan ve amcamdan almış olduğum bu mesleği sürdürüyor olmak beni çok mutlu ediyor. Gurur verici. Benim hedefim bizden sonraki nesillere bu meslek öğretilsin diye canlı tutmak. Kültürel mirasımızı sürekli sürekli yaşatmaktır. Kadın girişimcilere örnek olmak, onları bu mesleğe teşvik etmek ve cesaretlendirmek istiyoruz. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü de kadın girişimcileri bu anlamda destekliyor. Biz de atölyede çalışan kadınlar olarak, Genel Müdürlüğün sağladığı desteklerden faydalanarak bu mesleğimizi sürdürüyoruz. Bu desteklerden dolayı memnunuz. Gücümüz yettiğince bu işi yapmaya, geliştirmeye ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz” dedi.

‘BABADAN KALMA MESLEĞİ KARDEŞİME, KIZIMA DA AKTARDIM’
Emine Akınsoy’un babası Ahmet Salih Akınsoy ile amcası Ramazan Akınsoy da halen enstitüde mesleği öğretmeye devam ediyor. Ahmet Salih Akınsoy, “8 yıldır çalışıyordum. Daha önce çalıştığım yerler de vardı. 2010 yılından sonra enstitüye istek üzerine geldim. Burada emekli oldum. 10-13 sanatkar olarak yetiştirdiğimiz elemanlar var. Ailece bu meslek dededen babadan kalma olduğu için kardeşime, kızıma da aktardık. Beraber çalıştık, öğrettik. 1990'dan sonra yavaş yavaş meslek branşlara ayrıldı. Yani kimisi sadece hasır üzerine veya kimisi kişniş üzerine devam etti. Biz eskiden genelde sadece elle çalışırdık. Makine kullanmazdık. Tabii şimdi her şey sanayileşti. Ama el işi yapan zaten hiç kimse kalmadı. Genel olarak burada elimizden geldiğince öğretmeye çalıştık” diye konuştu.

‘BURADAKİ İŞLER EKİP İŞİ, BİR TEK KİŞİYE MAL OLMAZ’
Emine Akınsoy’un amcası Ramazan Akınsoy ise ailelerinin kuyumculuk geçmişinin 1926 yılına dayandığını belirterek, şöyle konuştu:
“Geçmişimiz 1926 yılına dayanıyor. Yani bir 100 yıl, bir asrı doldurdu. Diyarbakır'daki ilk kuyumcu çarşısı 52 dükkandı. Akraba olarak çarşıda 12 dükkanımız vardı. Son dönemde buraya, kahveye gitmek yerine kendime ve çevreme faydalı olmak amacıyla geldim. Burada Diyarbakır’a özgü geleneksel el sanatları yaşatılıyor. Habbeli kolye, kişniş ve hasır gibi geleneksel ürünlerin yapımını gerçekleştiriyoruz.

Burada herkes farklı alanlarda çalışabiliyor ve birbirinden farklı el sanatlarını öğrenebiliyor. Atölyemizde yaklaşık 9-10 usta öğretici olarak görev yapıyoruz. Geçen yıl ben, ağabeyim Salih Akınsoy ve yeğenim burada çalışıyorduk. Ağabeyim yaştan dolayı emekli oldu. Şu an ben ve yeğenim burada kaldık. Benim de emekli olmama 7-8 yıl kadı. Benden sonra da yeğenim devam ettirecek. Artık onun da çocukları olsa kısmetse onlar devam ettirir. Bizim yaptığımız kişniş ekip işidir. Yani tek kişinin yapacağı bir iş değil. Birisi haneyi dişler, diğeri top yapar. Diğeri birleştirir. Yani buradaki işler ekip işidir. Bir tek kişiye mal olmaz.”














