Geri Dön
Gündem"Depremde yıkılmayacak binalar için yetkin mühendislik"

"Depremde yıkılmayacak binalar için yetkin mühendislik"

Yeditepe Üniversitesi, ‘Fayların kırılmasını engellemeyeyiz, ama binaların yıkılmasını önleyebiliriz’ sloganıyla ‘İnşaat Mühendisliği Açısından Depremin Öncesi ve Sonrası Sempozyumu’ düzenledi.

"Depremde yıkılmayacak binalar için yetkin mühendislik"

İnşaat Mühendisliği alanında çalışan akademisyenler ve mühendisleri bir araya getiren ‘İnşaat Mühendisliği Açısından Depremin Öncesi ve Sonrası Sempozyumu’ Yeditepe Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlendi. Pandemi nedeniyle sempozyum çevrimiçi olarak gerçekleşti. ‘Fayların kırılmasını engellemeyeyiz, ama binaların yıkılmasını önleyebiliriz’ sloganıyla düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yardımcı yaptı. Açılış konuşmasının ardından inşaat mühendisliği alanında çalışan akademisyenler ve mühendisler sunumlarını gerçekleştirdi. Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu, depremde yıkılmayacak binalar için yetkin mühendisliğin önemine dikkat çekti.

“MÜHENDİSLİK HİZMETLERİNİN TEMEL UNSURU İNSAN KAYNAĞIDIR”

Depreme dayanıklı yapı sürecinde mühendislik hizmetlerinin önemli olduğunu söyleyen Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu, “Mühendislik hizmetleri tümü ile insan emeği ve bilgisiyle yürütülen bir hizmettir. Diğer bir ifade biçimiyle mühendislik hizmetlerinin temel unsuru insan kaynağıdır. Dolasıyla mühendislik hizmetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi, bu alanda bilgili ve deneyimli insanların mevcudiyetine ve yapı sürecinde etkin şekilde yer alabilmesine bağlıdır. Bu süreçte depreme dayanıklı yapı süreci kapsamında mühendislik hizmetlerinde yer alan birinci meslek grubu ‘İnşaat Mühendisliği’dir” dedi.

Nitelikli eğitim için sürenin kısa olduğunu belirten Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Üniversitelerde inşaat mühendisliği öğrencileri dört yıllık lisans eğitimi kapsamında standart temel derslerin dışında bu alt dallarla ilgili bilgilerin birçoğunu iki, iki buçuk yıl gibi kısa bir süre içinde öğrenmek zorunda olduklarından hiçbir konuda derinlemesine yeterli bilgi sahibi olmamaktadır.”

“YENİ MEZUN HEKİME AÇIK KALP AMELİYATI YAPTIRMAK GİBİ”

Türkiye’de yetkin mühendis teriminin 1997’den bu yana aynı amaçla kullanıldığını belirten Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu, “İşin içinde olmayanlar inanmayabilirler. Bugün herhangi bir üniversiteden mezun olmuş bir inşaat mühendisinin hiçbir deneyimi ve birikimi olmaksızın, bu ülkede deprem etkisinin çok yüksek olduğu bir yerde resmen yapısal proje ve denetim hizmetini yapmasında hiçbir yasal engel yoktur. İnsan hayatını bu denli ilgilendiren bir işleve bu denli sorumsuzca izin verilmesinin, yeni mezun pratisyen hekime açık kalp ameliyatı yapamaya izin verilmesinden bir farkı yoktur. Türkiye’de yetkin mühendis terimi 1997’den bu aynı amaçla kullanılmaktadır ve kamuoyunda kabul görmüştür. Sistemin batı ülkelerindeki uygulamasında yetkin mühendisler, ilgili yükseköğretim kurumlarından mezun olduktan en az üç ila beş yıllık bir çıraklık dönemini takiben ciddi bir sınavdan geçerek bu unvanı alır. Bunlar ayrıca meslek yaşamları boyunca sürekli olarak meslek içi eğitim almak ve gereğinde tekrar sınava girmek zorundadır” diye konuştu.

“ENTEGRE TASARIM BAKIŞ AÇISINA İHTİYACIMIZ VAR”

Sempozyumda “Binaların Deprem Güvenliği için Tasarım ve Uygulama Aşamalarının Doğru Planlaması” ile ilgili konuşan Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, “Entegre tasarım bakış açısına ihtiyacımız olduğunu görülüyor. Çünkü bu sistemler içerisinde her bir paydaşın kendine göre kriterleri var. Ancak bu kriterler birbirleriyle uyumlu değil. Dolasıyla kullanıcı, tasarım ve müteahhit paydaşlarının projenin fizibilite aşamasından itibaren işin içinde olması ile daha sağlıklı yapıların üretilebileceği düşüncesindeyim” dedi.

“ARTAN ŞEHİRLEŞME RİSKLERİ DE ARTTIRIYOR”

Depremle ilgili önlemlerin alınması ve risklerin azaltılması konusunda kısmen hazır olduğumuzu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Özgür Köylüoğlu, “Yaşam döngüsü maliyeti yaklaşımını öneriyorum. Çünkü bir türlü uygulamalar istenilen hızda hayata geçirilemiyor. Bina sahipleri bu maliyetleri ödeme konusunda isteksiz oluyor. Depremde oluşabilecek hasar seviyesini tespit etmeye kalksak inşaat maliyetinin çok ötesinde olacağını söyleyebilirim. Yani binalarımızı güçlendirerek ciddi kazançlar sağlayabiliriz. Son zamanlarda yapılan çalışmalar deprem hasarlarının onarımı sırasında ortaya çıkacak karbon emisyonlarını hesapladığımızda bina başına 20 ton gibi bir değer çıkıyor. İstanbul depreminde 200 bin binanın orta hasarlı olacağını düşünürsek bu da 1 milyar ton karbon emisyonları olacağını gösteriyor. Artan şehirleşmeyle risklerimiz gün geçtikçe artıyor. Kaliteli proje hizmeti almayan yapılarımız hala var. Yeni yapılarda da bu tür sorunların devam ettiğini biliyoruz. Bence en büyük problem sorunların izlenememesi ve çözümlerin temin edilebileceği bir sistemin olmaması. Dava aşamasında hasarın kimden kaynaklandığını bulmak çok zor oluyor. Yine bu süreçte mesleki, etik ve sorumluluk bilinci çok önemlidir” diye konuştu.

“YETKİNLEŞME İHTİYAÇTIR”

İnşaat mühendisliğinin tasarım ve uygulama alanlarında İnşaat Mühendisleri Odası’nın faaliyet ve sorumluluklarından bahseden İnşaat Mühendisleri Odası 2'nci Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Danışma Kurulu üyesi Gülsun Parlar, “Yetkin mühendis, meslek bilgisi, yeteneği, mesleki tecrübesi, kişiliği ve etik anlayışı ile belli bir olgunluk düzeyine eriştiğini, girdiği sınavlarda gösterdiği başarıyla da kanıtlamış mühendistir” dedi.

“PERFORMANSA GÖRE TASARIM”

Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eren Vuran da, yapısal tasarımın önemini vurguladığı konuşmasında, son tüketici olarak konut satın almak isteyenlerin binanın yapısal tasarım projesini de sorgulaması gerektiğine dikkat çekti. Sağlam bina kavramını 'Performansa Göre Tasarım' yaklaşımıyla tarifleyen Dr. Vuran, yapısal tasarımın bütün öğeleriyle bir bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, sadece zemin sınıfının veya beton kalitesinin binanın deprem etkisi altındaki davranışında tek başına belirleyici olmayacağını söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Eren Vuran, mevcut binaların deprem etkisi altındaki performansının 'Performansa Göre Değerlendirme' yaklaşımıyla belirlenebileceğini anlattı. Dr. Vuran, bu çalışmaların anlamlı olması için doğru mühendislik hizmetiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.